Alcatel-Lucent Cloudband’le operatörleri bulutlara çıkarıyor

 

Son yılların gözde kavramı bulut servisleri son 2 yılda duymaktan belki de yorulduğumuz bir kavram olsa da daha üzerinde kafa yoracak çok yönü bulunmakta.
Bağımsız veri merkezleri üzerinden mi, telekom operatörleri ya da servis sağlayıcılar üzerinden mi gidecek, müşteri memnuniyeti ve desteği nasıl sağlanacak, hangi servisler buluta kaydırılsa daha iyi, peki ya bilgi güvenliği nasıl sağlanacak, genel bulut çözümleri mi özel bulut mu konumlandırsak gibi daha birçok soru işaretini de barındıran bu konuda, telekom operatörlerinin hem ülkemizde hem de dünyada gittikçe ilerleyen ve hem son kullanıcıyı ama özellikle de kurumları hedefleyen bulut hizmetleri açıklamaları ile bir adım öne çıkmaya çalıştıklarını görüyoruz. Hatta diyebiliriz ki, telekom operatörleri sunmaya başladıkları bu bulut hizmetlerini azalan ses gelirlerine karşı yaralarına merhem olabilecek en önemli başlıklardan biri olarak görmeye başladılar.
Operatörler için sunduğu çözümleri kullanıcı deneyimi odağından yola çıkarak yeniden şekillendiren ve başlıklarını buna göre belirlediğini düşündüğümüz Alcatel-Lucent’ı bulut konusunda da operatörlerin en önemli destekçisi olarak konumlanmak üzere olduğunu gördük. Ne de olsa Alcatel-Lucent gibi bir üreticinin bir operatörün altyapısını kavrayışı ve ağ altyapısı ve buradan edinilen bilgiler dahil olmak üzere tüm bu bilinci buluta taşıması çok daha kolay.
Şubat sonunda düzenlenen Mobil Dünya Kongresi’nde konuyla ilgili görüştüğümüz Alcatel-Lucent Bulut Çözümleri Stratejileri ve Stratejik Ortaklıklar Kıdemli Direktörü David Frattura bulut bilişim hizmetlerinde operatör temelli çözümlerin çok daha etkin sonuçlar doğuracağından söz etti ve ekledi: “Bell Laboratuvarları ve Alcatel-Lucent bu konuda pek çok araştırma yaparak Cloudband başlığı altındaki çözümleri sunmaya başladı.”
Frattura ile sohbetimize şöyle devam ettik:

Cloudband nedir? Nasıl bir avantaj sağlayacak?
Alcatel-Lucent olarak, servis sağlayıcılar için farklılaştırılmış bulut hizmetleri sunmayı ya da bulut hizmetlerini kendi işletim amaçları için kullanabilmelerini sağlamayı amaçlıyoruz. Bizler servis sağlayıcılar için fırsatlara baktığımızda önlerinde onlar için iş hizmetlerini harmanlamaları anlamında büyük bir fırsat olduğunu görüyoruz. Çoğu geniş bir alana yayılmış hizmetlerin satışını yapıyorlar ki, bunlar çoğu büyük şirketin işletimsel bilişim teknolojileri (BT) altyapısının önemli bir kısmını oluşturuyor, servis sağlayıcılar burada sunabilecekleri fırsatlar olduğunun farkında. Altyapı hizmetleri ile yeni gelir alanları yaratma fırsatları yani.
Bugün piyasada bizim dikkatimizi çeken şey ise öncelikle masa üstü bulut ürünlerinin ve bulut tekliflerinin çoğunlukla öne çıkmış olduğu. Bizce servis sağlayıcılarının şirketlerin BT-Bilişim Teknolojileri altyapılarıyla temel varlıklarını ağlarla birbirine bağlamak suretiyle farklılaştırılmış ve daha iyi sınıf hizmet sunma kapasiteleri de mevcut.
