Ankara'dan Kısa Kısa

Tüketici ve askerlik işlemleri e-Devlet Kapısı’na girecek

Türksat A.Ş. Genel Müdürü Dr. Özkan Dalbay, e-Devlet Kapısı’ndan hizmet sunan kurum sayısını artırmaya yönelik çalışmalarının sürdüğünü belirterek, çok kısa süre içinde tüketici işlemleri, askerlik işlemleri gibi vatandaşların büyük bölümünü ilgilendiren hizmetleri e-Devlet Kapısı üzerinden sunacaklarını kaydetti.
Türksat A.Ş. tarafından düzenlenen Uluslararası e-Devlet Konferansı 12 - 13 Mart 2009 tarihleri arasında Ankara Crown Plaza’da gerçekleştirildi. Açılış konuşmalarını Türksat A.Ş. Genel Müdürü Dr. Özkan Dalbay, Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşar Vekili Halil İbrahim Akça ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer’in yaptığı konferansa çok sayıda yabancı konuk katıldı.
Özkan Dalbay, konuşmasında e-Devlet Kapısı Projesi’nin 18 Aralık 2008’de hizmete girdiğini anımsattı. Dalbay, OECD raporlarında da ifade edildiği gibi Türkiye’de bilgi toplumuna geçiş ve e-devlet uygulamaları konusunda özellikle son birkaç yılda çok önemli ilerlemelerin olduğunu belirtti. Dalbay, ABD’de Brown Üniversitesi’nin 2008 yılında yaptığı değerlendirmelere göre, Türkiye’nin e-Devlet performansında en hızlı gelişen ülkeler arasında yer aldığını da vurguladı.
Dr. Özkan Dalbay, bilişim teknolojilerinin kamu yönetiminde sadece altyapı ve destek sistemleri olarak kullanımından, kamu hizmeti sunumunun tamamen elektronik ortamda yürütülmesine doğru hızlı bir değişimi yaşadığını söyledi. Dalbay, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu değişim ile birlikte bilişim teknolojileri devlet, vatandaş, devlet kurumları ve kamu görevlileri arasındaki ilişkilerin yeni bir boyut kazanmasına yol açmış ve bu süreçle birlikte elektronik devlet kavramı ortaya çıkmıştır. ‘Geleceğin devleti’ olarak da kabul edilen e-devleti; kamu hizmetlerinin sunumunda ve devlet kurumlarının işleyişinde bilişim teknolojilerinin kullanılması yoluyla daha saydam, vatandaşa daha yakın, daha verimli ve daha iyi çalışan bir yönetim yapısı olarak tanımlayabiliriz.”
Dalbay, e-Devlet Konferansı’nın esasen bir e-devlet ve e-devlet bağlamında e-demokrasi ve e-katılımcılık konferansı olduğuna değinerek, bu kavramların e-devlet uygulamaları sayesinde etkin şekilde hayata geçmesiyle önümüzdeki dönemde temsili demokrasi yerine doğrudan demokrasi kavramının da tartışılmaya başlanacağını kaydetti.

Akça, “e-Devlet'in kullanıcı sayısı yetersiz”
Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşar Vekili Halil İbrahim Akça ise, açılış konuşmasında Türkiye’nin e-devlet uygulamaları açısından telekomünikasyon altyapısının yeterli olduğunu ancak, kullanıcı konusunda sıkıntıların bulunduğunu söyledi.
Bilgi toplumuna geçiş sürecinin en önemli ekseninin e-devlet olduğunun altını çizen Akça, bu alandaki en önemli eksikliğin bütünleştirme olduğuna değindi. Ortak veri tabanı kullanımında kamu kurumlarının sıkıntı yaşadığını belirten Akça, e-devlet projelerine ilişkin “Birlikte Çalışabilirlik Rehberi” hazırladıklarını anlattı. Bu rehberin içeriğinin iyi anlaşılamadığından yakınan Akça, “Rehber anlaşılmış olsaydı projeler daha uyumlu hale gelebilirdi” dedi.
Akça, Avrupa’da birçok ülkenin e-devlet projelerinin talep yetersizliği nedeniyle başarısız olduğuna işaret ederek, “Biz talep yetersizliği yaşamadık” diye konuştu.
e-Devlet’te Türkiye’nin yazılım sektörüne önem vermesini hedeflediklerini kaydeden Akça, “Bilişim Vadisi Projesi”nin de bu noktada önemli bir adım olacağını ve bu konuda uygulayıcı bakanlıklar, yerel yönetimler ve TÜRKSAT’a önemli rol düştüğünü dile getirdi.

