Serbestleşmeye hazırlık yılı: 2003

Alternatif telekom operatörü adayı Bnet, serbestleşmedeki gecikmenin Türkiye’ye faturasını anlattı.

7 Ocak 2003 tarihinde Bnet Genel Müdürü Hakan Akan ve yöneticilerinin basınla biraraya geldiği yemekte, Bnet’in 2002 yılındaki faaliyetleri, büyüme hızı, getirdiği yeni teknolojiler ile 2003 yılı beklentileri hakkında bilgi verildi. Serbestleşmeye bir yıl kala Bnet’in 2003’te neler yapmayı planladığı, 2004 için kendisini nasıl konumlandırdığının açıklandığı toplantıda; serbestleşmenin getirilerinin rakamsal örneklerle açıklandığı bir deklarasyon sunuldu.
Bnet’in basına yaptığı açıklamada; mevcut durum ve gelecek vizyonuyla ilgili şu bilgilere yer verilmekte:
“Türkiye 2002 yılında hızlı bir toparlanma sürecine girdi. Bu toparlanma, iletişim sektörüne de olumlu yansıdı. Bilgi ve iletişim sektörü 2002 yılında geçtiğimiz yıla oranla yüzde 12 büyüdü. 2001 yılında yaşanan yüzde 30’u aşkın küçülme göz önüne alındığında büyüme rakamı, sektörün yaralarını sarmaya başladığını gösteriyor.
Internet servis sağlayıcılığı alanında ise içinde bulunduğumuz yıla, 2004 yılı başında gerçekleşecek telekomünikasyon sektörü serbestleşmesine yönelik hazırlıklar damgasını vuracak. Bnet telekomünikasyon serbestleşmesi sonrasında alternatif telekom operatörü olarak faaliyet gösterme hedefi doğrultusunda yatırımlarına hız verdi. Internet servis sağlayıcılığı alanında yılın en önemli gelişmesi Bnet’in Comnet’i satın alması oldu. Satın alma ölçek ekonomisine geçişin ilk adımını oluşturdu.
Bnet 2002 yılında İstanbul’da bulunan iki veri merkezine bir yenisini ekledi. İzmir’deki yeni veri merkezi İzmir ve Ege Bölgesi’ndeki kuruluşların Internet dünyasında daha hızlı, güvenilir ve kolay varlık göstermelerini sağlayacak. Bnet veri merkezlerinin katma değerli Web yayını hizmetlerinden yararlanan kuruluşlar arasına bu yıl NTV, iLab Holding kuruluşları, Richmond Hotel ve sahibinden.com gibi kuruluşlar da katıldı. Tüm bu gelişmeler paralelinde Bnet müşteri sayısını 3 katına yani 965’e, cirosunu ise 6 milyon Dolar’a çıkardı. Bu doğrultuda Bnet ekibi 42 kişiden 79 kişiye çıktı.
Türkiye’de ilk olma özelliğini taşıyan yeni teknolojilere yatırım yapmayı sürdüren Bnet, geçtiğimiz yılın başında Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nın iletişim altyapısını yenilerken de kablosuz erişim teknolojisini kullandı. Altyapı ile Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nın ziyaretçileri kablosuz olarak Internet’e erişebiliyorlar.
Kuruluşun öncülük yaptığı başka bir alan ise Internet platformundan görüntü taşınması ve yayımlanmasını sağlayan “streaming” oldu. Bnet, 2002 yılı bouynca çeşitli basın toplantıları, kongre ve konserleri Net üzerinden canlı yayınlandı. Bnet’in Comnet’i satın aldığını duyuran basın toplantısı ve Borusan Filarmoni’nin konserleri bunlardan bazıları. Diğer yandan bazı televizyon ve radyolar da Bnet Net üzerinden akıcı görüntü aktarımı hizmetlerinden yararlanan kuruluşlar arasına katıldı.
