Türkiye’yi geleceğe taşıyacak kaldıraç: İnovasyon

Baykan Çallı

Yenilikçiliğin önemi Türkiye İnovasyon Haftasında tartışıldı.
TİM’in (Türkiye İhracatçılar Meclisi) çatısı altında, 6-7-8 Aralık 2012 tarihinde İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayında geçekleştirilen Türkiye İnovasyon Haftası’nın ana konusu, gelecek için inovasyon oldu. Ülkelerin gelişimi için çok büyük önem taşıyan inovasyonun ele alındığı konferansın açılış konuşmasını, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan gerçekleştirdi. Erdoğan’ın yanı sıra, üç gün süren etkinliğe devlet erkânından birçok isim katılım gerçekleştirdi. Organizasyonda, Türkiye’nin geleceğine yönelik çalışma ve faaliyetlerin inovasyon ile nasıl geliştirilip sunulması gerektiği üzerinde duruldu. Dünyadaki değişimi yakalamanın inovasyondan geçtiğinin belirtildiği konferansta, 2023 hedeflerine de önemle değinildi.

Recep Tayyip Erdoğan: Bizim doğal kaynağımız; insan”
Türkiye’nin, petrol, doğal gaz, altın ve benzeri doğal kaynaklara birçok ülke gibi çok fazla sahip olmadığını belirten Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, açılış konuşmasını şöyle gerçekleştirdi: “Bizim bazı diğer ülkeler gibi ekonomimizi büyütecek hazır kaynaklarımız bulunmuyor. Bugün bazı ülkeler sahip oldukları hazır kaynaklar sayesinde ciddi refah seviyelerine ulaşmışlar ve bunu sürdürüyorlar. Bu tür ülkelerde, sanayinin gelişmediğini, üretim ve yatırımın ekonomi içerisinde ciddi yer tutmadığını, turizm ve uluslararası gibi doğrudan yapılacak kaynaklara ihtiyaç duyulmadığını görüyoruz. Bu ülkeler hazır tabi kaynaklarını çıkarıyor, sadece bu kaynağı ihraç ediyor ve bunun geliriyle de refah seviyelerini belli bir noktada tutabiliyorlar. Tabi bunun sürdürülebilir olamadığını hepimiz biliyoruz. Bir gün bu kaynaklar tükendiği zaman bu ülkeler 21. yüzyılı ve sonrasını çok geriden yaşamak zorunda kalacaktır. Bizim Türkiye olarak böyle kaynaklarımız yok. Bugün için böyle kaynaklara sahip olmamak büyük bir dezavantaj gibi görünse de, uzun vadede kendi yağında kavrulan bir ülke olarak büyük bir potansiyel arz ediyoruz. Öte yandan bizim tabi kaynaklarımız çok zengin olmasa da, dünyanın birçok ülkesine nazaran biz çok daha zengin çok daha güçlü bir kaynağı -önemli bir avantajı- elimizde bulunduruyoruz. Bizim yeterince doğal gazımız, petrolümüz olmasa da; genç, dinamik, üretken, çalışkan, zeki bir insan kaynağımız var. Dünya nüfusu hızla yaşlanırken Türkiye, genç ve dinamik nüfusu ile bu alanda dünyada çok avantajlı bir yere sahip bulunuyor. Kaldı ki; ekonomide başarının sırrı -ne emektir, ne de sermayedir- tek kelime ile insandır. İnsan varsa emek vardır, insan varsa sermaye vardır, insan varsa tüketim, üretim ve yatırım söz konusudur. Dolayısıyla bunların hepsi insana tabidir.”
