5. GSM operatörü sadece test amaçlı

Yıldız Teknik Üniversitesi, Ericsson’un katkıları ve Turkcell’in desteği ile, Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek bünyesinde GSM santralı bulunduran ilk GSM Sistemi Test ve Ölçüm Laboratuvarı Yıldız Cell’i kurdu.

YILDIZ Teknik Üniversitesi’nde Ericsson’un katkısı ve Turkcell’in desteği ile kurulan GSM Sistemi Test ve Ölçüm Laboratuvarı Yıldız Cell’in açılışı, Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Doç. Dr. Ömer Arasıl, Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayhan Alkış, Ericsson Genel Müdür Yardımcıları Oğuz Memigüven, Ahmet Mete ve Eğitim Merkezi Müdürü Ali Ercan ile Turkcell Genel Müdürü Muzaffer Akpınar, laboratuvarın kurucu öğretim üyeleri ve haberleşme sektöründeki şirket yetkililerinin katılımıyla 12 Aralık 2002 tarihinde gerçekleştirildi. Yıldız Cell, bir Türk üniversitesinde eğitim amaçlı kurulan ilk GSM laboratuvarı. Yıldız Teknik Üniversitesi tarafından altyapısı oluşturulan GSM Sistemi Test ve Ölçüm Laboratuvarı, Ericsson Türkiye tarafından üniversiteye kazandırılan bir mobil anahtarlama merkezi (MSC), bir baz istasyonu kontrol ünitesi (BSC), bir radyo baz istasyonu (RBS), bir güç ünitesi, bir PSTN ünitesi ve bilgisayarlara ek olarak, Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. tarafından temin edilen iki radyo baz istasyonu, bina içi ve bina dışı antenler, iki radyo-link ünitesi ile kuruldu. Yaklaşık 140 m2 iç alana sahip olan GSM Sistemi Test ve Ölçüm Laboratuvarı, iki ayrı santral odası, iki ayrı kontrol odası ve bir ölçüm odasından oluşacak şekilde
tasarlandı. MSC, BSC, radyo baz istasyonları, PSTN ünitesi ve alıcı-verici radyo-linklerin konumlandırıldığı santral odası (Santral-1), bu sistemin kontrol ve kumandasının yapıldığı bilgisayar kontrol odası (Kontrol-1), bina içi ve bina dışı antenleri ile diğer haberleşme alet ve ekipmanlarından kaynaklanan elektromanyetik alan ışımasının ölçümünün gerçekleştirildiği ölçüm odası ve bu ölçümlerin kontrolünün yapıldığı kontrol odasını (Kontrol-2) içinde barındırıyor.
Bu laboratuvarın açılmasıyla Türkiye’de dört lisanslı operatörün yanında eğitim amaçlı olarak üzerine abone alıp ulusal şebekeye bağlayabilecek kendine özgü SIM kartları bulunan, Yıldız Cell olarak adlandırdığımız bağımsız bir GSM operatörü/santralı gerçekleştirilmiş olmakta. Yıldız Teknik Üniversitesi de, Ericsson ve Turkcell’in katkılarıyla kurulan GSM laboratuvarı vasıtasıyla Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü öğrencilerinin GSM konusunda teorik ve pratik bilgi edinmelerine imkan sağlayan ilk ve tek
üniversite oldu. Laboratuvarda, Yıldız Teknik Üniversitesi, Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü, Elektromanyetik Alanlar ve Mikrodalga Tekniği Anabilim Dalı öğretim üyelerinin verdiği teorik derslerin uygulaması, lisans ve lisansüstü tez çalışmaları yapılabilecek; bunlara ek olarak ulusal/uluslararası standart ve performans testleri gerçekleştirilebilecek. Farklı alanlarda uzmanların yetiştirilebileceği laboratuvar ile, eğitim, öğretim, telekomünikasyon sektörü, üniversite-sektör işbirliği ve yetkili kişilerce yapılacak ölçümler ile kamuoyunun bilgilendirilmesi açısından yeni olanaklar yaratılması hedefleniyor.
Yıldız Cell’in kurulması ile birlikte, GSM sistemi ile ilgili araştırma ve geliştirme çalışmalarının bağımsız bir kurum olan Yıldız Teknik Üniversitesi bünyesinde yapılabilmesi, GSM baz istasyonu antenlerinden ve diğer kaynaklardan yayılan elektromanyetik alanların elektronik cihazlar/sistemler ve insan sağlığı üzerindeki etkilerinin belirlenmesi hususlarında çalışmalar yapılması hedefleniyor.
