Değişen dünya ve gelişen teknolojiler arenada görüşüldü

Cenk Yapıcı / Fotoğraflar: Baykan Çallı

“Telekom perspektifinden değişen dünya ve gelişen teknolojiler” başlığını taşıyan 9. Uluslararası Telekom Arenası 5-6 Mart tarihlerinde Stratejik Teknik Ekonomik Araştırmalar Merkezi (STEAM) tarafından İstanbul Ceylan Intercontinental Otel’de düzenlendi.
Devlet erkânından ve telekomünikasyon sektöründen önemli konukların ve konuşmacıların ağırlandığı etkinlikte telekom sektörünü daha ileriye taşıyacak geniş bant servisleri, yeni donanım ve yazılım teknolojileri, içerikler, düzenlemeler, ekonomik kıstaslar; kısacası sektörü ilgilendiren hemen her türlü konu ele alındı. İki gün boyunca özellikle sabah oturumlarının yoğun şekilde ilgi gören etkinliği siz okuyucularımız için yakından takip ettik.

Gözüm: “2012’ye hazırlanıyoruz”
9.Uluslararası Telekom Arenası, Stratejik Teknik Ekonomik Araştırmalar Merkezi (STEAM) Telekomünikasyon Danışma Kuru Başkanı M. Sait Gözüm’ün açılış konuşmasıyla başladı. Gözüm, gelişen teknolojilerle sektörün daha fazla sayısal içeriği tüketmeye başladığını, tüketilen ve oluşturulan içeriklerin fikri mülkiyet hakları ve düzenlemelerle gözden geçiriliyor olmasının gerekliliğinin altını çizdi. Maya’ların 2012 yılı için zamanların sonu dediğinin hatırlatan Gözüm, kendilerine göre ise 2012 yılının teknoloji, medya ve telekomünikasyon endüstrisinin sonsuza dek değişeceği bir yıl olacağını kaydetti. Londra’da düzenlenecek olan 2012 Olimpiyat Oyunları’nda, bu endüstrinin geldiği noktanın daha hissedileceğini vurgulayan Gözüm, sonuç olarak daha fazla içerik, daha fazla geniş bant, daha fazla erişim ve ödeme kanalı, daha fazla hareketlilik, daha fazla ürün ve daha fazla kişiselleştirme kavramlarının önümüze geleceğini belirtti. Ülke olarak yeni teknolojileri yakından takip etmemiz ve ilgili düzenlemelerin zamanında ve eksiksiz yapılmasının önemini anlatan Gözüm, 2012’de yaşanacak bu ivmenin içinde olmamızın önemine değindi.

Coşkunoğlu: “BHT-Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri hayatımızın bir parçası oldu”
Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Üyesi ve CHP Milletvekili Prof. Osman Coşkunoğlu açılış oturumunda yaptığı konuşmada, bunda önce yapılan Telekomünikasyon Arena’larında sadece mevzuat ve yasalar hakkında yorumlar yapabildiklerini belirterek, tüm dünyanın ciddi bir değişim içinde olduğunu, ülke olarak değişime ayak uydurmanın ve değişimi fırsata çevirmenin son derece önemli olduğunu kaydetti. “Toplumsal yapılanmanın değişiyor ve zaten hep mevcut olan ama sadece özel ilişki tabanında kalan ağ toplumu kavramı artık hayatımızın bir parçası konumuna geldi, bunun en güzel örnekleri Facebook ve MSN. Türk insanı, bu iki platformu da en yoğun şekilde kullanan milletler arasında üst sıralarda yer alıyor. Bu durumun tamamı Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri’nin eseridir” şeklinde konuşan Coşkunoğlu, bilginin artık daha değerli olduğunu vurgulayarak bilgiye erişim kaynaklarının çeşitlendiğini dile getirdi.

 

Coşkun: “Türkiye bilgi toplumu olma yolunda hızla ilerliyor”
STEAM Konferans Başkan’lığını yapan AKP Milletvekili Dr. Osman Coşkun’da, gelişen teknolojiyi ve doğurduğu sonuçları hem Türkiye hem de Dünya perspektifinden değerlendirdi. Coşkun şunları söyledi: “Bugün yakınsama olgusunun kendi teknik tanımını aştığını ve kapsamlı bir strateji haline geldiğini görüyoruz. IP teknolojileri giderek yaygınlaşıyor ve bugün de ele alınmasını ümit ettiğim IPv6 gibi çözümler geliştiriliyor. Kablosuz sistem kullanımında da ciddi ve büyük artışlar görüyoruz. Mobil haberleşme, hızla büyümesini devam ettirirken, ülkemizdeki GSM abone sayısı 2008 sonu itibariyle 66 milyon civarında olup (65,824 milyon), yaklaşık yüzde 92’lik bir kullanım oranına sahiptir. Sabit hat abone sayısı ise, 2008 sonu itibariyle 17,5 milyon. Öte yandan ADSL abone sayısı 5,3 milyon düzeyinde.
20 Temmuz 2008’de resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren, Elektronik Haberleşme Güvenliği Yönetmeliği, bu çerçevede önemli bir adım. Bu yönetmelikle, işletmecilerin fiziksel alan güvenliği, veri güvenliği, donanım-yazılım güvenliği ve güvenilirliği ile personel güvenilirliğinin sağlanması için, tehditlerden ve/veya zafiyetlerden kaynaklanan risklerin bertaraf edilmesi veya azaltılmasına ilişkin, alacakları tedbirlere yönelik usul ve esaslar belirtilmiştir.”