2002 yılı, Bnet’in yenilikçi teknolojilerle olduğu kadar yeni iş modellerine de odaklandığı bir yıl oldu. Tüm dünyada hızla yaygınlaşan uygulama servis sağlayıcılığı (ASP) modeline odaklanan Bnet, Mayıs ayında yazılım firmalarına çağrıda bulunarak ortak ASP hizmetleri geliştirmeye davet etti. Bnet halihazırda birtakım iş hizmetlerini ASP modeliyle vermeye başladı.”

Serbestleşme 2003’e de damgasını vuracak
“Bilgi ve iletişim teknolojileri sektörü açısından 2003 yılı, yaklaşan serbestleşmeye hazırlık için son fırsat olacak. Bu yıl aynı zamanda serbestleşme öncesinde birçok teknik konunun çözülmesi gereken bir yıl olacak. Sektörün rekabete açılması; lisans sözleşmelerinden, tarife çalışmalarına, arabağlantı sözleşmelerinden, altyapı ve lokal hatların rekabete ne şekilde açılacağının belirlenmesine birçok konuda geniş çaplı düzenlemeler gerektiriyor.
Öte yandan Türkiye bulunduğu coğrafya itibariyle yapacağı fiber ağ yatırımıyla da ciddi gelirler elde edebilir. Şu anda bir tek kuzeye giden fiber ağı İstanbul Boğaz’ından geçiyor. Fiber ağları daha çok Larnaka, İsrail ve Yunanistan ağırlıklı bir merkez haline geliyor. Bu açıdan bakınca da Türkiye için kaçan birçok fırsat var.
Ayrıca serbestleşme sonrasında birçok dünya devinin Türkiye’ye gelip yatırım yapması da söz konusu. Dolayısıyla bu konuda özellikle hükümetin hummalı bir çalışmayı hiç zaman geçirmeden başlatması gerekiyor.
Yeni hükümetin programına uygun olarak e-dönüşüm Türkiye projesini gerçekleştirmesi sektör açısından büyük önem taşıyor. Hükümet Programı’nda belirtildiği gibi ‘Kamu kuruluşlarında bilgi ve iletişim teknolojilerinin azami ölçüde kullanılarak, e-devlet uygulamasının yaygınlaştırılması’ durumunda, 2003’de bilgi ve iletişim alanında önemli yatırımlara tanık olacağız.
Bnet 2002’de başlattığı atağı, 2003 yılında sürdürmeyi, altyapı yatırımlarını tamamlamayı hedefliyor. Bu çerçevede Türkiye çapındaki Bnet Internet erişim noktalarının sayısı daha da artacak. Bnet’in önümüzdeki yıl için hedeflerinden biri de serbestleşme sonrası açılacak pazarlar için çapraz ürünler geliştirmek. Bunların başında ‘ses’ geliyor.
Bnet’in 2002’de odaklandığı uygulama servis sağlayıcılığı iş ortaklıkları 2003’te de yaygınlaşarak sürecek. Özellikle ekonominin lokomotifi KOBİ’ler, ASP iş modeli ile e-işe daha hızlı geçme imkanı bulacaklar. Müşteri memnuniyeti, 2003 yılında da Bnet’in birinci önceliği olmaya devam edecek. Bnet’in bu konudaki en önemli güvencesi ise deneyimli ekibi.”

Serbestleşmenin getirdiği kazançlardan örnekler
“Türkiye telekomünikasyon sektörü hızla serbestleşmeye yaklaşıyor. 27 Ocak 2000 tarihli 4502 sayılı Yasa uyarınca 1 Ocak 2004 itibariyle ses iletiminde tekel kalkıyor. Serbestleşme, sektörde birçok gelişmeyi hızlandıracak ve tüketicilere önemli avantajlar sunacak.