Acarer: “e-Devlet Kapısı 3N ile ivme kazanacak”
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Tayfun Acarer de konuşmasında Üçüncü Nesil Mobil İletişim Sistemleri’nin (3N) Türkiye’de kısa süre içerisinde kullanılmaya başlanacağını hatırlatarak, “3N ile e-devlet hizmetleri ivme kazanacak. Mobil araçlar bunu daha da geliştirecek” şeklinde konuştu.
Tayfun Acarer, bilişim ve haberleşme teknolojilerindeki değişimin şeffaf ve hızlı kamu yönetimini, bürokratik devletten elektronik devlete geçişi hızlandırdığını belirtti. Acarer, Türkiye’nin bu sürece uyum açısından genç nüfusu sayesinde avantajlı bir konumda bulunduğunu söyledi. Acarer, Avrupa Birliği’ne (AB) uyum çalışmaları kapsamında e-imza ve mobil e-imza konularında hiçbir eleştiri almadıklarını anlattı.

ARGE personeline yüzde 90’a varan vergi teşviği
Araştırma-Geliştirme (ARGE) faaliyetlerinde çalışanlara yüzde 90’a varan oranlarda vergi teşviği getirildi. 1 Mart 2009 tarihinden itibaren geçerli olan teşvik 31 Aralık 2013’e kadar devam edecek.
Maliye Bakanlığı’nın 2 seri nolu “5746 Sayılı Araştırma Ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun Genel Tebliği” 24 Mart 2009 tarihli Resmi Gazete
yayımlandı. Tebliğde, 1 Mart 2009-31 Aralık 2013 tarihleri arasında geçerli olmak üzere yapılan değişikliklere yer verildi.
31 Aralık 2013 tarihine kadar, ARGE ve destek personelinin, çalışmaları karşılığında elde edeceği ücretleri üzerinden asgari geçim indirimi uygulandıktan sonra hesaplanan gelir vergisinin; doktoralı olanlar için yüzde 90’ı, diğerleri için yüzde 80’i verilecek. Bu da muhtasar beyanname üzerinden tahakkuk eden vergiden indirim yapılmasını sağlayacak.
ARGE ve destek personelinin ARGE ve yenilik faaliyeti kapsamında fazla mesai dahil çalıştığı süreye ilişkin ücret üzerinden hesaplanan vergi tutarına asgari geçim indirimi uygulanacak.
İşletmelerde, gelir vergisi stopajına ilişkin teşviklerden yararlanacak destek personelinin tam zaman eşdeğeri sayısı, toplam tam zamanlı ARGE personeli sayısının yüzde 10’unu geçemeyecek. Destek personelinin tam zaman eşdeğeri sayısı, toplam tam zamanlı ARGE personeli sayısının yüzde 10’unu geçmesi halinde brüt ücreti en az olan destek personelinin ücretinden başlanılarak hangi personel için teşvikten faydalanılacağı belirlenecek.

