Numan AYDINOĞLU

@ktör


Bilgi güçtür

HALA izlerini taşıdığımız, yaşanmış çok ciddi ekonomik krizler şirketlerin yatırımlarını olumsuz yönde etkiledi. Aslında sadece yapılacak yeni yatırımları değil, varolan maliyetlerin ve verimliliğin de yeniden gözden geçirilmesine sebep oldu. Yapılan çalışmalar, firmaların kendi bünyelerinde oluşturdukları ancak firmaların direkt ilgi alanları olmayan bölümler üzerinde yoğunlaştı. Konu daha da derinliğine incelendiğinde, bu bölümleri hizmet bölümleri olduğu ve bilançolarda ciddi maliyet göründüğü ortaya çıkınca bu tür birimler yakın incelemeye alındı. İncelemelerdeki ana tema;

Bu birimlerin firmaya maliyetleri nasıl düşürülür?

Maliyet düşürülürken verimlilik düşerse ne tedbir alınmalı veya verimliliği düşürmemek için neler yapılmalı?

Yapılacak maliyet düşürücü çalışmalarda personelin motivasyonunun olumsuz etkilenmesinin nasıl önüne geçilebilir.

Tüm bu birimlerin maliyet/verimlilik analizleri yapıldığında yaşanan idari sorunların firmaya getirdiği yönetimsel sorumluklar nasıl azaltılabilir yada ortadan kaldırılabilir?

Tüm bu değerlendirmeler firma bünyelerinde yapılırken, bunun tam karşıtı düşünceler de birçok hizmet veren kuruluşlarca da değerlendirildi ve firmaların kendi bünyelerinde ürettikleri hizmet birimlerinin kendileri tarafından yapılması konusunda firmalara ne tür faydalar sağlanabileceği değerlendirildi.

Tüm bu çalışmalar sonuncunda; son yıllarda adını en fazla duymaya başladığımız, "Outsourcing" ya da "Dış kaynak Kullanımı " kavramı devreye girdi. Bir zamanlar Türkçe’mize "fason" olarak giren ve imalat sektörünün çok kullandığı bu iş alanı daha sonra, yemek hizmetleri, güvenlik hizmetleri olarak karşımıza çıktı. Ağırlıklı olarak maliyeti etkileyen bu hizmetler daha sonra kendini farklı alanlarda da kendini göstermeye başladı. Küreselleşen iş dünyası rekabete ayak uydurmak için evrensel tecrübelere ihtiyaç duymaya başladı. İnsan kaynakları, lojistik hizmetler gibi tecrübe ve süreç yönetimleri için de dış kaynak kullanmaya başladı. Konu burada da kapanmadı. Firmalar, dış kaynak kullanımından dolayı düşen maliyet ve olumlu etkilenen verimlilik nedeni ile ciddi bir yeniden yapılanma yolunda çalışmalara başladı. Firmalar bünyesinde, yeni pozisyonlar oluşmaya başladı. Bu da olumsuz yönde etkileneceği düşünülen personelin, kariyer açısından yeni fırsatlar yakalamalarına sebep oldu.

Böylece her geçen gün dış kaynak kullanımı konusunda ciddi bir pazar oluşmaya başladı.

EKT sektörü de, bu gelişmelere ayak uyduran bir sektör olarak pazarda yerini almaya başladı. Bu konuda ciddi oluşumlar başladı ve en önemlisi başta bankalar olmak üzere bir çok firma gücün, kaynağı elinde tutmak değil, bilgiyi ve olumlu neticeyi temin etmek olduğunu anlamaya başladı.

Bilgi güçtür. Rekabet için, bilginin zamanında elinizde olması gerekmektedir. Eğer bu bilgiye en doğru zamanda en ucuza ulaşabiliyorsanız, rekabet için bir adım öndesiniz demektir. İşte, dış kaynak kullanımının özünde de bu yatıyor.

Saygılarımla