Turkcell'in vizyonu: “sektörü hep birlikte büyütmek”

Fatma Ağaç

Mobil imza ile bankadan para çekmek dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Sadece ve sadece Türkiye'de var. Hesap cüzdanınız, kredi kartınız olmadan; sadece GSM telefonunuz olsun, gidip ATM'den mobil imzanızı gönderip para çekebilirsiniz. Bu Türkiye'de bir ilk, dünyada da bir ilk. Avrupa'da, Amerika'da bunu yapamazsınız.
Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Ekrem Yener, sektörün hep birlikte çalışılarak büyütülebileceğine inanan bir vizyonla hareket etmek istediklerini dile getirerek, “Bu çerçevede gerektiği zamanlarda rakiplerimizle işbirliği yaparak, sektörü nasıl büyütebilirizin arayışı içerisinde olacağız” diye konuştu.Turkcell Büyük Ölçekli Kurumsal Müşteriler Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Ekrem Yener, Turkcell olarak sektörün hep birlikte çalışılarak büyütülebileceğine inanan bir vizyonla hareket etmek istediklerini dile getirerek, “Bu çerçevede gerektiği zamanlarda rakiplerimizle işbirliği yaparak, hiçbir zaman rakibi nasıl alt edebilirimin peşinde değil, sektörü nasıl büyütebilirizin arayışı içerisinde olacağız.” diye konuştu.
Turkcell'in ana hedeflerinden birinin sektörü büyütmek olduğunu yineleyen Ekrem Yener, “Rekabet var doğru. Rekabetin rakip şirketlerin birbirini yemesi ya da birbirini yaralaması şeklinde geçmemesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.
Yener, Türkiye'de haberleşme ve teknoloji sektörünün hala büyüyen bir sektör olduğunu ve pastanın daha çok küçük olduğunu düşündüklerini söyledi. Yener, Türkiye'nin 72-73 milyonluk bir ülke olmasına karşın, GSM kulanım oranının yüzde 70 düzeyinde olduğuna işaret etti. Yener, Turkcell'in 35 milyon, iki rakibinin de toplam 25 milyon abonesi olduğunu belirterek, “Ülkemizde toplam 60 milyon GSM kullanıcısı var. Oysa gelişmiş batı ülkelerinde bu oran ülke nüfusunun iki katı hatta üç katına çıkabiliyor” şeklinde konuştu. Hedeflerinin bir kişiyi 3-5 hat sahibi yapmak olmadığının üzerinde duran Yener, sektörün özellikle içinden elektrik geçen; bir şekilde sinyal alan ve sinyal iletebilen her çeşit cihaza bir SIM kartı hedefine yürüdüğünü ifade etti. Yener, ülkede hala bir potansiyelin bulunduğunu ve sektörün potansiyelinin de henüz daha keşfedilmediğini belirterek, “Dolayısıyla sektör daha çok büyüyecek” dedi.
Yener, sektöre parasal olarak bakıldığında da bilişim teknolojilerinin 5 milyar Dolar, haberleşme teknolojileri bölümünün de 15 milyar Dolar olmak üzere toplam 20 milyar Dolar olduğunu dile getirerek, bu rakamın ülke ekonomisiyle kıyaslandığında hala cılız bir durumda olduğunu kaydetti. Turkcell'in birinci önceliğinin sektörü büyütmek olduğunu vurgulayan Yener, “Dolayısıyla daha gidecek çok yerimiz var” dedi. Yener, “Telepati”nin sorularını şöyle cevaplandırdı:

Numara Taşınabilirliği konusunda Danıştay 13'üncü Dairesi Turkcell'in yürütmeyi durdurma talebine “Red Kararı” vermiş durumda. Dava sonuçlanmadı devam ediyor. Sayın Ciliv “Davadan vazgeçebiliriz” şeklinde bir açıklama yaptı. Sizin bu konudaki yorumunuz nedir?
