Türk Telekomünikasyon A.Ş. Genel Müdürü İbrahim
Hakkı Alptürk, Türk Telekom-Koç Bilgi Grubu Konsorsiyumu’nun Bulgaristan
Telekom İdaresi (BTC) özelleştirme ihalesinden hala ümitli olduğunu
söyledi.
BULGARİSTAN
hükümetinin her an kendileriyle görüşmesini beklediklerini dile getiren
Alptürk, “Bu konudaki ümidimizi arttırarak devam ettiriyoruz” diye konuştu.
Alptürk, bu ihaleyi kurum olarak çok önemsediklerini anlatarak, Türk
telekomünikasyon sektörünün ülkemiz içerisinde sıkışıp kalmasından yana
olmadıklarını belirtti. Dışarı açılırken de; istihdam vaadeden, gelir
getirecek ve operasyonel anlamda yakın olan ülkeleri tercih etmek gerektiğine
değinen Alptürk, “Bulgaristan’ı şans olarak görüyoruz. Hem üreticilerimiz,
hem işletmecilerimiz hem bu sektörde yetişmiş iş gücümüz açısından böyle
bir durumun lehimize gelişmesi halinde, sektörün çok ciddi bir hareketlilik
kazanacağını, ülkemize ekonomik yönden katkı sağlayacağını düşünüyoruz.
Dileriz Türkiye ekonomik krizden çıkar ve biz de buna katkıda bulunmuş
oluruz” şeklinde konuştu.
Türk Telekom Genel Müdürü Alptürk,
yakın bir zamanda ADSL ihalesine yeniden çıkacaklarını belirterek,
kamu ihalelerinin durdurulmuş olması nedeniyle izin almak için
Ulaştırma Bakanlığı’na başvuracaklarını bildirdi. İzin almaları
durumunda, Yönetim Kurulu’nun zaten ihale açılması konusunda gerekli
onayı verdiğini anımsatan Alptürk, “Şartname neticelendiriliyor,
izin aldığımızda ihaleye çıkacağız” dedi. Alptürk, güncel gelişmelere
ilişkin olarak “Telepati”nin sorularını şöyle cevaplandırdı:
Bulgaristan Telekom İdaresi (BTC) özelleştirme ihalesi için Türk
Telekom-Koç Bilgi Grubu Konsorsiyumu olarak bir teklif vermiştiniz?
Ama Bulgarlar bir başka firmanın teklifini tercih ettiklerini
açıkladılar, ancak sizin yine de hala ihaleyi kazanma şansınız
olduğu söyleniyor.
“Bulgaristan Telekom İdaresi’nin yüzde 65 hisse satışı konusunda
Türk Telekom ve Koç Bilgi Grubu birlikte konsorsiyum oluşturarak
yurtdışında Türkiye’nin bu daldaki ilk atılımını yaptılar. Gidip
orada bu ihaleye girildi, teklif verildi. Üç tane teklif verilmişti.
Bu tekliflerden bir tanesi Viva Ventures denilen şirketin teklifiydi
ve bizim teklifimizden parasal yönden bir miktar daha iyiydi.
Ancak ihale sadece toplam bedel üzerinden olmuyor, bu ihale üç
basamaklı bir değerlendirmeye tabi. Biri teklif ettiğiniz parasal
değer; ikincisi sosyal yönü, yani ne kadar eleman çalıştıracağınız
ne kadar çıkartacağınız konusunda planlama; üçüncü konuda ne kadarlık
bir yatırım öngödüğünüz. İhaleyi aldığınız takdirde bu üç hususa
cevap vermeniz gerekiyor. |
|
Alptürk, yakın
bir zamanda ADSL ihalesine yeniden çıkacaklarını belirterek,
kamu ihalelerinin durdurulmuş olması nedeniyle izin
almak için Ulaştırma Bakanlığı’na başvuracaklarını bildirdi. |
|
Verdiğiniz cevaplara, sunduğunuz teklife göre de
bir değerlendirme puanı var. Bizim teklifimiz sadece hisselere verilen
bedel konusunda diğer firmadan bir miktar daha aşağıdadır. Şu anda Bulgar
hükümeti Viva Ventures’la görüşmelerini devam ettiriyor. Aralık’ın 15’ine
kadarki görüşmelerinde anlaştıkları takdirde bir anlaşma imzalayacaklardı.