e-Dönüşüm’de birlikte çalışılabilirliğin esasları belirlendi
Bilgi toplumu olmayı amaçlayan e-Dönüşüm Türkiye Projesi kapsamında birlikte çalışılabilirlik esaslarına ilişkin başbakanlık genelgesi 28 Şubat 2009 tarihli Resmi Gazete yayımlandı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla yayımlanan genelgede, bilgi toplumuna dönüşümü amaçlayan e-Dönüşüm Türkiye Projesi’nin önemli bir bileşeni olan e-Devlet’in birbiriyle bütünleşmiş, etkin, şeffaf ve basitleştirilmiş iş süreçlerine sahip bir yapılanma gerektirdiği belirtildi.
Tebliğ’de birlikte çalışabilirliği mümkün kılmanın en temel araçlarından birinin, kurumların kullanacakları ortak norm ve standartları belirleyerek bilgi sistemlerini ve bütünleşik e-devlet hizmetlerini bu norm ve standartlar çerçevesinde geliştirmek olduğu kaydedilerek şu ifadelere yer verildi:
“Birlikte Çalışabilirlik Esasları Rehberi’nin e-Dönüşüm Türkiye Projesi kapsamında başta kamu kurum ve kuruluşları olmak üzere, kamuya elektronik ortamda hizmet sunan tüm kuruluşlar arasında birlikte çalışılabilirliğin sağlanması ve bu çerçevede yetki ve sorumluluklar, esas ve prensipler, yöntem ve kriterler ile teknik standartların belirlenmesine yöneliktir.
Merkezi ve yerel düzeydeki tüm kamu kurum ve kuruluşlarınca yeni kurulacak bilgi sistemlerinde, rehberde yer verilen esas ve standartlara uyulması zorunludur. Halihazırda kullanılan bilişim teknolojisi altyapılarının Rehber’de belirtilen standartlara uyumlu olmayan unsurları, bütçe imkanları ve öncelikler çerçevesinde en kısa zamanda bu esaslara uyumlu hale getirilecektir.
Rehber, önümüzdeki dönemde Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı koordinasyonunda, bilgi ve desteğine ihtiyaç duyulan tüm kamu kurum ve kuruluşları tarafından gereken destek ve katkı sağlanarak, ‘Rehber Güncelleme’ başlığı altında belirtilen esaslar çerçevesinde güncellenmeye devam edilerek, (www.bilgitoplumu.gov.tr) adresinde yayımlanacak, uyum çalışmalarında ve yeni kurulacak bilgi sistemlerinde, belirtilen adreste yayımlanan güncel sürüm dikkate alınacaktır.''

NATO bilgileri Türk kriptosuyla korunacak
TÜBİTAK araştırmacıları, NATO’ya üye ülkeler arasında gizli bilgi ve belgelerin saklanmasında yüksek güvenlik sağlayan cihaz geliştirdi. TÜBİTAK’ın Gebze’deki Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü’nde (UEKAE) görevli araştırmacılar, NATO’nun mevcut kripto sistemlerini yenileyerek, son teknoloji ürünü sistemi geliştirdiler.
NATO, “gizli ve daha alt dereceli bilgilerinin güvenli olarak taşınmasını sağlamak” amacıyla 2007’de duyurduğu ihtiyacına yönelik, TÜBİTAK UEKAE’nin başlattığı ARGE çalışmaları sonucunda SIR adı verilen güvenli USB bellek cihazı üretildi.
Yeni kripto cihazının yüksek gizlilik içeren bilgi ve belgelerin saklanmasında dünyanın en güvenli sistemi olduğu belirtilirken, SIR sayesinde bilginin şifreli saklanabileceği, cihazın kaybolması durumunda bile bellekteki gizli bilgiye ulaşılamayacağı kaydediliyor.
Cihaz’ın bir şekilde açılmaya çalışılması durumunda da içerisindeki gizli bilgilerin otomatik olarak silindiğine işaret edilerek, yanlış şifre girilmesi durumunda ya da istenildiğinde cihaz üzerindeki tek tuşla bilgilerin silinebildiği kaydediliyor. Ürünün tasarımı ve üretimi yüzde yüz yerli mühendislik ve kaynaklarla gerçekleştirilirken; NATO’nun 2009 ihtiyacı olan 600’den fazla cihaz, TÜBİTAK UEKAE tarafından sağlanacak.