Baktığımızda bir tane katma değer var; o da müşteriye yaptığımız katkı. Eğer son kullanıcı numara taşınabilirliğinden bir fayda sağlayacak ise biz de Turkcell olarak o faydanın peşinde oluruz. Dolayısıyla mevcut davanın iki boyutu vardı: Birisi davanın kendisi; diğeri de yürütmenin durdurulmasıydı. Sonuçta yargının vereceği karara hepimizin saygılı olması gerekir. Biz de bu ülkede ticaret yapan tüzel kişilik olarak yargının verdiği her türlü karara sonuna kadar uyarız ve saygılı da oluruz. Bu çerçevede yargının hem yürütmeyi durdurma kararına olduğu gibi bundan sonra vereceği tüm kararlara da saygılı olacağız.
Numara taşınabilirliğinde odaklandığımız konu son kullanıcının faydasıdır. Davanın başvurusunu yaparken de, ana odaklarımızdan birisi 532'li numaranın bizim için bir değerinin olmasıydı. Bir de 532'li numaranın 25 yıllığına Turkcell'e verilmesi karşılığında bir lisans anlaşmasının bulunmasıydı. Dolayısıyla davanın seyri devam ediyor. Ve bu çerçevede biz Türk Yargısı'nın vereceği karara saygılı olacağız. Bununla beraber numara taşınabilirliği konusunda Telekomünikasyon Kurumu'nun yürüttüğü her türlü faaliyetin içerisinde de olmak istediğimizi belirttik.
Dolayısıyla Turkcell'in dışlandığı ya da Turkcell'in dışarıda olduğu bir işin yürümesi değil. Turkcell'in de içinde olduğu; 35 milyon aboneye hizmet veren bir GSM operatörü'nün de doğrudan dahil olduğu bir süreç içerisinde; numara taşınabilirliğinin yönetilmesi gerektiğine inanıyoruz. Ve kendi hazırlıklarımızı da bu çerçevede yapıyoruz.
Yine çok az bilinen bir gerçeği de paylaşmak istiyorum. Biz 3'üncü Nesil (3N) ihalesine teklif verirken, 3N Şartnamesi zaten numara taşınabilirliğini içeriyordu. Dolayısıyla zaten onun bir parçasıydı ve biz o teklifi de vermiştik. Olaya bu şekilde bakılması gerektiğini de düşünüyorum.

Turkcell'in kamu uygulamaları ve bu alanda başlattığı projeler nelerdir? Kamuya yaklaşımınızdan söz eder misiniz?
Sektör nasıl büyüyebilir ve daha nerelere gidebilir konusu da bunun içerisinde gizli. Özellikle kamu hizmetleri GSM operatörlerinin ya da GSM dünyasının önümüzdeki zaman diliminde çok daha fazla aktif olarak rol alacağı sektörler olacak. Çünkü sonuçta kamunun müşterileri vatandaş. Bizim müşterimiz de vatandaş. Türkiye'de Turkcell'in, Vodafone'nun ve Avea'nın toplam 60 milyon müşterisi var. Devletin 72 milyon vatandaşı var. Bunlar birbirleriyle örtüşüyorlar. Ve kamu giderek verdiği servisleri zamandan, mekandan ve cihazdan bağımsız halde vermeye çalışıyor. Kimine göre bunun adı e-devlet, kimine göre m-devlet. Kimine göre de 7 gün 24 saat uyumayan, 365 gün 72 milyon vatandaşa servislerini iletebilen bir devlet yapısına geçmeye çalışılıyor. Bu hizmetleri sağlayabilecek şirketler, GSM şirketleri.
Biz de Turkcell olarak kendi yapılanmamızı buna göre oluşturuyoruz. Ankara'da çok büyük bir kamu servisleri veren grubumuz var. Kamu projeleri yapan grubumuz var.
Dolayısıyla kamudan beklentimiz; kamuda verilen servisler de doğrudan rol almak istiyoruz. Bu çerçevede proje gruplarımızı yönlendiriyoruz. Ve geliştiriyoruz. Özellikle ses dışı projelerde; birinci önceliğimiz kamu hizmetleri oluyor.
