Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar, savunma sanayimizin yabancılara bağımlılıktan kurtulması için güçlü ve kendine yeterli bir hale gelmesi gerektiğini; TSK'nın ihtiyaçlarını mümkü
n olduğu ölçüde yurtiçi firmaların ana yükleniciliğinde tedarik etmeye çalıştıklarını söyledi.
Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar, yabancılara bağımlılıktan kurtulmak için savunma sanayimizin güçlü ve kendine yeterli bir hale gelmesi gerektiğini ifade ederek, “Yüzde 100 bağımsız olmak mümkün olmasa da öncelikli alanlarda kendi kendimize yeterli bir hale gelmemiz lazım” diye konuştu. Bayar, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) ihtiyaçlarını mümkün olduğu ölçüde yurtiçi firmaların ana yükleniciliğinde gerçekleştirilen yurtiçi tasarım ve geliştirme modeliyle tedarik etmeye çalıştıklarını söyledi.
Bayar, silah ve savunma sistemlerinin çok sayıda karmaşık ve kritik bileşenlerden oluşmasının asgari de olsa yurtdışına bağımlılığı zorunlu kıldığını ve Yurtiçi Geliştirme modelinde bile buna ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi.
Bayar, Türkiye'nin uzun yıllar, büyük yatırımlar ve finansman kaynağı gerektiren; örneğin Yer Satıh Gözetleme Sistemi AGS, Gelecek Nesil Savaş Uçağı JSF ve Geleceğin Taşıma Uçağı A400M gibi alanlarda, doğrudan alıcı olmak yerine ‘çokuluslu geliştirme projeleri'nde yer almaya başladığını kaydetti.
Bayar, Milli Güvenlik Kurulu toplantılarında ve Savunma Sanayi İcra Komitesi'nde tartışılan Türkiye Ulusal Uzay Programı doğrultusunda çalışmalar yapıldığını ancak, astronot yetiştirme ve uzaya astronot gönderilmesi çalışmalarının, yeterli altyapı oluşturulduktan sonra gündeme gelebileceğini kaydetti. Savunma Sanayi İcra Komitesi tarafından Haziran 2005'te başlatılan ve askeri uydu projelerinin ilki olan Keşif Gözlem Uydusu Projesi'ni kendilerinin yürüttüğünü anlatan Bayar, bu kapsamda uydu ve uzay konusunda çeşitli çalışmalar yapan TÜBİTAK, TÜRKSAT ve Milli Savunma Bakanlığı (MSB) ile koordineli çalıştıklarını belirtti.
Yürüttükleri çalışmalara ilişkin ‘Telepati Telekom'a açıklamalarda bulunan Bayar, yazılım içeren savunma sistemlerinde, sistemin gerektiği yer ve zamanda beklenen performansı yerine getirmesi ve yazılımın güvenilir olması için milli olarak geliştirilmesi gerektiğini bildirdi.
Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesine bağlı olarak savunma sistemlerinin de karmaşıklığının artığına işaret eden Bayar, teknolojiye sahip olmanın asıl yolunun ise onu üretmekten geçtiğini kaydetti. Bayar, yerli teknolojiye sahip olunmadığında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) envanterindeki sistemlerin değişen ihtiyaçlara göre iyileştirilmesi ve modernizasyonunun çok güç ve maliyetli olduğunu vurguladı.
Bayar, bir sistemin geliştirilmesinin ve üretiminin yurtiçinde yapılabilmesi için en başta bunu sağlayacak bir altyapının olması gerektiğine dikkat çekti. Bayar, ihtiyaçları karşılamada, Yurtiçi Geliştirme ve Üretim veya Ortak Geliştirme ve Üretim modellerini tercih ettiklerini belirtti. Bayar, bunun mümkün olmaması halinde de yurtdışı firmalarla Ortak Üretim modellerinin ön plana çıktığını söyledi.
“Teknolojiye sahip olmanın asıl yolu onu üretmekten geçer”
Ülke savunmasına ilişkin gücün oluşturulması ve idamesi için savunma sistemlerine ihtiyaç vardır ve günümüzde teknolojinin hızla gelişmesine bağlı olarak savunma sistemlerinin de karmaşıklığı artmaktadır. Teknolojiye sahip olmanın asıl yolu ise onu üretmekten geçer. Bu da güçlü bir savunma sanayi ile mümkündür.