Sadece genç nüfusa sahip olmanın yeterli olmadığına dikkat çeken Erdoğan, “Açıkçası biz yüzyıllar boyunca bunun acısını derinden hissettik. Genç ve dinamik bir nüfusumuz olmasına rağmen on yıllar boyunca bu büyük potansiyel harekete geçirilmedi. Genç nüfus kalifiye değilse hiçbir anlam ifade etmiyor. Nasıl ki petrol, nasıl ki altın işlenmeden hiçbir anlam ifade etmiyorsa, aynı şekilde insan da işlenmez ise maalesef bir anlam ifade etmiyor. Biz son on yılda işte bu eşsiz kaynağı işlemek, yetiştirmek ve donanımlı hale getirebilmek için yoğun bir mücadele içerisinde olduk. Eğitimlere yapmış olduğumuz yatırımlar ile ve özellikle mesleki eğitimde yapmış olduğumuz reformlar ile ufuk sahibi gençler yetiştirdik. Her geçen gün bu süreç daha da zenginleşerek devam ediyor. Ekonomide gerçekleştirmiş olduğumuz reformlar, bu genç nüfus kaynağımızın daha iyi değerlendirilmesini sağladı. Türkiye’yi dünyaya açarak, Türkiye’yi dünya ile buluşturarak aynı şekilde genç nüfusumuza öngörü kazandırdık. ARGE ve inovasyona yapmış olduğumuz yatırımlar ile bu alanı her zaman destekliyoruz. Tüm bu yatırımlarımız ve reformlarımız şu anda meyveleri olgunlaşmaya başlayan bir ağaca dönüştü. Şu anda Türkiye’nin dört bir yanından dünyaya örnek teşkil edecek çalışmaların haberlerini alıyor ve bunları memnuniyet ile karşılıyoruz. Birkaç yüzyıldır bizim medeniyetimiz Batı medeniyeti karşısında gerilerken maalesef bizim insanımızın kendine güveni de geriledi. Her medeniyet doğar, gelişir ve büyür ancak dikkat edin ölmez, yok olmaz. Medeniyetler olsa olsa duraklar, sönük hale gelir ve uykuya yatar. Ama medeniyetler o medeniyetin mensupları yok olmadıkça yok olmazlar. Bizim topraklarımızda bir takım güçler bunu denediler ama yapmış olduğumuz ‘İstiklal Savaşı’ ile bir varlık mücadele verdik. Ve tarih sahnesinde güçlü bir şekilde yerimizi aldık. Ancak bizi, medeniyetimizi yok etme konusunda başarı sağlayamayanlar, bu sefer de bizim elimizle medeniyetimizi yok etmek çabasına giriştiler. Yıllarca millet olarak bize geri kalmışlık aşılanmak istendi. Geri kalmışlığı kabullenmemiz için çalıştılar. Bizi hep belli kalıpların belli sınırların içerisinde tutmak istediler. Bu ülke her başını kaldırdığında, içeriden ve dışarıdan bu başkaldırıyı etkisiz hale getirmek için türlü oyunlar oynadılar. Biz kendisine hayranlık duyulan bir medeniyetin sahipleriyken, bizden başka şeylere hayranlık duymamızı istediler. Biz şu anda, işte tüm bu oyunları boşa çıkarıyoruz. Bize giydirilmek istenen o dar elbiseyi reddediyor ve bugün artık kalıplarımızı aşıyoruz. Artık dünyanın neresine giderseniz gidin, Türk menşeini görmeniz mümkün. Bunu herkes bilsin ki; bu dünya üzerinde Türkiye var ve inşallah ebediyen de var olacak. Biz hiçbir konuda kendisine güvensizlik içerisinde bir millet olamayız. Biz iyi şeyleri örnek alırız ama taklitçi bir millet olamayız. Taklitle asla yetinemeyiz zira bilgi, bilimi nerede bulursak alırız. Bizim millet olarak işte bu öz güvene sahip olmamız gerekiyor. Özellikle de bizim genç nesillerimizin bu öz güvene fazlasıyla sahip olması gerekiyor. Gençlerimiz ile birlikte dünya üzerindeki eski konumumuzu 2023’de alacağız. Başımız öne eğik bir millet değil başı dik, mağrur ve muzaffer bir millet olmak durumundayız” dedi.

