Yıldırım: “2005'te bilgi ve haberleşme teknolojileri kullanım oranı artırılacak”

Fatma Ağaç

Yıldırım, Türk Telekom'un özelleştirilmesinin 2005'in önemli olaylarından birisi olacağının altını çizdi.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, hükümetin 2005 yılında bilgi ve haberleşme teknolojileri kullanım oranının artırılarak bunun günlük hayata yansıtılmasını birinci hedef olarak seçtiğini belirterek, “Yaşı ne olursa olsun. herkes bilgisayarla meşgul olacak ve dünyayı bilgi ve haberleşme teknolojileri araçlarını kullanarak öğrenecek, takip edecek” dedi. Okullarda geniş bant (ADSL) İnternet uygulamasına devam edileceğini söyleyen Yıldırım, 2005 yılında ADSL'in mümkün olduğunca yaygınlaştırılacağını vurguladı.

Yıldırım, Türk Telekom'un özelleştirilmesinin 2005'in önemli olaylarından birisi olacağının üzerinde durarak, Türk Telekom'a has özel bir özelleştirme mevzuatı bulunduğunu ve özelleştirme sürecinde buna göre hareket edileceğini kaydetti. Türk Telekom'un özelleştirilmesinde bir sıkıntı olmadığını ve özelleştirme ilanının 25 Kasım'da yayımlandığını hatırlatan Yıldırım, “11 Ocak 2005'e kadar ön yeterlilik için bir süre verildi. O süre sonunda yeterli görülen teklifler değerlendirilecek ve Mayıs 2005 içerisinde de son karar alınmış olacak” diye konuştu. Yıldırım, çeşitli konulara ilişkin “Telepati”nin sorularını şöyle cevaplandırdı:

Türk Telekom ihale ilanı yayımlandı. Türk Telekom'un özelleştirme sürecine ilişkin bir değerlendirme yapabilir misiniz?

Türk Telekom'un özelleştirilmesinin diğer özelleştirmelerden farklı bir yönü var. Tamamen özel bir yasal statüye tabi. 406 sayılı Yasayla, çok detaylı olarak özelleştirmenin nasıl yapılacağı, özelleştirme sonrasında ne gibi işlem yapılacağı hepsi yazılmış. Buna göre Özelleştirme İdaresi özelleştirmenin koordinasyonunu yürütüyor. Hazine Müsteşarlığı ve Ulaştırma Bakanlığı'ndan da İhale Komisyonu'na ve Değer Tespit Komisyonu'na ikişer üye verildi. Bu şekilde özelleştirme işlemi gerçekleştikten sonra diğer özelleştirmelerin aksine Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı değil, Bakanlar Kurulu kararı gerekiyor. Türk Telekom'a has böyle bir farklılık var. Türk Telekom'a has özel bir özelleştirme mevzuatı var. Buna göre hareket ediyoruz.

Koalisyon döneminde yaşanan Türk Telekom krizinden sonra böyle bir düzenlemeye gidilmiş. Ve bugün de, işler bu çerçevede yürüyor. Bir sıkıntı yok. İhale ilan edildi. 11 Ocak 2005'e kadar ön yeterlilik için bir süre verildi. O süre sonunda yeterli görülen teklifler değerlendirilecek ve Mayıs 2005 içerisinde de son karar alınmış olacak.

Özelleştirme İdaresi diğer özelleştirmelerde hangi usulü uyguluyorsa, Türk Telekom ihalesinde de aynı usulleri uygulayacak. Tek fark özelleştirmeyi değerlendiren komisyonda farklılık olması. Özelleştirme İdaresi diğer özelleştirmeleri tamamen kendisi yapıyor. Komisyonlarını kendisi kuruyor, kararlarını kendisi alıyor. Türk Telekom'un özelleştirmesi Hazine'den Sorumlu Devlet Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı ve Özelleştirme İdaresi'nin müşterek oluşturduğu komisyon marifetiyle yapılıyor. Onun için metodlar da falan bir farlılık yok aynı metodlar uygulanıyor.

Türk Telekom'un özelleştirme sürecinde herhangi bir uzama ya da tıkanıklık sözkonusu olur mu? Süreci engellemek üzere yargıya gidenler olursa ne yapılır?

