Av. Tolga İşmen, LL.M. (KCL)
tolga@telepati.com.tr



Kanun-e

Kriz ve erdem

Kriz artık yavaş yaşam biçimimizi değiştirmeye başladı. Daha az para harcamaya dikkat eder olduk, elimizdeki işe daha bir şevkle sarılır olduk, geleceğe ilişkin daha endişeli bir yaklaşım içine girdik. Aynı zamanda bazı kararları almakta daha hızlı davranıyor veya tam tersine bu kararları erteliyoruz. Bu dönemin kısa bir süre içinde geçmeyeceği ve daha sıkışık bir ortamda yaşamaya alışmamamız gerektiğini artık hepimiz kabul etmişe benziyoruz. Ne yazık ki bu dönemin bir sonucu da, bazılarımızın erdem ve dürüstlük konusunda daha az duyarlı olmaları. Eskiden sözlerin tutulacağı, borçların ödeneceğine ilişkin bir genel olumlu yaklaşımla işlerimizi yürütüyorduk. Artık tam tersine herkesin borçlarını ödememek için her şeyi yapacaklarına, sözleşmelere uyulmayacağına, herkesin mümkün olduğu takdirde bir diğerine kazık atabileceğini düşünerek hayatımızı sürdürmek zorundayız. Bu durum sadece kurumlar arasında değil, kurum içinde de kendini gösterebiliyor. Eskiden herkesin kendi sorumluluğunda olan bir konuda gerekli adımları atacağına ve bu adımların atılmaması sonucunda ise, sorumluluğu üsteleneceğine inanmamıza rağmen artık bu varsayımla hareket etmek mümkün gözükmüyor. Eğer bir konuda kurum içinde ortak kararla bir risk alıyorsanız; yarın öbür gün riskin gerçekleşmesi halinde (ki, bugünlerde risklerin gerçekleşme oranı eskiye göre çok çok daha fazla) arkanıza dönüp baktığınızda, sizle beraber bu riski almayı kabul etmiş olan meslektaşlarınızın bu sefer sizi suçladıklarını, kararın suçunu tek başına sizin üzerinize atmaya çalıştıklarınızı görebilirsiniz. Büyük bir ihtimalle sizin işten çıkarılacağınızı, (ne olsa herkesin birilerini işten çıkarmak için bahane aradığı günlerdeyiz) dolayısıyla yaptıkları davranışın sosyal sonuçlarına katlanmak zorunda kalmayacaklarını düşüneceklerdir. Esas korkunç olanı ise, büyük bir ihtimalle haklı olmaları. Bu nedenle, ne yazık ki artık en yakınınıza bile güvenmemeli, her işinizi sağlama bağlamalı ve ileride devamlı hesap vermek zorunda kalacakmışsınız gibi davranmalıyız. Eski krizlerde, kriz neredeyse sadece Türkiye’yi etkilediğinden en azından uluslararası bir şirkette çalışıyorsak merkezin erdemli kalacağına güvenebilirdik. Ancak artık Londra, New York gibi merkezler İstanbul’dan bile daha sorunlu, daha acımasız ve hatta erdemsiz. Yurtdışındakilere Türkiye’dekilerden bile daha az güvenmemiz gereken bir döneme girdik.
Bu durumun ise önemli bir süre değişmeyeceğine inanıyorum. Bu durumda ne yapmalıyız. Öncelikle her adımımızda işimizi son derece sıkı tutmalı daha sonra herhangi bir anlaşmazlık çıkmayacak şekilde davranmalıyız. İş yükümüzü arttırsa bile; her önemli karara ilişkin süreci yazıya dökmeli, daha sonra bu konuda bir açıklama yapmamız gerektiği zaman elimizde yazılı belge ile hareket etmeliyiz. Kurum dışında her işlemi son derece sağlam, açık ve iyi hazırlanmış sözleşmeler aracılığı ile yürütmeliyiz. Artık ticari ilişkilerde teamüllere veya centilmenliğe güvenerek iş yapmak son derece riskli. Mümkünse alacaklarımızı teminata bağlamalıyız. Bu davranış değişikliklerini de sakin ancak açık bir şekilde karşı tarafa açıklamalıyız. Doğal olarak bazıları bu yaklaşımımızı “güvensizlik” olarak değerlendirebilirler. Son derecede de haklılar, artık gelinen noktaya kimseye güvenme lüksümüz ne yazık ki kalmamış durumda.
Son olarak bence erdemsizliği bir vakıa olarak kabul edip, karşılaştığımızda moralimizi bozmamamız gerekiyor. Bu dönemde elbet birkaç kere, birilerini bizi kazıklamasını, bize haksızlık yapmasını tecrübe edeceğiz. Bundan kaçınmak için mümkün her şeyi yapın, ancak eğer engellemek mümkün olmazsa; bunun sizin moralinizi bozmasına, motivasyonunuzu yok etmesine izin vermeyin. Erdemsizlerle mücadele etmeyin, zararınızı minimize etmeye çalışın ve yolunuza devam edin. Unutmayın domuzla güreşirseniz, ikinizde pislenirsiniz ama bu sadece domuzun hoşuna gider. Erdemsizlere bu zevki tattırmayın, işinize devam edin, onlarla uğraşarak kaybedebileceğimiz zamanımız yok. Zaman içinde itibar kadar güvenilir bir değer yoktur. Krizde, bir süreliğine erdemsizlik kısa vadede daha iyi sonuçlar verecek gibi gözükse de sonuçta itibar kaybı, erdemsiz olsa bile, bir insanın başına gelebilecek en büyük felakettir. Bir kere itibarınızı kaybettiniz mi, artık bir daha size erdemli olma şansı bile vermezler.
Tolga İşmen
3 Nisan 2009, Ankara


Köşe Yazarları