Başar Tunçel

btuncel@altera.gen.tr


Bay Meraklı

Teknoloji matematik gibidir

Tüketici teknolojileri dünyasına baktığımızda, sanki açık denizde yüzen yunusları görüyorum. Sanki mükemmel bir sinüs eğrisi gibi, sürekli merkeze yaklaşıp uzaklaşıyor. Merkeze gelindiğinde bir bütünleşme yaşanıyor, her şeyin birarada sunulduğu cihazlara yönelim artıyor. Merkezden uzaklaşılırken de tek tek, özel işlevli cihazların kullanımı yükseliyor. 25 senedir bu nerdeyse değişmemiş. Buna bakarak, önümüzdeki dönemde telekomünikasyon alanında geleceğin akıllı telefonlarda olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz, çünkü eğrinin ucu merkeze dönmüş durumda. İsterseniz 15 sene öncesinden duruma bir bakalım.

Küçülen teknoloji, büyüyen adımlar
İlk çoklu ortam bilgisayarlar çıktığı zamanı hatırlar mısınız? İnsanlar nasıl da bilgisayarı dijital hayatın merkezine oturtmuşlardı. Müzik bilgisayar hoparlörlerinden dinlenmeye, film bilgisayar ekranında izlenmeye başlanmıştı. Tepegözler yerini PowerPoint sunumlarına bırakırken, teknolojinin açısı çemberin içinde diğer yöne dönmeye başlamıştı. Bu sürecin doygunluk noktasında, yukarıda bahsettiğim “sinüs eğrisi”, 0 eksenine vurdu, geçti ve merkezden kenarlara doğru uzaklaşmaya başladı. Bütünleşik değil de, ayrı ayrı iş gören cihazlara yönelim tekrar arttı. Çünkü bilgisayar film ve fotoğraf gösterebiliyordu ama çekemiyordu, müzik çalabiliyordu ama taşınamıyordu. Bu kez sayısal fotoğraf makinaları, video kameralar, MP3 çalarlar hayatımızda yerini almaya başladı. Bilgisayarı evde, diz üstü bilgisayarlarımızı çantada unutmuştuk. Sayısal fotoğraf makinaları, müzik çalarlar, DV kameralar elimizden düşmüyordu. İşte bu noktada vizyonu gören ve sıkı sıkı tutunan firmalar aradan sıyrıldı. Örneğin Palm, bu alandaki rüzgarları hep lehinde kullandı. Ayrışma döneminde el bilgisayarı kavramını geliştirdi. Bütünleşme döneminde, el bilgisayarıyla telefonu birleştirerek akıllı telefon alanında çok ciddi başarılara imza attı. Benzer şekilde 10 sene önce batmak üzere olan Apple, aynı rüzgarı çok iyi kullandı. Bütünleşme döneminde iMac denilen bir olgu ile tarihe adını yazarken, ayrışma döneminde “Apple sizin sayısal hub'ınız" diyerek tüketiciye sayısal cihazları için benzersiz bir “buluşma noktası” alternatifi sundu. Aynı zamanda iPod ve iPhone kült yaratmayı da ihmal etmedi.

Çarklar yine merkeze dönüyor
Dedik ya teknoloji sinüs eğrisi gibidir; şu an yine merkeze, bütünleşmeye ve “hepsi bir arada” kavramına yönelim var. Artık masaların üzerindeki, ceplerin içindeki santimetrekarelerin değeri eskisinden çok daha fazla. Fotoğraf makinasının kapladığı alanı, hem fotoğraf çeken, hem müzik çalan, hem de haberleşmeye izin veren bir cihazla değerlendirmek tüketiciye daha mantıklı geliyor. Tüketiciye daha mantıklı ve tercih edilebilir gelmesi, bunun doğru olduğunu göstermez belki. Örneğin hiçbir zaman bir Nokia ile, bir Nikon'un çektiği fotoğrafı çekemeyeceğiz belki. Yine de bu, Nokia'nın daha fazla sattığı gerçeğini değiştirmiyor. Çünkü artık ihtiyaç/fayda ikilisini birarada tatmin edebilmek de son derecede önemli. Sağlanan fayda ve ihtiyaçlar göz önünde tutulmamışsa, bir ürünün teknik özelliklerinin iyi olmasının hiçbir önemi yok bana sorarsanız. Bazen insan bir dergiyi tek bir makale için, bir gazeteyi tek bir yazar için alabilir. Fakat teknolojiyi tek bir sebeple almak doğru değil: Dedik ya, ceplerdeki alanın değeri yükseliyor; bir cihazın genel anlamda kazandırdıkları artık çok önemli. Özetle, sinüs eğrisinin bir dahaki döngüsü için merkezden uzaklaşmaya başlayacağı güne kadar liderlik bayrağını, en rahat ve etkin kullanabilen hepsi birarada cihazları üretebilenler taşıyacak ve yeniden ayrışma dönemine gelene kadar bu böyle devam edecek.