Kurulan GSM sistemi, haberleşme sektörünün sürekli gelişen ihtiyaçları doğrultusunda, ileride Ericsson ve Turkcell’in yapacağı ek katkılar ile güncel sorunların çözümüne katkıda bulunacak, uygulamaya konması düşünülen sistem ve aletlerin, mevcut GSM sistemi ile uyumlu çalışıp çalışmadığının izlenebilmesine ve ilgili performans kriterlerinin değerlendirilip, test edilmesine imkan sağlayacak.
GSM Sistemi Test ve Ölçüm Laboratuvarı, mevcut GSM santralının depreme karşı dayanıklılığını arttırmak amacıyla Ericsson tarafından kurulan ve Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyelerince ilgili statik hesapları yapılan ilk depreme dayanıklılık sistemini de bünyesinde bulundurmakta.
Yıldız Üniversitesi Rektörlüğü Senato Salonu’ndaki imza töreninde; Avrupa Birliği’nin bilgi toplumu olma yolunda olduğunu, Türkiye’nin de bu yönde çalışmalarını devam ettirdiğini belirten Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ayhan Alkış sözlerine şöyle devam etti:
“Yaptığımız protokol çerçevesinde, Telekomünikasyon Kurumu’nun ihtiyaç duyduğu alanlarda ve düzeyde eğitim programları sağlayacağız ve bu sektör için insan yetiştirmek yönünde bir işbirliğimiz olacak.
Bir tarafta Kurum elemanları bu programla yetişirken, aynı zamanda bizler, üniversitemiz öğretim üyeleri ve araştırma görevlileri, Kurum’la ilgili birtakım konularda bilgi alarak, onlarla iletişim içinde olacağız. Tek kelimeyle amaç; dünya ve ülkemiz için çok önemli olan bu sektördeki insan gücü niteliğini arttırmak ve buna paralel olarak da araştırma-geliştirme gerektiren birtakım konularda işbirliği yapmak. Üniversite olarak biz bundan büyük mutluluk duyuyoruz. İnanıyorum ki, üniversitelerimiz bu tip çalışmalarla toplumla ve sektörle bütünleşebilecektir. Sadece diploma vermekle kalmayıp, gerçekten kaliteli bireyler yetiştirecektir. Üniversite olarak vizyonumuz; üniversitenin işlem alanlarına giren eğitim, ar-ge ve topluma hizmet kalemlerini bütünüyle toplumun gereksinimlerine yönelik yürütmek. Üniversitenin toplum için olduğunun ve onun yaşam değerini arttırmak gibi bir sorumluluğu olduğunun bilincinde bir kurum olarak bu tür ortak çalışmalar içinde her zaman yer alacağız” dedi. Dünya sektörünün araştırma-geliştirmeye büyük ölçüde yatırım yaptığına dikkat çeken Alkış, yatırım yapılan en önemli kaynağın ise insan olduğunu belirtti. “Bugün Avrupa Birliği’nin
insan gücü talebi bir yana, ülkemizin ihtiyacını karşılayabilecek durumda olsaydık, liseyi bitiren gençlerimiz kendilerini mutlu edecek birer meslek sahibi olurlardı. Eğitimli insan gücü yetiştirme konusunda çok ciddi açığımız var. Öte yandan bu yetişmiş insan gücüyle bilgi ve teknoloji üretme ya da üretilmiş teknolojileri en yüksek katma değer yaratacak şekilde ülkemize transfer etme konusunda ne yazık ki dünya ile rekabet edemiyoruz. Sahip olduğumuz altyapı ve insan gücü bu sektörde çok etkin ve yetkin değil, ama bir oluşum var. Ülkemize teknolojiyi transfer ederek uygulamaya çalışıyoruz ve bu çerçevede de ar-ge çalışmalarımızı örgütlüyoruz. Ama yarın bu alanda iddialı bir biçimde ar-ge yapan bir ülke konumuna gelmeliyiz” diyen Alkış, üniversitelerin araştırma çalışmalarıyla sektörün ülkeye hizmet yaklaşımının bir noktada buluşması gerektiğini söyledi ve ekledi:
“Burada yapılan çalışmaların toplumun ihtiyaçlarına yönelmesi gerekiyor. İmzaladığımız protokol bunun çok tipik bir örneği. Bunu her sektörle gerçekleştirmemiz gerektiğine inanıyorum. Çalışmalarımızı da bu yönde devam ettiriyoruz. Amaç; enformasyon ve telekomünikasyon teknolojilerinde eğitilmiş insan gücü yetiştirmek ve bu teknolojiyi yeni teknolojiler üretme yönünde geliştirmek.”

