| |
| Merih IŞIN |
| |
|
Editör'ün
karikatürü, 1995 yılında Cenevre telekom fuarında uydu üzerinden
gerçekleştirilen videokonferans ile Rusya'daki çizer Vladimir
Mochalov tarafından çizilmiştir. |
|
|
Editör
Türkçe bilmediğimizin ispatıdır...
BU yıl
üçüncüsü yapılacak olan, Türk telekom sektörünün ilk dergisi
Telepati’nin de üçüncü kez basın sponsoru olduğu, "Caspian
Telecoms" organizasyonunda resmi dil, yine İngilizce.
Sizler ve tabi ki bizler, hala İngilizce’de anlaşamayan İngiliz
ve Amerikalı’larla gırgır geçmeye devam ediyoruz. Sadece biz mi?
Amerikan filmlerinde olay, sürekli hicvediliyor. Ne komik değil
mi? Amerikalı ile İngiliz aynı dili konuşup anlaşamıyorlar. Hatta,
bazı İnternet siteleri biliyorum ki, ‘Üç dilde’ yayın yapıyor:
İngilizce, Amerikanca ve Avusturalya’ca.
Siz dönün de bir tarafınıza gülün. Onları boşverin. Türkiye Cumhuriyeti
devleti vatandaşları, S.S.C.B devletinden ayrılan Türk Cumhuriyeti
vadandaşları ile, ‘Türkçe’ anlaşamıyorlar. Önemli olan konu bu.
İşte bu Türkçe bilmediğimizin ispatıdır ve bu konuda çevrilmiş
bir film henüz yapılmadı. Yapılsa; önce güler, gülerken ağlarsınınz.
Sevgili sınıf arkadaşım Mustafa Altıoklar’dan bu konuyu işleyen
bir film bekliyorum, haberi olsun!
Organizasyona katılan Türk devletleri birbiriyle Türkçe anlaşabiliyor,
ancak bizimle konuşamıyorlar. İnanılmaz değil mi? Deniliyor ki,
Dünyada yaklaşık 700 milyon insan Türkçe konuşuyormuş ve Türkçe
en yaygın konuşulan üç dilden biriymiş! Aydınlarımız sayesinde
gelişirken yozlaşan, bizdeki 70 milyonu çıkın.
Atatürk’ün çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşılmasında ve Türk
devletlerinin birleşmesinde araç olarak gördüğü ve kurduğu, TDK
(Türk Dil Kurumu) Türkçe sözlüğünde, ‘chatleşmek-çetleşmek’ gibi
bir sözcüğü gördükten sonra, durumu hiç yadırgamıyorum. Okusanıza
şu sözcüğü, Türkçe’ye uygun olarak; cıhatleşmek. Ne demek? Olsa
olsa, cihat ile ilgili bir şeydir bu! Bildiğimiz cihat neydi? Savaş!
Demek ki, bu sözcük, savaş filan anlamında bir şey. Yapmayın beyler,
kemikleri sızlar Atam’ın yattığı yerden. Böyle mi anlaşacağız,
diğer Türk devletleriyle? Aynı Sözlük’te, ‘Laptop’ da var. ‘Fiş’lerle
Türkçe okuma öğrettiğimiz çoçuklarımız, ‘Baba bana top al’ derken,
şimdi ‘Baba bana laptop al’mı diyecekler? Deseler de, ‘laptop’u
nasıl okuyacaklar?
Bana, "Cafer Copy Center"i okur musunuz? Birinci "C",
‘ce’ okunuyor. İkinci "C" için doğru seçim, ‘k’. Sonuncu "C" içinse,
tercihinizin ‘se’ olması gerekiyor. Neler oluyor bize, kim anlatacak?
‘Ülkemizde okuma alışkanlığı yok, 70 milyonluk
Türkiye’de günlük bir gazete bir milyon bile tiraj yapamıyor’
diyenlere lafım. Benim vatandaşım açacak gazetesini Anadolu’da
ve okuyacak başlığı: "Global
trendler doğrultusunda dizayn edilen konsept PDA’nın lansmanı dün
Swissotel’de yapıldı". Günlük ve Türkçe yayınlanacağını beyan
eden gazetemiz dediğini yapmış! Vatandaşım da, okuyup anlamış?
Sonra da kimse birşey okumuyor diye yakınıyorlar. Kim niye okusun
kardeşim? Türkçe değil ki! Anlamıyorlar, zorla değil ya. Türkçe
okuma yazma oranını daha yeni yeni biryerlere getirebildik.
Bunlar, Türkçe’nin de sürekli geliştiğine inanan ve gelişimin
bu şekilde gerçekleştiğini iddia eden ve aydın geçinen insanlarımız
sayesinde gerçek oluyor. Hepinize yazıklar olsun!
Türkçe, en az üç bin kök’e sahip ve Dünya’nın
en gelişmiş dili olarak, sayenizde bu hallere düştü. "Birinci vazifeniz: Türkçe’yi
olması gerektiği yere getirmek, yani Dünya’nın bir numaralı dili
yapmak ve onu korumak olmalıdır!". Biz de; İngilizler gibi,
Amerikalılar gibi, Dünya’ya ve filmlere eylence konusu olmayalım.
Saygılarımla
|
|