Kenan CAVNAR

 

Danışmanın dediği

Başarı için güçlü yönlere odaklanmak

Her ne kadar son 2-3 yıldır 1 numaralı seri başı olma unvanını önce Rafael Nadal’a, sonra da Novak Djokovic’e kaptırsa da, tenis dünyasının son 10 yılının tartışmasız efsane ismi Roger Federer’dir. Tenis dünyasında birçok turnuvayı kazanmayı başaran Federer’in, son birkaç yılda aynı başarıları yakalayamamasının en büyük nedeni, sahip olduğu becerilerine karşılık farklı becerilere sahip rakiplerinin olmasıdır. Kaldı ki Federer, rakiplerine üstünlüğü muhteşem *Forehand’i sayesinde başarmaktadır ve **Backhand’i o kadar da güçlü değildir. Onu ilk önce Rafael Nadal durdurabilmeyi başarmıştır. Zira, hem sahaya yansıttığı muhteşem enerjisi hem de Federer’in tam tersi Backhand ve Çift El Backhand becerisi sayesinde topların hepsini Federer’in zayıf olduğu Backhand istikametine göndererek rallileri kendi lehine çevirebilmeyi başarmıştır.
Tenisin dahi çocuğu Federer bu durumu fark edince, diğer güçlü özelliği olan servis atışlarını daha da güçlendirerek servis atışlarında rakibi Nadal’a karşı üstünlük kurarak sonuca gitmeye çalışmıştır. Nadal gibi seri ve enerjik bir tenisçi bile, Federer’in güçlü servislerine karşı duramayarak maçta Federer’in ***Ace’lerine mani olamamıştır. Ancak, servisteki bu üstünlük bu sefer de farklı bir tenis ustası ve şimdilerin 1 numaralı seri başı Djokovic karşısında etkili olmayacaktır. Tenisin geri dönüş ustası Djokovic, tüm servislerde başarılı geri dönüşlerle Federer’le oynadığı maçlarda üstünlük sağlamıştır. Çünkü, rakipleri de kendi güçlü yönlerine odaklanmış ve güçlü yönlerini doğru kullanarak başarıyı yakalamışlardır.
Michael Schumacher’de Formula 1’in son 10 yılının efsanesidir. Pistte yağmurlu havaların fırsatçısı, öngörü olması, hızı ve aklı onun en önemli özellikleri arasındadır. Elbette ki yarıştığı dönemlerde Ferrari çok üstün bir otomobildi, ancak Schumacher’in bugünkü yarışçıların aksine başta Mika Hakkinen gibi çok üstün yarışçılarla mücadele ettiği unutulmamalıdır. Yarışlarda aracından yeterli performansı alamadığında bile virajlarda yaptığı geçiş manevraları ve diğer güçlü yönleri sayesinde birçok yarışta kendine avantaj sağlayabilme başarısı göstermiştir.
Birçok başarıda imzası bulunan Schumacher kısa bir aradan sonra tekrar Formula 1’e döndü. Ne yazık ki eski görüntüsünden çok uzak. Evet, aracından istediği performansı alamıyor ancak yaşıyla birlikte yukarıda saydığım güçlü yönlerini kaybetmeye de başladı. Şimdi virajlarda geçişi fırsat bilen Vettel ve aklıyla yarışan Button gibi rakiplerle mücadele ediyor. Aracının da düşük performansı eklenince ortaya başarısız sonuçlar çıkıveriyor. Yine bir efsanenin güçlü yönlerine karşı daha fazla güçlü yönleri olan ve bunları sürekli geliştiren rakip örneği karşımıza çıkıyor.
Gerek Federer, gerekse Schumacher’in kendi alanlarında efsane olmalarındaki ortak neden, rakiplerine karşı güçlü yönlerini daha da geliştirerek üstünlük kurma arzu ve gayretinde olmalarıydı. Rakiplerine karşı zayıf noktaları yok muydu? Elbetteki vardı, ancak onlar hiç bir zaman zayıf yönlerini geliştirmeyi hedeflemediler tam tersine güçlü yönlerine odaklandılar.
