Türkiye’de Internet, Inet-tr 2002’de masaya yatırıldı

Ceren Moral

Türkiye’de Internet Konferansı ‘inet-tr 2002’, geçtiğimiz ay 19-21 Aralık tarihleri arasında gerçekleşti. Bu yıl sekizinci kez, Türkiye’de Internet’i tüm boyutlarıyla tanıtmak, geliştirmek, tartışmak, Internet teknolojileri aracılığı ile toplumsal verimliliği arttırmak ve toplumun dikkatini olabildiğince bu yöne çekmek amaçlarıyla gerçekleşen ‘inet-tr 2002’, İstanbul Harbiye Askeri Müze ve Kültür Sitesi’nde, Internet Teknolojileri Derneği tarafından düzenlendi.

‘e-Türkiye’ teması ve ‘Türkiye’yi Internet’e Taşımak’ başlığıyla, enformasyon ve telekomünikasyon sektörünü biraraya getiren etkinlik, teknolojik gelişmelerin tartışıldığı oturumlar, Türkiye’den ve yurtdışından uygulama bildirileri, sponsor firmaların teknolojik sunumları, eğitim seminerleri, paneller, çalışma grupları ve firma standlarının yer aldığı sergi bölümlerinden oluştu.
Konferans süresince altı paralel salonda toplam 87 oturum yapıldı. Ayrıca üç gün boyunca 38 bildiri oturumunda 108 bildiri, 9 oturumda 20 teknoloji sunumu, 20 eğitim semineri, 17 panel/çalışma grubu ve 3 davetli oturumu yer aldı. Davetli oturumları ‘AKP-CHP Konuşuyor’,
‘Akademik Ağ ve Türkiye Deneyimleri’ ve ‘Internet’te Mahremiyet’ başlıklarıyla yapılırken, panel/çalışma grubu oturumlarında ‘e-Seçim’, ‘Telekomünikasyon Sektörünü Nasıl Rekabete Açarız?’, ‘e-İmza’, ‘Bilgi Özgürlüğü’, ‘e-Türkiye’, ‘Türkiye DNS Politikaları’, ‘Toplumsal Boyut ve İçerik’, ‘e-Ticaret’, ‘Spam’, ‘Görme Engelliler’, ‘Eğitim’, ‘MEB’de e-Dönüşüm’ ve ‘Tıp Bilişim’ başlıkları irdelendi.
Ayrıca Internet profesyonellerini geliştirmeye yönelik ‘Linux’ ve ‘İleri PHP Eğitim Seminerleri’ de etkinlik içinde yer aldı. Türk Telekom’un etkinlik sponsoru olduğu konferansın ana sponsorları Alcatel, Aycell, Cisco Systems, Ericsson, Siemens, Sun Microsystems idi. Destekleyen firmalar Garanti Bankası, Intel, Meteksan.Net, Microsoft, Şekerbank ve Türk Nokta Net iken, hizmet sponsorları ComputerWorld, IT Business Weekly, PCWorld, Radikal, Radyo 92.3, Rota, turk.internet.com ve Bilkom oldu. Ayrıca etkinliğe BMD, LKD, TBD, TBV, TESİD, TID, TKD, TÜBİSAD, TürkMIA, TÜTED, TZV ve ÜNAK katkıda bulundu.
Konferansın ağırlıklı konuları arasında ağ ve bilgi güvenliği vardı. Bu yıl ilk defa konunun uzmanlarının kendilerini sınadığı ‘Siber Savaş Oyunları’ yarışması etkinlik içinde düzenlendi. Bu yarışmada ekipler kendi kurdukları sistemleri savunmaya ve oyunlara katılan diğer sistemleri ele geçirmeye çalıştılar. Oyunlar sonucunda en iyilere çeşitli ödüllerin verildiği bilgi-sistem güvenliğini öne çıkaran bu etkinlikte; Symantec, Computer Associates ve Infonet firmalarına, TBD, LKD ve Dikey8 destek verdi.