Teknolojiye sahip olmadığınızda, TSK envanterindeki sistemlerin hem değişen ihtiyaçlara göre iyileştirilmesi ve modernizasyonu çok güç ve maliyetli olmakta, hem de işletme ve idame masrafları ve sorunları da artmaktadır.
Ancak elbette ki, bir sistemin geliştirilmesinin ve ür
etiminin yurtiçinde yapılabilmesi için en başta bunu sağlayacak bir altyapının olması gereklidir.
Diğer taraftan, silah ve savunma sistemlerinin çok sayıda karmaşık ve kritik bileşenlerden oluşması, asgari de olsa yurtdışına bağımlılığı artırıyor. Yurtiçi Geliştirme modelinde bile birçok halde zorunlu kılıyor. Günümüzde, Türkiye de dahil birçok ülke için, “yüzde yüz” yurtiçi bir tasarım veya üründen söz etmek her zaman mümkün ve gerekli de değildir. Sistem tasarımının yurtiçi firmaların imkan ve kabiliyetleri kullanılarak gerçekleştirildiği; Yurtiçi Geliştirme Modeli'nde, firmalar ihtiyaç duydukları alanlarda yurt dışı tasarım desteği alabiliyor. Sistem üzerinde ihtiyaç duyulan alt sistemler, sistemden beklenen performans özellikleri göz önünde bulundurularak Ana Yüklenici tarafından yurt içi ya da yurt dışı değişik kaynakların ürünleri arasından seçilir. Seçimin Ana Yüklenici tarafından yapılması, yurt içinde üretimi kısa sürede mümkün olmayacak ya da yurt içi üretimin mantıklı olmadığı durumlarda dışa bağımlı kalınması kaçınılmaz oluyor.
Diğer yandan, savunma sanayisi gelişmiş ülkeler, savunma bütçelerini etkin kullanmak ve tek başlarına üstesinden gelemeyecekleri büyüklükteki tedarik projelerini gerçekleştirebilmek amacıyla “Çokuluslu Projelere” yönelmektedirler.
Sonuç olarak, sistem entegrasyonu, bilgi ve algılama sistemleri, elektronik harp, füze, güdüm ve kontrol sistemleri gibi belirlediğimiz öncelikli alanlarda Yurtiçi Geliştirme yolunu, Türkiye pazarı için geliştirmenin maliyet etkin olmadığı durumlarda Ortak Geliştirme veya Çokuluslu Ortaklıklara Katılım yolunu tercih etmenin ve bu önceliklerin de sağlanamaması halinde ise, ‘Hazır Alım' yoluna gitmenin ve bu tür projelerde ortak imalat ya da ‘offset' yoluyla Türk sanayine iş payı sağlamanın doğru olacağını değerlendiriyoruz.
Son yıllara bakıldığında da yurtiçi tasarım ürünlerde ciddi bir artış olduğu görülür. Bunu daha da artırmak amacıyla tedarik sürecinde yer alan bazı sıkıntıları gidermeye ve aynı zamanda ihracatı artırmaya yönelik çalışmalar da yapmaktayız.
“BHT-Bilgi ve Haberleşme Teknolojilerine erişimde önde gelen kesimde yer alıyoruz”
Savunma Sanayi Müsteşarlığı, teknolojiyi de giderek artan bir şekilde kullanarak, kullanıcıya doğru ve profesyonel çözümleri zamanında getiren bir yaklaşım içindedir. Müsteşarlığımız ve paydaşlarının hemen hemen tamamı bilgi ve haberleşme teknolojilerine erişimde önde gelen kesimde yer alıyor. Bu nedenlerle ülkedeki ve dünyadaki sayısal uçurumdan sektör olarak fazla etkilenmediğimizi söylemek yanlış olmaz.