“Adli bilişim gelişen teknolojiye hızla ayak uydurmalı”
AKP Milletvekili Dr. Osman Coşkun adli bilişim konusuna da değindi: “Bilişim suçları ile savaşmada, tüm tarafların sorumluluklarının, düzenlemelerle netleştirilmesi ve yerine getirmeleri şart. Servis sağlayıcıların sorumluluklarının tespiti, kurumsal bilgi güvenliği politikalarının oluşturulması, özellikle kamu tarafında, teknik donanım ve bilgi eksikliğinin giderilmesi temel sorunlar olarak karşımıza çıkıyor. Öte yandan, adli bilişim prosedürlerinin eksikliği ve elektronik ortamdaki delillerin değerlendirilmesi ve korunması meseleleriyle mücadelede, yine kamu ve özel sektör olarak birlikte çalışmalıyız. Bu çerçevede, özellikle kurumlar ve şirketler kurumsal bilgi güvenliği politikaları oluşturmalılar. Uygulayıcıların da bilişim kavramlarına ve gerekli teknik bilgiye haiz olması gerekiyor. Ayrıca özellikle servis sağlayıcılarının, toplumda adli bilişim bilincini yaratmak için çalışmalar yapması çok önemli.”

“Her sektörün merkezinde telekom var”
Telekom’un artık tek bir sektör olmaktan çıkıp, etrafında yan sektörler yaratan ve hatta diğer sektörlerle kopmaz bağlar kuran bir endüstri haline geldiğini belirten Coşkun şöyle devam etti: “Medya ve telekom etkileşim içinde olmalıdır. Bilişim teknolojilerinin telekom altyapısını doldurmasıyla oluşan platform, medyanın vazgeçilmez bir aracı olmuştur. Daha fazla insana ulaşmak, daha fazla insanı bilgilendirmek ya da daha fazla insana hizmet sunmak tüm endüstrilerin en büyük amacı. Bu çerçevede, medyanın bilişim teknolojileri ile dansı, bir son tango değil, aksine hiç bitmeyecek ve ayrılmayacak bir danstır. Özellikle IPTV, şirketlerin müşteri artırma ve müşteri tercihlerine yönelik, maksimum fayda ve hizmet sağlama açısından çok önemli bir yeniliktir. Çok yakın zamanda, herkesin ilgi alanlarına göre hazırlanmış programlar ve hatta reklamların olacağı kanallarla tanışacağız. Üstelik IPTV sadece televizyon hizmeti değil, aynı zamanda İnternet ve diğer ileri teknoloji hizmetlerini de sunabilecek. Medyanın telekom ve bilgi teknolojileri ile sonsuza kadar sürecek dansında en önemli nokta; hangi dans çeşitlerinin sergileneceği. Sonuçta medya-telekom dansı, sonsuza dek sadece tango yapmayacak. Bu ikilinin dansında en önemli nokta içerik. İçerik ve katma değerli hizmetler, bir iletişim devi olan medya için çok büyük bir fırsat olmaktadır. Bu fırsatı, toplumun sosyo-ekonomik gelişmesi yönünde harcamak ise, dans eden ikili de dâhil hepimizin en büyük sorumluluğudur.”

“WiMAX’ta ARGE hız kazanacak”
Dr. Osman Coşkun WiMAX konusunda ise şunları söyledi: “Özellikle WiMAX teknolojisi, bugün MOBESE, Emniyet ve Valiliklerin gerekli gördüğü özel izinlerde, bazı hastanelerde ve belediyelerde uygulanmakta. Bugün itibariyle de, 66 milyon civarındaki sabit abonelerin 6 milyonu, sabit geniş bant hizmetinden faydalanıyor ve lisanslı 260 işletmeci bulunuyor. Fakat dünyada 120 ülkede 300’den fazla operatör tarafından hizmet sunan WiMAX teknolojisinin ne şekilde ve hangi lisanslama yoluyla gerçekleştirileceği üzerinde durulması gereken bir konu. WiMAX’in lisans çalışmalarının en kısa sürede tamamlanması ile yerli ARGE oluşturma çalışmalarının da hız kazanacağını düşünüyorum.”
AKP Milletvekili Dr. Osman Coşkun, yatırımın ve sağlanacak uyumun önemini şu sözlerle belirtti: “Hepimizin kabul etmesi gereken bir gerçek var: O da telekom sektörünün gelişmesindeki en büyük etken, sektörün temsilcilerinin çalışmaları, gelişmeleri ve kamu taraflarını da bilgilendirip yönlendirmeleridir. Önümüzdeki süreçte, insan faktörünü ve toplumsal gelişmeyi göz ardı etmeden yapacağımız her yatırım ülkenin büyümesine ve gelişmişlik düzeyinin yükselmesine bir yatırımdır. Bu açıdan, hizmet kalitesinin, tüketici haklarının da korunarak sağlanması hayati önem taşımaktadır. Altyapı ve şebekelerin genişletilmesi ile birlikte, ulusal ve uluslararası çaptaki uyumunun sağlanması gerekmektedir.”