Ancak şu ana kadar herhangi bir anlaşma olmadı. Bulgaristan’daki ismini
bilmiyorum ama yüksek mahkemeleri bu konuda bir tedbir kararı almış,
öğrendiğimiz kadarıyla. Konuyu inceliyorlar. Bizim açımızdan bunun bir
mahsuru yok. Konsorsiyumu özelleştirme süreci ve dünyadaki durumu açısından
bir incelemeye tabi tutuyorlarmış.
Viva Ventures konsorsiyumu içerisinde Türk Telekom gibi dünya devi olan
bir telekomünikasyon işletmecisi ve operatörü yok. Onlar bir finans
kuruluşu. O açıdan biz çok şanslıyız. İkincisi, yatırım olarak bizim
öngördüğümüz rakamla onların öngördüğü rakam aynı. Sosyal yönüne baktığımız
zaman önerdiğimiz teklifte, bizim önerilerimiz onların önerisinden çok
daha rağbet gören bir öneri. Şu anda, dengeler arasında bir kıyaslama
yapılıyor. Bütün bunları Bulgar yetkililer dikkate alırlar. Dikkate
alırlarsa şanslı olduğumuzu düşünüyoruz.”
ADSL ihalesi geçtiğimiz aylarda
iptal edildi. İhale tekrar açılacak mı, neden iptal edilmişti?
“ADSL ihalesi iptal edildiğinde burada görevde olmadığım için bu konuda
çok detaylı bilgiye sahip değilim. Benim söyleyeceğim bir şey yok.
Yorum olur. Yorum yapmak da benim açımdan doğru olmaz. Ancak şunu
söyleyebilirim, geniş bant hizmetinin son kullanıcıya sunulması kaçınılmaz
bir ihtiyaçtır. Bugün sabit hatlarda eskisi kadar büyük bir cazibeyi
yakalamak artık mümkün değildir. Çünkü mobil hatlar, sabit hatların
sunduğu hizmetlerin ötesinde hizmetler sunarak ileriye doğru bir hamle
yapmıştır. Türk Telekom’un elindeki çok büyük sabit hat şebekesinin
hak ettiği değeri bu maskeliyor. Bundan kurtulmanın yolu da, sunduğunuz
hizmeti çeşitlendirmekten geçiyor. Bunu çeşitlendirmenin metotlarından
bir tanesi de ADSL’dir. Herşey değildir ama çok önemli olanlardan
bir tanesi ADSL tabanlı hizmetlerdir. DSL tabanlı hizmetler, sabit
hatların hem kıymetini arttıracaktır, hem de kullanıcının memnuniyetini
sağlayacaktır. Son kullanıcının, müşterinin memnuniyetini sağlamak
demek ne demektir? Siz ona hızlı, kaliteli ve istediği şekilde hizmet
sunuyorsanız ve bu hizmetleri uygun tarifelerde sunabiliyorsanız,
müşterinizi memnun etmişsiniz demektir. Bugün kanal kiralayarak yüksek
hızla veri alışverişi yapabilmek mümkün. Ancak kanal kiralayarak yaptığınız
bu veri alışverişinde, kanala ödediğiniz kira ücreti ve bunun için
kullandığınız teçhizat, terminal cihazları dünyanın parasını tutuyor.
Halbuki DSL tabanlı hizmetler çok düşük rakamlarla ve aylık ücretlerle
geniş bantlı hizmetleri yüksek hızla edinmenizi sağlıyor. Ben DSL’nin
her zaman yanında oldum ve olacağım. Yakın bir zamanda ADSL konusunda
yeni bir ihale açılacaktır. İhaleler şu anda durdurulmuş durumda.