Örneğin, “Mobil İmza” diye bir proje başlattık. İlk kullanıcımız Gümrük Müsteşarlığı oldu. Bu proje ile Türkiye'deki tüm gümrük müşavirlerinin, ya da gümrük beyannamesi dolduran kuruluşların, Gümrük Müsteşarlığı'na verdikleri beyannameleri artık elden değil, doğrudan çevrimiçi olarak elektronik ortamda sunabilecekleri bir platform oluşturduk. Böylelikle elektronik imzanın, bunun adı aynı zamanda mobil imza; mobil imzanın yaş imza ile eş değer olması sağlandı. GSM telefonu bir yaş imza yerine geçebilen bir mühür haline getirildi. Yani mührünüzü yanınızda taşıyabiliyorsunuz. Dolayısıyla mobil imzanızı atıp, beyannamenin Gümrük Müsteşarlığı'na ulaşmasını temin edebiliyorsunuz. Bu birincisi, işleri hızlandırıyor. İkincisi, bir sürü işleyişi ortadan kaldırıyor. Üçüncüsü de çok ciddi bir tasarruf sağlıyor.
Bunun bir sonraki adımı Adli sicil Genel Müdürlüğü'nün sabıka kaydına ilişkin uygulaması olacak. Sabıka kaydı için Cumhuriyet Savcılığı'na mutlaka şahsen gidilmesi gerekiyor. Mobil imza ile beraber vatandaşlar sabıka kaydını Web'den alabilir hale gelecekler.
Bankacılık, havale işlemleri mobil imza ile beraber çevrimiçi ve güvenilir bir şekilde yürüyebilir.
Yine son zamanlarda Sağlık Bakanlığı ile beraber başlattığımız güzel bir projeyi paylaşmak istiyorum. Aile Hekimliği Projesi: Aile hekimliği kavramı Türkiye'de oldukça yeni bir kavram. Sağlık Bakanlığı her bir vatandaşa bir aile hekimi olması şartını getiriyor. Ve vatandaşa ait sağlık bilgilerinin tamamı Sağlık Bakanlığı'nın bir veri tabanında saklanıyor. Bu veri tabanındaki bilgilere ya şahsen ya da kişinin aile hekimi ulaşabiliyor. Başka bir semtte ya da ilde de sağlık hizmeti alınmak istendiğinde kişinin sağlık bilgilerine ulaşmak için kişinin elinde mobil imzası var ise Aile Hekimliği sitesine girip, mobil imzasını göndererek doğrudan sağlık bilgilerini görüntüleyebiliyor. Bu bir devrim yaratmış durumda. Bu konuda Avrupa'dan da ileri durumdayız.
Mobil imzayı kullanarak kişinin kendi sağlık bilgilerine çevrimiçi olarak ulaşabilmesi kavramı sağlık sektöründe bir devrim ve bir ilk. Bunu Turkcell, Sağlık Bakanlığı ortak girişimiyle başlatmış bulunuyoruz.
Bir başka proje de özellikle Emniyet Genel Müdürlüğü'nün kullandığı Trafik Bilgi Sistemi, Araç Takip Sistemi. Polis araçlarında kullanılan cihazlar eski tip cihazlar. Turkcell'le beraber asker ve polis arabalarında bildiğimiz GSM telefonları kullanılacak. Bu telefonlar aynı zamanda uydu bilgilerini alacak (PDF) aynı zamanda GPS (yer belirleme cihazı) hizmeti verecek. Özellikle GSM telefonlarının ekranının büyümesi bilgisayar yerine geçiyor. Herhangi bir noktaya sinyal gönderebilmesi ve uydudan da aldığı sinyali paylaşabilmesi neticesi; kamuda hem coğrafi baz servisleri çok ön plana çıkartıyor hem de bu çerçevede vatandaşın yeni yeni kamu servislerini 7 gün 24 saat almasına sebep oluyor.
