Teknoloji hızını kesmeden ilerledikçe, İnternet
üzerinde sunulan servislerin çeşitleri artmaktadır. Ancak yeni teknolojileri
ürünleştirip servis olarak bir an önce sunarak rekabet üstünlüğü sağlama
yarışında olan servis sağlayıcılar açısından göz ardı edilmemesi gereken
sorunlar bulunmaktadır. Bunların başında maliyet hesabı ve ücretlendirme
gelmektedir. Servislerin sürekli ve kaliteli olarak sunulabilmesi
için sunulan servislerden bir gelir sağlanması ticari bir gerekliliktir.
BİRÇOK servis
sağlayıcı pazara servisi ilk olarak sunma telaşı ile bu gerekliliği
göz ardı etmektedir. Teknolojinin hızlı bir şekilde ilerleyişi altyapı
yatırımlarında da sürekliliği gerektirmektedir. Bir süre sonra servis
sağlayıcı maliyetlerini kontrol altında tutma yetisini de kaybedebilmekte
ya da gelir kayıplarına çok hassas bir hale gelebilmektedir.
İnternet
gelir zinciri, “Ekosistem Modeli”
Maliyet hesabının yanı sıra, servislerin ücretlendirilmesi konusunda
da bir “paradigma” değişikliğine ihtiyaç duyulmaktadır. Öte yandan,
“İnternet” firmalarının maliyetlerini hesaplarken ve servislerini
ücretlendirirken, telekom şirketlerinden almaları gereken dersler
bulunmaktadır1. Aşağıdaki şekilde şu anda İnternet sektörünün
“Ekosistem” modeli özetlenmeye çalışılmaktadır:
Modelin en altında kurumsal ve bireysel İnternet erişim müşterileri
yer almaktadır. Onların bir üstünde bunlara hizmet sunan erişim
ve içerik sağlayıcılar bulunmaktadır. İçerik ve erişim sağlayıcıların
üzerinde de transit erişim sağlayıcılar2 ve omurga işleticileri
yer almaktadır. Modelin en üstünde ise modelin her bir üyesine
donanım ve yazılım satan |
 |
|
The ITU model for the calculation
of telephone service costs, tariffs and interconnection
charges (http://www.itu.int/itudoc/itu-t/tal/pres/p011_pp7.ppt)
KAPLAN, Y., "Internet Servis Sağlayıcılar ve Arabağlantılar",
Telepati, Sayı 94. |
|
donanım/yazılım üreticileri vardır. Modelde üst tabakalara
çıkıldıkça yatırım maliyetleri artmakta iken, alt tabakalarda ciro düşmektedir.
Genel itibariyle üst tabakalara doğru karlılıkta artmaktadır. Zira üst
katmanlara çıkıldıkça hizmet tanımları basitleşmekte, kurulan yapılarda
maliyetler daha fazla kontrol altında tutulabilmektedir. Ayrıca rekabet,
alt tabakalara inildikçe şiddetini artırmaktadır; yoğun rekabet baskısı
firmaların yatırımlarını yaparken yeterince kontrollü olmalarını engellemektedir.
Sunulan hizmetlerin fiyatlarında da rekabetçi olmak isteyen servis sağlayıcılar,
farkına varmadan maliyet marjı sınırlarındaki fiyatlarda ürünlerini
sunabilmektedirler.
“Ekosistem”de rekabet ve karlılık konularında en şanssız olanlar içerik
sağlayıcılardır. İnternet’te sunulan içeriğin bir gelir kaynağı haline
getirilmesi için kullanılan en yaygın iki yöntem, içerikle birlikte
reklamların sunulması ve abonelik sistemleridir. Web sayfasının üzerine
çıkan reklamlar kolaylıkla filtrelenebildiğinden, çoğunlukla İnternet
kullanıcısına ulaştırılamadığı gibi, İnternet kullanıcıları tarafından
çoğunlukla dikkate alınmamaktadırlar. Öte yandan, içerik siteleri için
yaygın “ölçümleme” sistemleri oluşmadığından, reklam ücretleri arasında
da tutarsızlık bulunmaktadır. Abonelik sistemleri de benzeri içeriğin
ücretsiz olarak erişilebilir olması durumunda işe yaramamaktadır. Ayrıca,
elektronik içeriğin çok kolay bir şekilde kopyalanabilir olması da abonelik
sistemi ile erişilen bilginin ticari değerini düşürmektedir.
