|
|
Kanun-e
Rekabet Kurulu'nun Doğan Grubuna ilişkin aldığı kararlar neredeyse bir doktora tezine konu olabilecek kadar ilginç. Son olarak Vatan gazetesinin Doğan Grubuna satılmasına ilişkin kararı da, yine üzerinde çok tartışılan ve tartışılmayı da hak eden bir karar olma niteliğine sahip. Her ne kadar basında bayağı incelendiyse de, bir kere daha Vatan Gazetesi kararının ana hatlarını hatırlatmakta fayda var. Ancak ana hatlarını aktarabiliyoruz, çünkü henüz daha gerekçeli karar yayınlanmamış durumda. Gerekçeli kararın yayınlanması normal süreçte en az bir iki aylık bir gecikme ile mümkün olabiliyor. Bu normal bir uygulama ancak doğal olarak çeşitli sakıncaları da barındırıyor. Kararın oybirliği ile alınıp alınmadığını bilmiyoruz, bir iptal davası açılması söz konusu olacaksa, sağlıklı bir iptal gerekçesi hazırlanması mümkün olamıyor. Ayrıca karara ilişkin detaylar tam olarak bilinmediğinden dolayı, karara ilişkin eleştiriler de tam bilgi sahibi olunmadan yapılıyor. Yine de şu anda başka bir imkânımız olmadığından Rekabet Kurulu'nun iki sayfalık kısa kararını temel alarak değerlendirmelerimizi yapacağız.
Hatırlanacağı gibi Rekabet Kurulu Doğan Grubu'nun Vatan Gazetesini devir almasına şartlı olarak izin verdi. İzinin şartı ise; “Vatan” markasının ve imtiyaz hakkının iki yıl içinde elden çıkarılması, iki yıl içinde devir mümkün olmaz ise, bir ihale açılması, bu ihale sonucunda yine satış gerçekleşmez ise, Doğan Grubunun üç yıl için “Vatan” markasını ve yayın imtiyazını kullanmaması. Karar birkaç ilginç özellik içeriyor. Öncelikle devri sonrasında Doğan Grubunun hâkim durumunun güçleneceği ifade edilmiş. Bu tespitten; bugün itibari ile Doğan Grubunun hâkim durumda olduğu sonucu ortaya çıkıyor ki, bu durum Doğan Grubuna çeşitli özel sorumluluklar getiriyor. Örneğin Doğan Grubunu herhangi bir gazetesinin birim maliyeti altında bir fiyata satılması, yıkıcı fiyatlandırma sayılacağından Rekabet Kanunun ihlali oluyor. Ayrıca karar; şimdiye kadar hiç görülmediği üzere, bir şirketin satılmak şartıyla devir alınmasına izin veriyor. Bu doğal olarak Rekabet Hukuku hakkında detaylı bilgi sahibi olmayanlar için şaşırtıcı bir kavram. İnsanlar madem satmak koşulu getiriyorsun, niye başta almasına izin veriyorsun diye soruyorlar. Bunun gerekçesini kararda Rekabet Kurulu “batan firma savunması” ile cevap veriyor. “Batan firma savunmasına” göre; eğer bir firma mali açıdan batmak üzereyse, bu firmanın hakim durumda bir başka firma tarafından alınmasına karar verilebilir. Bu bağlamda Vatan'ın batmak üzere olduğu ve eğer Doğan Grubu tarafından satın alınmamış olsaydı çok kısa bir süre içersinde ticari faaliyetlerini durduracağı anlaşılıyor. Bu yaklaşımın doğru olup olmadığı doğal olarak bizim kısıtlı bilgilerimizle teyit edebileceğimiz bir olgu değil, Rekabet Kurulu'nun bu konuda detaylı inceleme yaptığını ve doğru sonuca vardığını varsaymak zorundayız.
Kararda bir diğer dikkat çeken özellik ise, iki yıl sonra sadece marka ve imtiyaz hakkının devri zorunluluğu getirilmiş. Bir diğer ifade ile Doğan Grubu Vatan gazetesinin yazarlarını, ekipmanlarını, arşivlerini ve teşebbüsün unsurlarını oluşturan diğer maddi ve gayrı maddi değerlerini elinde tutabilir. Burada acaba bir gazeteyi gazete yapan sadece markası ve yayın imtiyazımı sorusunu sormak geliyor. Pazarlama stratejilerini bilenlerin teyit edeceği gibi iki yıl içinde bir markayı tamamen unutturmak ve o marka müşterilerinin başka bir markaya göç etmelerini ( migration ) sağlamak son derece kolay. Yani iki yıl içinde şu anda Vatan okuyanların büyük bir çoğunluğunu, Doğan Grubunun bir diğer gazetesini okur hale getirmek hiç de zor olmayacak. Kararda ayrıca iki yıl boyunca Vatan gazetesini çıkarma zorunluluğu getirilmemesi de akılda tutulursa, bu imkanlar daha da iyi anlaşılabilir.
Bu karar çok tartışılacak ve tartışılması gereken bir karar. Bu karar örneğinde diğer sektörlerde de ilginç işlemler yapılabilir. Örneğin Turkcell; Avea'yı satma koşulu ile devralıp, iki yıl sonra sadece Avea markasını ve imtiyaz sözleşmesini devrederek, Avea'nın bütün altyapısına ve müşterilerine sahip olabilir. Belki Avea için de, “batan firma savunması” kabul edilebilir.
Tolga İşmen
29 Mart 2008, Unkapanı
|
|