Yani Cloudband’le bulut hizmetlerinin aynısını tekrar ileri sürmeden, çok farklılaştırılmış seçenekler sunma ve şirketlerin bu seçeneklerden kendileri için en çok anlam ifade edecek olanı seçme imkanı veren bir fırsat yarattığımızı belirtmek isterim. Geleneksel modelde durum şöyleydi; Barselona’da büyük bir veri merkezi kuruyordunuz ve Norveç’te, Oslo’daki müşteriye hizmet veriyordunuz. Bu durumda fiziki koşullar söz konusu idi, gecikmeler, bant genişliği gibi konular ortaya çıkıyordu. Bugünkü bulut hizmetlerine bakarsanız müşterinin ödediği en büyük kalemin bant genişliği tüketimi olduğunu görürsünüz. Bazı durumlarda BT varlıklarını dış kaynaktan temin edilmiş bir veri merkezinde tutmaya kıyasla iki ya da üç kat daha fazla para ödedikleri bile oluyor. Peki, ben o veri merkezini Oslo’ya koyabilsem ne olur? Öncelikle tüketici açısından jeolojik konum önemli olabiliyor ve müşteri o verinin bazı durumlarda Norveç’ten dışarı çıkmasını istemeyebiliyor. İkinci olarak da şunu diyebiliyoruz: Ben buradaysam gecikme sürelerim de fark edilir şekilde azalacak. Bu durumda ben bir finans direktörü olarak hangi varlıkları dış kaynaktan temin edebileceğime bakıyor olsam, kafamın içinde gerilerde yine de hep şu düşünce vardır: “Ya BT tüketicilerim, kullanıcılarım? Onlar varlıklarının benim veri merkezimde olmasına alışkın ve cevap sürelerinde fark edilir gecikmeler olmasından hoşlanmayacaklar. Paradan tasarruf ediyor olabilirim ama onların işlerini yapabilme yetkinliğine zarar vermiş olabilirim.”
Son olarak başka bir şey daha var. Ben bir servis sağlayıcısıysam, bu müşteriye veri merkezini bulut yapısına taşıma fırsatı sunabilirim. Bunu çok daha kolay yapabilirim çünkü veri merkezimi yerel olarak konumlandırmam halinde müşterinin harcayacağı bant genişliği çok daha düşük olacaktır.
Yani sadece BT deneyimi açısından bakıldığında Alcatel-Lucent olarak bizim amacımız; servis sağlayıcılarına müşterinin uygulamalarının buluta taşınabilmesi için çok daha fazla seçenek sunabilecekleri bir yapıyı sağlamak. Bunu desteklemek için Bell Laboratuvarları ve Alcatel-Lucent pek çok araştırma yaptı. Bunlardan bir tanesi yakın zamanda yapılmış olan ve Avrupa, Ortadoğu, Afrika, Asya Pasifik ve Amerika bölgelerini kapsayan bir anket, 3700’den fazla BT karar mercine yönelik bir anketti bu. Bağlayıcı kararlar alması gereken finans direktörleri ve üst düzey yöneticiler söz konusuydu. Ve onlara şunu sorduk: Sizin bulut hizmetlerine geçmenizi engelleyen temel şeyler nelerdir? Bu arada bu şirketler orta ve büyük ölçekli şirketlerdi. Orta ölçekli bir şirket 100 kişi olabilecekken büyük ölçekli bir şirket 5000, 10000 ya da 20000 kişilik bir şirket olabiliyor. Burada yelpazeyi Fortune 500 müşterilerinden yeni büyümeye başlayan şirketlere kadar gerçekten geniş tuttuk. Burada söz konusu şirketlerin belirli bir kritik kütleye sahip olduğunu görüyoruz, belirli faaliyet yükünün olduğunu görüyoruz, bunlar servis sağlayıcılarla çalışmanın maddi avantajlarından yararlanmak istiyorlar ama işe yarayıp yaramayacağı konusunda endişeleri var. Yani performans ve güvenlik konuları burada kilit kavramlar. Bizler ağ yapılarını Alcatel-Lucent olarak devreye alarak temelde bu iki kilit ölçüte hitap ettiğimizi düşünüyoruz. Servis sağlayıcılarının genellikle iyi güvenlik paradigmaları oluyor, daha iyi düzenlenmiş oluyorlar, yoğun uyum süreçlerine sahip oluyorlar. Bir Sanal Özel Ağ’dan (VPN) bahsedecek olsak, masa üstünden başlıyorsunuz, yani bir IP-VPN hizmetinden bahsediyorsanız zaten yasal zorunluluklarla belirlenmiş bir uyumluluk yapısına tabi oluyorsunuz doğal olarak. Ayrıca bu ağı performansı garantileyecek şekilde düzenlemek de olası.