Zahid Akman: “Yeni teknolojiler konusunda yasa tasarısı sunacağız”
RTÜK Başkanı Dr.A. Zahid Akman yurtdışında kaydedilen teknolojik gelişimlerin zaman kaybedilmeden ülkemizde de uygulanmasından mutlu olduğunu dile getirirken, RTÜK olarak meclis tarafından verilen görevle içerik, frekans ve yeni teknolojilerin nasıl uygulanacağı konusunda sürekli çalıştıklarını kaydetti. Teknolojinin kıt kaynaklar da göz önünde bulunularak çok dikkatli kullanılması konusundaki hassasiyetini belirten Akman, 2006’da test yayınlarına başladıkları karasal sayısal yayın teknolojisinin 2014 yılı itibariyle geçileceğini belirtti. Önümüzdeki günlerde TBMM’ye yeni teknolojiler konusunda yasa tasarısı sunacaklarını belirten Akman, çocukların televizyon yayınları ve zararlı İnternet sitesi içeriklerinden korunması konusunda ise dikkatli şekilde çalıştıklarını kaydetti.

Dinçer: “Böyle krizlerde yapılan teknolojik altyapı yatırımları ekonomiye doping etkisi yapar”
Telekomünikasyon Arenası’nın açılış sunumunu yapan Türk Telekom Operasyon Başkanı Celalettin Dinçer, Türk Telekom’un tüm yatırımlarını ve ARGE çalışmalarını küresel krize rağmen kararlılıkla sürdürdüğünü söyledi. Balkanlar, Orta Asya ve Orta Doğu ile yakından ilgili olduklarını ve 2008’de haberleşme altyapısına 1,8 milyar Dolar yatırım yaptıklarını kaydeden Dinçer, bu yıl da en az 1,8 milyar Dolar yatırım yapacaklarının altını çizdi. “Bu tip krizlerde yapılan yatırımlar ekonomiye olumlu ivme kazandırır, biz Videofon, VDSL2 gibi fark yaratan teknolojileri geliştirmeye ve sunmaya devam edeceğiz. Ülkelerin birbirlerine sağladığı en önemli avantaj insan gücü konusunda olmaktadır ve Türk Telekom olarak insan gücüne, istihdama çok önem veriyoruz. 2007’de 1.100, 2008’de ise 2.640 kişiyi bünyemize kattık, bu rakamlar Türkiye için önemli motivasyondur.
ARGELA, İnnova ve Sebit gibi Türk Telekom şirketleriyle Hindistan’a, Orta Doğu’ya teknoloji ihraç ediyoruz, bunu Türkiye’yi bölgenin teknoloji merkezi haline getirme adına yapıyoruz. Sosyal sorumluluk projelerimize de ara vermeden devam ediyoruz. 950 ilçeye İnternet Evi kurduk. İnternet’in zararlı içeriklerinden çocuklarımızı korumak adına uygulamalar geliştirdik ve İnternet’i sunduğumuz VİTAMİN servisiyle daha faydalı hale getirdik ve VİTAMİN’i ülke çapında 33 bin kamu kurumuna ücretsiz sunduk.”

AB’den sektöre bakış
AB Komisyonu Bilgi Toplumu Genel Müdürlüğü Türkiye Masası Temsilcisi Olivier F. Pascal yaptığı sunumla hem Türkiye hem de Avrupa telekom piyasasını ele aldı. Dünya’da geniş bant konusunda önemli çalışmaların yapıldığını ve telekomda 300 milyon Avro’luk pazar büyüklüğüne ulaşıldığını ve geniş bantta genel penetrasyonun-kulanım oranının ise, yüzde 22’leri bulduğunu açıkladı. Sosyal ağların kullanıcı sayısının artması, Web 2,0, yüksek tanımlı yayınlar ve paylaşımlar sonucu İnternet kullanıcıların daha yüksek hızlara gereksinim duyduğunu belirten Pascal, altyapıda rekabetin sağlanması gerektiğini ve Kablo, DSL, kablosuz şebekelerin sürekli desteklenmesi gerektiğini ve kullanıcılara uygun fiyatlar, bol seçenekle sunulmasının gerekliliğinden söz etti.