MEB’den ‘Bilgisayar Teknik Eleman Sertifika Programı’
Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü ile TÜBİSAD ve TÜBİDER arasında `Bilgisayar Teknik Eleman Sertifika Programı` başlatılmasıyla ilgili protokol Etap Altınel Oteli`nde imzalandı. İmza törenine MEB Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Prof. Nizami Aktürk, TÜBİSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Tekbulut ve TÜBİDER Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Saral katıldı.
MEB, TÜBİDER ve TÜBİSAD ile imzalanan protokol ile ileri bilgisayar teknik elemanı olarak iki ayrı program ile mesleği icra edecek elemanlara yaklaşık 135 saat etkileşimli dersler ve eğitim videoları sunulacak. Sertifika programı uzaktan eğitimin yanı sıra, yine İnternet üzerinden verilecek canlı eğitim seminerlerini ve fiziksel dersleri de içeriyor. “Bilgisayar Teknik Elemanı Sertifika Programı”; 96 saat sanal eğitim ve 16 saat fiziksel eğitim, “Bilgisayar İleri Teknik Elemanı Sertifika Programı” ise, 128 saat sanal eğitim ve 16 saat fiziksel eğitim olarak tasarlandı.
Çizgi-Tagem bünyesinde 1996 yılından beri teknik ve teknolojik dokümanların İnternet ortamında bir Net kapısı altında kümelenen e-akademi sayfaları son iki yıldır TÜBİDER ve TÜBİSAD desteği ile uluslararası A+ Sertifikasyon programını da içeren ancak çok daha gelişmiş bir müfredat ile bir sertifikasyon programına dönüştürüldü.
Bilgisayar Teknik Eleman Eğitimi Sertifikasyon Programı protokolü sayesinde bilişim sektörüne teknik eleman yetiştirilmesi ve bu mesleği icra eden elemanların mesleki yeterliliklerinin yükseltilmesi amaçlanıyor.
Son iki yıldır yürütülen yeni bir çalışma ile A+ Teknik Eleman Eğitimi içeriği Intel Nehalm ve Microsoft Windows 7 teknolojilerini de içerecek biçimde yenilendi. Adobe Presenter e-öğrenme araçları ile ders sunumları seslendirildi ve tüm yardımcı videolar flash sunumların içine gömüldü. Böylece aşağıdaki başlıklar altında toplanabilen yepyeni bir asenkron e-öğrenme imkânı olarak teknik elemanlara sunuluyor.

PTT doğalgaz satıyor
PTT Genel Müdürlüğü ile Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş arasında imzalanan protokolle, Ankara’daki 96 PTT iş yerinde doğalgaz satışına başlandı.
PTT Genel Müdürü Osman Tural ve Başkent Doğalgaz A.Ş. Genel Müdür Vekili Harun Gündüz, konuya ilişkin bir basın toplantısı düzenlediler.
Tural, Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş. ile iş yerlerinde doğalgaz satışı yapılması konusunda Kasım 2008’de başlayan görüşmelerin ardından, altyapının oluşturulmasıyla bu hizmetin verilmeye başlandığını belirtti.
İlk etapta 96, daha sonra da 150 PTT iş yerinde satış yapılacağını anlatan Tural, kısa süre içinde de Ankara’daki 211 PTT iş yerinde bu hizmetin verileceğini kaydetti.
Tural, PTT iş yerlerinden Kızılay, Ulus, Sincan ve Keçiören merkez şubelerinde her gün saat 23:00’e kadar doğalgaz satışı yapıldığını bildirdi.
Harun Gündüz de Ankaralılara daha iyi hizmet vermek ve doğalgaz satışı için şehir merkezinde oluşan yoğunlukları gidermek amacıyla PTT ile işbirliğine gittiklerini söyledi. Gündüz, vatandaşların Türkiye’nin herhangi bir yerinden PTT’nin çevrimiçi sistemiyle de doğalgaz borçlarını ödeyebileceklerini belirtti.
PTT'nin, gaz satışına başladığı semtler şöyle:
Ahmetler, Akyurt, Altındağ, Aşağı Ayrancı, Aydınlıkevler, Bahçelievler, Bakanlıklar, Balgat, Batıkent, Bilkent-Çayyolu, Cebeci, Çankaya, Çubuk, Demetevler, Dikmen, Emek, Eryaman, Etlik, Etimesgut, Gimat, Gölbaşı, Hasanoğlan, İskitler, Kavaklıdere, Kazan, Keçiören, Kızılay, Küçükesat, Maltepe, Mamak, Ostim, Pursaklar, Samanpazarı, Sıhhiye, Sincan, Siteler, Ulus, Yenimahalle.