Sayısal uçurumun giderilmesine ilişkin olarak bu alanda yetkili kurum ve kuruluşlar, elbette ki gerekli çalışmaları yapmakta ve yapmaya devam edeceklerdir. Savunma Sanayi Müsteşarlığı olarak bizim önerimiz öncelikle tüm kamu kurum ve kuruluşlarının, özellikle vatandaşlarla en çok içiçe çalışan eğitim ve sağlık gibi sektörlerde faaliyet gösteren kuruluşların, bilgi ve haberleşme teknolojilerini en verimli şekilde kullanmasının sağlanmasıdır.
“Teknolojinin kullanılması ile tedarik-üretim-dönüşüm işlemleri hızlandı”
1980'lerin ortalarından bu yana BHT-Bilgi ve Haberleşme Teknolojilerinin üretimde kullanılması yeni ekonominin ortaya çıkmasına, iş dünyasında bir dizi değişikliğin yaşanmasına, yeni kavram ve işlemlerin doğmasına yol açmıştır.
Bilgi ve haberleşme teknolojilerinin kullanılması sonucunda, tedarik-üretim-dönüşüm işlemleri hızlanmış, bilginin ağlar aracılığı ile yaygınlaşması küreselleşmenin temelini oluşturmuş, bireylerin açık ve örtük bilgisi katma değer olarak ortaya çıkmış, bilgi, üretimin temel değişkeni haline gelmiş, rekabet-yoğun, hızlı ve birey temelli bir ekonomik düzen ortaya çıkmıştır.
Daha dikkatli bakıldığında, sözü geçen kavramların temelinin hızlı erişilebilen, güncel ve yerinde bilgi olduğu görülmektedir. Bu nitelikteki bilginin kurum ve bireylerce değerlendirilebilmesi bilgi ve haberleşme teknolojisini yerinde ve etkin kullanmakla mümkün olmaktadır. İşte bu noktada ‘ bilgi yönetimi' işin içerisine girmektedir.
Bilgi yönetimi kavramı çok farklı şekillerde tanımlanmakla birlikte, bu tanımlar “verilerin karar alma sürecine etki etmek amacıyla işlenmesi ve bunun verimlilik artışı sağlamak amacıyla kullanılması” noktasında birleşmektedir.
Bu toplumsal değişim sürecinin bilincinde olan kurumumuzda, bu yaklaşımları takip etmek ve hayata geçirmek amacıyla bir ihtisas birimi olan “Bilgi Yönetimi Şube Müdürlüğü” kurulmuştur.
Kurumsal e-dönüşüm sürecinin ilk adımı olarak Müsteşarlığımızda 2007 yılı başında “Evrak-Doküman-Arşiv-Süreç Yönetim Sistemi” (EDASYS) projesi başlatılmıştır. EDASYS Projesi kapsamında tüm kurumsal dokümanlar elektronik ortama aktarılacak, elektronik imza ve iş akış alt sistemleri sayesinde elektronik ortamda işlenecek ve arşivlenecektir. Ayrıca, kurumsal iş ve evrak akış süreçlerinden başlanarak iş süreçlerinin büyük çoğunluğu zaman içinde elektronik ortamda yürütülebilir hale getirilecektir.
Kurumsal e-dönüşüm sürecinin ilerleyen aşamalarında ise, kurumsal kaynak ve proje yönetimi, iş zekası, raporlama ve gerçek zamanlı analiz gibi daha üst katman araçların da sisteme bütünleştirilmesi hedeflenmektedir.
Bu projelerin gerçekleştirilmesi ile zaman tasarrufunun yanı sıra iş süreçleri standardizasyonu ve iyileştirilmesi, ölçme ve değerlendirme, kurumsal hafıza, kurumsal öğrenme, değişime uyum kabiliyeti, hizmet kalitesinin yükselmesi, karar alma sürecinin etkinleştirilmesi gibi çok önemli kurumsal yetenekler kazanılmış olacaktır.
Müsteşar Murad Bayar, Türkiye Ulusal Uzay Programı doğrultusunda çalışmalar yapıldığını ancak, astronot yetiştirme ve uzaya astronot gönderilmesi çalışmalarının, yeterli altyapı oluşturulduktan sonra gündeme gelebileceğini kaydetti.