“Sektörün gerisinde kalmamak için üniversite-sanayi işbirliği zorunludur”
İmzalanan protokolün Telekomünikasyon Kurumu için büyük önem taşıdığını belirten Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Doç. Dr. Ömer Arasıl, “Kurumların gerek bağımsızlık gerekse fonksiyonları anlamında çok tartışıldığı bir ortamda, telekomünikasyon ve enerji sektörlerinin ülke olarak, en azından yakın gelecekte, dünya ölçeğinde rekabet kazanabileceğimiz başlıca sektörler olduğunu algıladık.

Üniversiteler olmadan nitelikli eleman yetişemez. Türkiye’nin çoğu ülkenin gıpta edeceği bir insan gücü kaynağı var. İçinde bulunduğumuz yüzyıl, insan gücünün insan odaklı politikaların ön plana çıktığı bir yüzyıl. Ancak sorunumuz, bu insan gücünü doğru eğitilmiş ve yetişmiş işgücüne çevirebilmekte karşılaştığımız güçlükler. Enformasyon ve iletişim teknolojileri alanı, bence doğru yetiştirilmiş işgücüne sahip olduğumuz sektörlerden bir tanesi. Hem kısa hem de uzun vadede, günlerin bu sektörün günleri olacağına inanıyorum. Bize bu insan kaynağını yetiştirenler de şüphesiz, köklü öğrenim kurumlarımız ve hocalarımız. Çok genç bir kurumuz. Sektör, çok dinamik ve ön görülemeyen bir arena. Sektörün gerisinde kalmamak için üniversite-sanayi işbirliği zorunludur. Belki bu anlamda enformasyon ve komünikasyon teknolojileri sektörü üniversite işbirliğinin ilkini gerçekleştiriliyor. Bu işbirliğini Yıldız Teknik Üniversitesi gibi ülkemizin seçkin üniversiteleriyle çoğaltarak devam ettirmek arzusundayız. Dünyanın bugün girdiği süreçte, yalnızca bilgiye ulaşabilen ve kullanabilen değil, ulaştığı bu bilgiyi yararlı bilgiler şeklinde tarayabilen, bunları ekonomik bir değere dönüştürebilen ve bilgi üretebilen bir toplum olmamız gerektiğine inanıyorum. Kurum’un başına geldiğimden beri, niteliğiyle övünüyorum. Bizim de kendi çapımızda bir kariyer anlayışımız var. Bir anlamda yüksek teknoloji enstitüsü olmak istiyoruz. Burada da değerli hocalarımız, bilgi birikimlerini bize nakletmek gibi anlamlı bir görevi yapıyorlar.
Bu yüzden ne kadar teşekkür etsek azdır. Bu birliğin devamı, umarım bundan sonra da gelir. Bu sayede hem enformasyon ve telekomünikasyon sektörüyle kurumumuz ve üniversiteler arasındaki ilişkilere bir ivme kazandırmış oluruz, hem de teorik temellere dayalı ampirik bulguları öngörme gibi bir avantajı da elde etmiş oluruz.”
Üniversitenin evrensel ölçülerdeki bilgilerinin, teorik ve uygulamalı yönde sektörün düzenlenmesi fonksiyonunu ana amaç edinmiş olan Telekomünikasyon Kurumu’nun karşılaştığı sorunlar ve çözüm önerilerinin, üniversite ve kurum arasındaki pozitif geri besleme sürecini harekete geçireceğini vurgulayan Arasıl, sınırsız insan ihtiyaçlarının, sınırsız bilgi ile daha rahat giderilebileceğini vurguladı. Sorulan bir soru üzerine, gerçekleşen bu protokol maddelerinin değişmez kurallar olmadığını belirten Arasıl, zaman içinde kazanılan yeni tecrübeler doğrultusunda protokole eklemeler yaparak ilerleme kaydedeceklerini ifade etti ve ekledi:
“İlkler hatalı olabilir. Önemli olan o hataları anında fark edip bir soruna yol açmadan yeniden düzenleyebilmektir. Bu anlamda Yıldız Teknik Üniversitesi gibi köklü üniversiteler olmazsa olmazlardır. Avrupa Birliği’ne girme telaşının çok yoğun yaşandığı bugünlerde her ne kadar hayatımız ona endeksli olmasa da, sırf teknoloji açısından değerlendirdiğimizde, bu gayretin neden çok yüksek olduğunu algılayabilmemiz lazım. Bunu da, yan duygularla pozitif duyguları ayırarak değerlendirmek zorundayız. Üniversiteler bu yapıyı kazandıracağı için, protokol de o anlamda çok önemli.”Diğer üniversitelerle en yetkin oldukları alanlarda benzer protokolleri yapacaklarını belirten Arasıl, ihtisaslaşmaya çok önem verdiklerini söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:
“Kurumumuzun teknik ve ekonomik düzenlemelerin yanında bu iki maddeyi kapsayan bir hukuki yapıdan oluşan üç boyutu var. Çünkü her teknik düzenleme sonuçta bir ekonomik düzenlemeyi gerektiriyor. Küreselleşme de özünde eksenini iki temel bileşenden oluşturuyor. Birincisi finansal serbestleşme, ikincisi ise buna zemin hazırlayan bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmeler. Bu teknolojiler bu derece gelişmese, finansal serbestleşme bu boyutta olmazdı. Bu anlamda Telekomünikasyon Kurumu ve üniversiteleri birbirinden ayrılamaz parçalar olarak görüyorum. Bu protokol bunun ilk önemli adımı” dedi.