Türkiye bilgi toplumu olacaksa…
Olivier Pascal Türkiye’nin son kullanıcıları destekleyici düzenlemeler konusunda hızlı davranması gerektiğini, benzer telekom pazarlarının dikkatlice incelenmesi gerektiğini ve hâkim operatörlerin neler yaptığının incelenmesi konusunda ısrarcı olunmasının faydalı olacağını söyledi. “Geniş bantta yapılacak yatırımlar gerçek rekabetin yapılabilmesi yeni hizmetleri de beraberinde getirecek. Fiber kablo yatırımları, bağlantı düzenlemeleri öncelikli önem taşıyor ama en önemlisi yapılan düzenlemelerin hepsi anlaşılır, saydam ve adil olmalıdır. Avrupa Birliği olarak kıt kaynakların doğru kullanılması ve yönetilmesi konusunda çok hassassız. Türkiye’de Elektronik Haberleşme Kanunu’nun yürürlüğe girmesi Türkiye’nin piyasasını hareketlendirecek, gerçek rekabetin sağlanmasında etkin rol oynayacaktır. Türkiye sahip olduğu genç nüfus ile Avrupa’daki en canlı kullanıcı grubuna sahip, ülkenin bu önemli artısının göz ardı edilmemesi ve bilgi toplumu olma yolunun sürekli teşvik edilmesi gerekiyor. Türkiye halen yatırıma açık güçlü bir pazara sahip, bu sayede krizden daha güçlü çıkılabilir. Avrupa’nın telekom sektöründeki başarısı ve sağlanan rekabetin sağlanan yerinde düzenlemelerle yapıldığının unutulmaması lazım.”

Türkiye’de telekom pazarı
Telekomünikasyon Arenası etkinliğinde düzenlenen panelde krizin yatırımlara etkileri ve çözüm önerileri, daralan pazar için stratejiler ve son kullanıcılara etkisi, dünya ekonomisi krizdeyken Türkiye’de telekom pazarı, gelişen pazarda Telekom işletmecilerinin vizyonu ve kapsama, VoIP, 3N, 4N yatırımları, numara taşınabilirliği konuları ele alındı.
Panelde söz alan Turkcell Kurumsal Stratejiler ve Düzenlemelerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcı Tayfun Çataltepe, krizin ülkeyi etkilediğini ve bir süre daha etkileyeceğini belirtti. Turkcell grup şirketlerinde 2008 sonu itibarıyla yüzde 10’luk gelir artışı yaşandığını kaydeden Çataltepe, 37 milyon abone ile Avrupa’da ikinci en büyük operatör konumuna geldiklerini söyledi. Tüketici güven endeksinin 92 puandan 78 puana gerilemesine dikkat çeken Çataltepe, piyasanın durgunluk havası içersinde olduğu, ancak 3.Nesil bağlantıların Haziran ayında sunulmaya başlanması ve mobil sanal operatörlerin hizmet vermeye başlamasıyla durgunluk havasının olumluya döneceğini beklediğini ifade etti. Sabit telefonların tam anlamıyla rekabete açılmasının ve sabit telefon numara taşınabilirliğinin başlamasının da sabit-mobil yakınsaması için önemli fırsatlar yaratacağına değinen Çataltepe, şu an dünyada 4 milyar mobil cihazın İnternet’e bağlanabilme kabiliyetine sahip olduğunu ve bilgiye ulaşmak için sağlanan mobil geniş bant ile pazarın kuşkusuz büyümeye devam edeceğini kaydetti. Turkcell’in bu yıl da yatırımlara devam edeceğini belirten Çataltepe, 1,3 milyon Dolar’lık yatırım hedeflerine ulaşacaklarını açıkladı.
Avea Düzenlemeden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Anık ise, tüketici eğiliminin artık daha kaliteli hizmet verenlere doğru kaydını, dolayısıyla yatırımlar konusunda daha dikkatli olunması gerektiğini söyledi. 2008’de dünyadaki mobil cihaz sayısının 4 milyarı geçtiğini hatırlatan Anık, sektörün her geçen gün kabuk değiştirdiğini artık daha içeriksel, cihazlar arası erişim sağlayan uygulamalar ve bant genişlikleri konusunda çalıştıklarını ifade etti. Telekomünikasyonun eskiden lüks olarak görüldüğünü ancak günümüzde elektrik ve sudan farksız hale geldiğini dile getiren Anık, GSM kullanımındaki her yüzde 10’luk artışın GSMYHİ’ye yüzde 1,2’lik artış getirdiğine dikkat çeken Anık, Avea’nın rekabeti ve etkin düzenleme teşviğini ilk günden beri desteklediklerini, ARGE ve inovasyon çalışmalarıyla son kullanıcıya daima en uygun fiyatı en kaliteli hizmetle vermek durumunda olduklarını söyledi. Ara bağlantı ücretlerinin düzenlenmesinin, İnternet bağlantılarındaki ÖİV’nin yüzde 5 seviyelere inmesinin ve 3.Nesil bağlantıların sektörün canlanmasında büyük rol oynadığını kaydetti.