Tüm bu sebeplerden dolayı, yukarıdaki ekosistem modelinde içerik sağlayıcılara
olan gelir akışı kırmızı kesikli çizgilerle gösterilmektedir. Oysa,
içerik sağlayıcılarının ekosistemde çok önemli bir yeri bulunmaktadır;
içerik olmadan İnternet’e bağlanmanın çok anlamı olmayacaktır.
|
Maliyetlerin
kontrol altına alınması ve karlılığın artırılması
Servis sağlayıcıların maliyetlerini kontrol altına alabilmesi
için bazı temel çalışma ve anlayış şekli değişikliğine ihtiyaç
duyulmaktadır. Bunlar:
Teknolojik gelişmelerin yakından takip edilmesi, söz konusu
gelişmelerle ilgili geleceğe dönük politikaların ivedilikle
üretilmesi/güncellenmesi
Yeni teknolojiler analiz edilirken pazarın durumu ve kullanıcı
eğilimleri göz önünde bulundurulmalıdır. Analiz yapılırken söz
konusu teknolojilerin ticari bir değere dönüştürülmesi için
nelerin yapılması gerektiği detaylı olarak ortaya konulmalıdır.
Yeni bir teknolojinin ürünleştirilmesi yalnızca birkaç parça
cihazın altyapıya bütünleştirilmesinden ibaret değildir. Teknik
kadronun konu üzerinde hakimiyetinin sağlanması için eğitim
ile beraber satış ve pazarlama kadrolarının da konu üzerinde
gerekli etüdü zamanında yapması gereklidir. Yapılacak yatırımların
kurumun finans ekibi tarafından da incelenmesi gereklidir. İş
planı; teknik, satış/pazarlama ve finans kadrolarının işbirliği
|
|
ve eş güdümü ile ortaya çıkarılmalıdır. Servis sağlayıcıların,
yeni teknolojilerin analizi ve ürünleştirilmesi için bünyelerindeki
tüm ekiplerin işlevlerinin yeterince tanımlı olduğu iş akışlarını tasarlamış
olmaları gerekmektedir.
Kullanıcı eğilimlerinin yakından takip edilmesi, servis bazında trafik/kullanım
analizi ve elde edilen verilerle teknolojik gelişmelerin eş uyumunun
sağlanması
Günümüzde servis sağlayıcıların çoğunluğu, maalesef toplam kullanım
miktarlarını izlemekle yetinmektedirler. Oysa toplam kullanım miktarlarının
altında kullanıcı eğilimleri hakkında çok kıymetli bilgiler bulunmaktadır.
Bu bilgiler göz önünde bulundurulmayarak yapılan yatırımlar, servis
sağlayıcıların finansal açıdan hayal kırıklıklarına uğramalarına neden
olmaktadır. Servis sağlayıcıların servis kalitelerini ve kullanıcı
memnuniyetini artırabilmeleri için ön koşullarından biri de, müşterilerini
yakından tanımalarıdır. Ancak, kullanım eğilimlerinin analizi ile
elde edilen veriler işlenerek talepten önce gerekli hazırlığın yapılabilmesi
mümkündür.
Ağ kaynaklarının kullanıcılar tarafından daha verimli olarak kullanılmasını
sağlamak ve karlılığı artırmak için kullanım bazlı ücretlendirme
İstisnaları olsa da, günümüzde İnternet servislerinin ücretlendirilmesinde
sabit oranlı (Flat Rate) bir yaklaşım uygulanmaktadır. Bu yaklaşımın
tercih edilmesinde, kullanıcı talepleri yanında servis sağlayıcılarının
kullanım bazlı ücretlendirme için altyapı kurmakta, bu tür teknolojilere
yatırım yapmakta isteksiz olmaları etkili olmaktadır. Bu isteksizliğin
temelinde iki etken bulunmaktadır:
1. Teknik sebepler
Alt yapı kurulurken seçilen cihaz ve teknolojinin kullanım bazlı ücretlendirmeyi
desteklememesi ya da cihaz ve teknoloji desteklese de omurga yapısının
kullanım bilgisini toplamaya müsait olmaması veya kullanım bilgisinin
toplanması ile ilgili güvenlik sorunları.
2. Finansal sebepler
Kullanım bazlı ücretlendirme için gerekli yatırımdan kaçınma. Kullanım
bazlı ücretlendirme modelinin sağlıklı bir şekilde uyarlanması, özellikle
içerik sağlayıcılar için önem taşımaktadır. İnternet üzerinde kaliteli
içeriği çok düşük miktarlarda ücretlendirerek, abonelik gerektirmeksizin
erişimi sağlamak, erişen kitleyi genişletecektir. Ayrıca söz konusu
içeriğin sembolik bir ücret karşılığı her zaman erişilebilir olması,
bunların kopyalanarak çoğaltılmasının da önüne geçebilecektir.