Toplantıda Rektör Ayhan Alkış ve Telekom Kurumu Başkanı Ömer Arasıl’ın ardından Turkcell Genel Müdürü Muzaffer Akpınar söz aldı. 1993’te fiili operasyona başladıklarında birçok sorunla karşılaştıklarını söyleyen Muzaffer Akpınar, “En başta biz ne yaptığımızı çok az bilir vaziyetteydik. Bunu samimiyetle belirtmek lazım. Az hata yaparak, kendimize iyi teknoloji ve iş ortakları bularak bugünlere geldik. Dünya GSM Birliği’nin yaptığı sıralamada, abone sayısı baz alındığında, Turkcell olarak dünyanın en büyük 12. operatörü olma gururunu taşıyoruz. Diğer taraftan bütün bu süreçte; hem yönetici becerileri hem teknoloji bilgisi hem de iş ortaklarımızla yarattığımız değerlere baktığınızda, bir taraftan uygulama geliştirmek öte yandan teknolojiyi olması gerektiği gibi uygulayabilmek ve dünya standartlarında kablosuz iletişimi bütün vatandaşlarımıza sunabilmek için geçtiğimiz aşamalarda önemli emsaller var. Türkiye’den dışarıya yönetim becerisi ihraç etme imkanını bulduğumuzu da söylemek lazım. Turkcell olarak şu an Türkiye dışında Moldova, Kazakistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Kuzey Kıbrıs olmak üzere beş ülkede, yine kıymetli teknoloji ortağımız Ericsson’la beraber, önemli ağları kurmak ve buralarda da lider firmalar olmak imkanına kavuştuk. Bundan gurur duyuyorum” dedi. Sektörde, ‘Türkiye’den niye teknoloji ihraç edilemiyor?’ sorusunun yoğun olarak tartışılmasına karşın, bu konuda önemli başarıların kayda geçirildiğini düşündüğünü belirten Akpınar, bir ülkenin değişik sektörlerde kullanılan teknolojilerin her noktasında üretim yapma zorunluluğu olmadığını söyledi ve ekledi:
“Dolayısıyla altyapı hizmetlerini üreten teknolojiyi Türkiye’nin imal etmek gibi bir becerisi, hayali ya da sorumluluğu yoktur diye düşünüyorum. Ama bunları iyi kullanmayı, bunlardan çıkacak servisleri iyi paketlemeyi başarmak, tüketicileri anlayarak ve kural koyucuların çerçevesinde sorumluluklarını yerine getirerek ortaya çıkan ürünleri müşteriye ulaştırabilmek önemli bir bilgi birikimidir. Bu bilgi birikimi de Türkiye’de var. Türkiye’nin servis sağlayıcılarının Avrupa’daki operatörlere uygulama ihraç ettiğini görüyoruz ve bundan gurur duyuyoruz.” 150’ye yakın Cell uzantılı servisi halka sunduklarını vurgulayan Muzaffer Akpınar, Yıldız Cell’i 151. ürün olarak gördüklerini ifade etti. “Bunların benzerlerinin Avrupalı operatörlerde de kullanılabildiğini ve bunların Türk zihni ile yaratılabildiğini vurgulamaktan gurur duyuyorum. Bizce burada aslında göreceli olarak sadece bir sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz” diyen Akpınar, bu sorumluluğu yerine getirmekten gurur duyduklarını vurguladı ve sözlerini şöyle noktaladı:
“Bu laboratuvarda şu anda 900 MHz’de bir yatırım sağlanmış durumda. Kurum kültürümüz içinde bu tip cümleleri kullanmamamıza rağmen eğitim için biraraya geldiğimiz bugünde, 1800 MHz’de boş kalan odayı diğer oyuncuların doldurma sorumluluğunu da onlara atfediyoruz.”
Yıldız Cell’in kurucu öğretim üyelerinden Yrd. Doç. Dr. Aktül Kavas ise konusunda ilk olan GSM test ve ölçüm laboratuvarı Yıldız Cell’in kurulması ile birlikte, bağımsız bir kurum olan Yıldız Teknik Üniversitesi bünyesinde ana hatlarıyla yapılması hedeflenen araştırma ve geliştirme çalışmalarını sıraladı:
. Türk Telekomünikasyon Kurumu’nun, telekomünikasyon ile ilgili alet/cihaz/sistem/ yazılım/performans hususlarında öngördüğü standartların mevcut GSM sistemi üzerinde tetkiki
. Geliştirilen yazılımların GSM 900/1800/1900 MHz sistemleri üzerindeki performansının tetkiki
. GSM sistemlerinde kullanılan telekomünikasyon terminal ekipmanlarının; standartlar, performans, vb. açılardan ithalata uygunluğunun tetkiki
. Güneş enerjisi ile çalışan baz istasyonlarının tasarımı, geliştirilmesi ve performans analizi
. GSM 900/1800/1900 MHz sistemlerinde yer alan ‘handover’, dolaşım, çağrı düşürme, ücretlendirme, vb. performans kriterlerinin tetkiki
. İkinci kuşak (2G)-(GSM 900/1800/1900) sisteminin üçüncü kuşak GSM sistemine entegrasyonu
v Elektromanyetik alan ölçümü ve kayıp hesaplarının yapılması
. Talep edilen baz istasyonu parametreleri dikkate alınarak, baz istasyonu için optimum konum belirlenmesi, performans analizi
. Kablosuz haberleşme sisteminde tasarım, geliştirme, kontrol ve kumanda
. Baz istasyonu antenleri, TV antenleri ve FM radyo antenleri analizi, tasarımı, üretimi testi
. GSM baz istasyonu antenleri için yutucu ve yansıtıcı malzeme analizi
. Antenlerin GSM sistemine, TV verici sistemine, FM radyo sistemine uyumunun incelenmesi

