Bora TEKİN
Yönetici Ortak
Sphere Consulting Services

 

Danışmanın dediği

Aklıma takılan sorular…

ŞİRKETİMİZE personel seçerken kırk bin türlü kişilik envanterleri, yetenek testleri, mülakatlar, referans araştırmaları yaparız; günlerce süren değerlendirme merkezi uygulamaları ile adayların en mahrem sırları hakkında bile bilgi edinmeye çalışırız da bizleri yönetecek olan vekillerimizi, belediye başkanlarımızı hatta muhtarlarımızı seçerken neden aynı titizliği göstermeyiz?

Neden her seçim döneminde üzerlerinde adayların kocaman resimlerinin ve devasa kolonların olduğu minibüs irisi araçlar bağıra çağıra dolaşırlar? Acaba, bu araçlardan yayılan ‘dehşetengiz hönkürmelerden’ etkilenerek oy vereceği adaya karar veren bir seçmen var mıdır? Ve neden her taraf parti bayrakları ile donatılır? Bayrak üreticileri dışında –adaylar ve partiler dahil- bu işten karlı çıkan var mıdır acaba?

Neden Masum Türker’in anne babası adını "Masum" koymuştur. Halkın, namussuzlar, hırsızlar ve katiller için "Türkiye seninle gurur duyuyor" diye slogan attığı, belediyelerin arpalık haline geldiği bir ülkede hangi cesaret ve hesapla adı "Masum" olan birisi –üstelik Albayraklar Skandalı gibi rezaletlerin ayyuka çıktığı- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına adaylığını koyar?

Neden muhtar adaylarının adları ve soyadları kullanılarak veya bu isimlerden benzetilerek seçim sloganları hazırlanır? ("……. Mahallesine Güneş doğacak – Ahmet Güneş" veya "…… için Umut var – Umut Yılmaz" gibi)

Trafik işaretlerinde yer alan otomobil, kamyon, korna gibi çizimler yıllar öncesinin figürlerini yansıttığı halde neden çağa daha uygun şekillerle değiştirilmez?

Neden yolun kenarında yürürken size yaklaşan her boş taksi, korna çalarak ve farları ile işaret ederek size kör ve sağır muamelesi yapar. Ve, neden ihtiyacınız olduğu zaman tüm taksiler doludur veya müşteriye gitmektedirler?

Neden Blendax reklamındaki kızların iki tanesinin saçları kısadır da B planını uygulamak hep üçüncüye kalır? Uzun saçlı kız, arkadaşlarının kendisini kullandığını ve B planı için yanlarında gezdirdiklerini neden anlamaz? Acaba, gerçekten bir A planları var mıdır? Sinema kuyruğunda, yemek sırasında bekleyen erkekler gerçekten kızın saçlarına mı bakmaktadırlar, yoksa aynı şuh tavırları kel kafalı bir kadın bile yapsa ona da aynı ilgi ve hayretle bakacaklar mıdır? Son olarak; B planı bu ise, C planı nedir? Yoksa C planı; ‘Ahlak Masası’ ekiplerinin baskını ile sonuçlanacak toplu bir eylem olabilir mi?

Biskrem reklamındaki kız neden öyle sarhoş gibi dengesiz yürümektedir? Taksicinin kulağına ne fısıldamaktadır? (Bunu gerçekten çok merak ediyorum!) Acaba absürd komedi anlayışı nerede bitmekte, saçmalık nerede başlamaktadır? Neden Ülker gibi tutucu bir firma, bunun gibi değişik okumalara açık bir reklama onay verir?

Orkid reklamındaki Ceren Hanım, patronu tanıtım için her yardım istediğinde tuvaletin yolunu mu tutmaktadır? Ya Ceren Hanım Allah göstermesin, pantolonunun fermuarını kapatmayı unutursa, o tanıtımın hali nicedir?

Kıbrıs konusunda "ver-kurtul" anlayışını benimseyenler, başlarına gelmesi muhtemel her belada aynı tavrı sürdürebilecekler midir? Örneğin, basur olurlarsa, yine "Ver-kurtul" diyebilecekler midir? Bu durumda, bazı devlet büyüklerimizin "Kıbrıs konusunda elimiz-kolumuz bağlı" demeleri ile, "Bugün kolunu kaptıran, yarın…" deyişi arasında benzerlik kurabilmek mümkün müdür?

Ve ben neden gecenin bir buçuğunda oturmuş bu yazıyı yazmaktayım? Sorularıma yanıt alırsam başım göğe mi erecek? Yaşamın anlamını mı keşfetmiş olacağım?

Ya siz, neden bu yazıyı okumaktasınız?


Köşe Yazarları
Danışmanın Dediği