KOBİ’lere gelince de onlar da altyapıdan daha fazlasını arıyorlar, mesela uygulamalar arıyorlar. Onların finans direktörleri olmayabiliyor bile. Küçük şirketler olarak çok odaklı oluyorlar, onların hedefleri çalışan sayısını da az tutmak olduğu için burada servis sağlayıcılarına sadece ağ hizmetleri sunmak için değil, aynı zamanda bu hizmetleri sunulacak uygulama portföyleriyle birleştirme imkanı da ortaya çıkıyor. Yani tek bir destek ortağıyla, tek bir fatura ortağıyla çalışma olasılığı, tek bir telefonla her şeyi halletme imkanı oluyor.
Alcatel-Lucent’in burada yapmaya çalıştığı şey bulut ağı sağlayıcılarını güçlendirmek ve bu alanları farklılaştırabilmek.

Alcatel-Lucent bulut hizmetleri konusunda güvenlik adına nasıl bir katma değer yaratacak?
Birkaç konu var burada değinebileceğim. Öncelik Cloudband’in faturadan faturaya ya da faturadan mimara aktarılan çok kiracılı bir ortam olduğunu söylemem gerek. Yani bugün operatörler bir Sanal Özel Ağ (VPN) hizmeti ya da geniş alan hizmeti verdiklerinde aslında belirli bir ekipmanı pek çok müşteriyle, onların işleriyle paylaşmış oluyor. Çok kiracılı ortam dediğimiz bu. Bu ortamlarda abonelerin birbirinden tecrit edilmiş olması garantisi verilir her zaman. Biz de bu paradigmayı alıp bulut sistemine taşıyoruz. Burada veri merkezleri depolama alanları ve yerel alan ağı (LAN) altyapısının bir geniş alan ağına bağlı olması söz konusu. Bulut yönetimi çerçevesinde araçlar ve teknolojiler sayesinde şunu bile dikte edebiliyoruz. Diyelim burada bir alan adı var, diğer tarafta da bir alan adı var. Bu alan adı sadece ve tek olarak benimle iletişim kurabilir, başkasıyla iletişim kuramaz, servis sağlayıcıyla bile iletişim kuramaz diyebiliyoruz. Ayrıca, buna bir de sanallaştırılmış güvenlik çerçevesini ekleyip güvenlik duvarlarından, uygulama iş akışlarını dikte eden yapılardan bahsedebiliyoruz. Yönlendiricilerimizde bile yakın zamanda VPN’lerin üzerine yerleştirilebilecek saldırılara karşı bir savunma mekanizması olacağını duyurmuştuk. Ayrıca güvenlik konusunda bir üst düzeye de geçmek isterseniz haberleşme seviyesindeki transfer sırasında bile nasıl şifreleme yaparım diye bakabilirsiniz.