Konferansın açılışını Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım yaptı
Türkiye’nin kalkınmasında önemli rol oynayan telekomünikasyon sektörünün geçtiğimiz on yıllık dönemde ciddi sıkıntılar yaşadığını kaydeden Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, bu sektörün günümüzde bir karar verme noktasına geldiğini ifade etti. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin telekom sektörünün serbestleşmesi yönünde siyasi iradesini sonuna kadar kullanacağını vurgulayan Binali Yıldırım, süregelen altyapı çalışmalarına hızla devam edeceklerini belirtti. “58. Hükümet acil eylem planını açıklamıştır. Bu plan dahilinde bakanlığımız üzerine düşeni yapacaktır. Bu doğrultuda önümüzdeki sene içinde telekomünikasyon kanununun çıkarılması ve buna ait ikincil düzenlemelerin tamamlanması öngörülmektedir” diyen Yıldırım, bu çerçevede çalışmalara başladıklarını ifade etti. Sektörü düzenleyici kurumların Türk telekomünikasyon sektörü için yeni bir model olduğunu belirten Bakan Yıldırım, uygulama konusunda yaşanan sıkıntıların doğal olduğunu söyledi. Bilgi ve iletişim teknolojilerinde dünyayı takip ederken, sayısal uçurumun da göz önünde bulundurulması gerekliliğine değinen Yıldırım, e-devlet yapılanmasının önemine değindi ve Devlet Planlama Teşkilatı’nın koordinasyonunda bütün bakanlıkların ve kamu kurumlarının bu konuda çalışmalarını sürdürdüklerini ekledi.
Türkiye’de Internet konferanslarının çıkış noktası ve amaçları üzerine bilgi veren Inet-tr Yürütme Kurulu Başkanı Doç. Dr. Mustafa Akgül, bu konferansla, tüm sektörün temsil edildiği bir modeli hayata geçirmeye çalıştıklarını söyledi. Internet teknolojilerinin, sanayi devriminden önemli bir gelişmeyi temsil ettiği ve yaşamın tüm boyutlarını köklü olarak değiştirdiğini; bu değişim ekonomisinin yapısının ülkenin rekabet gücünde, insan gücü gereksiniminde ve mesleklerin yapısı üzerinde köklü değişiklikler başlattığını düşündüklerini belirten Mustafa Akgül, Internet teknolojilerinin sosyoekonomik etkilerine değindi. “Bu değişim ile bilim, enformasyon ve iletişim teknolojilerindeki hızlı gelişmeler sarmal bir şekilde birbirini tetiklemektedir. Internet, bu değişimin taşıyıcısı, hazırlayıcısı, geliştiricisi ve yeni oluşmakta olan toplum biçiminin ön modelidir. Internet’i, Türkiye’yi Bilgi Toplumu’na götürecek bir taşıyıcı olarak görüyoruz” diyen Akgül, Internet’in temsil ettiği devrimin kaçırılmaması için tüm güçleriyle çalıştıklarını vurguladı ve ekledi:
“Internet, enformasyon ve iletişim sektörü sadece kendi başına değil, diğer tüm sektörler, kesimler ve yaşamın her boyutu için önemlidir. Dünya ile rekabet etmek, demokrasisini geliştirmek isteyen bir Türkiye’nin Internet’te geri kalmak gibi bir lüksü yoktur.”Dünyada ciddi bir sayısal bölünme yaşandığını, gelişmiş ülkelerde Internet’in yaşamın önemli bir parçası haline geldiğini söyleyen Akgül, bunun sonucunda verimlilikte önemli gelişmeler
