Kamu İhale Kanunu sil baştan…

Fatma Ağaç

Kamu İhale Kanunu'nu yeniden hazırlayacak olan Kamu İhale Kurumu, kanun taslağını 2008 yılının ilk 3 ayı içinde şekillendirmeyi planlarken, yeni kanun Avrupa Birliği (AB) direktiflerine uygun olacak ve AB ile ortak ifadelerin kullanılmasına özen gösterilecek.
Kamu İhale Kurumu, Kamu İhale Kanunu'nu yeniden hazırlıyor. Kamu İhale Kurumu, yeni kanuna ilişkin kanun taslağını 2008 yılının ilk 3 ayı içinde şekillendirmeyi planlarken, yeni kanun Avrupa Birliği (AB) direktiflerine uygun olacak ve AB ile ortak ifadelerin kullanılmasına özen gösterilecek.
Mevcut ihale kanununa yöneltilen en büyük eleştirilerden biri de ‘en düşük teklifi veren firmanın ihaleyi kazanması' olurken, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın da en düşük teklifi veren firmaya ihale verilmesine karşı olduğu biliniyor.
Avrupa Birliği'nde su, enerji, ulaştırma ve posta sektörlerine yönelik özel bir mevzuat bulunurken, yeni kanunda buna benzer bir düzenleme “Sektörler Kanunu” adı altında hayata geçirilecek. Sektörler Kanunu hayata geçirildiğinde, su, enerji, ulaştırma ve posta sektörlerinde hammadde alımları ihalesiz yapılabilecek.
Yeni kanuna, elektronik ihaleye ilişkin esaslar da konulacak ve elektronik ihale sistemi 2008 yılı içinde hizmete girecek.
Türkiye Bilişim Derneği (TBD) bünyesinde bulunan ve bilişim ve haberleşme sektörlerine ilişkin ihalelerin nasıl yapılması gerektiği üzerine fikir üreten ‘İhale Grubu'nun çalışmalarına yön veren TBD Yönetim Kurulu Üyesi ve Keys Danışmanlık Kurucu Ortağı Serdar Bilecen, 2003 yılında çıkarılan mevcut kanunun sürekli eleştiri aldığının altını çizdi. Bilecen, mevcut kanunun eleştirilerin ötesinde de sürekli yenilendiğini ve bir şeylerin değiştiğini söyledi. Bu değişikliklere iyi niyetle bakıldığında güncellemeler demenin mümkün olabileceğini ifade eden Bilecen, “Biraz daha farklı bir gözle bakıldığında da bazı kurumları, bazı iş yapış şekillerini ihale kanunu dışına çıkarmak olarak algılanabilir” diye konuştu.
TBDYönetim Kurulu Üyesi ve Keys Danışmanlık Kurucu Ortağı Serdar Bilecen, mevcut ihale kanuna ilişkin eleştirileri ve yeni kanunda neler olması gerektiğini “Telepati”ye değerlendirdi.

Yeni bir ihale kanununa neden ihtiyaç duyuluyor?
Kanunun yeniden ele alınmasının veya yeniden yazılmasının iki tane sebebi var. Sadece sektörel anlamda değil, genel olarak da. Genel anlamda, tüm Türkiye'yi ilgilendiren anlamda bakacak olursak, Avrupa Birliği'nin (AB) etkisi. Mevcut kanun çıktığında AB'de uygulanmakta olan kanunla farklıydı. Önemli değişiklikler içeriyor. Türkiye'nin de AB Müktesebatı'na uyum için kanunlarını yeniden düzenlemesi gerektiğinden; böyle bir doğal değişim gerekli. Bu işin bir yanı; daha doğrusu işin üzerindeki örtüsü.