TOBB ETÜ kariyer günleri düzenledi
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (TOBB ETÜ) üniversite-sanayi işbirliğinde liderliğini mezun adayları ile iş dünyasının önde gelen kuruluşlarını bir araya getirerek devam ettiriyor. İlk mezunlarının tamamına yakını kariyer hayatlarına başlayan TOBB ETÜ, yeni mezun adaylarını da iş dünyasıyla tanıştırdı.
Yüz yıla yakın zamandır tüm dünyada uygulanan ve üniversite-sanayi işbirliğinin en iyi örneği olan “Ortak Eğitim Modeli”ni Türkiye’de ilk ve tek uygulayan üniversite olarak TOBB ETÜ, 3 farklı sektörde öğrencilerle iş adamlarını buluşturdu. Kariyer Günleri’nin ikincisini 4-11-18 Mart 2009 tarihinde gerçekleştirdi.
Mezun adayları ve mezunları ile iş dünyasının önde gelen kuruluşlarını bir araya getirmek, öğrencilerde kariyer bilinci oluşturmak ve tüm öğrencilerin kişisel gelişim süreçlerine katkıda bulunarak daha sağlıklı kariyer tercihi yapabilmelerine yardımcı olmak amacıyla gerçekleştirilen Kariyer Günleri’nin açılış konuşmasını TOBB ETÜ Rektör Vekili Prof. Yücel Ercan yaptı. Kariyer Günleri’ne bilişim, finans ve kamu ve sanayi sektörlerinden firmalar ve işadamları, TOBB ETÜ öğrencileri, mezunları ve davetli olan Ankara’daki diğer üniversite öğrencileri katıldı.

HP-Foxconn işbirliği 2010’da meyvesini verecek
Türkiye’de kurulacak yeni Foxconn PC üretim tesisinin duyurulmasının ardından, yeni tesisin en büyük müşterisi olacak Hewlett-Packard (HP) ile Foxconn Teknoloji Grubu (Foxconn) üst düzey yöneticileri; işbirliğine önemli katkı sağlayan Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı (TYDTA) ile Ankara’da bir araya geldiler.
Foxconn, yaklaşık 60 milyon Dolar değerindeki yatırımla birlikte, 2.000 kişiye ulaşacak istihdam fırsatı sunacak. Üretim tesisine ilişkin planlamaların paylaşıldığı toplantıya; Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi (EMEA) Kişisel Sistemler Grubu’ndan Sorumlu HP Başkan Yardımcısı Eric Cador, Foxconn Technology Group Başkan Yardımcısı Jim Chang ve Başbakanlık Yatırım Ajansı Başkanı Alpaslan Korkmaz katdıldı. Toplantıda; Foxconn tarafından kurulacak ve işletilecek olan tesisin Mart 2010 döneminde faaliyete geçmesinin planlandığı açıklandı.
Toplantıda Foxconn’un Türkiye’ye yatırım yapma kararını dikkatli bir eleme sonucu aldığı ve seçimin ülkemizin var olan iç pazar potansiyeli, Avrupa ve Ortadoğu arasındaki stratejik konumu, kaliteli mühendis ve iş gücüne istinaden aldığı ifade edildi.
Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Bölgesi (EMEA) Kişisel Sistemler Grubu’ndan Sorumlu HP Başkan Yardımcısı Eric Cador, HP’nin yeni Foxconn tesisinin en büyük PC müşterisi olmayı hedeflediğini kaydetti. Türkiye, Orta Doğu ve Avrupa’da belirlenen pazarlar için ayda 200.000 adet masaüstü bilgisayar sevk etmeyi planladıklarını dile getiren Cador, yüksek kaliteli işgücü ve ihracat için sahip olduğu stratejik konumu sebebiyle Türkiye’nin üretim için ideal bir ülke olduğunu kaydetti.
Foxconn Başkan Yardımcısı Jim Chang, planlanan tesisin, Foxconn’un Çorlu bölgesindeki ilk masaüstü bilgisayar üretim tesisi olacağını dile getirerek, yetenekli iş gücü, stratejik konumu ve sağlanan devlet desteği, ürünleri hızlı ve rekabetçi biçimde sevk etme operasyonları için Türkiye’nin ideal bir konumda olduğunu vurguladı.
Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Başkanı Alpaslan Korkmaz da dünyayı etkisi altına alan krize paralel olarak, küresel yatırım hareketlerini azaltacak olsa da, bu dönemde stratejik adım atan şirketlerin 1-2 sene sonra, kriz çıkışında, önde gdeceğini vurguladı. Korkmaz, coğrafi konumu, insan kaynakları, modern sanayi ve hizmetler alt yapısı olan Türkiye’nin her dönem yatırımcıların tercihi olacağını dile getirdi. Ajans olarak Türkiye’nin yatırımcıların tercihi olması konusuna odaklandıklarını belirten Korkmaz, istihdam yaratan, teknoloji geliştiren ve çevre dostu yatırımların peşindeyiz. Foxconn yatırımı da bu özelliklere sahip, ideal bir örnek teşkil ediyor” dedi.
Türkiye yatırımı; Foxconn ile HP arasında uzun zamandır sürmekte olan iş birliğini de bir adım öteye taşırken, yeni tesis, aralarında Brezilya, Çin, Meksika ve proje aşamasında olan Rusya’nın da bulunduğu dünyanın diğer bölgelerinde yer alan Foxconn tesislerini tamamlayıcı nitelikte olacak.