55 binlik ihracatçı ordusu
Türkiye’nin sadece ihracat yapmakla kalmadığını söyleyen Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “55 bin ihracatçı ordumuz sadece Türkiye’nin ihracatını yapmakla kalmıyor, dünyanın her yerinde açılmış olan bütün yollarda, bütün bölgelerde, bütün yerlerde gezerek yeni pazar arayışları gerçekleştiriyor. 2023 için son derece anlamlı olan 500 milyar dolarlık hedefi koyarken bir yandan da ARGE’den, inovasyondan yüksek katma değer ve yüksek teknolojiden daha fazla pay alarak ihracatın kalitesinin artması noktasında önemli bir sorumluluk üstleniyor ve görüldüğü üzere ‘İnovasyon Haftası’nı gerçekleştiriyoruz. 151 milyar dolarlık ihracatı gerçekleştiren son 12 aylık ve ihracat yapmış olduğumuz pazarların yüzde 75’inden fazlasına -yaşanan ekonomik krizlere rağmen- Türkiye Cumhuriyeti Bayrağını dalgalandıran 55 bin ihracatçımıza gönül dolusu teşekkürlerimi sunuyorum. Bugün sanayi çalışmaları anlayışının değiştiğini görüyoruz. Son on yılda Türkiye, çok önemli değişim ve dönüşüme uğradı. Yaklaşık on sene önce sanayicinin gündeminde ARGE, inovasyon, yüksek katma değer ve ileri teknoloji kelimeleri yoktu. Çünkü sanayicinin ARGE’ye ve inovasyona ve yüksek teknolojiye ihtiyacı yoktu. O dönemde Türkiye’nin yüksek gümrük duvarları ile kuşatılmış olması, sanayicinin teknolojik değerlendirmesini engelleyen bir yapıya sahipti. Ne zaman ki Türkiye enflasyonu tek haneli ve sürdürülebilir konuma getirdi; işte o gün sanayici ARGE’ye, inovasyona, yüksek teknolojiyi ve yüksek katma değeri o zaman almaya başladı. Günümüzde gelinen noktada Türkiye’de artık bir dünya devleti olmuştur. Kolay değil, bugün dünyanın 16.’cı büyük ekonomisi olmak. Kolay değil bugün ihracatını geliştiren üçüncü ülke olmak. Türkiye, elde etmiş olduğu bu başarıyı kararlı bir şekilde arttırma amacındadır. 2008 yılında çıkartmış olduğumuz ARGE yasası ile öncü nitelik taşıyan bir adım attık. Ve yine bu sene çıkarmış olduğumuz yeni teşvik sistemimiz ile hangi yatırım yapılırsa yapılsın hangi yatırımcı gelirse gelsin destekleme anlayışındayız. Artık Türkiye, yatırımda ve ihracatta seçici bir konuma gelmiş bulunuyor. Yeni teşvik sistemimiz bunu en iyi şekillendiren bir yapıya dönüştürmüştür. Yeni teşvik sistemimiz aynı zamanda; yeni teknolojiyi, katma değeri ve inovasyonu olmazsa olmaz kabul eden ve ancak bu uygulamaları gerçekleştirenleri destekleyen bir yapıdır. Yapmış olduğumuz çalışmaların ülkemiz için doğru ve özendirici yol izlediğini düşünmekteyim. İzlemiş olduğumuz politikaları daha da geliştirerek yenilikçi teknolojilerin önünü açmaya devam edeceğiz.”

İbrahim Burkay: “Dünyanın dört bir yanında, ağır rekabet koşulları altında bütün pazarlarda ürünlerimizi satmak için ciddi mücadeleler vermekteyiz.”
Değişen dünyanın ihtiyaçlarını karşılayabilmek adına çalışmalar yürütüldüğüne dikkat çeken İnovasyon Haftası Komite Başkanı İbrahim Burkay, Çağlayanı müteakip gerçekleştirmiş olduğu konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bizler ihracat camiasının ailesi olarak dünyanın dört bir yanında, ağır rekabet koşulları altında bütün pazarlarda ürünlerimizi satmak için ciddi mücadeleler vermekteyiz. Ve bu süreçte de tüketicilerin değişik ihtiyaçlarına cevap veriyoruz. Bunları yapabilmek için yenilikçiliğin çok önemli olduğunun farkındayız. Bu yüzden inovasyonun önemini ve iş hayatındaki etkisini ciddi anlamda yaşayan bir grubuz. İnovasyonu ülkemizde yaygınlaştırabilmek ve bu konudaki farkındalığı arttırmak için var gücümüz ile çalışmaktayız. Çünkü inovasyon hayatımızın her alanına etki ediyor. On yıl önce hayatımızda olmayan birçok şey bugün yaşantımızın ayrılmaz bir parçası konumundadır. Bugün İnternet’in, sosyal medyanın etkilemediği hiçbir alan yoktur. Hayatın ne kadar hızlı değiştiğini yaşantımız içerisinde görmekteyiz. Biz de Türkiye İhracatçılar Meclisi olarak, inovasyonun geniş kitlelere yaygınlaştırılması için, farkındalığın arttırılması için tasarım yaraşmaları düzenliyoruz. ARGE proje pazarları yapıyoruz. Bunların hep beraber ülkemiz ve vatandaşlarımız ile buluşturulmasının da öneminin farkındayız. Bunun için çok yoğun çalışmalar yapıyoruz. Türkiye İhracatçılar Meclisi Yönetim Kurulunun düzenleme komitemize verdiği görevle de bu etkinliği hayata geçirdik. Bugün görüyorum ki, çok mesafe kat etmiş bulunuyoruz. Gençlerimizin inovasyon alanına göstermiş oldukları ilgi ve alakadan dolayı çok mutluyuz. Sahip olduğumuz genç nüfusun en iyi şekilde değerlendirilmesi ülkemiz adına çok önemli. Nitelikli iş gücünün etkisi tüm dünyada etkisini gösteriyor. Bu alandaki potansiyelimizi önemle değerlendirmeliyiz. İnovasyonun her geçen gün daha da yaygınlaştığını görmekte ve bundan büyük bir duymaktayız ve geleceğe olan güvenimiz artmaktadır.”