Mikro ödeme (Micro-Payment) olarak adlandırılan bu ödeme
sistemleri, yalnızca içerik sağlayıcıları değil, genel anlamda İnternet
üzerindeki tüm elektronik ticaret uygulamalarını da yakından ilgilendirmektedir;
zira ödemelerin bu şekilde gerçekleştirilebilmesi, İnternet üzerindeki
bilginin yanı sıra, ürün ve hizmetlerin de ücretlendirilebilmesine
olanak sağlamaktadır. Modeli genişletip, İnternet erişim sağlayıcılarını
da sisteme dahil etmek mümkündür. Böylelikle tek bir kimlikle bir
İnternet kullanıcısı, istediği İnternet erişim sağlayıcıdan, o İnternet
erişim sağlayıcıda hesabı olmasa da bağlanabilecektir. Son kullanıcı
ve servis sağlayıcı arasında ödemeler için aracı olan kurum, İnternet
erişim sağlayıcıya, söz konusu kullanıcının erişim ücretini nakledecektir.
Mikro ödeme sistemlerinin kullanım alanı sadece İnternet ile sınırlı
değildir. İzle-öde TV sistemi (Pay-TV), telefon, GSM hizmetleri uygulamalarında
da mikro ödeme sistemlerinden faydalanmak mümkündür. Ayrıca, ilk mikro
ödeme uygulamaları 90’lı yılların başında popülaritelerini yitirmeden
önce bu tür sistemler için geliştirilmiştir. Mikro ödeme sistemleri
ayrıca kredi kartı sisteminin kullanılamadığı çok küçük miktarlardaki
ödemeler için elverişli bir yöntem sağlamaktadır.
Kullanım bazlı ücretlendirme ayrıca kullanıcı trafiğinin patlamalı
doğasının kontrol altına alınabilmesini de sağlayacaktır. Sabit bedelle
ücretlendirme, kullanıcıların gerekmediği halde çoğu kez zaman öldürmek
için ağ kaynaklarını israf etmelerine yol açmaktadır.
Erişim sağlayıcıların da kullanıcıların kullanım eğilimlerinden yola
çıkarak, ağ kaynaklarının en verimli şekilde kullanılmasını sağlayacak
kullanım bazlı ücretlendirme modelleri üzerinde çalışmaları gerekmektedir.
Bu sayede ağ kaynaklarının kullanım hacmi ile sağlanan gelir miktarını
ölçekleyebilecek duruma geleceklerdir. Başlangıçta kullanım bazlı
ücretlendirme sisteminin kurulum maliyeti yüksek gibi gelebilir. Ancak,
sağlıklı çalışan bir sistem, yapılan yatırımın kat be katının geriye
dönüşünü sağlayacaktır.
Erişim sağlayıcılar için başka bir yaklaşım da içerik sağlayıcılarla
işbirliğine gitmeleridir. Erişimin ücretsiz, ancak içeriğin ücretli
olacağı bu modelde erişim ve içerik sağlayıcıları arasında bir gelir
paylaşım modelinin oluşturulması gerekmektedir. Fakat bu, daha uzun
vadede gerçekleşebilecek bir senaryodur.
Genel değerlendirme
Bahsedilen ekosistem modelinin varlığını sürdürülebilmesi için, aşağıdan
yukarıya sağlıklı bir gelir akışının sağlanması gerekmektedir. Bu
yüzden son kullanıcıdan başlayarak modelin üst katmanlarına doğru
gelir akışı ile ilgili yapılandırmaların gözden geçirilmesi gerekmektedir.
Geçtiğimiz yüzyılın sonlarında yaşanan “.com” krizi, büyük ölçüde
“ekosistem”deki tıkanıklıktan kaynaklanmaktaydı. Borsa değeri şişirilmiş
ancak sağlıklı bir gelir modeline sahip olmayan “.com” firmalarının
zararları idare edilemez boyutlara ulaşınca, borsa değerleri hızlı
bir şekilde düşmüş, kredileri tükenmiştir. Bu durum, zincirleme bir
etkiye-tepki modeli halinde ekosistemin üst tabakalarında da ölümcül
etkilere neden olmuştur.
Üzerinden çok zaman geçmiş olmamasına rağmen bu krizden çok fazla
ders çıkarılmadığı görünmektedir. Var olan servisler için tutarlı
gelir modellerinin oluşturulması yerine, genel anlayış olarak rekabet
üstünlüğünün sağlanması ve sürdürülmesi için ürün çeşitliğinin artırılması
ve hitap edilen müşteri segmentinin genişletilmesi benimsenmiştir.
Müşteri potansiyelinin geniş olduğu servis türlerinde de fiyat rekabeti
yaşanmaktadır. Ancak rekabetin sürdürülebilmesi için sağlıklı bir
gelir akışının sağlanması gerekmektedir.