InfoNet Genel Müdürü Taner Özdeş, 2002'ye umutlu
girdiklerini, bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründe ibrenin büyüme
yönünde değişeceğini tahmin ettiğini söylüyor.
INFONET'in Genel Müdürü
Taner Özdeş, 2002'nin 2001'den daha iyi bir yıl olacağına inandıklarını,
bu inancı destekleyen çeşitli işaretlerin şimdiden alınmaya başladığını
ifade etti.
Döviz kurlarındaki aşırı değerlenmenin ticari hayatı durma noktasına
getirdiğine, kurların baskısı altında borçları katlanarak artan yüz
binlerce firmanın ticaret sahnesinden çekilmeye mecbur kaldığına dikkat
çeken Özdeş, bu nedenle kurların istikrara kavuşmasının ticaretin
canlanmasına büyük katkı sağlayacağına inandığını belirtti.
Yabancı ekonomi çevrelerinin gelecek sene Türkiye ekonomisinde % 4
civarında bir büyüme beklediklerini söyleyen Özdeş, bu büyümeden e-güvenliğin
de payını alacağını ifade etti. Özdeş sözlerine şöyle devam etti:
"2001 çok kötü geçmedi bizim için. BT sektöründe yaşanan küçülmeye
karşın e-güvenlik sektörü % 10-15 büyüdü. Bunda firmaların eskiye
oranla e-güvenliğe daha fazla önem vermesinin ve yoğun şekilde yaşanan
virüs saldırılarının büyük payı var. Ayrıca, artık e-güvenlik yatırımlarına
BT müdürlerince değil üst düzey yönetimce karar verilir oldu. 2002'de
tanılamanın öneminin artmasını bekliyoruz. Bunun ilk işaretlerini
de almaya başladık. 'Token'larla ekranın diğer tarafındaki kişinin
doğru insan olup olmadığı bilinebilecek. Akıllı kart, 'Secure ID token'
ve 'Ikey' kullanımının kurumlar arası (B2B) ve kurumdan müşteriye
e-ticaret (B2C) firmaları ile bankacılıkta yaygınlaşmasını bekliyorum.
PKI uygulamalarını da 2002'de görmeye başlayabiliriz. Ayrıca 2002
yılında, BT sektöründeki firmaların ürün dışında katmadeğerli hizmet
ve servislerini satarak büyümeleri çok önem taşıyacak. 2001 yılı sonunda
gözlenen ve neredeyse ürün ve hizmetleri bedava vermeye dönüşen olumsuz
fiyat rekabetinin 2002 yılında sona ermesi de sektör için sağlıklı
bir gelişme olacak. Kurumsal Internet kullanımının artışı da gelecek
sene e-güvenliği olumlu etkileyecek."
2001 virüslerin yılıydı
2001 yılında en fazla baş ağrıtan güvenlik sorunu olarak virüsler
ve solucanlar ilk sırada yer aldılar. 2001; Code Red, Nimda ve Sircam'ın
yılı olarak hatırlanacak.
Infonet güvenlik değerlendirme uzmanları, 2000 yılının DOS saldırılarının
yılı olduğunu, birçok büyük sitenin son derece basit yöntemlerle çalışmaz
hale getirildiğini belirttiler. 2001 ise virüs ve solucanların yılı
oldu. Başta Code Red, Nimda, Sircam ve Magistr olmak üzere çok sayıda
virüs dünyanın dört bir yanındaki bilgisayarlara zarar verdi; kişi
ve kurumlara milyarlarca dolarlık masraf yarattı. Code Red ve Nimda
solucanları Internet'te kendilerini yayabilmek için, gerekli yamalarla
donatılmamış sunucular ararken bantgenişliğini büyük miktarda tükettiler
ve yamaları kurulmuş sistemlerin çalışmasını bile zora soktular. Infonet'ten
yapılan açıklamaya göre içinde bulunduğumuz yıl tespit edilen virüs
sayısı 12 bine yakın.