Onun için izin almak gerekiyor. Biz de gerekli izni almak için Ulaştırma
Bakanlığı’na müracaat etmeye hazırlanıyoruz. Bakanlığa bu konuda başvuruda
bulunacağız. Zaten yönetim kurulumuz ihale açılması konusunda gerekli
onayı vermişti. Şartname çalışmaları neticelendiriliyor, izin aldığımızda
ihaleye çıkacağız.
ADSL’yle birlikte Internet hızımızı 128-256 Kilobit’lere çıkarmak
mümkün olacak. Yani Internet’in hızını dört beş katına, on katına
kadar arttırmak mümkün olacak.”
“Yeniden Yapılanma Projesi”ne
ilişkin çalışmalar seçimle birlikte bir anlamda kesintiye uğradı,
ama aslında devam ediyor. Şu an ne aşamaya gelindi, neler yapılıyor?
“Bildiğiniz gibi telekomünikasyon sektörünün liberalleşmesi ve sahada
yeni yeni aktörlerin yer alması için bir çalışma başlatılmış, devam
ediyor. Bu, Türkiye’nin hem bilgi toplumuna ulaşması hem de sektörün
gelişip dışarıya açılması açısından son derece önemli bir noktadır.
Buradaki en önemli konu Türk Telekom’un yeniden yapılandırılması ve
piyasadaki diğer oyuncuların piyasada rekabet edebilir hale gelmesinin
sağlanması. Bu diğer oyuncuların büyümelerini beklemek gerekiyor.
Onlar da mevcut şartlarda çok fazla büyüyemezler. Çünkü oyunculardan
bir tanesi çok büyük. Bu oyuncu Türk Telekom. Başlattığımız yeniden
yapılanma çalışmalarında, Türk Telekom’un bir holding çatısı altında
8 tane ayrı şirkete bölünerek faaliyetlerini iş dallarına göre yürütmesi
gerekiyordu. Danışman firmanın hazırladığı ve yönetim kurulunun kabul
ettiği yöntem bu idi. Yapılanma çalışmalarıyla ilgili plan üç aşamalı
olarak yürüyordu; birincisinde fotoğraf çekildi, ikincisinde stratejik
analiz yapıldı, üçüncü plan uygulama planı ve uygulama raporlarının
hazırlanması idi. İlk iki aşama tamamlandı, üçüncü aşamanın raporları
da firma tarafından kurumumuza teslim edildi. Şu anda bizim çalışma
grubumuz bu üçüncü aşama raporlarının üzerinde çalışıyor. Kısa bir
zaman içinde de bunu sonuçlandıracaklar. Bu çalışmanın bitimi itibariyle
de uygulama safhasına gelinmiş olacak. İki-üç yıl içerisinde de bunların
uygulamasına, belirtilen takvim dikkate alınarak devam edilecektir.
Şu anda çalışma devam ediyor.”
Holding çatısı altındaki bu
8 şirketin arasında uydularla ilgili bir şirket var mı? Bir ara uyduların
Türk Telekom’dan ayrılacağı söylendi. Ama bugünlerde 8 şirketin içinde
yapılandırılacağı belirtiliyor.
“Uydular ayrı bir birim olarak düşünülmedi. Geçen yıl çıkmış olan
bir kanun vardı. Ancak hepimiz şunu biliyoruz ki, 273 sayılı Kanun
Hükmünde Kararname’ye tabi KİT olması halinde, sunduğu hizmetler tekel
kapsamına giriyor. Bir yanda liberalleşme, öbür yanda tekel. İkisi
birbirine zıt olan kavramlardır. Tekel olursa sunulan hizmeti herkesin
oradan alması gerekiyor, dışardan herhangi bir alım yapamaz. Bunun
yanında KİT’lerin durumu ortada. Ben burada kanaatimi söylüyorum,
yeniden bir KİT oluşturup kaynak aktarmak ve hayatiyetini sürdürmesini
sağlamak, orada büyük bir boşluğun oluşmasına neden olacaktır. Bizim
şu anda iki tane sahibi olduğumuz uydumuz, bir tane de ortağı olduğumuz
uydumuz var. Bunların da birinin ömrü 2004 yılında doluyor. Dolayısıyla
yeni uydu yapımı konusunda da bir takım sıkıntılar çıkması muhtemeldir.
