|
|
Birçok devletin de yaptığı gibi Fransızlar yüzyıllarca sömürge
peşinde koştular. İstila ettikleri ülkelerde toplu katliamlar,
soykırımlar yaptılar. Ele geçirdikleri ülkelerde din ve dil
zorlamaları ile etnik temizlik uygulamaları yaptılar. Cezayir'de
yaşanan ve bütün dünyanın televizyonlardan da izlediği son
Fransız vahşetini kimse unutmadı. Fransız işgalciliğine son
muhatap olduğumuzda, Çanakkale ve Güneydoğu Anadolu'da gereken
cevap kendilerine verilmişti. Diğer olaylarda ise muhatap
ülkeler birliğiydi. Uluslararası yasalara göre de direk yaptırım
gücümüz yoktu. Ayrıca, hedefimizi de hiç unutmadık: "Yurtta
Sulh, Cihanda Sulh".
|
 |
|
EdiTÖR'ün
karikatürü, 1995 yılında Cenevre Komünikasyon fuarında
uydu üzerinden gerçekleştirilen Videokonferans ile Rusya'daki
çizer Vladimir Mochalov tarafından çizilmiştir.
|
|
Bize "barbar", "soykırımcı" diyen bu Fransızlar
hakkında başka ne biliyoruz? Yaptıkları Reform ve Rönesans hareketleri
ile bir çağı kapatıp yeni bir çağı başlattıklarını. Yeni Çağ'ı başlatırken
neleri terk etmişlerdi? Dini alet ederek vatandaşları soyan, bin
türlü cinsel rezalete neden olan ve ahlaki çöküş sürecini başlatan
din görevlilerinin yaptırım güçlerini. Başka neyi terk etmişlerdi?
Cahil bırakılan ve yozlaşan vatandaşlarının "cadı" zannettikleri
kadınları ateşte yakmasını. Başka? Giyotin ile insanların başı kesilerek
veya kazığa oturtulmak suretiyle öldürülmelerini.
Bir de; derebeylik ve dikta rejimi terkedildi.
İlgili gruplarla ilgili kararların, yine o ilgili gruplar tarafından
seçilmiş idari yöneticiler tarafından verilmesi benimsenmişti.
Kendi işleri dışında, herkesin işine bulaşmayı çok seven bu Fransızlar
hakkında başka ne biliyoruz?
"İnsan Hakları"nın anavatanı olduğunu. Niye Fransa?
Çünkü Fransa dünyada insan hakları ihlallerinin en yoğun olduğu
ülkelerden biriydi ve böyle bir sisteme şiddetle ihtiyaç duyuyorlardı.
Tuvalete giden sifonu çekmeliydi.
Bu yazdıklarım, anayasalarına bile aykırı olmasına rağmen böyle
bir yasa çıkartma cüretini gösteren Fransız düşüncesinin bir başka
yüzü.
85 yıl önce Anadolu'da yaşanan olayların gerçek yüzünü bütün dünya
biliyor. Yaşananların "soykırım" olmadığını, "vatan
savunması" olduğunu artık bilmeyen yok. Bugün olsa, yine aynı
şekilde sonuçlanırdı. Hem de ülkemizde değil, nerede olursa olsun.
Vatanın toprak bütünlüğüne karşı girişilen herhangi bir oluşum benzeri
bir sonuç verir: SAVAŞ. Hangi tarafın yenildiği, kimin daha çok
kayıp verdiği önemli değil. Böyle bir savaşın sonucuna, "soykırım"
değil, "terörist vatan hainlerinin" yenilgisi denir. Sen
yaşadığın topraklara ihanet edeceksin, komşularını çocuk, kadın
demeden katledeceksin, yaşadığın vatandan toprak talep edeceksin;
devlete bile gerek kalmadan birlikte yaşadığın diğer vatandaşlar
tarafından ölüm pahasına acı bir ders alacaksın.
Kim ne bekliyordu ki ?
Kökenin ne olursa olsun yaşamını sürdürdüğün vatanın şartlarını
kabul edersin veya haklarından vazgeçip vatanı terk edersin. Zaten
öyle oldu. Kardeş olduğunu düşünenlerle aynı vatanı paylaşıyoruz,
fesat olanlar hepimizi terkedip gittiler. İyi de, bütün bunlardan
size ne? Ey Fransız cahilleri? Bu vatan bizim ve olanlar sadece
bizi ilgilendirir. Herşeyi çok iyi bildiğini sanan bu Fransızlar
ünlü bir Türk vecizesini de mutlaka biliyorlardır: "İki kişi
konuşurken üçüncüye ……. düşer".
Sağduyu sahibi Fransız vatandaşları, Türkiye ve Türklerle birlikte
çalışan Fransız firmaları, kendilerini de oluşabilecek haksız tepkilerden
korumak için derhal Fransız hükümetini Anayasalarına uygun hareket
etmeye davet etmelidir inancındayım.
1915'de hayatını kaybeden tüm şehitlerimizi saygıyla anıyor, 3-5
oy uğruna böyle haksız bir karar alan Fransız Hükümeti'ni derhal
Anayasalarının gereklerini uygulamaya davet ediyoruz.
Saygılarımla;
Merih IŞIN
|