AB düzenlemelerinin ve ulusal düzenleyici kurumların yatırımlara etkisi
TDC’den Jukka-Pekka Joensuu, Avrupa Birliği düzenlemelerinin olumlu etkilerini kuzey ülkelerine sundukları hizmet çeşitliliğinde gördüklerini ifade ettiği sunumunda gelecekte ne tür önlemler alınacağının ve nasıl çalışacaklarının düzenlemeler sayesinde belirlendiğini ifade etti. TDC altyapı şirketi olarak 2,2 milyon Avro’luk gelirlerinin olduğunu ve Baltık ülkelerinde yaptıkları fiber çalışmaları ile daha da büyümeyi hedeflediklerini kaydeden Joensuu, bugün itibarıyla IP’siz bir çözüm sunmadıklarını ve tamamıyla tümleşik çözümler sunduklarını ifade etti. Avrupa’nın geçtiğimiz yaz Çin’de düzenlenen Pekin Olimpiyat’ını tamamen kendi altyapıları üzerinden takip ettiğinin altını çizen Joensuu, sahip oldukları teknolojileri ülkelere ulaştırırken düzenleme engellerine takılmamalarının önemine değindi. “Her ülkenin bir düzenleme kurumu var, ancak ülkeler Avrupa Birliği düzenlemelerini kıstas almazlarsa biz ve bizim gibi önemli telekomünikasyon şirketlerinin altyapı çalışmaları sekmeye uğrayabiliyor ve yerel sektörler ilerleyemiyor. Bizim kuzey ülkelerindeki başarımızın en büyük sırrı hâkim olduğumuz 4 ülkenin sahip olduğu ortak düzenleme kanunları oldu. Bu sayede 4 ülkeyi birbirine sorunsuz şekilde bağlayabildik ve altyapılarını güçlendirdik. Fiber hatların paylaşılmasının ve ortak kullanıma açılmasının önemi yaptığımız işlerle bir kez daha ortaya koyduk. İsveç’teki fiber kullanımı neredeyse yüzde 5’i buldu ve artmaya devam ediyor. Geleceğin mobil geniş bant ve tam IP üzerine kurulu olduğunun farkındayız, bunun için de yatırımlara düzenlemeler doğrultusunda devam edip, büyüyeceğiz.”

Northey: “Düzenlemeler ve geniş bant konularına dikkatle eğiliyoruz”
British Telecom Kamu İlişkileri Şefi Karen Northey, ulusal ve uluslararası düzenlemelerin kesin, yeni pazarlara girişi teşvik edici, adil ve ayrımcılara fırsat verilmeyen türde kurgulanması gerektiğini belirtti. Kuralların kafa karıştırıcı olduğuna değinen Northey, bir ülkeye yatırım yapmadan önce o ülkenin düzenleme hukukunun çok iyi bilinmesi gerektiğine işaret etti. Northey şöyle devam etti: “Düzenlemelerde kesinlik çok önemli, ayrıca kuralların iyi tanımlanmış olması gerekir. Kâğıt üzerinde ne kadar çok kural yer alırsa alsın, uygulanmadıktan sonra pek de önemi yok. Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri’nde gelecek nesil bağlantılar için çok fazla yatırımda ve girişimde bulunuluyor. Yatırımın yapılacağı yerde rekabetin dağlanabilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması gerek. Tek bir şirketin baskın çıkmaması için düzenlemelerin doğru biçimde uygulanıyor olması lazım. İngiltere dışındaki işlerimizde en çok karşılaştığımız hususlar geniş bant konusunda. İnsanlar günümüzde bant genişliğine fazlasıyla ihtiyaç duyuyorlar, ancak onlara ekonomik koşullarla servis sunmayınca kullanım seviyeleri düşük kalıyor. Bu arada son kullanıcıyla kurumsal düzenlemeleri de iyi ayarlamak gerekiyor. Avrupa Birliği uyum süreci düzenlemeleri bu konuları gayet açık şekilde belirtiyor, ancak uyumsuzluk Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde halen devam ediyor. Bizim isteğimiz, İspanya’daki bir abonenin İngiltere’deki kullanıcıyla aynı hizmeti alması gerekiyor. Küreselleşme birçok avantajı beraberinde getirdiği gibi uyum sürecindeki düzenlemelerde bazı kurallardan taviz verilebiliyor. Son kullanıcılar konusunda Avrupa çapında hizmetler çeşitlendirilmeli ve uygun fiyatlarla sunulmalı.”

Genna: “Devlet ve düzenleyiciler arasında Türkiye dipte, ama bu serbestleşmenin gecikmiş olmasından kaynaklanıyor.”
ECTA Yönetim Kurulu Başkanı Innocenzo Genna Avrupa’daki telekom sektörünün yapısını düzenleyiciler ve devlet arasındaki ilişkileri ele alarak değerlendirdi. Genna şunları söyledi: “Avrupa’da serbestleşme hareketleri 1998 yılında güçlü şekilde başladı ve 2003 yılında yeni düzenleme çerçeveleri oluşturuldu. Bu süreç içersinde ve sonrasında yenilikçi birçok hizmet sunuldu. Fiyatlar düşmeye, servis kalitesi artmaya devam ediyor ve sonunda da tüketici memnuniyeti ortaya çıkıyor. Yapılan yatırımlar ve düzenlemeler ülkeden ülkeye farklılıklar gösteriyor. Hollanda, Finlandiya ve İngiltere gibi ülkeler gerek düzenleme, gerekse uygulamalar konusunda ABD ve Japonya’nın önüne geçti. ECTA düzenlemeleri tamamen başarılı olunması yolunda destekliyor ve tek çerçeve olarak düşünüyor. Daima şeffaf ve anlaşılır uygulamalar tasarlıyoruz. Devlet ve düzenleyiciler arasındaki uyum konusunda ülkeler arası araştırmalar yaptık. Birleşik Krallık, İtalya, Norveç, Danimarka ve Fransa gibi ülkeler oldukça başarılılar, hem erken tarihlerde serbestleşme yoluna gittiler, hem de devlet ile oldukça uyumlu şekilde çalıştılar. İspanya’da devlet oldukça çalışıyor ancak düzenleyici kurumun pasifliği dikkat çekiyor. Türkiye listenin en dibinde yer alıyor, ancak yakın zamanda klasmanda üst sıralara taşınacağını bekliyorum, çünkü Türkiye’de serbestleşme hareketi geç başladı, biraz daha zamana ihtiyaç var.”