Mehmet Büyükekşi: “Vakit artık inovasyon ile kanatlanma vakti.”
Yürümenin de koşmanın da bizlere yetmediğini, artık uçmanın gerektiğini ifade eden TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi konuşmasında, “Vakit artık inovasyon ile kanatlanma vakti. Çünkü biz yıllar önce yola çıktık şimdi görüldüğü üzere baya mesafe almış bulunuyoruz. Bugün burada üç gün sürecek olacak etkinliğe ilginin muazzam olduğunu görüyoruz. Ülkemizin ulaşması gereken hedefleri bulunuyor. Bu hedeflerden bir tanesi 2023. 2023 hedeflerine ulaşabilmemiz için üzerimize düşen büyük sorumluluklar söz konusu. İhracatçılar Meclisi olarak ülkemizin sanayisinin, ekonomisinin inovasyona dönüşümünün gerektiğini yıllar öncesinden anladık. Bu yönde çalışmalara başladık ve inovasyonu değerler hiyerarşisinde en üst düzeye taşımak istiyoruz. Ulusal inovasyon stratejisinin oluşturulması ve bir devlet belgesi olarak ortaya konulmasını destekliyoruz. 2023 ihracat stratejisinde yaptığımız gibi ulusal inovasyon stratejisini de hep birlikte yapabileceğimize inanıyorum. İhracatımızın ve üretimimizin, inovasyon, tasarım ve ARGE ile teknolojiye dönüştürmeye devam etmeliyiz. Çünkü inovasyon demek, katma değer demek, gelir artışı demek. Biz bunun için tür ihracatçı sektörlerimizin tasarım ve ARGE proje yarışmaları yapmalarını teşvik ediyoruz. Gençlerimizin yüreğindeki bu tasarım gücünün açığa çıkmasını istiyoruz. Bugün kamuoyunda inovasyon ve tasarım algısı üst noktalara çıktı ise, ihracatçı birliklerimizin burada oldukça önemli bir payı var. Biz bu yöndeki çalışmaları bundan sonra daha da büyütmek için daha fazla çaba göstereceğiz. Türkiye İnovasyon Haftası, Türkiye’nin tasarım ve ARGE’deki iddiasını net bir şekilde ortaya koymayı sağladı. Türkiye, tasarım ve teknoloji konusunda tüm dünyaya artık ben varım mesajını veriyor. Artık Türk milleti kendine güveni ile birlikte bu konularda çok daha iddialı olacak” ifadelerine yer verdi.

Yenilikçilikte farklılaşılmalı
Dünyanın ilerlemekte olduğu yolda hızlı bir şekilde gidebilmek için farklılaşmanın önemine değinen Türkiye Cumhuriyeti Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz, “Türkiye iddialı hedefleri olan bir ülkedir. Önemli tarihi olan ve köklü bir medeniyetten gelen bir ülke konumunda. Türkiye, 21. yüzyılda çok farklı amaçlara ulaşmayı hedefliyor. Bu amaçlara ulaşılmanın klasik yöntemlerle yapılamayacağı çok açıktır. Başbakanımızın da bahsettiği gibi Türkiye, doğal gaz zengini bir ülke değil. Bizim en büyük sermayemiz tarihimiz, coğrafyamız ve her şeyden önemlisi insan kaynağımızdır. Bilgi ve insan tabanlı bir ekonomiyi inşa etmek durumundayız. Bu inşanın temelini de inovasyon oluşturuyor. Bu konunun ne kadar altını çizsek azdır. Geçtiğimiz on yılda Türkiye ekonomisi önemli mesafeler kat etti. 230 milyar dolarlık bir ekonomiden 774 milyar dolarlık bir ekonomiye ulaştık. Kişi başına gelirimiz 3 kat artış gösterdi. Milli gelirimizin 0,53’ünü oluşturan ARGE harcamalarımızı geçen yıl itibariyle yüzde 0,86’ya yükselttik. Kritik eşik olan yüzde 1’e oldukça yaklaşmış bulunmaktayız. Bu haliyle bile Türkiye’nin ARGE ve yeniliğe yapmış olduğu yatırım, Avrupa birliği üyesi olan 7-8 ülkeden daha yüksek durumda. Ama tabi ki bunlar yeterli değil. Türkiye’nin ulaşmak istediği hedeflere ulaşabilmesi için daha çok çalışması gerekiyor. 