Yani aslında Cloudband bulut ve ağ olanaklarını müşteriye ulaşan hizmetler olabilecek şekilde yönetmekle ilgili. Bundan sonra servis sağlayıcılarına bu altyapıya ek olarak başka hizmetler de sunma fırsatı veriyor. Güvenlik şöyle olabilir. Ben size şunu garanti edebilirim, benim veri merkezim içinde sizin ağınız başka bir müşterinin ağıyla karışmayacak ve onun sana ulaşmasının hiçbir yolu olmayacak. Bu temelde bizim bulut ile sunabileceğimiz bir mimari strateji, sonra buna daha paylaşımcı hizmetler de ekleyebiliyoruz, sanal güvenlik duvarları, sanal özel ağlar, güvenli sanal özel ağlar. Burada servis sağlayıcıların ek olarak hangi menü maddelerini sunmak istediğine kalıyor olay.

Kullanımda olan ağ kapasiteleri de bulut hizmetleri kapsamında yönetilebilir mi?
Bunu iki farklı yönden ele alabiliriz. Cloudband ağ kaynaklarını ve bulut sistemlerini nasıl bir araya getireceğine ve birbirine bağlayacağına odaklanan bir yapı. Normalde sizin alanınızda olacak olan şu; içeriği muhtemelen bir içerik dağıtım ağı (CDN) sistemine iletirsiniz, belki de etkileşimli içeriği mümkün kılan bir Net kapınız olabilir. Bugün İnternet üzerinden yapıyorsanız bunları, artık daha ileriye gidemezsiniz, siz de bu noktaya gelen pek çok insanla rekabet halindesiniz bu alanda. Eper sizin servis sağlayıcınız, diyelim Türk Telekom, sizin altyapınıza doğrudan bağlı size özel hatlar sağlayacak bir hizmet sunsa ne olurdu. Bulut dinamik bir ortam, ben onlara şöyle bir araç sunabilirim mesela: “Sizin bir yayınınız var ve bunu belirli bir tarihe kadar mutlaka yapmanız gerek. Ben size dinamik olarak bu tarihlerden hemen önce o buluta daha fazla erişilebilmesi için daha fazla bant genişliği sağlayabilirim. Hizmetler için bu bant genişliği standart İnternet bağlantınız olan 100Mbit olabilir, ana yayın sırasında bulut hizmetinin bir parçası olarak 1Gbit’e kadar çıkmak istiyorum diyebilirsiniz. Önemli olan bunu nasıl yönettiğiniz ve kullandığınız bulut hizmetleri ile nasıl bağdaştırdığınız, bu bağlantıları en iyi nasıl kurabileceğiniz. Cloudband işte buna odaklı. Ağın nasıl ayarlanacağı, nasıl optimize edileceği söz konusu burada. Tam tersine bir işleyiş de olabilir. Bir KOBİ olarak bir uygulama almak istiyorsunuz diyelim. Bugünlerde sanal masaüstü hizmeti çok aranan bir uygulama, çünkü herkes elinde tabletlerle geziyor. 5 tablet 10 Mbit bant genişliği gerektirir. Ama diyelim işleriniz çok başarılı oldu, daha çok kişiyi işe aldınız, 25 tablet kullanmak istiyorsunuz, şu kadar bant genişliğine ihtiyacınız var, eğer isterseniz ya da ödeme gücüne sahipseniz, sistem size “Bu kapasiteyi artırayım” diyebilecek durumda olabiliyor. Ayrıca bir başka alanda servis sağlayıcılarına öncelikle işe yaramayacak uygulamalarını müşterilerine bildirerek müşteri deneyimini yönetmesi konusunda ve ayrıca müşteriye de bu ürünleri kullanmayı kolaylaştırmak konusunda yardımcı olmak istiyoruz. Çünkü bugün genellikle servis sağlayıcılardan bir BT ürünü ve bir de ağ ürünü satın aldığınızda bunlar ayrı departmanlardır. BT ürününü alınca onlar ağ departmanına bildirip bağlantıyı yaptırırlar. Bunlar, bir İnternet Net kapısından satın alındığında ise kredi kartınızın bilgilerini girersiniz ve her şey hallolmuş olur. Ağ kapasiteleri de aynı şekilde olmalı. Yani sizin dinamik bant genişliği vakanızda siz de operatörünüzden yayın dönemlerinizde dinamik bant genişliği isteyebilmelisiniz. Biz bunu mümkün kılabiliyoruz.

