Dr.Azmi KOÇAK
telepati@telepati.com.tr

Medyasör

Bir kitap – Bir portre...

Oldum olası, baskıya girmeden 3. ya da 4. baskı diye pompalanan kitaplardan hoşlanmamışımdır. Şu sıralar elime bir çocuk kitabı geçti. “Kalk Gidelim –Sinop.” Yazarı, Esra Alkan. Bu önemli kimliği, adı geçen kitabından ve sahibinden tanıyalım.
-“Çocukluğumdan beri başka dünyaları merak ettim, başka ülkeleri, başka insanları tanıyarak bu merakımı gidermeye çalıştım ve çalışıyorum.
İstanbul Üniversitesi’nde arkeoloji okurken aldığım sosyal ve fiziki antropoloji dersleriyle de insana olan merakımı gidermeye çalıştım.
Dünyada pek çok ülke gezdim; ama Anadolu’yu gezerken hissettiğim heyecan hep farklı oldu.
Sonunda TRT 1’de hazırlayıp sunduğum ‘KALK GİDELİM’ adlı seyahat kültürü programını çok sevdiğim çocuklarla birlikte 52 bölüm yaparak tamamladım.
Gezerken aklımda televizyon programımın kitaplarını da yapmak vardı ve bunu program çocuklarıyla paylaştım.
Çocuklar, bana duygu ve düşüncelerini yazıp gönderdiler. Bu nedenle her kitapta olacak bu mektuplar.
Halen TRT’nin yeni kanalı Turizm ve Belgesel için seyahat kültürü programı ‘KALK GİDELİM’i hazırlıyorum. Bu kez yetişkinlere bol bol seyahat armağanları veriyorum; ancak gönlüm daima çocuklarla olacak. Kızım ise hep ışığım...”
Kitabın arka kapağında, “Her seyahat kitabı yeni ülkelere, yeni yüzlere açar okuyanı. Yazarından gelen rüzgar alır uçurur beni. Adeta yazarların kalemine atlar, dört dönerim dünyayı. Kalem nereye, ben oraya...  Kalemim kırlarda gezip dağlarda dolaşırken, gelin hep birlikte Sinop’u tanıyalım,” diye yazılmış.
72 sayfalık kitabın “Çocuk, insanın çiçeğidir,” ibaresi ile başlayan önsözü, araştırmacı yazar Esat Korkmaz tarafından kaleme alınmış. İşte o önsöz;
- “Genç bir adam yaşamında ilk kez İstanbul’a gider. Gökdelenlerin yüksekliği ve insanların çokluğu onu şaşkına çevirir. Kalabalığa katılıp yürürken kulağına bir cırcırböceği sesi gelir. Dikkat kesilir ve sese yönelir. Büyük bir mağazanın önündeki çalı kümesine yaklaştığında, görevli “Yardımcı olabilir miyim?” der. Genç adam “Hayır teşekkür ederim; sadece çalı kümesinin içinden bir cırcırböceğinin sesini duyduğumu sandım,” diye cevap verir. Görevli, “Burada cırcırböceği bulunmaz,” diyerek itiraz eder. Genç adam kararlıdır: Çalıları aralar ve cırcırböceğini bulur.
Ve buradan her gün binlerce insan geçmesine karşın, cırcırböceğinin sesini bir tek kendinin duymasına şaşar.
Bir deneme yapmaya karar verir: Elini cebine sokar; eline aldığı metal parayı havaya atar. Metal para kaldırıma vurduğunda, düşen parayı aramak için yürüyen insanlar durur. “Demek ki,” der genç adam, “belli şeyleri görmek ve belli sesleri duymak için kendimizi eğitiriz.”
Büyükler çıkar sesine göre eğitildiği için ne gökyüzüne bakıp kuşları, ne kırlara bakıp çiçekleri, ne de çocuklara bakıp saflığı, güzelliği algılayabilir.
Büyüklerin bu ezberi, çocukları büyüklere taşıyarak değil, büyükleri kendi çocukluklarına taşıyarak kırılabilir. Kırdığımızda duyduğumuz ses para olmaktan çıkar.”

“Sinop Cezaevi ve Sabahattin Ali” den tutun, “Yeşilin kalbi: Erfelek’e”, “Boyabat’ın Bazalt Kayaları”ndan tutun da “Durakhan Kervansarayı”na ve “Sinoplu Diyojen”e kadar Sinop ile ilgili bilgiler akıcı bir üslup ile kitaba sığdırılmış.
Kitabın giriş yazısı, “Sevgili çocuklar…” diye başlasa da, bence çocuklar kadar büyüklerin de okuması gereken bir yapıt. Ben şahsen, kitaptan çok şey aldım. Esra Alkan’ı buradan kutluyorum ve ilk fırsatta, “dooooğruuuuu Sinop” diyorum. Beni tutana aşk olsun...