Ericsson geniş bantta ve ses kalitesine sınır tanımıyor
Telekomünikasyon Arenası’nın ilk gününde Ericsson’un Türkiye’de yaptığı tüketici araştırmasını gözler önüne sunan Ericsson Türkiye Pazarlama Direktörü Cenk Kırbaş’la özel bir röportaj da gerçekleştirdik.
Cenk Kırbaş tüketici araştırmasıyla ilgili şunları belirtti: “Türkiye’de araştırmaya katılanların %77’sinin hem ev, hem de mobil telefonu var. Yalnızca mobil telefon kullananların oranı %20. Mobil telefonunuzu en çok nerede kullanıyorsunuz sorusunun cevabı %43 ile ev. Bu oranda 2006’ya göre yüzde 3’lük bir düşüş var. Evde de mobil telefon kullanırım diyenlerin %75’i sebep olarak mobilden mobili aramayı gösteriyor. Diğer nedenler sırayla daha ucuz olması, alışkanlık, rehberin mobil telefonunda kayıtlı olması ve mahremiyet. Küresel tabanda yapılan araştırmada yüzde 32’lik kısım sadece mobil telefonunu kullanırken, Türkiye’de bu oran yüzde 23 seviyesinde ve her yıl artmaya devam ediyor. Türkiye’de her 100 kişiden 97’si günde en az bir GSM görüşmesi gerçekleştiriyor. Küresel ortalamanın yüzde 80 olduğu bu kategoride Türkiye sahip olduğu yüzde ile diğer dünya ülkelerinin önünde yer alıyor. Türkiye'deki GSM kullanıcıları cihazlarını yüzde 43’lük oranla en çok evde kullanıyor. Bu kullanıcıların yüzde 23'ü işte, yüzde 15’i dışarıda, yüzde 6’sı okulda kullanıyor. Türkiye’de her 100 kişiden 63’ü günde en az 1 kez kısa mesaj gönderiyor. 2006'da yüzde 66 olan bu oranda gerileme yaşandığı düşünülse de Türkiye, yüzde 56 olan dünya ortalamasının halen üzerinde yer alıyor. Yapılan araştırmada Türkiye'de Kısa Mesaj Servisi'ni kullanan her 100 kişiden 26’sı günde en az 10 kısa mesaj gönderiyor. Türkiye’de her 5 kişiden biri bu yıl başlayacak 3.Nesil hizmetinin ne olduğunu biliyor. Her 3 gençten 1’i de mobil geniş banttan haberdar. Araştırmanın sonuçları 3.Nesil bağlantı hizmetinin başlamasıyla kullanım oranın yüksek olacağına işaret ediyor. Mobil İnternet kullanan ya da ilgi duyanların yarısı günlük olarak İnternet’e mobil telefonları üzerinden erişeceklerini belirtti. Mobil geniş banda olan ilginin yüzde 65’leri bulduğunu ortaya koyan araştırmada ADSL’i zorlayabilecek sonuçlar da ortaya çıktı. Kullanıcıların yüzde 68'i 3.Nesil bağlantıyı evlerinde kullanmayı planlarken, yüzde 34'ü işte, yüzde 27'si ise her yerde kullanmayı planlıyor. Sadece mobil geniş bandı sürekli kullanırım diyenlerin oranı yüzde 56 olarak açıklandı. Mobil geniş bandı tercih etme nedenlerinin başında yüzde 79’luk oranla her yerden İnternet erişimi sağlanması seçeneği olurken, yüzde 41’lik kısım ise sabit hatta gerek duymama seçeneği kaydedildi.
Cenk Kırbaş Ericsson’un Barselona’da yapılan GSMA Kongresinde sunduğu doğal insan sesi teknolojisini kısaca bizlere anlattı: “Normal işittiğimiz ses, yani normal insan sesi aslında sıkıştırılmış ve farklı bir ses durumdadır. Ericsson olarak amacımız cihazların sadece bir araç haline dönüşmesi, servis kalitesinin daima kusursuz olması, insanların en iyi telekomünikasyon tecrübelerini yaşaması yönünde. Biz telefonda doğal insan sesini yakaladık, sunduğumuz teknoloji yakın bir zaman içersinde evimizde ve elimizde kullandığımız cihazlara tümleşmiş olacak. Burada esas olan, kullanıcı tecrübesini en üst seviyeye taşıyabilmek.
Ericsson’un Ankara ve İzmir’i fiberle birbirine bağlaması konusunda da Kırbaş şunları belirtti: “Bu iki şehir arasında1.000 kilometre civarında fiber altyapıyı oldukça kısa bir sürede tahsis ettik. Fiber Türkiye’nin İnternet altyapısının yegâne gücünü oluşturuyor. Tellcom ile yaptığımız bu çalışma ilerde yeni nesil altyapılar kurulmasında güçlü bir sinerji ortaya çıkardı ve işbirliğimizin büyümesine de imkan sağladı. Bir anda 1.000 kilometrelik bir altyapı ilk bakışta basite indirgenebilir ancak bu gerçekten ciddi bir mesafe, aynı zamanda İzmir Körfezi’nde deniz altından yaptığımız çalışma da göz ardı edilmemeli. Evlerimizde, her yerde İnternet diyoruz ama, bunun ciddi bir altyapısının olduğu her zaman düşünülmeli. Altyapı bu işin görünmeyen kısmı. Ciddi çalışmalar yapılmadan geniş bant İnternet hizmetlerinin sağlanması mümkün olmuyor.
Ericsson, tüm dünyanın İnternet’te tek bir merkezi noktası olacağını düşünüyor: “Bizim inancımız dünyanın tek bir merkezde birleşeceği yönünde, HSPA ve LTE gibi yeni nesil bağlantılar standartlaşacak ve hayata geçecek. Bunun en güzel göstergesi LTE konusunda Verizon ile imzaladığımız anlaşmadır. Küresel biçimde gelişim durmayacak, küresel tek bir noktaya mobil cihazdan ya da mutfaktaki buzdolabından bağlanacağız; bizim ütopyamız bu yönde.