Şu an için süreçte herhangi bir uzama ve tıkanıklık mevzubahis değil. Ama, sürecin uzatılması yönünde talepler yoğun olarak gelirse bu normal işlemler içerisinde yapılabiliyor. Ek süre veriliyor, zeilnameler yapılıyor. Bunlar her zaman mümkün.

Türk Telekom'un özelleştirilmesi öncesi ve özelleştirme süreci içerisinde yasal hiçbir boşluk bırakmamak için azami gayret gösterildi. Buna rağmen yine bazı itirazlar, yasal yollara başvuran çevreler olursa; bu tabi o sürecin gidişine bağlıdır. Özelleştirme süreci devam ederken bir karar istihsal edilirse o zaman tabi ki uygulamaya gerek duyulur. Ama özelleştirmeyle ilgili bir sonuç ortaya çıkmadan; niye özelleştiriyorsunuz diye herhalde yargı karar vermez.

Özelleştirmenin yapılması esnasında kamu menfaati yeterince gözetilmiyor yahut hukuki altyapıya yeterince özen gösterilmiyor iddiası ortaya atılabilir. Dolayısıyla, doğal olanı özelleştirme işlemi gerçekleştirildikten sonra yargıya başvurulmasıdır. Yoksa bu ara kademede bunun hukuki bir mesnedi olamaz.

Telekomünikasyon sektöründe yaşanan serbestleşmede sizce istenilen düzeye gelindi mi?

Serbestleşme ile bir kere en azından yasal olarak tekel kalkmış oldu. Yani, şu anda bir tekelden söz etmemiz sözkonusu değil. Piyasanın tam rekabete açılması, serbestleşmenin uygulamada da tam gerçekleşmesinin bir zaman alması gayet doğal. Çünkü 1980'li yılların sonunda gelişmiş ülkeler ve Amerika'da da bu süreç yaşandığında uygulamada her şeyin oturması 6-7 yılı almış. Serbestleşmede biz geç kaldık. Bulgaristan'dan bile sonra sektörü serbestleştirebildik.

Özelleştirmeyi hala yapmaya çalışıyoruz. Bunun için bizim, bizden önce serbestleşme yapan ülkelerin birikimlerinden yanlışlarından yararlanarak, uygulamadaki süreyi büyük ölçüde kısaltacağımızı düşünüyorum. Geç kalmak bir olumsuzluk ama diğer yandan da sürecin daha hızlı tamamlanması bakımından bize bir artı sağlıyor diye düşünüyorum.

Bu güne kadar yapılanlardan, gidişattan ben memnunum. Bir sıkıntı görmüyorum. Ama tabi yapacağımız çok daha işler olduğunu düşünüyorum. Bu konuda da tabi sektör, bakanlık, düzenleyici kuruluş el ele vererek ülke politikasına, serbestleşme politikasına ters düşmeyecek her türlü kararı belirlemede birlikte çalışmalılar diye düşünüyorum.

Yeni operatörlerin işe başlaması, sizce telekomünikasyon sektörünü nasıl etkiler?

Uzak Mesafe Telefon Hizmetleri'nde (UMTH) bir test süreci vardı. Testlerden sonra “Alo” deniliyor, “Alo” demeye başlayanlar da oldu. Bir kısmı ise, lisansını almasına rağmen sektöre girmekten vazgeçti. Bu bir fizibilite işidir. Hesap kitap yapacaksınız. Kurtarıyorsa gireceksiniz, kurtarmıyorsa girmeyeceksiniz. Rusya'da GSM sektöründe pazar serbestleştirildiğinde 170'in üzerinde firma girmiş pazara. Ama sonra, pazar kendi kendini dengelemiş. Pazara ilk giren firma pazarın yüzde 75'ini almış. Diğer girenler de yüzde 25'lik payı almışlar. Türkiye'de de dikkat ederseniz pazara ilk girenle, ikinci giren arasında 6 ay fark var. Ama abone sayısı pazar payına baktığınız zaman muazzam bir fark olduğunu rahatlıkla ortaya koyuyor. Testleri bitirip, ticari olarak da faaliyete başlayanlar olduğunu biliyorum. Ama hangi müşteri profiline hizmet veriyorlar aboneleri kimlerdir, hedef kitleleri kimlerdir onu bilemiyorum tabi.