gözlendiğini ifade etti. Avrupa Birliği’nin bu alanda almış olduğu mesafenin Türkiye için önem taşıdığını belirten Akgül, Avrupa’da bu alanda yapılanlar konusunda bilgi verdi. “Türkiye’de Internet programsız bir şekilde gelişmektedir. KamuNet, Internet Kurulu, ETK, e-Türkiye, TUENA gibi oluşumların var olması bu gerçeği maalesef değiştirmiyor. Internet, toplumun gündemine giremiyor ve bu konuda yeterli siyasal sahiplenme yok. Ulusal boyutta örgütlenme ve koordinasyon, toplumsal denetim için katılımcı saydam mekanizmalar yeterli değil. İlkeler, öncelikleri belirleyen, takvime bağlı bir eylem planı yok. Türkiye, özelleştirme tartışmaları arasında telekom sektörünün rekabete açılması ve Türk Telekom’un rekabete hazır hale gelmesini gözden kaçırmış durumda, buna bağlı olarak Internet altyapı problemleri söz konusu. Ciddi bir eğitim problemi ve buna bağlı olarak insan
gücü açığı var” diyen Akgül, en önemli eksiğin siyasal sahiplenme ve katılımcı, saydam mekanizmalar olduğuna dikkat çekti. Enformasyon ve telekomünikasyon sektörü olarak ortak akıl ve eylem birliğine girilmesinin şart olduğunu söyleyen Akgül, “Siyasal, bürokratik ve akademik kadroları acil eylem planına zorlamalıyız. Rekabetçi ortamın sağlanması, Internet kültürünün yayılması, sayısal uçurumun önlenmesi, okulların Internet’e taşınması gerekli. Hukukçuların Internet’le tanıştırılması, hukuki altyapı projelerini gündeme getirmekte. Esnek, sürekli gözden geçirilen bir eylem planı yaparak ve hayata geçirebiliriz” dedi. Türkiye’de Internet kullanım oranının Avrupa’ya oranla çok düşük olduğunu vurgulayan TID Başkanı Emre Kurttepeli, Avrupa Birliği’nde Internet kullanım oranı % 60 iken, Türkiye’de bu oranın % 6 olduğunu söyledi. Kullanımın düşük olmasının yanında, bu yönde olumlu ilerlemenin de kaydedilemediğini belirten Kurttepeli, Internet’in dünya ile aynı anda Türkiye’de de kullanılmaya başlandığını ancak o tarihten bu yana hızlı Internet erişimi konusunda çok geride kalındığını ifade etti ve ekledi:
“Hızlı Internet erişiminin yanında içerik zenginliği de önemli bir konu. Internet’in gelişimi için bunlar şart. Hızlı Internet erişiminin sağlanması ile uygulamalar gelişecek, servislerin önü açılacak ve kullanım oranı artacaktır.” Türkiye’nin bilgi toplumu yapılanmasında önemli eksikler söz konusu olduğunu belirten Kurttepeli, devlet bazında birtakım çalışmaların yürütüldüğünü ancak uygulama bazında yeterli yol alınmadığını söyledi ve yeni hükümetten bu konuda önemli adımlar beklediklerini ekledi. Kurttepeli, Internet kullanım oranının düşük olduğu ve e-topluma geçiş olmadığı sürece devlet kurumlarının tümüyle elektronik ortama taşınması halinde bile başarı sağlanamayacağının altını çizdi. Serbestleşmenin geciktirilmemesinin önemine değinen Emre Kurttepeli, piyasada söz konusu haksız rekabete neden olan koşulların düzelmemesi halinde Internet servis sağlayıcılarının zamanla azalacağına işaret etti ve Internet sektörünün önünü açacak yasal düzenlemelerin aciliyetine dikkat çekti.