KoçSistem, Symantec’in “Altın İş Ortağı” oldu
KoçSistem, altyapı yazılım üreticisi Symantec ile 2005 yılından bu yana sürdürdüğü iş ortaklığını “Altın” seviyeye taşıdı.
KoçSistem, artırdığı sertifikalı personel sayısı ile uzmanlığını bir üst seviyeye taşımasıyla Altın İş Ortaklığı’na layık görüldü. KoçSistem, ayrıca Altın İş Ortaklığı ile Symantec’in yeni ve henüz piyasaya sürülmemiş uygulamalarını test edebilme ayrıcalığına kavuşmuş oldu.
Güvenlik, uyumluluk, yedekleme, depolama , iş süreklilği çözümleri Symantec'in sunduğu güvenlik ürünlerinin uygulama ve destek hizmetlerini veren KoçSistem, iş ortaklıklarının başladığı Haziran 2005’ten bu yana Symantec ile Bilgi Teknolojileri güvenliği alanında birçok önemli projeye imza attı. Ekim 2008’de Symantec’in Gümüş İş Ortağı olan KoçSistem, Bilişim Teknolojileri güvenliği alanındaki uzmanlığıyla 10 Şubat 2009’da Altın İş Ortaklığı seviyesine yükseldi.
KoçSistem’den konuyla ilgili yapılan açıklamada, Altın İş Ortaklığının bilgi güvenliği alanında dünyanın önde gelen şirketlerinden Symantec ile ilişkilerinin derinleşmesinin bir kanıtı olduğu kaydedildi. KoçSistem’in kurumsal müşterilerinin güvenlik ve uyumluluk, depolama ve iş sürekliliği alanlarındaki ihtiyaçlarını etkin ve kusursuz bir şekilde karşıladığının bir göstergesi olan Altın İş Ortaklığı’nın olumlu sonuçları, önümüzdeki dönemde KoçSistem müşterilerine de artarak yansıyacak.