İkincisi sebep de; kanun 2003 yılında çıktı ama, 2003 yılından beri sürekli hem eleştiriler alıyor hem de eleştirilerin ötesinde yenileniyor da, bir şeyler değişiyor. Yani değişiklikler yapılıyor. Buna iyi niyetli bakıldığında, güncellemeler demek mümkün. Biraz daha farklı bir gözle bakıldığında bazı kurumları, bazı iş yapış şekillerini ihale kanunu dışına çıkarmak. 2003-2007 yılları arasında yapılan değişikliklerin bir kısmı elzemdi. Veya zaman içerisinde ihtiyaç hissedilen bazı konular da değişti. Bazı değişiklikler de aslında ihtiyaç olmaksızın; ihtiyaç olduğunu bildiren idarelere kolaylık sağlamak amacıyla yapıldı. Ne gibi değişiklikler yapıldı? Çok önemli değişiklikler yapan bir kanun yayımlandı. O kanunla birlikte bazı kurumlar yatırımlarını İhale Kanunu kapsamı dışına çıkardılar. Bu önemli bir değişiklikti. Ben onlara aslında yamalar diyorum. Yapılan değişikliklerle bazı şeyler kolaylaştı ama bazı şeyler de kurum inisiyatifine bırakılan işler oldu.
Bilişim sektörü ta başından bu yana hep şikayetçi. Bunun da çok sebepleri var. Türkiye Bilişim Derneği (TBD) olarak bir şeylere yapmaya gayret ediyoruz. Hem diğer sivil toplum örgütleri çaba sarfetti hem de sektörde iş yapma gayreti olan şirketler çaba sarfetti.
Ve hatta zaman zaman alımları yapan kamu kurumlarının da sıkıntıları var. Onlar da bir şeyler yapmaya çalıştı. Kamu İhale Kurumu dinlemedi değil, her seferinde tarafları dinledi. TBD'yi dinlediğini kesinlikle söyleyebilirim. Ama istediğimiz değişiklikleri bir türlü gerçekleştiremedi. Bunun değişik sebepleri olabilir. Ancak bildiğimiz temel sebebi, Kamu İhale Kurumu'nun kanun yapma yetkisinin olmaması. Sadece fikir beyan etme şansına sahip olması.
Neden bizim sektörü etkilediğinin temeli, şu 4 sebebe ayrılmış durumda: Mal alımı, hizmet alımı, yapım işi ve bir de danışmanlık. Danışmanlık işini bir kenara bırakırsak, o farklı bir yöntem ve dünyanın bir çok ülkesinde de farklı uygulanan bir yöntem. Ama hizmet, mal ve yapım işlerinin her biriminin içine bilişim parçacıkları konulmuş. Bu da garip değil ama, bir türlü bunları doğru düzgün bir araya getiremiyoruz. Sektörde alım yapmak isteyen idareler bir bütünleştirme projesi istediklerinde bunu nasıl hazırlayacaklarını bilemiyorlar. Kimi zaman yapım işinde görüyorum ben bunları. Mesela değişik şehirlerdeki MOBESE projeleri için yapım işi olarak ihaleye çıkılıyor. İşin içinde yapım işi de var ama amiyane tabirle o işin amelilik kısmı da var. Ama elektronik parçaların alınıp takılması başka bir iş. Öte yandan idareler bir yazılım bütünleştirme işini de nasıl yapacaklarını bilemiyorlar.

Yeni kanun ne kadar sürede ve ne zaman çıkar?
Yeni Kanun ne kadar zamanda çıkar. Uzun zamandır Kamu İhale Kanunu'nun değişeceğine ilişkin bir bilgiye sahibiz. Bununla ilgili Kamu İhale Kurumu'nun yaptığı çalışmalardan da haberdarız. Hazırlıklar, neredeyse bir, bir buçuk yıllık bir geçmişe sahip.
İstendiğinde bir kanun çıkarmamız gerekiyor denilerek, apar topar bir kanun hazırlanabiliyor.
Yeterince tartışılarak, herkesin üzerinde mutabık olduğu, kamunun menfaatine olan bir kanunun 3-6 ay arasında çıkacağını düşünüyorum. Oldu bittiye getirilirse bir haftada da çıkar. Ama biz haberleşme ve bilişim sektörü olarak sağlam durursak ve maddeleri de kabul edilecek şekilde ortaya çıkarmayı başarabilirsek, yönetmelikle birlikte bu işi düzenlemeye tabi tutacak olur isek, 3-6 ayda çıkar. Meclis'ten geçer. İşler, yönetmelikle belirlenir ve tespit edilen kriterlere göre yapılır. Cezalar doğru konulmalıdır.

