İşimiletişim

Hayatla iletişim

Hayatla iletişim kurabilen insan mutlu insandır!
Çok felsefi bir giriş cümlesi gibi görünen bu hakikat, aslında bin ömürlük nice yaşanmışlıklarla dolu süreçler karmasının yaşamsal sonucudur. Çünkü, en temel ve basit manada mutluluğa giden yol, anlamak ve anlaşılmaktan geçer. Anlamak, hele de anlaşılmak kendini gerçekleştirmek yolculuğundaki insanın yaşamını anlamlı kılar. Onu en üst düzeyde mutlu eder. Bu yüzden değil midir ki -hangi yaşta, toplumda hangi konumda, sosyal statüde olursak olalım, günlük hayatın mecburiyetler girdabından kurtulmak, zaruri sanılan sosyal rol kişiliklerinin gerektirdiği maskeleri çıkartıp, sürekli hayali özgürlük adalarına küçük kaçış anları yaratmak ister, iç dünyamız ile dış dünyamız arasındaki farkın, dolayısıyla stresin neredeyse hiç olduğu çocuksu haller takınırız mutluluk anlarımızda…
Burada çocukluktan kastedilen elbette ki gelişmemiş, prematüre bir kişilik yapısı asla değildir. Toplumsal koşullandırılmışlıktan arındırılmış, rasyonel aklın kimi bencil, ikircikli tuzaklarına takılmamış, saf-temiz bir duygu durumudur. İşte böylesi bir dürüstlükle kendini özgüvenle ifade edebilen, aynı güzellikteki insanlar tarafından yüksek bir empatiyle dinlendiği için de; meramını anlatabilen, korku kültürünün yerini, ortak zeminlerde benzer algıların “insanı insan kılan” sevgiyle paylaşıldığı değerler kültürünün almış olduğu bir insanlar topluluğunu düşünebiliyor musunuz?
Böylesi bir bütün, kendisini oluşturan nitelikli bireylerden meydana gelir. “İnsan, muhteşem bir potansiyeldir” diyen sevgili Doğan Cüceloğlu’nun nitelemesiyle, bu potansiyel bilincinin farkında olmak, kendi iletişim donanımlarıyla kendini tanıyarak, elde etmek çabasındaki hakkı kadar “öteki”nin hakkını tevazu ile hakça paylaşmakta haddini de bilmeyi gerektirir.
Evlilik ortamında, karı-koca,
Ailede, anne-baba-çocuk,
İş hayatında, yönetici/çalıştıran-çalışan,
Eğitim alanında, okulda, öğretmen-öğrenci,
Kamusal alanda, oy veren/millet-oy alan/vekili,
Sosyal hayatın ortak yaşam alanlarında, yaşlı/büyük-genç/küçük, kadın-erkek,
Hayatın her sahasında da öğrenciler, kadınlar, erkekler, çalışanlar, yöneticiler, meslektaşlar, vb. benzerler arasında…
Yukarıda belirtmeye çalıştığım hayatın her alanında birbirleriyle karşı karşıya değil, yüzyüze gelen iletişim özneleri; şayet var olmak istiyorlarsa, herşeyden evvel kendilerini var edecekleri varoluşun aşağıdaki beş katmanında “can-cana iletişim” yoluyla var etmelidirler ki, var edilebilsinler, var’olsunlar. (1)

  1. Kaale alınmak, umursanmak için kale almak-umursamak,
  2. Olduğumuz gibi kabul edilebilmek için, yargılamadan insanları oldukları gibi kabul etmek
  3. Vazgeçilmez, eşsiz bir varlık olarak görülüp değerimizin bilinmesini istiyorsak, aynı şekilde değerbilir davranmak
  4. Yeterli, becerikli, başaracağımıza inanılarak güven duyulan olmak için karşımızdakine de aynen böyle davranmak
  5. Ve nihayet, her şeyimizle bir bütün olarak sevilmeye layık, özlenen, birlikte olunmak istenen birisi olmak istiyorsak, bir ayna gibi insanları onları kendileri yapan, kendine haslıkları ile bir bütün olarak sevip-saymak, özlemek, onları hayatı kendileriyle paylaşmaya değer bulmak.

Bir başka açıdan bakıldığında ise; teknolojide, sadece ikibinli yıllar dikkate alındığında dahi, baş döndürücü hızda kaydedilen gelişmeler göz önüne alındığında, evrenin bütün bilgilerinin depolanabileceği yarının elekromanyetik-biyo-kimyasal bilgisayarlı “her bilgiyi bilen” -insana benziyor olma potansiyelli- yarının robotlarının dünyasında, bilgili olmaktan ziyade yaşam enerjisinin ışığını dünyadaki varoluşa bir güneş gibi yansıtan bir “bilge”dir mutlu-hakiki insan.
Sona gelirken gene başa dönersek; mutlu insan, en başta iç iletişimini kurabildiğinden kendisiyle barışık, dengeleri yerinde bir birey olarak da çekirdek yapı, ailesinden başlayarak, okul, meslek/iş, ortamında, toplumsal hayatın her katmanında söz söylemesini bilen, görsel, işitsel, dokunsal, her yöntemle söylenmek istenilenleri anlayıp anlamlandırabilen, hayatın her katmanındaki insan öznesiyle, kısaca “hayatla iletişim” kurabilen insandır.

Doğan Cüceloğlu, İletişim Donanımları, Remzi Kitabevi, İstanbul, 2002, ss. 87-134
.