Türkiye’yi diğer OECD ülkeleriyle karşılaştırmak, serbestleşme sonrası süreç konusunda fikir veriyor. Öncelikle, OECD ülkeleri içinde yalnızca Macaristan ve Türkiye serbestleşmeyi gerçekleştirmediler. Serbestleşmeyi en son tamamlayan OECD ülkeleri ise Çek Cumhuriyeti, Yunanistan ve Polonya oldu. Bu ülkeler 1 Ocak 2001 itibariyle telekomünikasyon pazarlarını tam rekabete açmış durumdalar. Diğer tüm OECD ülkeleri telekomünikasyon sektöründe serbestleşmeyi daha önce tamamladılar.
90’larda yayılan serbestleşme dalgası sonrasında, 1999 yılında OECD ülkelerinde telekomünikasyon pazarı 756 milyar Dolar’a ulaştı. Telekomünikasyonun GSMH içindeki payı OECD genelinde yüzde 2’den yüzde 3’e yükseldi. ABD’de ise telekomünikasyon pazarı 1990’ların ikinci yarısında iki kat hızlı büyüdü. Diğer yandan mobil iletişim pazarını rekabete açan ülkelerde telekomünikasyon pazarının büyüklüğü görülmemiş ölçüde arttı. Türkiye’de klasik telefon abonesi sayısında 100 yılda gelinen 20 milyon abone rakamına, rekabete açılan mobil telefon pazarında 8 yıl gibi kısa bir sürede ulaşıldı.
Serbestleşmenin belki de en fazla katma değer sağladığı alan, tüketicilere sunduğu somut avantajlar. Bu avantajların başında geleneksel hizmetlerdeki ucuzlama geliyor. Örneğin İskandinavya’da serbestleşme sonrasında şehiriçi – şehirlerarası tarife farklılığı ortadan kalktı. Almanya’da ise 1998 yılında serbestleşmenin gerçekleşmesinden sonra uluslararası arama fiyatları inanılmaz bir şekilde düştü. Almanya’da 1996 yılında ABD görüşmelerinin dakikası 0,76 Dolar iken, 2000 yılında bu rakam 0,04 Dolar’a indi (aynı rakam 1994’de 1,19 Dolar’dı). Sonuçta 2000 yılına gelindiğinde Almanya’da nüfusun yüzde 25’i alternatif operatörleri kullanıyordu.
Ancak serbestleşmenin somut katkıları ‘ses’ ile sınırlı değil. Serbestleşmenin ortaya çıkardığı başka bir olumlu tablo Internet’le ilgili yeni, katma değerli hizmetlerin hızla yaygınlaşması. Serbestleşmeyi gerçekleştirmeyen ülkelerde gelişme hız kesiyor. Piyasada birbirinden bağımsız kablo modem ve DSL servis sağlayıcılar olması yeni hizmetlerin gelişimini hızlandırıyor. Örneğin İsveç’te serbestleşme sonrasında geniş bant Internet erişimi hızla ucuzladı ve bir servis sağlayıcı ayda 20 Dolar karşılığında 10 Mbit/s hızında bağlantı sunmaya başladı. Sonuç olarak OECD genelindeki diğer DSL sağlayıcılar da fiyat rekabetine girmek zorunda kaldılar. Tabii bu gelişmeden en çok yararlanan tüketiciler oldu.
Diğer yandan geniş bant erişimin yaygınlaşması kuruluşlara ve özellikle KOBİ’lere de önemli avantajlar sunuyor. Internet ve elektronik iş, verimlilik ve rekabet edebilirliği arttırmada önemli bir rol oynuyor. Ayrıca, Internet’in düşük maliyetle tüm dünyaya ürün ve hizmet satışına olanak tanıması, KOBİ’ler için yeni pazarların açılması anlamına geliyor. Geniş bant erişim, KOBİ’lerin elektronik işe geçişlerinde uygun maliyetli, kaliteli bir altyapı sunuyor. Özellikle Türkiye’deki kuruluşların yüzde 99’unu KOBİ’lerin oluşturduğu göz önüne alındığında bu avantajlar daha da önem kazanıyor. Tabii bu avantajlar yalnızca KOBİ’leri değil, daha geniş bir kesimi, örneğin evden çalışanları da ilgilendiriyor.”

