Numan AYDINOĞLU

@ktör

Subliminal

İşte hayatımıza giren yeni bir kelime daha: Subliminal. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir gazete haberi nedeniyle dikkatleri üzerine çeken bir kelime. Önce sözlük anlamına ve daha sonra da nerelerde ne amaçla kullanıldığı konusuna bakalım.
İnternet’e sordum: Subliminal nedir ?
Dedi ki;
Bilinçaltını fark ettirmeden etkileme yöntemi. Gözümüzle göremediğimiz, kulağımızla duyamadığımız, fakat beynimizle algılayabildiğimiz mesajlarla karşı karşıya kalma durumu.
Peki nerelerde kullanılır? Dedim.
Tabi ki başta reklam sektörü, genellikle görsel materyallerde kabaca saniyenin yirmide biri gibi bir zamanda belirip kaybolan ve gözümüzle görmemizin imkansız olduğu fakat sık tekrar ile bilinç altımıza kaydolan unsurlar.
Örnek olarak; ABD’de bir sinemada yapılan deneyde film perdede oynarken, saliselik görüntüler halinde ‘patlamış mısır ye’ ve ‘Cola iç’ sloganları çıkıyormuş. Seyirci bu sloganları bilinciyle algılayamadığı halde, bilinçaltına hitap eden bu sloganlar sayesinde Cola satışlarının yüzde 18,1, patlamış mısır satışlarının ise yüzde 57,7 artmış.
Bu konuya nerden geldik? Derseniz; “Çocuklar Duymasın” adlı diziden geldik diye cevap vereceğim. Aslında çok özel ve de önemli bir başka konuya değineceğim: Dizi izleyen, izlerken de dizinin ekrana getirdiği ana karakterler ve ana objeler dışında, arka planlarını dahi inceleyerek bu mekanlarda kullanılan her türlü objeyi dikkatle inceleyen onlardan mesaj çıkartacak kadar dikkatli ve üstün yorum yeteneğine sahip izleyicilerimizin olduğunu öğrendim.
Bugün (21 Mart 2012) Milliyet gazetesinde de aynı konuda bir yazı var (Sina Koloğlu yazmış). Yazıya ek olarak, konu edilen sahnenin de bir fotoğrafı konmuş. Ve aynı fotoğrafta, konu edilen arka plandaki bikinili bayan objesi okuyanlar tarafından da farkedilsin diye, kare içerisine alınarak işaret edilmiş.
Pes ki ne pes artık... Hani ülkemizde bu kadar kör gözüm parmağına olacak şekilde din kavramının ön plana çıkarıldığını gösteren, Atatürk’ün ve Devrimleri’nin ortadan kaldırılmasını amaçlayan yüzlerce örnek varken ve “Tehlikenin Farkında mısın?”diye slogan ile dikkat çekilmek istenirken, ortaya çıkarak “Yetmez ama Evet” deyip, ortada hiç bir tehlike olmadığını iddia eden aydınlarımızın bu kelime ve hatta diziyi bu nedenle RTÜK’e şikayet eden izleyici hakkında ne tür bir yorum yapacağını merak ediyorum.
Ayrıca, bahse konu dizide, zaman zaman yer alan kahvehane sahnesinde ve sadece belirli bir açıdan çekim yapıldığında görünen bikinili fotoğrafı farkeden ve bilinçaltı etkilenerek cinsel anlamda yoğunluk duyumsayan ve gelecekte çocukların da kendisi gibi olmasından korkan o izleyicinin sanırım tedaviye ihtiyacı olduğunu söylemek gerek.
Hani derler ya, “Kişiyi nasıl bilirsin? Kendim gibi”.
Buradan bence alınacak mesaj, ya da sorulacak soru şu mudur: Kendi uyguladıkları bir yöntemin başkaları tarafından da uygulanacağı korkusu mudur yoksa bu?
Aklıma Fatih Altaylı’nın köşesinde sürekli sorduğu bir soru geliyor: Ne zaman adam oluruz?
Galiba buradaki cevap:
Beynimizle, uçkurumuz arasındaki iletişimde, kontrol beynimize geçtiği zaman…
Saygılarımla.