Merih IŞIN
Editör'ün karikatürü, 1995 yılında Cenevre telekom fuarında uydu üzerinden gerçekleştirilen videokonferans ile Rusya'daki çizer Vladimir Mochalov tarafından çizilmiştir.

Editör

Teknolojiyi kullanmak başka, bilinçli olmak başka

Herkesin malumu, teknoloji inanılmaz bir hızla gelişiyor. Yine herkes çok iyi biliyor ki, ülkemiz de bu konuda hiç de geri değil. Hangi konuda olursa olsun, yeni teknolojileri bazen mevzuat gereği bazen ülkemizle uyumlu olmaması durumları hariç, neredeyse Dünya ile aynı anda kullanmaya başlıyoruz.
Ancak teknolojiyi kullanmak başka, bilinçli olmak başka. Lise edebiyat kitabımızda bir konu vardı: ‘Bakmak ve Görmek’ isimli. Edebiyatı hiç sevmeme rağmen, çok ilgilenmiştim konuyla. Öyle ya, her baktığımızı görüyor muyduk?
Şimdi de durum aynı. Biz henüz teknolojiyi yaratan bir toplum olamadık. Sadece kullanıyoruz. Hem de çoğu kez bilinçsiz. Zaten o yüzden, ülkemizin kullanıcılarının GSM telefon yenileme süresi, diğer gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında çok daha sık görünüyor. İşte bu yüzden el terminali üreticilerinin göz bebeği durumunda Türkiye. 70 milyon civarı nüfusuyla, hem hızlı gelişen hem de bilinçsiz olan bir ülke en güzel pazar.
Bu sefer işin Türkçe’sinden, terminolojisinden bahsetmeyeceğim merak etmeyin. O konuyu yıllardır yazdım. Anlayan anladı, anlamayan varsa hala, onlar da anlayanlara sorsun. Ben şimdiye kadar, yıllardır kullanmakta olduğumuz GSM teknolojisinin sadece adını ve terminolojisini yanlış kullanıyoruz zannediyordum. Meğerse, teknolojinin çalışma prensiplerini de bilmiyormuşuz.
Bugün, işin teknolojisinden biraz bahsetmek istiyorum. Şu cep dediğiniz GSM el terminalleri var ya, onlar hücresel yayın yapan bir şebeke ile sinyalleşirler. Hani mahallemize diktirmeyiz, apartmanımıza taktırmayız dediğiniz o baz istasyonları var ya, onlar olmadan kapsama da olmaz. Siz de telefonum çekmiyor, şebekem yaygın değil diye hayıflanırsınız. Ya da baz istasyonu varsa; o baz istasyonunun da gücü, 900 veya 1800 MHz olmasına göre 15-30 km arasında değişmekte olup, bu hücresel alanda olan el telefonları istasyonla sinyalleşir. Yani telefonların, o belirli istasyonun kapsama alanının herhangi bir yerinde oldukları anlaşılır.
Tam neresinde olduğunu anlayabilmemiz için bir başka teknoloji kullanılmaktadır. GPS dediğimiz küresel konum belirleme teknolojisi ile, birkaç metre farkla yer tespiti yapmak olasıdır. Ve ancak GPS teknolojisi ile donatılmış ve sistem aktif hale getirilmiş ise, bir GSM telefonunun yeri tam olarak bulunabilir. Bu teknoloji telefonlarla birlikte kullanılabildiği gibi, yaygın olarak tek başına kendi terminalleriyle de kullanılmaktadır.
Yani geçen ay yaşadığımız talihsiz helikopter kazasında, araç içinde bulunanların kullandıkları GPS donanımına sahip olmayan GSM telefonlarından gelen sinyalle, tam yer tespiti teknolojik olarak imkansızdı. Düşen bölgedeki baz istasyonu 900 MHz özellikli olduğu için de, 30 km’lik bir alanda arama yapılması gündeme geldi ki, zaten enkaz da o bölgede bulundu.
Ben burada çok önemli başka bir konuya daha değinmek istiyorum. Hani biraz önce dedim ya, hangi konuda olursa olsun neredeyse aynı anda dünyadaki son teknolojileri takip ediyoruz. Siz hiçbir uçak ya da deniz kazası sonunda, kazazedelerin telefonlarının sinyalinin takip edildiğini ya da arama kurtarma çalışmalarının telefon sinyallerine göre yapıldığını duydunuz mu? Duyduysanız da, milimetrik konum öğrenilemedi diye, şebeke operatörünün ya da ilgili kurum veya bakanlığın suçlandığını gördünüz mü?
Böyle bir kaza sonrası ne yapılır? Aracın son sinyalinin koordinatları belirlenerek, araç içinde varsa -birçok gelişmiş ülkede mecburi- konum belirleme cihazı sinyali takip edilir, kazanın asıl nedenini öğrenmek için de kara kutu aranır. Bizdeki uygulama ve yasalar de diyor bilmiyorum ama, ders almamız ve üzerine gitmemiz gereken konu bu sanıyorum ki, bir daha böyle üzüntü ve sıkıntılar yaşamayalım. Peki sadece bu yeterli mi? Hayır. Yine biraz önce söylediğim gibi, kullanmakta olduğumuz teknolojiler konusunda vatandaşlarımızı bilinçlendirmek de şart. İşte o zaman, daha rahat yaşamamız için üretilmekte olan teknolojileri kullanma hakkını elde edeceğiz.
Saygılarımla.