Mehmet Fazıl Esen: “Kanadı olmayan kuş misali uçmaya çalışıyoruz”
Telekom sektöründe yeni servisler, açılımlar ve işbirliği alanları başlıklı panelde konuşan Doğan Telekom Genel Müdürü Mehmet Fazıl Esen, gerçek rekabetin ancak adil düzenlemeler ve uygulamalarla sağlanabileceğini vurguladı. Esen şunları söyledi: “Alternatif telekom operatörleri İnternet Servis Sağlayıcı olarak hizmet vermeye başladı. 2000 yılında toplam 1 milyon adet çevirmeli modem kullanıcısı vardı. Teknoloji 2002’de ADSL ile geniş banda taşındı, o zamanlar Telekomünikasyon Kurumu yeni organize oluyordu ve 2002 sonunda rekabetin sağlanması için lisans teklifinde bulunduk, dikkate alınmadık. 2004 yılında alternatif işletmeciler telefon hizmeti vermeye başladılar, Mayıs 2004’te UMTH lisansları verildi. O zamanlar Almanya’yı sabit telefondan aramak 1,2 TL idi, haliyle biz çok daha ucuza konuşturmaya başladık. 3 ay sonra Türk Telekom’dan yüzde 80 indirim geldi. Amacımız şehir içinde de hizmet vermekti, ancak bugünlere kadar kanadı olmayan kuş misali çırpındık durduk. 2009’a geldik, hala gelişme bekliyoruz. İnternet servislerinde rekabet halen istenilen düzeye gelemedi. 200 bin abonemiz bulunuyor, rekabetin gerçekten yapılabilmesi için bazı düzenleme ve teşviklere ihtiyacımız var. Pazar halen gelişmeye devam ediyor, bugün bir abone reklam, promosyon ve altyapı ile 100 TL ile 200 TL’ye maloluyor. Bu ücretin dönüşü ancak 15-20 ay arasında gerçekleşebiliyor. Pazar payı dolayısıyla kolay değişecek gibi görünmüyor, ancak şehir içi görüşme hakkını aldığımızda müşteriye katma değer yaratabiliriz. S abit-mobil yakınsamasında tüketiciye birçok fırsatı sunmaya hazırız.”

Bilişim teknolojileri, telekomünikasyon ve medya etkileşimi
9. Telekomünikasyon Arenası’nın ikinci gününde düzenlenen panelde söz alan TTNET Servis Müdürü Turgut Kırcı, yakın zamanda sunmaya başlayacakları IPTV hizmeti hakkında konuştu. TTNET IPTV’de içerik tabanlı videoların kullanıcıların beğenisine sunulacağını kaydeden Kırcı verecekleri hizmetler hakkında şunlardan bahsetti: “IPTV servisimiz kullanıcılara ilgi çekici bir arayüz ile sunulacak, uydu platformlarının asla sunamayacağı film kütüphaneleri oluşturulacak ve kullanıcı dilediği filmi buradan alıp izlemeye başlayacak. Televizyon kanallarında yayınlanan tüm dizi, film ve maçlara günün her saati, haftanın her günü ulaşılabilecek, kendi program menünüzü oluşturabilecek ve etkileşimli televizyon deneyimi sağlanacak. TTNET olarak 18-35 yaş arası bir kitleyi hedefliyoruz ve kişiselleştirilebilir televizyonun çok çabuk benimseneceğini ümit ediyoruz.”

