HALA izlerini taşıdığımız, yaşanmış çok ciddi ekonomik krizler
şirketlerin yatırımlarını olumsuz yönde etkiledi. Aslında sadece
yapılacak yeni yatırımları değil, varolan maliyetlerin ve verimliliğin
de yeniden gözden geçirilmesine sebep oldu. Yapılan çalışmalar,
firmaların kendi bünyelerinde oluşturdukları ancak firmaların
direkt ilgi alanları olmayan bölümler üzerinde yoğunlaştı. Konu
daha da derinliğine incelendiğinde, bu bölümleri hizmet bölümleri
olduğu ve bilançolarda ciddi maliyet göründüğü ortaya çıkınca
bu tür birimler yakın incelemeye alındı. İncelemelerdeki ana
tema;
Bu birimlerin firmaya maliyetleri nasıl düşürülür?
Maliyet düşürülürken verimlilik düşerse ne tedbir alınmalı
veya verimliliği düşürmemek için neler yapılmalı?
Yapılacak maliyet düşürücü çalışmalarda personelin motivasyonunun
olumsuz etkilenmesinin nasıl önüne geçilebilir.
Tüm bu birimlerin maliyet/verimlilik analizleri yapıldığında
yaşanan idari sorunların firmaya getirdiği yönetimsel sorumluklar
nasıl azaltılabilir yada ortadan kaldırılabilir?
Tüm bu değerlendirmeler firma bünyelerinde yapılırken, bunun
tam karşıtı düşünceler de birçok hizmet veren kuruluşlarca da
değerlendirildi ve firmaların kendi bünyelerinde ürettikleri
hizmet birimlerinin kendileri tarafından yapılması konusunda
firmalara ne tür faydalar sağlanabileceği değerlendirildi.
Tüm bu çalışmalar sonuncunda; son yıllarda adını en fazla duymaya
başladığımız, "Outsourcing" ya da "Dış kaynak
Kullanımı " kavramı devreye girdi. Bir zamanlar Türkçe’mize "fason" olarak
giren ve imalat sektörünün çok kullandığı bu iş alanı daha sonra,
yemek hizmetleri, güvenlik hizmetleri olarak karşımıza çıktı.
Ağırlıklı olarak maliyeti etkileyen bu hizmetler daha sonra kendini
farklı alanlarda da kendini göstermeye başladı. Küreselleşen
iş dünyası rekabete ayak uydurmak için evrensel tecrübelere ihtiyaç
duymaya başladı. İnsan kaynakları, lojistik hizmetler gibi tecrübe
ve süreç yönetimleri için de dış kaynak kullanmaya başladı. Konu
burada da kapanmadı. Firmalar, dış kaynak kullanımından dolayı
düşen maliyet ve olumlu etkilenen verimlilik nedeni ile ciddi
bir yeniden yapılanma yolunda çalışmalara başladı. Firmalar bünyesinde,
yeni pozisyonlar oluşmaya başladı. Bu da olumsuz yönde etkileneceği
düşünülen personelin, kariyer açısından yeni fırsatlar yakalamalarına
sebep oldu.
Böylece her geçen gün dış kaynak kullanımı konusunda ciddi
bir pazar oluşmaya başladı.
EKT sektörü de, bu gelişmelere ayak uyduran bir sektör olarak
pazarda yerini almaya başladı. Bu konuda ciddi oluşumlar başladı
ve en önemlisi başta bankalar olmak üzere bir çok firma gücün,
kaynağı elinde tutmak değil, bilgiyi ve olumlu neticeyi temin
etmek olduğunu anlamaya başladı.
Bilgi güçtür. Rekabet için, bilginin zamanında elinizde olması
gerekmektedir. Eğer bu bilgiye en doğru zamanda en ucuza ulaşabiliyorsanız,
rekabet için bir adım öndesiniz demektir. İşte, dış kaynak kullanımının
özünde de bu yatıyor.
Saygılarımla