BHT-Bilişim ve Haberleşme Sektörüne ilişkin ihaleler nasıl yapılmalı?
Kamu İhale Kanunu çıkarken bize de fikrimizi sorarlarsa; biz de fikrimizi söyleriz. Danışmanlık hizmetleri de ihale kanunu kapsamındaki hizmetler. Türkiye'de 2007 yılı içerisinde çıkan danışmanlık ihalesi sayısı muhtemelen 100'ün altında. Sonra hiç çıkmadı. Danışmanlık ihale yöntemi kullanılmıyor. Neden? Ülkemizde danışmanlık faaliyetlerine para verilmesi gerektiğine ilişkin bir görüş yok. Bedava yapılabilir diye bakılıyor. Sağolsun sektörümüzün iş yapıcı firmaları, bütünleştirici firmaları; biz gerekenleri yaparız size de şartnameyi veririz diyebiliyorlar. Sonra kamu kurumları da alıp o şartnameleri birleştirip, kendilerine göre bir karma yapıp, ihaleye çıkabiliyorlar. Bu yanlış.
İhale Yasası'nın danışmanlık tarafının ihale yapış şekliyle ilgili çok problem yok. Özel problemler yok, Genel problemler var. Danışmanlık işi çok uzun sürüyor ve bu hizmet bedavaya getirilmeye çalışılıyor. Danışmanlık alım işi çok uzun sürüyor. 100-150 bin civarında bir ihale prosedürü var ve üstelik değerlendirmesi de çok zor. Bu iki nedenden dolayı danışmanlık alımları çok tercih edilmiyor.
Fakat ilginçtir, Avrupa Birliği (AB) Fonları ile yapılan alımlar var; bedelin neredeyse dörtte üçü danışmanlık. Ayrı bir danışmanlık ihalesi yapılması gerektiği şartı orada belirtiliyor. Önümüzdeki dönemde (İPA) yeni bir fonlama sistemi geliyor. O fonlama sistemi biraz daha farklı olacak ama, yine maliyetin neredeyse yarısı danışmanlık olacak. AB ile Hazine Müsteşarlığı'nın oluşturduğu bir birim var; o birim danışmanlık işlerini ve değerlendirmeyi gayet rahatlıkla yapabiliyor.
İşi bilmeyen idareler danışmanlık hizmeti almasın. Ama bilmeyenlerin, kesinlikle danışmanlık hizmeti alması ve şartname hazırlığında kesinlikle danışman kullanması gerekiyor.
Öte yandan idareler, bir yazılım bütünleştirme işini nasıl yapacaklarını da bilemiyorlar. Bazen hizmet alımı diye çıktıkları oluyor. Bazen mal alımı diye çıktıkları oluyor. Ta başından beri bu böyle.
İdeali şudur ki; bilişim alımlarının içinde bütünleştirme, yazılım ve hizmet bacağı var. Bu nedenle bilişim işlerinin ayrı değerlendirilmesi gerekiyor. Bazen bütünleştirici firma en düşük fiyatı verdi diye o firmadan satın alma yöntemi uygulanıyor. Firma işi tamamlamamış gözüküyor. Tamamlayamadığı için ihalelerden men ediliyor. Sektör darbe alıyor. İşi yaptırmak isteyen idare sıkıntı içinde kalıyor. Böyle bakıldığında; idare zararda, ihaleye düşük fiyat verip, işin nasıl yapılacağını bilmeyen firma zararda. İşi yapabilecek kapasitede olan ve maliyetleri gerçekten o işi yansıtacak şekilde veren firmalar da zararda. Yani, ülkem zararda. Dolayısıyla kimseye yararı olmayan bir kanunun gereği olmaması, değişmesi lazım. Baştan beri iddiamız bu. Bilişim ihalelerinin ayrı yapılması gerektiğini başından beri söylüyoruz. Oturalım yeniden bir şartname hazırlayalım. Kanun buna izin vermiyorsa da gerekli değişiklik yapılsın ya da bilişim işi kanun dışına çıkarılsın.