İkili oyun D-Smart ve Smile ADSL ile başladı
D-Smart Genel Müdür Yardımcısı Yaman Alpata ise, Türkiye’de ilk kez İnternet ve sayısal uydu platformunun bir arada tüketiciye sunmalarının gururunu yaşadıklarını kaydetti. “İkili oyun, yani hem geniş bant İnternet’i hem de D-Smart uydu platformunu aylık 39,90 TL’ye kullanıcılara sunuyoruz. Böylece tek faturada uydu platform hizmeti ve İnternet ücreti belirtilmiş olacak. İçerik konusunda kendimizi geliştirmeye devam ediyoruz, kullanıcılar yüksek çözünürlüklü yayınlara ve PVR-kaydedicili uydu cihazlarına ilgi gösteriyor ve biz de çalışmalarımızı bu yönde sürdürüyoruz. Bant genişliği arttıkça katma değerli hizmetlerin daha da çeşitleneceğini umuyorum, ancak günümüz itibarıyla Türkiye’de yeterli sayısal içerik yok.”

İçerik çözümleri ve uygulamalar
Telekomünikasyon Arenası’nda düzenlenen içerik çözümleri ve uygulamalar konulu panelde yakınsama, 3.Nesil, mobil sanal operatörlük, mobil pazarlama, sayısal içerik ve kişiselleştirilmiş hizmetler başlıkları ele alındı. Panele başkanlık eden Superonline Genel Müdürü Savaş Ünsal sektör olarak 2009’un lisans yılı olmasını beklediklerini kaydetti. Alternatif operatörlerin şehir içi görüşme lisanslarının bir an önce verilmesinin gerektiğini vurgulayan Ünsal, Türk Telekom’un bu durumdan pek hoşnut olmayacağını ancak, tüketicinin ilk kez ADSL’le birlikte VoIP’i kullanmaya başlayacağını ve hizmet kalitesinin artacağını belirtti. WiMAX için de Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’ndan herhangi bir dönüş olmadığını da hatırlatan Ünsal, artık harekete geçilmesinin gerektiğini tekrar söyledi.

Çelebiler: “İçeriğin en büyük kaynağı reklamdır”
Türk.Net Net Kapısı Müdürü Yunus Çelebiler, Türkiye’deki pazar büyüklüğünün 64 milyon Dolar olduğunu, sağlanacak ve ilgi görecek içerikle birlikte reklam gelirlerinin artacağına dikkat çekti. Reklam harcamalarının GSMH’nin sadece binde 36’sı seviyesinde olduğunu işaret eden Çelebiler, başarılı ödeme sistemleri ile daha üst seviyeye çıkacağını belirtti. Türk.Net Net kapısından da bahseden Çelebiler, iş ortaklıkları ile beraber birçok konuda içerik sağladıklarını ve ziyaretçilere katma değerli hizmetler sağladıklarını söyledi. Artık müşteri odaklı çalışmanın daha önemli hale geldiğini açıklayan Çelebiler, İnternet üzerinden zengin içeriğin sunulmasıyla hem memnuniyetin sağlanacağını hem de İnternet reklamcılığında ivme yakalanacağını kaydetti.

Şapçı: “Sanal mobil operatörlük haberleşmeyi daha popüler hale getirecek”
Sanal mobil operatörlükte pazarlamanın önemine değinen Vegatel İş Geliştirme Müdürü Hakan Şapçı, sanal operatörlüğün pazardaki hizmet ve servis çeşitliliğini artıracağını, gerçek anlamda fiyat rekabetinin yaşanacağını savundu. Şapçı konu ile ilgili şunları anlattı: “GSM operatörleri günümüzde büyük kitlelere hitap ediyor ve bu kitleleri kategoriler halinde bölerek tarife ve hizmet stratejisi belirliyorlar. Hizmet vermeye başlayacak sanal operatörler ile birlikte hizmetler ve servisler daha küçük ancak hedef kitlelere doğru verilecek bu sayede kişiselleştirme sağlanacak. Sanal operatörler için lisans çıktıktan sonra kritik bazı değerler ortaya çıkacak. Bunlardan ilki operatörden alınacak toptan dakika fiyatı, ikincisi de devlete aktarılacak ilk tesis ve Ö.İ.V ücretleri. Esnek fiyatlandırma ve yetkili kurumlar tarafından yapılacak düzenlemeler hayati önem taşıyor. Ancak numara taşınabilirliğinin başlaması mobil sanal operatörlüğün önünü açtı, bu sayede yeni hat tesisi yapılmadan var olan abone dilediği operatörü seçebilecek. Pazar gelirini artırmaya devam edecek, 2010 yılı sonunda 5-8 arasında sanal operatör, 700 bin -1 milyon sanal operatör abonesi görmek amacındayız. Vegatel olarak tüm mobil sanal operatörlere de destek olmak için hazırız, bu arada sanal operatör lafına da sinir oluyorum, çünkü aslında verilecek hizmet gerçek mobil operatörlük olacak.”