İşimiletişim

 

Şiir gibi…

Bir yıl evvel de benzer duygularla girdik gelen yeni yıla. Gene umutla başladığımız yıl mutlulukların yanı sıra, kimi zaman karanlık günler de yaşattı bize. Ne var ki sabahın hiç gelmeyeceğini sandığımız, en karanlık, en daraldığımız anlar dahi bitti, gitti, geride kaldı!
Kimimize göre, geride bıraktığımız yıllar her ne kadar çoğu beklentimizi karşılayamamış olsa da, serde doğulu yanımızın zenginliği var. Büyüklerimizden armağan “öğrenilmiş iyimserlik” gereği hiçbir şeyi başaramamış olanımızın dahi geleceğe iyimserlikle bakabilme gücü var; bizi “şimdi”ye getiren halimize şükrederek.
Umut, en karamsarımız da dahil olmak üzere, yenilmemek için, yeni gelen yılla yeniden yenilenmek niyetindeki hepimizin ortak sermayesi…
Hayat zaten bir “olmak ya da olmamak” süreci değil mi Hamlet’in şiirindeki hakikatte olduğu gibi…
Ne diyor ünlü şair, ünlü oyunu Hamlet’in III. Perde, I. Sahnesinde:
Var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu!

Düşüncemizin katlanması mı güzel,
Zalim kaderin yumruklarına, oklarına,
Yoksa diretip bela denizlerine karşı
Dur, yeter! Demesi mi?
Ölmek, uyumak sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız
Bitebilir bütün acıları yüreğin,
Çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
Uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
Çünkü, o ölüm uykularında,
Sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
Ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.
Bu düşüncedir felaketleri yaşanır yapan.
Yoksa kim dayanabilir zamanın kırbacına?
Zorbanın kahrına, gururunun çiğnenmesine,
Sevgisinin kepaze edilmesine,
Kanunların bu kadar yavaş
Yüzsüzlüğün bu kadar çabuk yürümesine,
Kötülere kul olmasına iyi insanın
Bir bıçak saplayıp göğsüne kurtulmak varken?
Kim ister bütün bunlara katlanmak
Ağır bir hayatın altında inleyip terlemek,
Ölümden sonraki bir şeyden korkmasa,
O kimsenin gidip de dönmediği bilinmez dünya
Ürkütmese yüreğini?
Bilmediğimiz belalara atılmaktansa
Çektiklerine razı etmese insanı?
Bilinç böyle korkak ediyor hepimizi:
Düşüncenin soluk ışığı bulandırıyor
Yürekten gelenin doğal rengini.
Ve nice büyük, yiğitçe atılışlar
Yollarını değiştirip bu yüzden,
Bir iş, bir eylem olma gücünü yitiriyorlar.
Ama sus, bak, güzel Ophelia geliyor.
Peri kızı dualarında unutma beni,
Ve bütün günahlarımı.
Aslında, tam da bu şiirin öznelliğinde ve yansıttığı içerikte, nasıl da şiir gibi hayat!
Yazımı yaşamı emek ve umut dolu bir kalemin nefis bir şiiri ile bitiriyorum, yeni yılla gelen taptaze 12 ayın belirsizlik ufkunda, umut ve çalışmayla bereketli nice “hasat” dileyerek…
Buyurunuz, değerli Sait Talat Halman’ın “Ümit Harmanı”na…[1]
Her ıssız ağaçta biz bir orman buluruz;
Buğday kurumuş mu, onda harman buluruz.
Yol yorgunu, gök yılgınıdır başkaları;
Biz yolda ümit, ufukta derman buluruz.

Şiirdeki gibi umut ve hasat dolu, şiir gibi bir yıl olmasını dilerim 2013’ün…

[1 ] Talat Sait Halman, Ümit Harmanı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2008, s.196.