Alcatel-Lucent bulut çözümleri sadece operatörler için midir, yoksa yeni veri merkezi ya da bulut hizmetlerine sahip olmak isteyen başka şirketler de bunlardan yararlanabiliyor mu?
Alcatel-Lucent öncelikle servis sağlayıcıları için bulut hizmetlerini mümkün kılmaya odaklanmış durumda. Bizler şirkette yeni bir programız ve yaklaşık bir yıldır bunun üzerinde çalışıyoruz, o yüzden ilk sürümü oldukça odaklı tutmak istedik, odağımızı iyice daraltıp hedefi vurduğumuzdan emin olmak istedik. Gelecekte şirketlere de doğrudan hizmet verebileceğimizi düşünüyoruz ama gerçekten burada da tipik şirketlere değil servis sağlayıcılara yakın alanlarda hizmet veren şirketlerden bahsediyoruz.
Bir tek şeyi tekrar vurgulamak isterim, taşıyıcı bulut çözümlerine odaklanan yanımızla piyasadaki pek çok tedarikçiden farklı olduğumuzu düşünüyoruz çünkü biz bir ağı farklılaştırmak adına nasıl bütünüyle ele alabileceğimize ve bundan müşterilerimizin müşterileri için nasıl bir değer yaratabileceğimize odaklanıyoruz. Şirketlerin bu hizmetleri nasıl kullanmak istediğini düşünüp servis sağlayıcıların buna bağlı olarak sizin gibi kişilere hangi açılardan hitap edebileceğine yardımcı olmak istiyoruz. Zaman içinde şirketlerin giderek servis sağlayıcılardan daha fazlasını isteyeceğini düşünüyoruz, tanıdığınız şekliyle servis sağlayıcılar sizin için büyük bir fayda oluşturabilir, destek gereksinimlerini, uğraşmak zorunda olduğunuz kişi ve durum sayısını azaltarak yaşamınızı daha verimli hale getirebilirler. Yani eğer analistlerin verilerine bakacak olursak yazılımların %80’i bulut üzerinden sağlanacak. Bu durumda sizler de yayın zamanında veri yüklerken gecikme sorunları yaşarken eğer Fransa’da bir veri merkezi kullanıyorsanız ve siz Türkiye’deyseniz ve ayrıca aradaki ağ da çok yoğunsa hayal kırıklıkları yaşayacaksınız. Biz müşterilerimizin size “Evet, bulut bizim BT işlemlerimizi taşımak için doğru yer ve bunu güvendiğimiz ortaklarla yapacağız. Ve tabii ki bu iletişim ve BT’yi hep beraber tek bir şemsiye altında kullanabileceğim anahtar teslim bir çözüm olursa ne harika olur” diyebileceğiniz bir hizmet sunabildiğinden emin olmak istiyoruz.

Bulut çözümünü çoklu tedarikçi ortamında da sunabilir misiniz?
Evet, ideali tabi sağlayıcının her yerde Alcatel-Lucent kullanması J, çünkü bunun dünyanın en iyisi olduğunu biliyoruz. Ama biliyoruz ki, özellikle de mesela Türk Telekom gibi büyük çaplı operatörlerin çoğunun çoklu tedarikçi stratejileri var. Cloudband, hizmetleri soyutlaştırmaya bir havuzda toplamaya odaklı bir sistem. Ve hatta, bulut teknolojisinde bile pek çok tedarikçi var; HP, Matrix İşletim Ortamları, cloud.com, OpenStack ve VMWare gibi. Aynı şey servis sağlayıcılar için de geçerli. Yani mimari olarak çok tedarikçiye göre bir yapımız var, çünkü müşterilerimizin çok tedarikçi ile çalışacağının farkındayız.