Ankara'da 5-6 gün su kesintisi oldu Ve su kesintisi ciddi bir problem. Hala da su kesintileri devam ediyor. Vatandaşın en büyük beklentisi su kesintisinin ne zaman olacağını bilmesi. Eğer bilirseniz tedbirinizi ona göre alırsınız. Bu çerçevede ASKİ ile beraber bir proje gerçekleştirmek istiyoruz. Yerel bazlı servisleri de rahatlıkla verebildiğimiz için örneğin Keçiören'de şu şu saatler arası su kesilecek denildiğinde, sadece Keçiören'de yaşayan vatandaşlar mesajı alacak. Sadece Keçiören'lilerin GSM telefonlarına bir kısa mesaj göndererek, uyarı da bulunulacak.
Aynı zamanda bunun iki taraflı etkileşimi de var. Örneğin referandum. Dolayısıyla, elektronik tercih kavramını da GSM telefonuna indirgeyebiliriz. Ve GSM telefonu ile bu sistemi çok ucuz, sıfır maliyet ve çok hızlı, anında sonuç alabilecek sisteme dönüştürebiliriz. Özellikle Türkiye'deki belediyeler bu çerçevede elektronik katılım dediğimiz ya da demokrasiye elektronik yolla katılım dediğimiz sistemi gündeme getireceklerdir.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin ana sistemine girdiğiniz zaman PC üzerinde yol haritası ve kameraları görebilirsiniz. Bunu şu anda GSM telefonuna indirmem mümkün. İnsanlar PC'leri ile gezmiyorlar, PC'leri ile yaşamıyorlar ama GSM telefonlarıyla 7 gün 24 saat beraberler yaşıyorlar.
Trafik ve şehrin kamera görüntülerini 7 gün 24 saat çevrimiçi olarak GSM telefonuna alabiliriz. GSM telefonları artık GPRS ile İnternet'e de bağlanabilecek durumdalar. Özellikle Turkcell'de EDGE dediğimiz 3 kat daha hızlı bir veri iletişimi almak mümkün. 3'üncü Nesil (3N) uygulamaya girseydi bu 80 kat olacaktı. Ve bu görüntüler artık otomatik görünecekti. O nedenle 3N'e özellikle kamu servislerinde ihtiyaç var. Dolayısıyla kamu servislerinde GSM kullanımının çok ciddi bir yaygınlık kazanabileceğini görüyoruz.

Deprem öngörüsüne ilişkin TÜBİTAK'la ortak yürüttüğünüz bir projeniz var. Projenin içeriğini anlatır mısınız?
TÜBİTAK'la beraber yaptığımız bir proje var. Deprem öngörüsü çok kolay bir durum değil, ama 15-20 saniye önce hissedilirse, bu vatandaş için can kurtarıcı olabilir. Şu anda TÜBİTAK'la beraber Türkiye'nin yaklaşık 140 noktasına sismograflar yerleştirilmiş durumda. Bu sismograflar yer altından çıkan radon gazını ölçüyor; radon gazı yer hareketinin bir göstergesi. Radon gazı belli bir seviyenin üzerine çıktığı zaman arzın altındaki kitlenin hareket ettiğine dair bir gösterge var.
TÜBİTAK hemen hemen Türkiye'nin her tarafına bir telemetri cihazı (içerisinde SIM kartı olan) yerleştirdi. Marmara Araştırma Merkezi'ndeki üsse sürekli sinyal gönderen; bir sistem gerçekleştirildi.
Örneğin bu sistem dahi tek başına bir GSM operatörünün kamu servislerine nasıl katkıda bulunacağına ilişkin çok ciddi bir gösterge.
Aynı sistem şu anda baraj su seviyeleri için yapılmış durumda. Bir baraj dolu mu? Boş mu? Baraja bir direk dikiyorsunuz. Üzerine bir alıcı ya da SIM kartı takıyorsunuz. O SIM kartıyla beraber su seviyesini öğrenebiliyorsunuz. DSİ'nin merkezindeki bir sunucuya GSM telefonuyla sinyal gönderiliyor. Böylece barajdaki su seviyesini milimetrik olarak anında ölçebiliyorsunuz. Bunu ancak ve ancak bir GSM operatörü sağlayabilir. Biz de kendi servislerimizi bu çerçevede oluşturmuş durumdayız.