“Çağı yakalamış ve hatta çağa liderlik eden bir toplum oluşturmak hedefimiz”
‘MEB’de e-Dönüşüm’ başlıklı oturumda bir konuşma yapan Milli Eğitim Bakanı Erkan Mumcu; düşünme, öğrenme, bilme ve dolayısıyla bilgiye dönüştürme sürecinde ne kadar nitelikli ve etkin bir faaliyet ortamı yaratılırsa, bir toplumun o derece uygarlaşacağını söyledi. Türk milli eğitim sisteminin hedefinin, Türk toplumunu çağdaş uygarlık düzeyinde, gelişmelere liderlik eden bir toplum haline getirmek olduğunu vurgulayan Erkan Mumcu, çağı yakalamak ve çağa liderlik etmek için, onun sürekli değişen karakterini anlamanın şart olduğunu belirtti. “İlk insandan bugüne yaşanan sürecin tümünü bize anlatacak en önemli kavram bilgidir. Bilgi, sanayi çağından bilgi çağına geçen toplumlara çok önemli katkılar sağlıyor. Eski dönemlerden daha da etkin olarak, insan yaşamını yeniden değerlendiren ve tüm üretim faktörlerinin içinde en stratejik yere oturan bilgi, en önemli rekabet unsuru ve bir çağı biçimlendiriyor. Bilgi teknolojileri bu süreci hızlandırıyor. Çağdaş, çağı içine sindirmiş ve onun kendisine sunduğu fırsatları kullanabilen bir insan profili yakalamak istiyorsak, tümüyle küresel rekabetten daha fazla pay almak ve aldığı payı daha nitelikli kullanmak iddiasına sahip bir toplumsak, enformasyon ve telekomünikasyon teknolojilerine kayıtsız kalamayız” diyen Mumcu, bu noktada yapılması gerekenin, bu gerçekliğin yarattığı kültürü toplumumuza kazandırmak olduğunu
söyledi. Türk milli eğitim sisteminin, bilgi toplumuna dönüşüm sürecini tüm boyutlarıyla ele alarak ve bunu sistemleştirilerek hayata geçirmesi gerektiğine dikkat çeken Mumcu, bu konuda süregelen çalışmalar olduğunu belirtti ve ekledi: “Bunlar toplumun beklentilerini karşılamamakla beraber, devletin ve Türk toplumunun sahip olduğu maddi imkanlar çizgisinde küçümsenemeyecek kazanımlardır. Yapabileceğimiz en önemli şey bu konuda bir farkındalık yaratmak ve eğitim alanının taraflarını bir uzlaşma çerçevesi içinde biraraya getirmektir. Kaynaklar yaratmalı ve bunları çoğaltmalıyız. Yeni ekonominin sunduğu finansal teknolojileri kullanmalı ve üretmeliyiz. Bütün bunların ekonomisini ayrı bir konu başlığı olarak irdelemeliyiz. Bilgi teknolojilerinin sanayi toplumlarıyla geçmişte aramızda oluşan farkı kapatmakta bize olağanüstü bir ekonomik fırsat sunduğunun farkında olmalıyız. Toplumları özgürleştiren, bilgiyle donatan bu teknolojileri insanımızdan esirgememeliyiz. Eğitim tek tip insan yaratma süreci değildir. Enformasyon ve telekomünikasyon teknolojileri de zannediyorum bu konuda önümüzü açan önemli bir faktör olacaktır.”

Enformasyon ve telekomünikasyon sektörü 2004’e hazır mı?

‘Telekom Sektörünü Rekabete Nasıl Açarız?’ başlıklı oturumda biraraya gelen sektörün farklı kurum ve kuruluşlarından temsilciler, enformasyon ve telekomünikasyon sektörünün sorunlarını ve bu sorunların aşılarak, gelişim sağlanması için gerekenleri konuştular.
Telekomünikasyon Kurumu’nun serbestleşme öncesi düzenlemeler konusunda çalışmalarını sürdürdüğünü bildiren Telekomünikasyon Kurumu Üyesi Mustafa Ünver, bu konuda bilgi verdi. UMTS konusunda da hazırlıklarının devam ettiğini belirten Mustafa Ünver, bunun önceki çalışmalardan ayrı tutulmadığını vurguladı. Altyapı düzenlemelerine öncelik verildiğini söyleyen Ünver, hedeflerinin 2004 yılı başından önce düzenlemeleri tamamlamak olduğunu ifade etti.