Sanal ortamlarda veri merkezi yönetimi
Sanallaştırma dünyasının dört ismi Sun Microsystems, Symantec, VMware ve Brocade, Ankara Sheraton Otel’de “Sanal Ortamlarda Veri Merkezi Yönetimi” konulu bir etkinlik düzenledi. Dört şirketin uzmanları etkinlikte kurumlara sunucu, uygulama ve veri depolama sanallaştırması ile fırsatlar hakkında bilgi verdi. Veri merkezlerini özgürce yönetilebilir hale getirebilecek ve yeni pazarlar açabilecek teknolojiler anlatıldı.
Günümüz veri merkezlerinde sanallaştırma çok sık karşımıza çıkan bir kavram olurken, sunucu ve veri depolama sistemlerinin sanallaştırılması, şirketlerin çok sayıda sunucunun üzerindeki iş yükü uygulamalarını daha az sayıya indirmelerine neden oldu. Sanallaştırma sayesinde kurumlar, donanımların maksimum düzeyde kullanımı ve daha az sayıda sunucu gereksinimi gibi avantajların yanı sıra, ciddi oranlarda enerji, soğutma ve yer tasarrufu da sağlayabiliyor. Sanallaştırma beraberinde birtakım zorluklar da getirebiliyor. Toplantıda, Sanallaştırma Teknolojilerine Değer Katan Çözümler konusunu Symantec Türkiye Kanal Müdürü Evrim Tekeşin, Sanallaştırmada Ağ Yönetim Yaklaşımı’nı Brocade Satış Müdürü Aylin Koca, VMware ile Yeni Nesil Veri Merkezleri’ni Vmware Türkiye’den Kıdemli Sistem Mühendisi İzzet Arditi, Sanallaştırma ve Veri Merkezi Yönetimi konusunu da Sun Microsystems Veri Depolama Sistemleri Satış Müdürü Mertol Özyöney anlattı.

e-imza, maliyet tasarrufu sağlıyor
e-imza, içinde bulunduğumuz kriz ortamında gerek bireylere gerekse kurumlara yüksek oranlarda maliyet tasarrufu sağlıyor. Normal süreçler içinde fiziksel olarak bir yere giderek ve/veya ıslak imzamızı atarak yaptığımız birçok işlem e-imza ile kolayca yapılabiliyor. İşletmelerin kriz olduğu için e-imzaya yatırım yapmaktan kaçınmamaları gerektiği vurgulanırken, asıl kriz olduğu için e-imzaya yatırım yapması gerektiğinin altı çiziliyor. Çünkü bir defaya mahsus alınan e-imza gerek kurum dışı gerekse kurum içi yazışmalarda ciddi ölçüde zaman ve para tasarrufu sağlıyor. E-imza sahipleri ayrıca kağıt kullanımlarını da en aza indirerek, hem bütçelerine hem de doğaya katkıda bulunuyor.
Araştırmalar, 2006 yılında, ıslak imza ile gerçekleştirilen işlemlerin yalnızca noter masraflarının 2,6 milyon TL olduğunu ortaya koyuyor. Firmaların iş takipçilerine ödediği ücretlerle bu rakam daha da büyüyor. Örneğin, gümrük işlemlerinde e-imza zorunlu hale gelmeden önce bir takım bürokratik işlemlerin tamamlanabilmesi için bireyler/kurumlar evrakları imza aşaması için ıslak imzalı şekilde elden teslim etmek durumdaydı. Teslim edilen evrakların bilgisayar ortamına alınması gerektiğinden, gerekli izinlerin çıkması yaklaşık 2 haftayı buluyordu. Bu da ciddi zaman kaybına ve masrafa yol açıyordu. Ancak 2008’de gümrük işlemlerinde e-imzanın zorunlu hale gelmesiyle birlikte bahsettiğimiz 10-12 günlük süreç sadece 2 güne indi.
Günümüzde bankalar, firmalardan faks ile aldıkları ödeme talimatlarını işlemek için çok ciddi ve yüksek maliyetli operasyonlar yürütüyor. Her gün gelen yüz binlerce talimatın işlenmesi ve gerçekleştirilmesi, gerek bankalar gerekse talimatı gerçekleştiren kurumlar için ciddi bir maliyet yükü ve zaman kaybı anlamına geliyor. E-GÜVEN’in öncülüğünü yaptığı ve bugün birçok bankada kullanılmaya başlanan ‘E-imza ile Talimat Gönderilmesi Projesi’, hem banka hem de ilgili kurumların iş süreçlerinde maliyet avantajı sağlıyor.