Özellikle yazın orman yangınları; en kritik problemler. Orman yaygınından zamanında haberdar olmak, zamanında müdahale etmek. Çevre ve Orman Bakanlığı bizimle bir proje yürütüyor. Bir GPRS kamerası koyup ormanı 7 gün 24 saat gözetleyebilirsiniz. Yangınlara geç müdahalede bulunulduğu için trilyonlarca mali kayba neden olunabiliyor.

Gündeminizde olan diğer proje ya da projeler var mı?
Şu ana kadar yaklaşık 500'ün üzerinde projeyi, GSM hattı ve/veya GPRS hattı kullanarak gerçekleştirmiş durumdayız. Bakıyorum bu projelerin yarısından fazlası kamu ağırlıklı projeler. Örneğin geçenlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı ile bir protokol imzaladık
Bu özellikle Türkiye'nin turizm potansiyelini kullanmak ve geliştirmekle ilgili bir projeydi. Projenin özü şu: Türkiye'nin turistik noktalarına, binalarına, tarihi ören yerlerine bir plaket yerleştirip, bir numara koymak.O numarayı da Turizm Bakanlığı'nda bir GSM kanalı belirliyor. O numaraya bir KM-kısa mesaj atıldığında, anında değişik dillerde tarihi eser veya yapıya ilişkin kısa bilgilendirme notu geliyor. Eğer telefonla ararsanız da, size yine kısa bir bilgilendirme notu geliyor. Özellikle kapalı müzelerde çok yaygın bir sistem. Bu da tüm Türkiye'yi açık hava müzesi haline getiriyor.
Bu projeyi Beyoğlu Belediyesi ile İstiklal Caddesi için başlattık. İstiklal Caddesi'nde her tarihi binaya bir numara verip, bir kısa mesaj noktası belirleyip, o numaraya kısa mesaj yazdığınız anda bina ile ilgili detaylı kısa bilgi alabiliyorsunuz. Böylece Türkiye Açıkhava müzesi gibi dolaşılabilir hale geliyor. Ve bunu size Turkcell sağlıyor.
Bir diğer önemli konu da Mobil Ödeme konusu; kamunun çok ciddi ilgi göstereceği bir konu bu. 2008 öncelikleri içerisinde. 2008'de hükümetin kaç önceliği var derseniz. Birincisi Anadolu'yu geliştirme, Doğu'ya yatırım. GAP'ın tekrar canlandırılması, terörizmi yok etmek. Yok ederken de, aynı zamanda ekonomik kalkınmayı da o bölgeye götürmek. İkincisi de, kara para ve ekonomiyi kayıt altına almak; Hükümetin kritik önceliklerinden biri olarak görülüyor. 2008 Bütçesi'ni tutturmak ve ekonomiyi kayıt altına almak. Bu çerçevede özellikle biz Mobil Ödeme dediğimiz kavramı hayata geçirerek, GSM telefonlarını bir ödeme aracı haline sokmak istiyoruz. Genellikle kedi kartıyla yapılan işlemler kayıt altında orada bir sorun yok. Bankadan yapılan transferler kayıt altında orada da bir sorun yok. Ama her gün kayıt altına alınmayan mikro ödemeler dediğimiz; bu mikro ödemelerden kastım 30 Yeni Lira ve altı küçük paralar. Oysa o tür ödemelerin sayısı çok büyük. Mikro ödemeler dediğimiz büyük bir kayıtsızlık var. Buradan vergi alınamıyor, bu kayıt altına girmiyor. Göz ardı ediliyor. Oysa bu özellikle GSM telefonu ile bu miktarlar bir şekilde kayıt altına alınabilir ve buradan devlet vergi geliri sağlayabilir. GSM telefonu içindeki SIM kartı içerisine para gömebilir. Mobil Ödeme çok yeni ve çok ciddi de gelir getirecek bir kavram. Bir kere alışverişlerde bozuk para kullanımı zor. İnternet üzerinden yapılan küçük alışverişlerde de, insanlar kredi kartı kullanmak istemeyebiliyor, güvenemeyebiliyor. Türkiye'de 72 milyon insan var. Toplam kredi kartı sayısı 17 milyon. Ve güvenlik sorunu da var. Dolayısıyla çözüm ne, çözüm GSM telefonu yoluyla ödeme. Küçük tutarlı ödemeler bir kısa mesaj ile kolayca yapılabilir. Ben sizden kontör düşüyorum, o kısa mesajın karşılığında sizin mal aldığınız kişiye paranızı ödüyorum. Ben sizi ay sonunda sadece kısa mesaj kontörü ile faturalıyorum ya da aboneliğiniz ön ödemeliyse kontör düşüyorum.