Tenis ve Formula 1, dolayısı ile Federer ve Schumacher’in başarı ve davranış göstergeleri günümüz iş dünyasında yetkinlik tanımlamalarının benzetimi gibidir. 70’li yıllardan günümüze gelen bugün de tüm hızıyla uygulanan Yetkinlik Değerlendirme Sistemlerinde çalışanların gelişim alanlarını belirleme ve buralara odaklanma eğilimi bulunmaktadır. Oysa, bu durumun böyle olmadığı yapılan araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır (Bkz.Gallup araştırması). Kısaca, başarının yolu zayıf yönlerin güçlendirilmesinden geçmediği sonucu artık tüm İnsan Kaynakları profesyonelleri tarafından kabul görmeye başlamıştır. Önce işin tanımı ve büyüklüğünün belirlenmesiyle başlayan ve kişinin işe olan uygunluğunu belirlemede kullanılan teknikler (kişilik envanteri, değerlendirme merkezi vb.) yaygın olarak kullanılmaya başlanmış ve kişiden beklenen yetkinlikler ile kişinin mevcut durumu arasındaki boşlukları tamamlayacak eğitim-gelişim programları ile zayıf yönlerin güçlendirilmesi hedeflenmiştir. Gallup’ın araştırması çalışanların bu yöntemlerle daha fazla güçlendirilemeyeceğini, tam tersine başarının güçlü yönlere odaklanmayla olabileceğini savunmaktadır.
Golf’un yaşayan efsanesi Tiger Woods, evinde arkadaşlarıyla turnuva maçlarının video bandlarını izlerken atışlarının çok kötü olduğunu fark eder. Ancak buna rağmen sahip olduğu doğru zamanlama yeteneği 20 yaşında başladığı Golf’de sadece 4 yıl sonra efsane olmasını sağlamıştır. 24 yaşında beşinci Grand Slam başarını kutladığı sırada çok radikal bir karar alır ve atış tekniğini değiştirmeye karar verir. Tarihte birçok Golf ustası bu kararları sayesinde kariyerini bitirmesine rağmen Woods bu kararından vazgeçmez. O günkü rakipleri tarafından tartışılmaz yeteneği kabul edilse de, Wood’un asıl amacı tüm zamanların en iyisi olmaktır. Bunun için çalışmalara başlar. Yeni stilinde yüzlerce kez topa vurur ve videodan izler. Bu yeni tekniği çalıştığı dönemde Woods neredeyse 2 yıla yakın bir dönemde sadece tek maç kazanmıştır. Çevresindeki herkes kaygılansa da Woods kararından dönmez ve bir akşamüstü antrenmanda birden arka arkaya seri atışlarında başarı yakaladığını fark eder. Toplar tam istediği yöne gider. Bu yeni tekniğiyle golf oynamaya devam ettiğinde, başarılarını daha da katlayacak ve tüm zamanların en çok kazanan sporcusu olacaktır.
Doğru zamanlama tekniğini atış tekniği ile güçlendirerek yaptığı işte bir numara olan Tiger Woods neden güçlü yönlere eğilmenin gerekli olduğunu bize net bir şekilde göstermektedir. Sevgili okuyucular, başarının yolu zayıf yönleri güçlendirmekten geçmemekte tam tersine güçlü yönlere odaklanmaktan geçmektedir. İnsanın güçlü yönlerini iş dünyasına yansıtması güvenini arttıracağı gibi performansına da olumlu yansıyacaktır.
Günümüzde yetkinlik değerlendirmeleri artık çalışanların güçlü yönlerine odaklanmak ve yetki ve sorumlulukların şirket üst yönetiminden başlayarak orta kademeye ve aşağı kademedeki çalışanlara yayılmasını sağlamak şeklinde yeniden tanımlanmıştır. Dilerseniz Empowerment (Çalışanı güçlendirme) denilen bu yöntemi bir sonraki sayıda ele alalım.
Sevgiyle kalın...

* Forehand: Teniste kolun iç tarafıyla yapılan vuruş
** Backhand: Teniste Forehand’in tersi olan ters ve daha zor bir vuruş tekniğidir.
*** Ace : Atılan servis
topuna rakip oyuncunun raketiyle dokunamamasına denir.