Bir kurumla uzun süreli anlaşma yapmaya kanun teorik olarak şu anda izin vermiyor. 2007 yaz aylarında çıkan bir yönetmelikle sağlık sektörü için bu imkan açıldı. Sağlık sektörü çerçeve anlaşma denilen bir anlaşma yöntemini kullanarak bu sorunu aştı. Bu bizi de ilgilendiriyor; özellikle yıl sonlarına doğru yaklaşıldığı dönemlerde, hastanelerdeki bilişim hizmetleri ile ilgili ihaleler artıyor. Bilişim ihalelerinin bir çerçeve anlaşmayla ve birtakım sivil toplum örgütlerinin de katkılarıyla yeniden tanımlanması gerekiyor. Her bir kurumun yeniden ihale yapmasının ortadan kaldırılması gerekiyor. Baştan tanımlanmış bir çerçeve anlaşma hazırlanırsa işler daha iyi yapılır hale gelir. Bilişim ihaleleri de hem idarenin, hem İhale Kurumu'nun hem de teklif veren firmaların işini kolaylaştıracak şekilde çerçeve anlaşmaların içine sokulabilir.
Bunu baştan beri öneriyoruz. Sağlık sektöründe bu yapıldı. İlaç için yapıldı. Şimdi laboratuarlar için yapılıyor. İlahe Kanunu buna tam olarak izin vermiyordu ama, İhale Kurumu bunu bir yönetmelikle bir biçimde aştı.
Bunun dışında biz yine başından beri hep söyledik. Sektörümüzün bir sınıflandırmaya ihtiyacı var. Her işe teklif vermemeliyiz diye düşünüyorum. Bugün büyük bütünleştirme işi yaptığını iddia eden firmalar var. Ama bu firmaların eğer idari koşulları uygun değilse ihaleye girmemeleri lazım. Bir sınıflandırma yapalım; referanslar, mali yeterlilikler bir yerde tutulsun. Bunun için bizim önerimiz TBD'nin önderliğinde veya içinde sivil toplum örgütlerinin bulunduğu bir grup oluşturalım. Bu grup firmaların yeterliliklerini sınıflandırsın. Firmalar ona göre ihalelere katılsın.
Kanun neden değişmesi gerektiğini öne çıkaran unsurlar temel olarak bunlar. Ama değişiklikler bunu içerecek mi onu henüz bilmiyoruz. Çünkü kanun taslağı ile ilgili elimizde kesin bilgiler yok. Çalışmanın yapıldığını biliyoruz. Kamu İhale Kurumu taslağa görüş bildiren makam durumunda. Taslağı aslında tam olarak onlar hazırlamıyor. Ama onların elinde ortaya konulabilir hazır bir taslak olduğunu biliyorum.
AB'nin değişmiş olan alım yöntemi ile ilgili zaten elde bir doküman var. Dünya Bankası'nın (DB) yöntemleri var.
Kanun yazılırken şahsi önerim şu; kanun gibi kanun olsun, şartname gibi kanun olmasın. Çünkü şu anki kanun şartname gibi. Belgeler istenir deyip, bunu bir yönetmelikle belirlemek aslında doğru olanı. Kanun değiştirmek o kadar kolay değil. Oysa kanunu doğru tanımlamak, yeteri kadar kabuk vazifesi görecek kadar tanımlamak gerekir. Nerelere kadar taşmayacağından bahsetmek ve içini de bürokratlara bırakmak. O kadar çok detaylı kanun tanımlıyoruz ki, sonra uygulayamıyoruz. AB diyor ki; kanunu çıkardınız çok güzel ama, hani uygulaması. Birçok şeyde durum böyle. İşi alan firmalardan SSK'ye ve maliyeye borcu olmadığına dair belge isteniyor. Dünyada böyle bir örnek yok. Firmalardan bunun yerine başka yeterlikler istenmelidir.

BHT-Bilişim Haberleşme Sektörü ihale kanununda yapılacak değişikliklere hazır mı?
