İnternet servislerinde maliyet hesabı ve ücretlendirme üzerine bir değerlendirme

Yasin Kaplan – AtlasOnline / Özgür Savaşan - Tek Yazılım

Teknoloji hızını kesmeden ilerledikçe, İnternet üzerinde sunulan servislerin çeşitleri artmaktadır. Ancak yeni teknolojileri ürünleştirip servis olarak bir an önce sunarak rekabet üstünlüğü sağlama yarışında olan servis sağlayıcılar açısından göz ardı edilmemesi gereken sorunlar bulunmaktadır. Bunların başında maliyet hesabı ve ücretlendirme gelmektedir. Servislerin sürekli ve kaliteli olarak sunulabilmesi için sunulan servislerden bir gelir sağlanması ticari bir gerekliliktir.

BİRÇOK servis sağlayıcı pazara servisi ilk olarak sunma telaşı ile bu gerekliliği göz ardı etmektedir. Teknolojinin hızlı bir şekilde ilerleyişi altyapı yatırımlarında da sürekliliği gerektirmektedir. Bir süre sonra servis sağlayıcı maliyetlerini kontrol altında tutma yetisini de kaybedebilmekte ya da gelir kayıplarına çok hassas bir hale gelebilmektedir.
İnternet gelir zinciri, “Ekosistem Modeli”
Maliyet hesabının yanı sıra, servislerin ücretlendirilmesi konusunda da bir “paradigma” değişikliğine ihtiyaç duyulmaktadır. Öte yandan, “İnternet” firmalarının maliyetlerini hesaplarken ve servislerini ücretlendirirken, telekom şirketlerinden almaları gereken dersler bulunmaktadır1. Aşağıdaki şekilde şu anda İnternet sektörünün “Ekosistem” modeli özetlenmeye çalışılmaktadır:
Modelin en altında kurumsal ve bireysel İnternet erişim müşterileri yer almaktadır. Onların bir üstünde bunlara hizmet sunan erişim ve içerik sağlayıcılar bulunmaktadır. İçerik ve erişim sağlayıcıların üzerinde de transit erişim sağlayıcılar2 ve omurga işleticileri yer almaktadır. Modelin en üstünde ise modelin her bir üyesine donanım ve yazılım satan
The ITU model for the calculation of telephone service costs, tariffs and interconnection charges (http://www.itu.int/itudoc/itu-t/tal/pres/p011_pp7.ppt)
KAPLAN, Y., "Internet Servis Sağlayıcılar ve Arabağlantılar", Telepati, Sayı 94.
donanım/yazılım üreticileri vardır. Modelde üst tabakalara çıkıldıkça yatırım maliyetleri artmakta iken, alt tabakalarda ciro düşmektedir. Genel itibariyle üst tabakalara doğru karlılıkta artmaktadır. Zira üst katmanlara çıkıldıkça hizmet tanımları basitleşmekte, kurulan yapılarda maliyetler daha fazla kontrol altında tutulabilmektedir. Ayrıca rekabet, alt tabakalara inildikçe şiddetini artırmaktadır; yoğun rekabet baskısı firmaların yatırımlarını yaparken yeterince kontrollü olmalarını engellemektedir. Sunulan hizmetlerin fiyatlarında da rekabetçi olmak isteyen servis sağlayıcılar, farkına varmadan maliyet marjı sınırlarındaki fiyatlarda ürünlerini sunabilmektedirler.
“Ekosistem”de rekabet ve karlılık konularında en şanssız olanlar içerik sağlayıcılardır. İnternet’te sunulan içeriğin bir gelir kaynağı haline getirilmesi için kullanılan en yaygın iki yöntem, içerikle birlikte reklamların sunulması ve abonelik sistemleridir. Web sayfasının üzerine çıkan reklamlar kolaylıkla filtrelenebildiğinden, çoğunlukla İnternet kullanıcısına ulaştırılamadığı gibi, İnternet kullanıcıları tarafından çoğunlukla dikkate alınmamaktadırlar. Öte yandan, içerik siteleri için yaygın “ölçümleme” sistemleri oluşmadığından, reklam ücretleri arasında da tutarsızlık bulunmaktadır. Abonelik sistemleri de benzeri içeriğin ücretsiz olarak erişilebilir olması durumunda işe yaramamaktadır. Ayrıca, elektronik içeriğin çok kolay bir şekilde kopyalanabilir olması da abonelik sistemi ile erişilen bilginin ticari değerini düşürmektedir.
Tüm bu sebeplerden dolayı, yukarıdaki ekosistem modelinde içerik sağlayıcılara olan gelir akışı kırmızı kesikli çizgilerle gösterilmektedir. Oysa, içerik sağlayıcılarının ekosistemde çok önemli bir yeri bulunmaktadır; içerik olmadan İnternet’e bağlanmanın çok anlamı olmayacaktır.