Oto Park Ödemesi'ni GSM telefonuyla yaparak, bir KM-Kısa Mesaj gönderiyorsunuz. Ben buraya park ettim diyorsunuz ve plaka numaranızı yazıp gidiyoruz.

3N ihalesi iptal edildi. Gerekçe, “Yeterli katılım olmadığı için rekabet ortamı oluşmadı” cümlesiydi; diğer faktörler ise kapsama alanının yeterli olmaması, yerli ARGE ve numara taşınabilirliği ön koşullarıydı. 3N ihalesi ne zaman yapılır sizce?
3'üncü Nesil (3N) GSM İhalesi'nin 2008'de gerçekleşmesinin yüksek olacağını düşünüyoruz. Daha önce iptal edildiği zamanki söylemlere takılıp kalmayalım. İleriye bakmak istiyoruz. Sonuçta bu ülkenin hızlı veri iletişimine ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Özellikle 3N mobil İnternet kavramını hayatımıza sokacak en önemli teknolojik gelişme. Düşünebiliyor musunuz her yerde 7 ila 11 Megabit hızda GSM telefonundan İnternet'e erişebiliyorsunuz. Kamu servisleri tamamen 3N'ye dayanıyor. Bugün MOBESA kameralarını düşünün, Türkiye'de. MOBESA kameraları İstanbul'dan sonra tüm Türkiye'ye yayılacak. MOBESA altyapısı için kablo yayına, ADSL'e ihtiyacımız var. Ancak 3N ile beraber bu ihtiyaç ortadan kalkacaktır. Herhangi bir noktaya 3N kamerası koyup, oradaki görüntüyü merkeze aktarma şansına sahip olunabilecek. ADSL hızından daha hızlı, aktarımı daha ucuz. Bu çerçevede 3N 2008'in içerisinde gündeme gelecek. Gerçekleşeceğini düşünüyorum. 2008'de Türkiye'nin 3N'ye kavuşacağını ve bu konuda da hem Hükümetimizin hem de Telekomünikasyon Kurumu'nun
gerekli düzenlemeleri ve altyapıyı sağlayacağını umut ediyorum. Biz sadece 3N değil tüm teknolojik yenilikler de iddialıyız. Biz özellikle dedik ki, Turkcell sadece GSM operatörü olmayacak, bir haberleşme ve teknoloji şirketi olacak. Haberleşme ile bilişim arasındaki çizginin artık nerede çekileceği belli değil; gri bir nokta orası. Haberleşme ne zaman başlıyor nerede bitiyor, bilişim nerede başlıyor nerede bitiyor. Bence ikisi birbirini tamamlıyor ve örtüşüyor. Bu çerçevede tüm hazırlıklarımız; yenilikleri sürekli takip etme ve yenilikleri keşfetme ve Türkiye'ye yenilikleri getirme yönünde olacak. Bununla ilgili olarak her yıl hem kapsama alanı ile ilgili hem de ARGE ile ilgili milyonlarca Dolar yatırım yapıyoruz. Özellikle 2008'de kapsama alanında bizden talep edilenin de ötesinde, baz istasyonu sayımızı artıracağımızı ilan ettik. Şu anda zaten açık ara lideriz. Ama özellikle Ulaştırma Bakanımızın arzu ettiği, “Alo denilmemiş nokta kalmasın” talebi doğrultusunda da şirket yönetimi olarak çok büyük bir yatırımı, Doğu'ya ve Güneydoğu'ya yapma kakarı aldık. Bununla beraber Turkcell Teknoloji adıyla bir şirket kurduk. Bu şirketimiz ARGE yapıyor. Bu şirket ARGE'de yeni çözümler, yeni teknolojik atılımlar içerisinde.