Haberleşme alanında faaliyet gösteren operatörlerin (Türk Telekom, Turkcell, Vodafone, Avea) Kamu İhale Kanunu ile çok fazla bir ilgileri yok. Ama onların hizmetlerini kamu kurumlarına sunmaları ile ilgili yine aynı başlıktan bahsediyoruz. Hangi başlıkların incelenmesi gerektiği ile ilgili elimizde bir çalışma var. Bunu daha önce Kamu İhale Kurumu'na sunduk. Sonuçta aldık ama çok büyük gelişmeler kaydedildiğini söyleyemem.
Elimizde bir taslağı oluşturabilecek başlıklar ve bilgi birikimine sahibiz. Bunun için TBD içinde bir çalışma grubumuz var. Sonuç alınamayınca da çalışma grubu karamsar bir hava yaşadı. Ama elde üzerinde çalışılmış, bir noktaya getirilmiş, başlıkları belirlenmiş bir çalışma var. TBD İhale Çalışma Grubu bir araya gelip, çalıştıktan sonra çok kısa sürede hakikaten çok ciddi başlıkları sonuçlandırabilir. Bizim sektörümüz için gereken şartname taslağını, şartname örneğini ve yönetmelikleri çıkarabilir.
Kanunda yer alması gereken şey çok basit aslında; biz iddia ediyoruz ki, bizim işimiz farklı bir iş ve bilişim sektörü farklı. Dolayısıyla bilişim alımlarıyla ilgili gelin farklı bir başlık koyalım. Tıpkı sağlık alımlarında olduğu gibi. Diyelim ki bilişim ve haberleşme alımları şu şu şekilde yapılsın. Örnek şartname, yönetmelikle beraber Kamu İhale Kurumu tarafından tespit edilir.
Mevcut kanuna göre, 28 bin Lira'ya kadar olan alımlar ihalesiz yapılıyor. Bu haberleşme veya bilişim işi için küçük, bunu ayrı düşünmek gerekir. Yapım işi için çok çok küçük. Ama toptan sebze alımı için de çok fazla. Kanuna bir rakam yazmayalım. Kamu İhale Kurumu'nun belirleyeceği ve Bakanlar Kurulu'nun belirleyeceği yönetmelikle; ilgili alım bedelleri belirlensin. Mandalina alımı yapanla, yazılım alımı yapan aynı rakamlarla belirleniyor. Askeri harcamalarda bambaşka rakamlar sözkonusu olabiliyor.
Şimdiki kanun yanlış hatırlamıyorsam 70 maddeden oluşuyor. Bana göre, 20 maddelik bir kanun yeterli. Bakanlar Kurulu'nun çıkaracağı yönetmelikle de zaten kanunun dışına taşamazsınız.
Bilişim ve haberleşme sektörleri ile ilgili hem kanunda ilgili maddeleri koymaya hazırız hem de yönetmelikte. Burada hiçbir sorunumuz yok. Grubumuz hemen toplanıp, bunu haftalara varmayacak şekilde çıkarabilecek yetenekte.
Kamu İhale Kurumu'nun, kanun değişmediği sürece yönetmeliği bizim istediğimiz yönde değiştirmesi mümkün değil. Bunu hükümete anlattık, ancak yeteri kadar ilgi görmedik. Sektörümüzü baskı kurabilecek ölçüde görmüyorlar. Bu sektörde 50 bin kişi çalışıyor olsa bile; bu 50 bin kişi çalışmasa Türkiye'deki tüm bilgisayar sistemleri, sektörler ve kamu faaliyetleri çöker. Bunu tamir edebilecek Türkiye'de, ikinci bir 50 bin kişi yok. Bizim sektörümüz inanılmaz derecede önemli.
Türkiye Bilişim Derneği (TBD) Yönetim Kurulu Üyesi ve Keys Danışmanlık Kurucu Ortağı Serdar Bilecen, 2003 yılında çıkarılan mevcut kanunun sürekli eleştiri aldığının altını çizerek, “Kanun eleştirilerin ötesinde de sürekli yenilendi, bir şeyler değişti” diye konuştu.