O yüzden uyduyu şu anda ayrı bir birim ya da yapı olarak düşünmedik.
Şu anda henüz Türk Telekom bünyesi içindedir ve muhtemelen de ağla
ilgili yapılanma sırasında, ağla ilgili bölüm içerisinde uydular da
yer almış olacaklardır. Ama ondan sonraki tasarruf konusunda konu
hükümetin izleyeceği yola bağlıdır.”
Rekabet Kurulu Türk Telekom
hakkında ağır bir karar aldı ve siz de Danıştay’a başvurdunuz. Ayrıca
Internet servis sağlayıcı (ISS) firmaların sizden tazminat talepleri
var. Bu sorun nasıl çözümlenebilir?
“Rekabet Kurumu’nun yapmış olduğu soruşturma sonucunda verdiği karar,
şu anda tarafımızdan yargıya götürülmüş durumda. Hukuka ait bir konu.
Yorum yapmak istemiyorum ama durumdan vazife çıkarmak isteyenler var.
Zararım ziyanım diyenler var. Türkiye’de ISS’lik yapan herkes düne
kadar Türk Telekom’un iş ortağı, çözüm ortağı veya Türk Telekom’dan
almış olduğu izinlerle bu işleri yapan kuruluşlardı. Hiç kimseye kastımız
olmadı, çünkü onlar bizim müşterimizdi, çözüm ortağımızdı. Bize para
kazandıranlardı, biz de onlara para kazandırıyorduk. Ancak bu Türkiye’nin
bir gerçeği değil ki, dünyanın neresine bakarsanız bakın, dünyada
ISS’ler doğru düzgün ayakta kalamadılar. Bir furya başladı dünyada,
bu Türkiye’ye de geldi, herkes bir ISS’lik peşinde koştu, büyük paralar
yatırdılar, çok para kazanacaklarını düşündüler. Ancak dünyada gerçekleşmedi
ki, Türkiye’de gerçekleşsin. Ayakta durabilenler durdular onlar da
kurumsal müşterilere, kurumsal pazarlara daha çok yönelerek ve içerik
sunarak asli gayelerinde çalışarak buna doğru gittiler. Ama ben bir
ISS kurayım müşteri bana para getirsin, dünyanın hiçbir yerinde bu
mümkün değil. Türkiye’ye has bir durum doğmamıştır. Dünyada da belli
başlı servis sağlayıcılar var, onlar çok büyüdüler. Diğerleri ayakta
duramadı. Bu dünyanın gerçeği. İki yıl süreyle yaşadığımız küresel
telekomünikasyon krizinden sonra bunların olması son derece doğaldır.
Onun için zarar etmiş olan insanların, ‘Haklı bir sebep buldum, buradan
mahkemeye gideyim’ diye düşünmeleri son derece yanlış. Hukuk devletindeyiz,
bunlara cevap verilebilir. Benim arzum şu; biz Türk Telekom olarak
sektörün önemli bir oyuncusuyuz. Oyuncusuyuz lafının altını da çiziyorum.
Oyuncusu olmak demek, sektördekilerden birisi olmak demektir. Sektörün
herşeyi değiliz. Dolayısıyla biz üzerimize düşenleri kendi çabamızla
yapabildiklerimizi yapıyoruz. Diğer oyuncuların da kendi üzerlerine
düşeni alıp yapmaları gerekmektedir. Bazı şeyleri yapma konusunda
oturup bekleme veya beklenti içine girmeyi düşünmememiz gerekiyor.