Maliyetlerin kontrol altına alınması ve karlılığın artırılması
Servis sağlayıcıların maliyetlerini kontrol altına alabilmesi için bazı temel çalışma ve anlayış şekli değişikliğine ihtiyaç duyulmaktadır. Bunlar:

Teknolojik gelişmelerin yakından takip edilmesi, söz konusu gelişmelerle ilgili geleceğe dönük politikaların ivedilikle üretilmesi/güncellenmesi
Yeni teknolojiler analiz edilirken pazarın durumu ve kullanıcı eğilimleri göz önünde bulundurulmalıdır. Analiz yapılırken söz konusu teknolojilerin ticari bir değere dönüştürülmesi için nelerin yapılması gerektiği detaylı olarak ortaya konulmalıdır. Yeni bir teknolojinin ürünleştirilmesi yalnızca birkaç parça cihazın altyapıya bütünleştirilmesinden ibaret değildir. Teknik kadronun konu üzerinde hakimiyetinin sağlanması için eğitim ile beraber satış ve pazarlama kadrolarının da konu üzerinde gerekli etüdü zamanında yapması gereklidir. Yapılacak yatırımların kurumun finans ekibi tarafından da incelenmesi gereklidir. İş planı; teknik, satış/pazarlama ve finans kadrolarının işbirliği

ve eş güdümü ile ortaya çıkarılmalıdır. Servis sağlayıcıların, yeni teknolojilerin analizi ve ürünleştirilmesi için bünyelerindeki tüm ekiplerin işlevlerinin yeterince tanımlı olduğu iş akışlarını tasarlamış olmaları gerekmektedir.

Kullanıcı eğilimlerinin yakından takip edilmesi, servis bazında trafik/kullanım analizi ve elde edilen verilerle teknolojik gelişmelerin eş uyumunun sağlanması
Günümüzde servis sağlayıcıların çoğunluğu, maalesef toplam kullanım miktarlarını izlemekle yetinmektedirler. Oysa toplam kullanım miktarlarının altında kullanıcı eğilimleri hakkında çok kıymetli bilgiler bulunmaktadır. Bu bilgiler göz önünde bulundurulmayarak yapılan yatırımlar, servis sağlayıcıların finansal açıdan hayal kırıklıklarına uğramalarına neden olmaktadır. Servis sağlayıcıların servis kalitelerini ve kullanıcı memnuniyetini artırabilmeleri için ön koşullarından biri de, müşterilerini yakından tanımalarıdır. Ancak, kullanım eğilimlerinin analizi ile elde edilen veriler işlenerek talepten önce gerekli hazırlığın yapılabilmesi mümkündür.

Ağ kaynaklarının kullanıcılar tarafından daha verimli olarak kullanılmasını sağlamak ve karlılığı artırmak için kullanım bazlı ücretlendirme
İstisnaları olsa da, günümüzde İnternet servislerinin ücretlendirilmesinde sabit oranlı (Flat Rate) bir yaklaşım uygulanmaktadır. Bu yaklaşımın tercih edilmesinde, kullanıcı talepleri yanında servis sağlayıcılarının kullanım bazlı ücretlendirme için altyapı kurmakta, bu tür teknolojilere yatırım yapmakta isteksiz olmaları etkili olmaktadır. Bu isteksizliğin temelinde iki etken bulunmaktadır:

1. Teknik sebepler
Alt yapı kurulurken seçilen cihaz ve teknolojinin kullanım bazlı ücretlendirmeyi desteklememesi ya da cihaz ve teknoloji desteklese de omurga yapısının kullanım bilgisini toplamaya müsait olmaması veya kullanım bilgisinin toplanması ile ilgili güvenlik sorunları.

2. Finansal sebepler
Kullanım bazlı ücretlendirme için gerekli yatırımdan kaçınma. Kullanım bazlı ücretlendirme modelinin sağlıklı bir şekilde uyarlanması, özellikle içerik sağlayıcılar için önem taşımaktadır. İnternet üzerinde kaliteli içeriği çok düşük miktarlarda ücretlendirerek, abonelik gerektirmeksizin erişimi sağlamak, erişen kitleyi genişletecektir. Ayrıca söz konusu içeriğin sembolik bir ücret karşılığı her zaman erişilebilir olması, bunların kopyalanarak çoğaltılmasının da önüne geçebilecektir.