Detaylı bilgi için:
Yrd. Doç. Dr. Aktül Kavas
Yıldız Teknik Üniversitesi

Tel: 0212 259 70 70 / 2880
GSM: 0532 427 47 47
e-posta: kavas@yildiz.edu.tr

Yrd. Doç. Dr. Refet Ramiz
Yıldız Teknik Üniversitesi

Tel: 0212 259 70 70 / 2885
GSM: 0532 255 73 02
e-posta: ramiz@yildiz.edu.tr

Aktül Kavas
Aktül Kavas, lisans eğitimini 1978 yılında İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği’nde tamamladı. Yüksek lisans eğitimini, aynı üniversitenin Nükleer Enerji Enstitüsü’nde alan Kavas; doktorasını 1991 yılında Yıldız Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü’nde “Kafes Konfigürasyonda Schottky Karıştırıcı Diyotlarının Dönüştürme Kaybı Sınırlamaları” konulu çalışma ile gerçekleştirdi.
Aktül Kavas, 1991 yılından bu yana Yıldız Teknik Üniversitesi Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü’nde çeşitli derslerde öğretim üyeliği görevini sürdürmektedir. Mikrodalga Radar Sistemleri ve Uydu Haberleşme Sistemleri konularında lisansüstü derslerde de öğretim görevlisi olarak eğitmenliğine devam etmekte olan Kavas ayrıca, “FDTD Algoritmasının Tek Parçacık Saçılımına Uygulanması” konusundaki yüksek lisans tezini yönetmektedir.
Aktül Kavas, konusuyla ilgili çeşitli ulusal ve uluslararası bildiriler yayınlamış ve çeşitli projelerde görev almıştır.