Bilgi Toplumu ve e-Dönüşüm Türkiye Projesi çalışmalarına bakanlık olarak katkınız nedir? E-Dönüşüm İcra Kurulu çalışmalarına katılıyor musunuz?

E-Dönüşüm İcra Kurulu çalışmaları özel sektör temsilcileri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve üç bakan ile iki müsteşar tarafından yürütülüyor. Bu kurulun amacı e-Dönüşüm Türkiye Projesi'ni gerçekleştirecek adımları atmak, bu konuda bir icra planı ortaya koymak. Bir senelik bir süre oldu yaklaşık olarak. Ve kurul daha ziyade hazırlık çalışmalarıyla uğraştı. Devlet Planlama Müsteşarlığı'nda (DPT) koordinasyonu sağlayan bir daire başkanlığı var. Daha hızlı hareket edilebilir, ama malum birçok kurum bu işte taraf olunca bir orta yol bulmak gerekiyor ve ona göre ilerlemek gerekiyor. Biz bu Kurul'un çalışmalarında çok aktif olarak yer alıyoruz. Pratik çözümleri sürekli biz öneriyoruz. e-Dönüşüm Türkiye Strateji Planı hazırlanmasını önerdik.

Bir de, bilişim sektörü her gün her an bir yenilenme gelişme içerisinde. Buna göre de; kurumlar kendileri bir şeyler yapıyorlar. Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü bir şeyler yapıyor, PTT Genel müdürlüğü başka bir şey yapıyor, TSE başka bir şey, Sağlık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı başka bir şey yapıyor. Tüm bunların ileride e-Devlet Kapısı şemsiyesi altında birleştirilmesi lazım. Buna yönelik bir şeyler yapılması lazım. Nasıl olacak? Teklif ettik. Türk Telekom bu konuyla ilgili görevlendirilsin dedik. Bu önerimiz kabul gördü Türk Telekom görevlendirildi. Türk Telekom Bakanlar Kurulu kararı alındıktan sonra buna yönelik hazırlıkları yapacak. Bunu yaparken özel sektörden, yabancılardan herkesten destek alacak. 2005 yılı içerisinde e-Türkiye Kapısı kurulmuş olacak. Ondan sonra bütün kamu kurum ve kuruluşları bunun içine alınacak.

Net kapısındaki konu başlıklarına göre de kurumlar, vatandaşa yönelik ne iş yapacaklarsa onları burada tamamlamış olacaklar. Bunlar müracaat, vergi yatırma, sağlık durumunun takibi olur. Bilet alışı olur. Bir ihaleye katılma olur. Uzaktan eğitim olur. Günlük hayatta aklınıza ne geliyorsa, bütün bunlar elektronik ortamda evden, işyerinden, sokaktan yapılabilecek. Sadece vatandaş devletle olan işini görmeyecek, aynı zamanda devlet kurumları da birbirleri ile haberleşecek. Artık, elektronik imza yasası da kabul edildi. Buna uygun olarak kurumlar da İnternet vasıtasıyla haberleşmelerini yapacaklar. Böylelikle bürokrasi bir rahatlık kazanacak. Vatandaşın hayatı kolaylaşacak. Ve aynı zamanda da, gelişen değişen bir dünyayla da bütünleşme sağlanmış olacak.

Elektronik İmza Yasası'nın kabul edilmesiyle birlikte, PTT de elektronik imza işinde sertifika kurumu olmak istiyor? PTT böyle bir görevi üstlenecek mi? Elektronik imzada yetki Telekomünikasyon Kurumu'nda. Elektronik imzanın uygulayıcısı, yönetmelikleri (ikincil düzenlemeleri) hazırlama görevi Telekomünikasyon Kurumu'na verildi. PTT'de burada bir görev alacaksa ve böyle bir altyapısı varsa, iki kurum birbiriyle görüşüp bu pekala da mümkün olabilir. Amaç, yasanın uygulamasını en hızlı ve en kapsamlı şekilde gerçekleştirmektir.