Ama biz serbestleşen, 2003 yılının sonunda kalkacak olan tekel haklarından
sonraki pazarda, birbirleriyle tatlı rekabet içinde olan bir Türk
Telekom ve karşısında hakikaten büyüyen, para kazanan yeni yeni oyuncular
olmasını arzu ediyoruz. Bu, hem sektördeki işletmecileri hem bu sektörden
ekmek yiyen çalışanları hem de sektörün yan dalları olan basınını,
medyasını, gazetesini, dergisini, üreticisini canlandıracak, ayakta
tutacak. Son yıllarda çok dinamik tuttuğumuz telekomünikasyon sektörünü
ileriki yıllara taşıyacak, bilgi toplumuna geçişte hedeflenen amaçlara
ulaşmada Türk insanına yararlı olacaktır. Yani Türk Telekom, uydu
işletmecileri, Internet Servis Sağlayıcıları (ISS), üreticiler, basın
ve diğer ilgili kamu kurum kuruluşları ortak bir amaç uğrunda kenetlenerek,
ülkemize bu konuda en büyük hizmeti vermek durumundayız.”
Türk Telekom’un özel sektör
firmalarının vermek istedikleri VoIP hizmetlerini engellediği yoğun
olarak dile getiriliyor? Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
“Kanun, 2003 yılı sonuna kadar Türk Telekom’a ses iletiminde tekel
hakkı tanımış. Bu kanunla ilgili bir yetkidir, kendimiz uydurmadık.
Kanunun Türk Telekom’a vermiş olduğu yetkidir ve Türk Telekom şu anda
hisselerinin yüzde 100’ü hazinenin elinde olan, kamunun malı olan
bir kuruluştur. Dolayısıyla kamu kendi refleksini kendisi gösterecektir.
Biz bu işe görevlendirilmiş memurlar olarak kurumun, Türkiye Cumhuriyeti
Hazinesi’nin haklarını korumak durumundayız. 2003 yılı sonuna kadar
tekel hakkı tanındıysa Türk Telekom göz göre göre kendi ayağına baltayı
vurmaz. 2003 sonunda herkes çıkar, yasal olarak, lisans mı verilecek
ruhsat mı verilecek alır, faaliyetine başlar, o saatten sonra bu işi
yapmak isteyenlere hiç kimsenin sesi çıkmaz. Her yerde böyle oldu,
Türkiye’de de böyle olacaktır. Ama nedense hangi konuda kısıtlama
varsa oraya hücum ediliyor. Evet doğru, buradan kazanç elde edilebilir
ama şu anda elde edilen kazanç, yasal değil. Bunun herhangi bir şekilde
vergisi ödenmiyor, illegal yollardan bu trafik getirilip dağıtılıyor.
Hem kalite hem para konusunda Türkiye kayba uğruyor.
31 Aralık 2003 tarihinin bitimi olan saat 24:00’te gün bitiyor, 00:01’de
artık herkes özgürdür. Telekomünikasyon Kurumu’nun koyacağı kurallar
çerçevesinde kanuni icaplarını yerine getirirler ve ondan sonra bu
konuda faaliyetlerini gösterirler. Dilerim hayırlı kazançlar elde
ederler. Çünkü bu ülkede kazanılan para bu ülkede kalıyorsa ve bu
ülkenin ekonomisine giriyorsa, fayda sağlıyor demektir, biz de destekleriz.”
Yeniden göreve gelince, “yarım
kalan” işleri devam ettireceğim dediniz. Yarım kalan işler neler?
“Yarım kalan demeyelim, tabiri “yarım kalan” diye kullanmadım. Çünkü
Türk Telekom 24 saat canlı olan bir kuruluştur. Sunduğu hizmet kesinlikle
boşluğu kabul etmeyen, durmayı kabul etmeyen bir sektördür. O yüzden
24 saat canlıdır. Buradaki yatırımlar, bakım ve hizmetler devam eder.
Zaman zaman yavaşlar, zaman zaman da hızlanır. Ama hiçbir zaman durmaz,
durmaması da gerekir. Çünkü bu kadar büyük bir kütle durduğu zaman
bunu yeniden hareket ettirmek son derece zordur. Yaratacağı sıkıntılar
çok büyük olur, telafisi mümkün olmayan kayıplara yol açar. Çok kısa
bir ara vermişliğim oldu. Bu dönem içerisinde arkadaşlarım gereken
hizmetleri verdi. Türk Telekom seçim ortamında kesintisiz hizmet vererek
başarıyla görevini tamamladı. Bundan sonra da devam etmekte olan projelere
yenilerini de ekleyerek görevini devam ettirecek.”