Mikro ödeme (Micro-Payment) olarak adlandırılan bu ödeme sistemleri, yalnızca içerik sağlayıcıları değil, genel anlamda İnternet üzerindeki tüm elektronik ticaret uygulamalarını da yakından ilgilendirmektedir; zira ödemelerin bu şekilde gerçekleştirilebilmesi, İnternet üzerindeki bilginin yanı sıra, ürün ve hizmetlerin de ücretlendirilebilmesine olanak sağlamaktadır. Modeli genişletip, İnternet erişim sağlayıcılarını da sisteme dahil etmek mümkündür. Böylelikle tek bir kimlikle bir İnternet kullanıcısı, istediği İnternet erişim sağlayıcıdan, o İnternet erişim sağlayıcıda hesabı olmasa da bağlanabilecektir. Son kullanıcı ve servis sağlayıcı arasında ödemeler için aracı olan kurum, İnternet erişim sağlayıcıya, söz konusu kullanıcının erişim ücretini nakledecektir. Mikro ödeme sistemlerinin kullanım alanı sadece İnternet ile sınırlı değildir. İzle-öde TV sistemi (Pay-TV), telefon, GSM hizmetleri uygulamalarında da mikro ödeme sistemlerinden faydalanmak mümkündür. Ayrıca, ilk mikro ödeme uygulamaları 90’lı yılların başında popülaritelerini yitirmeden önce bu tür sistemler için geliştirilmiştir. Mikro ödeme sistemleri ayrıca kredi kartı sisteminin kullanılamadığı çok küçük miktarlardaki ödemeler için elverişli bir yöntem sağlamaktadır.
Kullanım bazlı ücretlendirme ayrıca kullanıcı trafiğinin patlamalı doğasının kontrol altına alınabilmesini de sağlayacaktır. Sabit bedelle ücretlendirme, kullanıcıların gerekmediği halde çoğu kez zaman öldürmek için ağ kaynaklarını israf etmelerine yol açmaktadır.
Erişim sağlayıcıların da kullanıcıların kullanım eğilimlerinden yola çıkarak, ağ kaynaklarının en verimli şekilde kullanılmasını sağlayacak kullanım bazlı ücretlendirme modelleri üzerinde çalışmaları gerekmektedir. Bu sayede ağ kaynaklarının kullanım hacmi ile sağlanan gelir miktarını ölçekleyebilecek duruma geleceklerdir. Başlangıçta kullanım bazlı ücretlendirme sisteminin kurulum maliyeti yüksek gibi gelebilir. Ancak, sağlıklı çalışan bir sistem, yapılan yatırımın kat be katının geriye dönüşünü sağlayacaktır.
Erişim sağlayıcılar için başka bir yaklaşım da içerik sağlayıcılarla işbirliğine gitmeleridir. Erişimin ücretsiz, ancak içeriğin ücretli olacağı bu modelde erişim ve içerik sağlayıcıları arasında bir gelir paylaşım modelinin oluşturulması gerekmektedir. Fakat bu, daha uzun vadede gerçekleşebilecek bir senaryodur.

Genel değerlendirme
Bahsedilen ekosistem modelinin varlığını sürdürülebilmesi için, aşağıdan yukarıya sağlıklı bir gelir akışının sağlanması gerekmektedir. Bu yüzden son kullanıcıdan başlayarak modelin üst katmanlarına doğru gelir akışı ile ilgili yapılandırmaların gözden geçirilmesi gerekmektedir. Geçtiğimiz yüzyılın sonlarında yaşanan “.com” krizi, büyük ölçüde “ekosistem”deki tıkanıklıktan kaynaklanmaktaydı. Borsa değeri şişirilmiş ancak sağlıklı bir gelir modeline sahip olmayan “.com” firmalarının zararları idare edilemez boyutlara ulaşınca, borsa değerleri hızlı bir şekilde düşmüş, kredileri tükenmiştir. Bu durum, zincirleme bir etkiye-tepki modeli halinde ekosistemin üst tabakalarında da ölümcül etkilere neden olmuştur.
Üzerinden çok zaman geçmiş olmamasına rağmen bu krizden çok fazla ders çıkarılmadığı görünmektedir. Var olan servisler için tutarlı gelir modellerinin oluşturulması yerine, genel anlayış olarak rekabet üstünlüğünün sağlanması ve sürdürülmesi için ürün çeşitliğinin artırılması ve hitap edilen müşteri segmentinin genişletilmesi benimsenmiştir. Müşteri potansiyelinin geniş olduğu servis türlerinde de fiyat rekabeti yaşanmaktadır. Ancak rekabetin sürdürülebilmesi için sağlıklı bir gelir akışının sağlanması gerekmektedir.