Ericsson
Ericsson, mobil ve geniş bant Internet iletişiminin geleceği konusunda çalışmalar yürütmekte. 140’dan fazla ülkede, sağladığı çözümler ile Ericsson, dünyanın en güçlü iletişim firmalarının yaratılmasında önemli rol oynuyor.
İletişimin temel bir insanlık ihtiyacı ve hakkı olduğu felsefesine dayanarak kurulan Ericsson, kaynakların daha verimli kullanılabilmesi için üretimin ve yaşam kalitesinin arttırılmasına tutarlı ve sürekli olarak destek sağlıyor.
Ericsson Türkiye’de küresel olarak belirlenen bu strateji çerçevesinde çalışmalarını sürdürmekte. Ericsson Türkiye’nin sosyal sorumluluk anlayışını ortaya koyduğu iki yerel örnek şunlar:

Acil İletişim Sistemi
Ericsson, küresel projesi olan Ericsson Response kapsamında, Türkiye ve çevre bölgelerde meydana gelebilecek afetler sonrasında kriz yönetimi ve kurtarma çalışmalarında kullanılmak üzere “Acil İletişim Sistemi” projesini Türkiye’de, Turkcell ile birlikte hayata geçirdi. Acil İletişim Sistemi, Türkiye ve çevre bölgelerde oluşabilecek afet sonrası, acil yardım ekiplerinin GSM teknolojisi ile haberleşmesini sağlayacak.

Teknoloji ve bilime destek çalışmaları
Ericsson, Türkiye’de özellikle teknoloji ve bilim alanında sivil hareketleri desteklemekte. Bu amaç doğrultusunda akademik ve sektörel çeşitli dernek, vakıf ve benzeri kuruluşların çalışmalarına bugüne kadar katkı sağlamış ve sağlamakta. Bu çalışmalar arasında Sinyal İşleme Konferansları sponsorluğu, Inet-tr Konferansları sponsorluğu, Inet-d Derneği kurumsal sponsorluğu ve çok sayıda diğer sponsorluklar sayılabilir.

Turkcell
Turkcell, bireyler için geliştirdiği çözümlerle toplumsal iletişimi güçlendirdiği kadar, kurumlar için sunduğu hizmetlerle Türk ekonomisine dinamizm kazandırmakta.
Turkcell, hisseleri İMKB ve NYSE’de aynı anda işlem gören ilk ve tek Türk şirketi olarak, bu konumunun gereklerini de yerine getirmekte. Bu görevler, kurumsal yönetim anlayışı çerçevesinde şeffaflık, hissedar haklarının korunması, insan kaynaklarının performans kriterleri bağlamında geliştirilmesi, bütün abonelerine eşit ve adil davranılması ile toplumsal sorumluluk projeleri olarak özetlenebilir.
Turkcell, toplumsal sorumluluklar alanında da büyük projelere imza atmış; kültürel ve tarihi değerlerin korunması (Bodrum Sur Duvarları), toplumsal yaşamın gelişmesini amaçlayan projelerin desteklenmesi (İKSAV ve Sinema Festivali sponsorlukları), Türkiye’yi uluslararası platformlarda temsil eden milli takımlar iletişim sponsorluğu gibi. Bütün bunların yanında, Turkcell’i (kurum olarak) ve Turkcell çalışanlarını çok heyecanlandıran iki önemli proje ise başarıyla devam ediyor: Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ile birlikte, kalkınmada öncelikli 33 ilde üç yıldır sürdürülen, 5.000 genç kıza burs verilmesini sağlayan “Çağdaş Türkiye’nin Çağdaş Kızları” projesi ile İstanbul’un gelir düzeyinin düşük olan ilçelerinde, Olimpiyat Komitesi Kadın Kolu ile birlikte yürütülen “Ücretsiz Spor Okulları” projesi.