Başar Tunçel

btuncel@altera.gen.tr


Bay Meraklı

Sebze canavar, meyve katil olacaksa...

Birilerinin bu pastadan da pay alacağı kesindi zaten. Gen mühendisliğinin iyi bir şeyler için kullanılacağı günleri de umarım göreceğiz ama, o güne kadar canavar sebze ve meyveler umarız insan sağlığını ve ekolojik dengeyi bozmaz. GDO'lu (genetiği değiştirilmiş organizmalardan üretilen) ürünlerin potansiyel tehlikeleri ve kötüye kullanılma riskleri çok fazla ve tehlike burnumuzun dibinde olduğu gibi bir o kadar da görünmez. Örneğin bir tohum düşünün. Bu tohumdan çıkan A meyvesinin içindeki çekirek kısır. Dolayısıyla bir sene sonra yine o A meyvesini yetiştirmek istiyorsanız, gidip tohum almak zorunda kalıyorsunuz. Bu tohum patent altına alınabiliyor. Düşünün, canlı bir organizma patent altına alınıyor. İzinsiz üretmeniz yasak. Sizce bu büyük bir sorun mu? Belki de değildir.
Peki ya bu A meyvesinin tohumlarında benzer meyveleri yok etme geni varsa ve polenlerle çevreye yayılarak çevre tarlalardaki doğal A meyvelerini kısırlaştırırsa... Örneğin Hasan amcam doğal A meyvesi ekmiş ama ne olduysa bu sene ürünler çok “kesat” çıkmışsa, Hasan amcamın GDO'dan falan haberi olmadığı için yapabileceği tek bir şey var... Yan tarladaki Abbas ağanın “ben aldım, şahane mahsul veriyor” dediği GDO'lu tohumlardan satın almak... Sizce bu büyük bir sorun mu? Belki de değildir...
Peki ya A meyvesi, aynı zamanda ekildiği toprağa da ancak kendi türünde bitkilerin ekilmesine sebep olacak kimyasal tepkimeler yaratsa. Örneğin; Abbas ağa bu sene GDO'lu A meyvesi ekmekten vazgeçip, doğal B meyvesi ekmek istese ve mahsul kötü çıksa... Abbas ağa toprağı analiz ettirecek değil, yapacağı şey gayet basit... Gidip mahsul veren GDO'lu tohumlardan alacak. Sizce bu büyük bir sorun mu? Belki de değildir...
Peki ya içinde akrep geni olan bir domatesi yemek ister misiniz? Diğer bitkilere, toprağa bu şekilde etki edebilecek potansiyeldeki bir katil meyveyi yemek ister miydiniz? Etkileri sizden değil de çocuğunuzdan çıkarsa, torununuzdan çıkarsa ne olacak? Sizce bu büyük bir sorun mu? Belki de evet, büyük bir sorundur. Buna kim dur diyor? Dur demese bile kontrol altına alınmasını, bilinçli olarak yapılmasını isteyen birileri var...

GDO'ya Hayır Platformu
GDO'lu ürünlerin potansiyel tehlikelerine ve kötüye kullanılabilme olasılıklarına dikkat çekmek için kurulan platform, birçok yerel dernek ve sivil toplum kuruluşundan oluşuyor. Kontrolsüz olarak kullanıldığı ve pazarlandığı zaman toplumsal sağlık açısından son derece zararlı olabilecek riskler içeren GDO'lar, ekolojik denge için de büyük bir tehdit.

Platform neden GDO'ya karşı?
Platform ne olursa olsun, bir “canlının” patent altına alınmasını kabul etmiyor. Ayrıca GDO'lu ürünler, milyonlarca yıldır ekolojik tarımla evrimleşen insana, doğal olmayan yapıları tüketmenin dayatılmasına karşı çıkıyor. Son yapılan araştırmalarda GDO'lu ürünlerin insan sağlığı üzerindeki görünür risklerinin ne boyutta olacağının anlaşılması için en az 3 nesil geçmesi gerektiği söylendiği için, bugünden felaketin boyutlarını anlamanın mümkün olmadığı savunuluyor.
GDO'lu tarımın en büyük tehlikesi, biyo çeşitlilik açısından ciddi bir tehdit oluşturması. Doğal yollarla (rüzgar ve arılarla tozlaşma) 5-10 km. kadar uzağa gidebilen GDO'lu polenler, eşleşme yoluyla diğer bitki türlerini etkileyip mutasyona uğratabiliyor. Bunları bir nevi intihar genleriyle dölleyip, milyonlarca yıldır var olan bitki türlerinin yaşama şansını yok edebiliyorlar. Yukarıda da belirttiğim gibi, totaliter bir yapıya sahip olduğu aşikar olan GDO tarımı geleneksel, konvansiyonel (yoğun) ve ekolojik tarım yapma şansını tehlikeye atacak bir potansiyele sahip. GDO'ya Hayır Platformu, halk sağlığını ve ülke geleceğini korumak adına, bu alanda yapılan yasal düzenlemelerin oldu bittiye getirilmemesi ve kamu faydası gözetilerek bilinçli yapılması gerektiğini savunuyor. Platformla ilgili merak ettiğiniz her tür bilgiye, (www.gdoyahayir.org ) sitesinden ulaşabilirsiniz. Bu siteyi mutlaka inceleyin, geleceğinizle ilgili bilgi sahibi olun. Kendiniz için değil, çocuklarınız için...