Saydam


Kimsin?

TELEFONLA konuşmayı öğrenemedik gitti. Geçtiğimiz sene bir yerde mobil telefon kullanım kursunun açıldığını öğrenmiş ve izlemiştim kursta neler öğretildiğini. Yararlı bilgiler veriyorlardı. Alınan cihaza yeni telefon numarasının nasıl işleneceğini, nasıl yanıt verileceğini, kısa mesajın nasıl gönderileceğini filan öğretiyorlardı.

Bir de nasıl konuşulur’u öğretecek kurslar gerekli. Bu kursların pek ilgi çekmeyeceği muhakkak. Zaten kursla düzelmez bu işler. Eğitimin bir parçası olarak ele alınmalı. Ancak dizilerde o kadar farklı mesajlar veriliyor ki, ne öğretirseniz öğretin onların yaptığı etkiyi elde etmeniz olası değil.

Telefonunuz çalıyor, açıyorsunuz, karşıdan gelen ses:

Kimsin?

İçinizden "Ya Sabır" çektikten sonra ne diyebilirsiniz ki bu soruya? Ben, "Sen Kimsin?" diye soruyorum. Bu soruyla karşılaşanların tamamı ya "Yanlış Numara" deyip, hemen telefonu kapatıyorlar ya da "Ben falancayı arıyordum" diyorlar.

Hadi yukarıdaki örnektekini anladık, içinde bulunduğu ortam öğrenmesini sağlamamış olabilir ama telefonla birisine bir şey satmaya çalışanlara da bir eğitim verilmez mi?

İkinci örnek de pazarlamacıların telefon konuşmaları. Yine telefon çalıyor, açıyorsunuz:

Kiminle görüşüyorum?

Ben bu soruya soruyla yanıt veriyorum; "Ben kiminle görüşüyorum?". Bu soruya genelde yanıt geliyor, kendisini lütfen tanıtıyor arayan kişi. Ardından diğer ilginç sorusunu patlatıyor;

"Göreviniz ne?"

Artık bu soruya içimden "Sana ne?" demek geçiyor ama bir iki ilginç cümleden sonra diyalog bitiyor ve ihtiyacım olmadığını belirterek kapatıyorum.

Halbuki diyalog şöyle olsa; "Ben falan şirketten filanca kişi. Şu, şu, şu konuda bir çalışma yapıyoruz. Şirketinizin falanca bölüm sorumlusu ya da yöneticisi ile bu konuda görüşerek, bilgi vermek istiyoruz" diye giriş yapsa, inanın işleri çok daha kolay olacak.

Ama telefonu açtığınızda sizi arayan kişinin sorgulayıcı tavırları düşünülen pazarlama operasyonunun başlamadan bitmesine yol açıyor.

Bu çalışanlara da yazık. Büyük bir olasılıkla primle çalışıyorlar ve prim alacak satışı gerçekleştiremiyorlar. Biraz kendilerini geliştirseler ne güzel olur. Hem aranan kişi huzursuz olmaz, hem diyalog negatif enerji üretmez hem de arayan pazarlamacı yaptığı işten keyif almaya başlar.

Biraz özen her şeyi değiştirir. Ancak İstanbul’da kar yağdığında, üç şeritli yolda servis şeridi de dahil olmak üzere yolu altı şerit yaparak tıkayanların çokluğunu gördüğüm de, bu işin pek kolay olmadığını da anlıyorum.

Bir sonraki yazıda buluşuncaya değin, esen kalın. Sağlık, başarı, mutluluk ve barış sizlerle birlikte olsun. "Bilgi paylaşıldıkça büyür" görüşünden yola çıkarak, düşüncelerinizi iletin, paylaşın.


Köşe Yazarları

Saydam