2023 yılında 2 trilyon doları aşan bir milli gelir öngörmekteyiz, 500 milyar ihracat gerçekleştirmeyi planlıyoruz ve 25 bin dolar kişi başına gelir olmasını sağlamak adına çalışıyoruz. Yurt içi hasılamızın yüzde 3’üne tekabül eden bir ARGE harcaması yapmayı amaçlıyoruz. Bütün bunları yapabilmemiz için yoğun bir çaba sarf etmemiz gerekiyor. Bu noktada; yenilik kültürü ve yenilik faaliyetleri çok önemli. Yenilik dediğimiz kavramın, dünyanın her yerinde aynı oranda olmadığını biliyoruz. Bu bizlere yeniliğin sadece bireylerin çabalarıyla gerçekleşebileceği bir şey olmadığını gösteriyor. Daha üst ölçekte bir farklılık oluşturmanız gerekiyor. Devletin politikalarından tutun da medyanın bakışına kadar çok geniş bir yelpazede yenilik kültürünü düşünmemiz gerekiyor. Yenilik konusundaki farklılaşmayı oluşturamaz isek; yoğun rekabet ortamında istediğimiz yere ulaşmamız mümkün değil. Ama Türkiye’nin yenilik kültürü oluşturan, kültürel dokusuna yeniliğin parçalarını bütünleştirme amacında olduğunu görüyoruz. Bugün dünyada güç ve üretim dengeleri de her şey gibi değişim gösteriyor. Artık yenilik ve teknoloji dediğimiz de 3-5 ülkeden bahsetmiyoruz. Dünyanın her tarafında bu kültürün güçlendiğini; özellikle de Çin gibi, Hindistan gibi ülkelerin hem üretim açısından hem de teknoloji açısından önemli bir takım çabalar içerisinde olduğunu görüyoruz. Eskiden teknoloji denilince belli ülkelere başımızı çevirirken artık bütün dünyaya odaklanıyoruz. Günümüzde tüm dünyadan öğreneceğimiz şeyler bulunuyor. Tüm dünyanın bilgisiyle ekonomimizi, yapımızı, kültürümüzü değiştirme fırsatımız var. Hiçbir bölgeye ön yargı ile bakmamalıyız. Bugün çok farklı ortamlarda çok farklı kişiler tarafından sizlere değişik şeyler sunulabilir. Bu tür şeyleri yakalayıp, kendi üretim ve gelişim süreçlerinize bütünleştirmek durumundasınız. Aynı zamanda, küresel bir kriz içerisinde olduğumuzu da unutmamamız gerekiyor. Yenilik çabalarımızı planlarken içerisinde bulunduğumuz ortamı değerlendirmek durumundayız. Kriz ortamındaki tüketici alışkanlıklarının da değiştiğini görmekteyiz. Artık ihtiyaç odaklı bir yapıya doğru ilerlemekteyiz. Küresel eğilimleri düşünmeden ülke içerisindeki yenilik projelerini de tam anlamıyla şekillendirebilmemiz mümkün değil. Bugün 7 milyar olan dünya nüfusu, 2030 yılında 9 milyar seviyelerine çıkacak. Dünyada daha çok enerji ve su tüketimi olacak. Gelecekte oluşan koşullar ışığında birçok proje ve çalışma gerçekleştirilip faaliyete geçirilecek” dedi.

Gelişim için yaratıcılığın önemi
Günümüzde inovatif rolün çok önemli olduğunun altını çizen 10 İnovasyon Şifresi Kitabının Yazarı Tom Kelley, konuşmasından şu noktalara değindi: “Türkiye’nin inovatif bir ülke olduğunu söylemem mümkün. Bu bölgede birçok inovasyon liderinin bulunması bu açıdan çok önemli. IBM’in inovasyon ile ilgili yapmış olduğu araştırmaya göre, bilişim yöneticilerini en çok üzerinde düşündüren konu; giderek artan karmaşa ortamı. Bu ortamı doğru kullanabilmenin ise yaratıcılıktan geçtiğini görüyoruz. Eskiden yaratıcılığın şirketlerin kıyısında köşesinde kalan bir yapı olduklarını görüyorduk fakat günümüzde, yaratıcılığın şirketlerin tam merkezinde yer aldığını biliyoruz. Yaratıcı gelişmeler ülkelerin ve bölgelerin kalkınması için çok büyük önem teşkil ediyor.”