Sistem yöneticileri daha
dikkatli olmalı
InfoNet, virüslerin bu denli etkili olmasını, bilgi-işlem
ağlarından sorumlu kişilerin güvenlik konularında zaman zaman duyarlı
davranmamalarına bağlıyor. Uzmanlar, 6 ay önce duyurulan ve yaması
çıkarılan bir açığı henüz sistemlerine kurmamış çok sayıda firmayla
karşılaştıklarını belirtiyor ve güvenliği kendi düşüncelerine göre
değerlendiren sistem yöneticilerinin, sorumlu oldukları ağları riske
attıklarını ifade ediyorlar. Güvenlik değerlendirme uzmanları, sistemlerin
InfoSecure benzeri bir güvenlik değerlendirme programıyla analiz edilmesinin
de olmazsa olmaz bir gereklilik olarak nitelendiriyorlar.
InfoSecure, ağdaki açıkları
bir bir saptıyor
CERT tarafından yayınlanan istatistiklere göre 2001 yılında
siber saldırılar 2000'e göre % 100 artış kaydetti. Bunda, virüs ve
solucanların yayılmak için yeni açıklar ve yöntemlerden yararlanmaları
etkili oldu. Özellikle Microsoft Outlook'taki güvenlik açıkları virüs
üreticilerinin en fazla yararlandıkları açıklar olarak göze çarptı.
InfoNet uzmanları bu saldırıların durdurulması için sistem yöneticilerinin
e-güvenlik sitelerini dikkatle izlemeleri, yapılan duyuruları sürekli
takip etmeleri gerektiğini bildiriyorlar. E-güvenliğin bir uzmanlık
işi olduğu belirten uzmanlar, firmaların mutlaka bir güvenlik değerlendirme
hizmeti alması gerektiğinin altını çiziyor. InfoNet'in InfoSecure
Güvenlik Değerlendirme Hizmeti'nin bu amaca yönelik olarak geliştirilmiş
bir hizmet olduğunu söyleyen değerlendirme uzmanları, InfoSecure ile
şirketlerin bilgisayar ağlarının ve bu ağlar üzerindeki donanım ve
yazılımların çok çeşitli araçlarla incelendiğini, problem yaratabilecek
zayıf noktaların ortaya konulduğunu ve bunları giderecek çözümlerin
saptandığını belirtiyor.
InfoNet Genel Müdürü Taner Özdeş de konuyla ilgili olarak şunları
söylüyor: "Internet'e bağlı bir kurum için % 100 güvenlikten
bahsetmek mümkün değil. E-güvenlik denince akla gelmesi gereken kavram
bence 'kontrollü erişim' olmalı. Erişimi kontrol edebilirseniz, 'her
şey yolunda' diyebilirsiniz. Şirketler e-güvenlik yönetimi ve denetimini
uzman şirketlere emanet ederek, asıl işlerine odaklanırlarsa hem daha
verimli çalışırlar hem de e-güvenlik konusunda sıkı bir korumaya kavuşmuş
olurlar."
Mobilite, güvenlik ihtiyacını artırıyor
INFONET'ten yapılan açıklamaya göre Internet uygulamalarının ve mobilitenin
yaygınlaşmasıyla e-güvenliğin de önemi artıyor. Artık, milyarlarca
doların dolaştığı sanal ağlar üzerinde çok daha sıkı güvenlik önlemlerine
ihtiyaç var.
Internet hayatımızı radikal bir şekilde değiştirdi. Net üzerinden
bankacılık, kurumlar arası (B2B) ve kurumdan müşteriye (B2C) e-ticaret
uygulamaları hızla yaygınlaşıyor. İnsanların bilgisayar ve Internet'i
kullanmaları için artık masaüstü PC'lere bağlı olma zorunlulukları
da kalmadı. InfoNet'ten yapılan bir açıklamaya göre 2003'te dünyada
1 milyar mobil telefon ve sayısal asistan (PDA) olarak da adlandırılan
el bilgisayarı kullanılıyor olacak.
Bu muazzam artış beraberinde güvenlik sorunlarını da getiriyor. Bilgisayarlarımızın
güvenliği için yakın bir geçmişe kadar olmazsa olmaz sayılan antivirüs
çözümleri, güvenlik duvarı ve yetkisiz girişleri saptayıp durduran
yazılımlar şimdilerde yetersiz kalıyor.