Serbestleşme ve sayısal uçurum
“Serbestleşmenin sayısal uçurum konusunda da önemli bir etkisi bulunuyor. OECD ülkelerinde sayısal ayrımın doğru tarafında kalmanın ölçütü sabit ve kablosuz ağlar üzerinden yüksek hızlı, ‘her zaman erişilebilir’ Internet bağlantısı olarak özetlenebilir. Serbestleşmeyi gerçekleştirmeyen ülkelerde
-maalesef Türkiye de bu ülkeler arasında yer alıyor- ise sorun henüz basit Internet erişimini yaygınlaştırmak. Dolayısıyla, OECD içi ve dışında sayısal uçurum kriterlerinin de farklı olduğunun altını çizmek gerekiyor.
Tüm bu rakam ve karşılaştırmaların ortaya çıkardığı bir sonuç var: Serbestleşme süreci hem sayısal ayrım tehlikesini hafifletiyor, hem de makro ekonomik düzeyde önemli avantajlar sunuyor.”

Bnet
Bilişim ve telekomünikasyon sektörlerinin önde gelen servis sağlayıcılarından biri olan Bnet, bu alanlarda katma değer yaratan yenilikçi hizmetler sunuyor. Türkiye’nin en büyük gruplarından Borusan Holding’in iştiraki olan Bnet, 2004 yılı başında gerçekleşecek telekomünikasyon serbestleşmesi sonrasında alternatif telekom operatörü olarak faaliyet göstermek üzere yapılanmış durumda. Müşteri odaklılığını vizyonunun temeline yerleştiren Bnet’in bu konudaki en önemli avantajı zengin bilgi birikimine sahip deneyimli ekibi, alanlarının uzmanı iş ortakları ve Türkiye sathına yayılan güçlü çözüm ortakları.
Kurulduğu 1996 yılından bu yana sektörde öncü konumunu koruyan Bnet, bilgi ve iletişim teknolojileri sektöründeki deneyimi, geniş vizyonu ve yakın dönemde gerçekleştirdiği kapsamlı yatırım ve satın almalarla pek çok alanda lider konumuna geldi.
Altyapısını dünya standartlarında, uçtan uca MPLS destekli ATM bazlı yapılandıran Bnet, kurumsal ve bireysel Internet erişimi, sunucu barındırma/Web yayını, sanal özel ağ (VPN), Net üzerinden akıcı görüntü aktarımı (streaming), güvenlik danışmanlığı ve geniş bant çözümleriyle müşterilerine yüksek kalitede hizmet veriyor.
Bnet 2000 yılından bu yana hız verdiği altyapı yatırımları sayesinde 106 Mbit/s hız ile TTnet omurgasında en yüksek hızla bağlanan Internet servis sağlayıcı konumunda. Türkiye çapında 20 POP noktası bulunan Bnet, 2002 yılında gerçekleştirdiği kapasite artırım çalışmaları ve diğer servis sağlayıcılarla bire bir bağlantılarla, çıkış kapasitesini 400 Mbit’in üzerine, taşıdığı trafiği ise 150 Mbit’e çıkardı.
Kuruluşun rekabetin önünde yer aldığı alanlardan birisi de veri merkezi hizmetleri. Bnet; ikisi İstanbul’da, diğeri İzmir’de bulunan üç veri merkezi aracılığıyla katma değerli, yenilikçi hizmetler sunuyor. Bu veri merkezleri sundukları kesintisiz ve güvenilir hizmet ile Türkiye’deki toplam Internet içeriğinin yaklaşık yarısını barındırıyor.
Geniş bir yelpazede veri merkezi hizmetini bir araya getiren Bnet, özellikle Net üzerinden akıcı görüntü aktarımı ve uygulama servisleri konusunda öncü bir konumda.