Enformasyon ve telekomünikasyon sistemlerinin ülke çapında kullanımının şart olduğunu vurgulayan Türk Telekom A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Celalettin Çetin, bunun sağlanması için serbest piyasa koşullarının gerçekleşmesi gerektiğini belirtti. “Türk Telekom olarak serbestleşmeye ve rekabete hazır hale gelmek için yoğun çaba sarf ediyoruz. Türk Telekom gerçekleştirdiği yapılanmayla 2003 yılı sonunda serbestleşmeye hazır hale gelecektir. Yapıcı olan her türlü eleştiriye açığız ve bu eleştirilerden en iyi şekilde yararlanmak istiyoruz” diyen Celalettin Çetin, Türk Telekom’un devlet şirketi olmasının bazı zorlukları da yanında getirdiğini söyledi. Serbestleşmeye kısa bir süre kala gerçekleştirdikleri çalışmalara değinen Çetin, basında Türk Telekom’un bölge bölge özelleşmesi yönünde demeçlerin yer aldığını, ancak bunun mümkün olmadığını ve bu tip bir uygulamanın Türkiye çapında hizmet kalitesinin eşit dağılımını engelleyeceğini söyledi.
Telekomünikasyon Kurumu’nun lisanslama çalışmalarında gecikmelerin olduğuna ve arabağlantı konusunda da aciliyet olmasına karşın henüz sonuç alınamadığına değinen TID Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Akan, “Arabağlantıların gecikmesi, DSL’nin Türkiye’de yaygınlaşamamasına ve kablosuz teknolojilerin gelişememesine sebep oluyor. Dolayısıyla yeni Internet teknolojileri devreye giremiyor. Eğer bilgi teknolojileri servislerini bir sisteme oturtup uygulamaya koyamazsak, sayısal uçurum kaçınılmazdır” dedi. Telekom sektöründe sıkıntı yaratan altyapı ve düzenleme problemlerine dikkat çeken Hakan Akan, serbestleşme konusunda gelişme kaydedilmemiş olduğunun altını çizdi.
Serbestleşme konusunda yasal zeminin oluşturulmasının yanı sıra, işletim ve denetim tarafında da gerekli çalışmaların yapıldığına değinen Telkoder Yönetim Kurulu Üyesi Çetin Hakan Kural, bundan sonra bu konuda çalışmaların hızlandırılması gerektiğini belirtti. Düzenleme konusunda yapılan çalışmalara değinen Hakan Kural, arabağlantı, yerel ağın kullanıma açılması, tesis paylaşımı ve ortak yerleşim konularıyla ilgili düzenlemelerin serbestleşmeye 12 ay kalmasına karşın henüz hayata geçirilemediğini belirtti. “Önümüzde 12 ay var ama aslında bu süre 6 ay. Düzenlemeler yapıldıktan sonra firmalara bu düzenlemelere uygun çalışmalar yapmak üzere zaman kalmalı. Bunun için ruhsat ve genel izin verilen hizmetlerin çeşitlendirilmesi lazım” diyen Çetin, lisanslarını alan şirketlerin bu lisansları hala yetkin şekilde kullanamadıklarını ve bunun bir an önce tesis edilmesi gerektiğini belirtti.
Telekom piyasasında net adımlar atmamış tek OECD üyesi ülke olduğumuzun altını çizen Rekabet Kurumu Temsilcisi Baha Karabudak, bu konuda kalıcı
stratejilerin yokluğuna değindi. Böyle bir politika olmasa bile, sektör temsilcilerinin ve sektörü düzenleyici kurumların çeşitli çalışmaları olduğunu söyleyen Karabudak, piyasadaki aktörlerin 2004 başında gerçekleşecek yeni yapılanmaya eşit koşullarda hazırlanabilmeleri için düzenlemelerin bir an önce yapılmasının önemini vurguladı. “Yapmaya çalıştığımız; sektörü takip edip sorunlarını anlayarak, görevimiz açısından gereğini yerine getirmek” diyen Karabudak, bu süreçte sorunun telekom sektörünün rekabete açılmasıyla sınırlı olmadığını, aynı zamanda yakınsama sürecinin yaratacağı düzenleme sorunlarına ilişkin çalışmaların da başlaması gerektiğini kaydetti ve “Sektörde rekabet geliştikçe, sektörel düzenlemeler yerini rekabete yönelik düzenlemelere bıraktı. Biz henüz böyle bir süreç içinde değiliz ama bu yönde Avrupa’da yaşanan gelişmeleri dikkate almak durumundayız” diyerek sözlerini tamamladı.