InfoNet Genel Müdürü Taner Özdeş, mobilite ve e-güvenlik ilişkisi
hakkında şu değerlendirmeyi yapıyor: "Mobilite hız demek. Bilgiye
her yerden her zaman ulaşabilmek demek. Kullandığımız mobil cihazlarda
bilgileri güvenlik altına almak, karşımızdaki kişinin kimliğinden
emin olmak, kullandığımız erişim şifrelerinin ve bu şifrelerle ulaşılan
bilgilerimizin başkalarının eline geçmesini engellemek için kendi
şifresini üreten çözümlerin kullanılması şart. Taşınabilir bilgisayarların
güvenliğini sağlamak için InfoNet olarak dünyaca ünlü iki firmanın
ürünlerini Türk kullanıcılarına sunuyoruz. Bunlar RSA SecurID ve Rainbow
IKey. Bu ürünlerin ülkemizdeki kullanımı hızla yaygınlaşıyor. Yerli
firmaların en ileri e-güvenlik çözümlerini hızla benimsemeleri Türkiye'de
e-güvenlik kavramının yerleştiğini göstermesi açısından çok önemli".
"Sen sahiden 'sen'
misin?"
Alışılagelmiş önlemlerin yanında sayısal imzalar, RSA SecurID
Token ve USB girişinden çalışan Rainbow IKey anahtarların kullanılması
da bir zorunluluk oldu. RSA SecurID Token ve Rainbow IKey ile karşınızda
kim olduğundan emin olabiliyorsunuz. Bir e-posta aldığımızda bunun
gerçekten e-postada adı ve adresi gözüken kişiden gelip gelmediğini
saptamak büyük önem taşıyor. Çünkü Internet'te kolayca bulunabilecek
programlarla başkasının adına e-posta göndermek çocuk oyuncağından
farksız. Ayrıca e-postaların şifrelenerek gönderilmesini sağlayan
şifreleme yazılımlarını da yukarıdaki grubun içine rahatlıkla dahil
edebiliriz.
Dakikada iki şifre
Zaten en fazla talep artışı bu grupta yer alan ürünlerde görülüyor.
Bunlardan SecureID kredi kartı büyüklüğünde bir cihaz. Dünyanın önde
gelen e-güvenlik firmalarından RSA tarafından üretiliyor. Bu küçük
cihazın sayısal bir ekranı var ve bu ekrandan 30-60 saniyede bir değişen
kullanıcı şifreleri geçiyor. Kullanıcı, ilk olarak kişisel PIN kodunu
giriyor. Daha sonra cihaz, kullanıcının ağa girmesini sağlayacak şifreyi
ekranda gösteriyor. Sürekli değişen şifreler sayesinde ağa yetkisiz
girişlerin önü büyük ölçüde alınmış oluyor. Bu iki kademeli yöntemi
Glaxo, Telsim, Unilever, Vestel gibi firmalar kullanıyor.
Teknolojik kapkaççıların
korkulu rüyası
Rainbow IKey ise diğer bir önde gelen e-güvenlik firması olan
Rainbow'un bir ürünü. İçinde bir mikroişlemci, bir USB denetleyicisi
ve bellek bulunduran Rainbow IKey, PKI ortamlarında da kullanılabiliyor.
Tanılama konusunda en popüler güvenlik ürünlerden olan Rainbow IKey
aslında bilgisayarın USB girişine takılan küçük bir anahtar. Rainbow
IKey'yi bilgisayara takmadan cihazı başlatmak olanaksız. Yani bir
şekilde bilgisayarınız çalınırsa anahtarı olmadan onu kimsenin çalıştırması
mümkün değil. El ve dizüstü bilgisayarların çalınması sık rastlanan
bir olay. FBI'ın bile 2001'in ilk yarısında tam 180 dizüstü bilgisayarını
hırsızlara kaptırması, olayın boyutlarını net bir şekilde ortaya koyuyor.