Mobil imza ile bankadan para çekmek dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Sadece ve sadece Türkiye'de var. Hesap cüzdanınız, kredi kartınız olmadan; sadece GSM telefonunuz olsun gidip, ATM'den mobil imzanızı gönderip para çekebilirsiniz. Bu Türkiye'de bir ilk, dünyada da bir ilk. Avrupa'da, Amerika'da bunu yapamazsınız. Bu türden yenilikler biz de devam edecek. O nedenle iddialıyız. Açık ara kaliteli hizmet veren şirketin ötesinde; teknolojide de açık ara liderlik eden, sektörü geliştiren, sektöre öncülük eden şirket olmak istiyoruz. Bununla ilgili yatırımlarımızı yapmaya devam ediyoruz. 2008'de bu şekilde hareket edeceğimiz bir yıl olacak.

Turkcell, 2007'de neler yaptı, 2008'de neler yapmayı planlıyor?
2007 sadece Turkcell için değil, Türkiye için de iyi bir yıl oldu. Bizim için de çok iyi bir yıldı. Hedeflediğimiz tüm göstergeleri aştık. Hem ciro anlamında hem abone sayısı ve hizmetlerimiz anlamında hedeflerimizi aştık ve çok başarılı bir yıl geçirdik. Bu başarının arkasında tabi ki iş ortaklarımız var. Bize güvenen ve bizimle devam etmek isteyen müşterilerimiz var. Özellikle kurumsal alanda çok ciddi bir büyüme yakaladık. Kurumsal alanda bizimle çalışan iş ortaklarımız ve müşterilerimiz Turkcell'in hizmetlerinden ve teknolojisinden emin olduklarını hizmetlerini daha fazla alarak göstermiş oldular. Dolayısıyla, mükemmel bir yıldı diyebilirim.
2008'in de kötü olmayacağını düşünüyoruz. Özellikle 2008'de 3N yine gündemimizde olacak. Özellikle Doğu'da, Güneydoğu'da ve Anadolu'nun diğer bölgelerinde büyük düzeyde Turkcell yatırımları göreceksiniz. Biz bir noktada da sorumluluğumuz olduğunu düşünüyoruz. Şu anda Turkcell, Türkiye'nin en değerli şirketi. İMKB'de işlem gören şirketler arasında en değerlisi Turkcell. Capital Dergisi'nin en beğenilen şirketler listesinde de Turkcell bir numara oldu. Biz Türkiye'nin hem beğenilen hem de ciro olarak en değerli şirketi konumundayız. Bunun ötesinde çok hoşumuza giden bir gelişme daha oldu; Fors Dergisi'nin Amerika'da emeklilik fonları için dünyada tavsiye ettiği ilk beş şirket arasında Turkcell'de yer aldı. Turkcell'le beraber tabi ki Türkiye de tavsiye edildi. Türk Mühendisi'nin, Türk Yöneticisi'nin idare ettiği şirket tavsiye edildi. Bu bizim için büyük bir gurur kaynağı oldu. 2008'de de bunu devam ettirmeyi düşünüyoruz. Başarı bize büyük bir sorumluluk getiriyor. Bu sorumluluğun bilincinde 2008'de de hizmetlerimize devam edeceğiz.
Turkcell'in ana hedeflerinden birinin sektörü büyütmek olduğunu yineleyen Ekrem Yener, “Rekabet var, doğru. Rekabetin rakip şirketlerin birbirini yemesi ya da birbirini yaralaması şeklinde geçmemesi gerektiğini düşünüyorum” dedi.