Abonelik yaşınıza göre hediyenizi seçin

Turkcell uzun süredir birlikte olduğu abonelerine önemli avantajlar sağlıyor.

YENİ bir kampanya ile aboneler, HediyeCELL’den alacakları ücretsiz konuşma süresi ve kısa mesaj paketlerinin üzerine, abonelik yaşları kadar ek süre ve mesaj kazanacaklar.
Turkcell tarafından 2000 yılından beri sürdürülen HediyeCELL uygulaması çerçevesinde Turkcell aboneleri; konuşma süreleri ve gönderdikleri kısa mesajlar karşılığı puan topluyor ve bu puanlarla çeşitli hediyeler kazanıyorlar. Turkcell son dönemde abonelerine giderek daha yoğun bir biçimde, farklı paketlerde toplanmış ücretsiz konuşma süreleri ve kısa mesaj hediye ederek HediyeCELL’in aboneler açısından daha da tercih edilir olmasını sağlıyor.
Turkcell tarafından 18 Ocak - 28 Şubat tarihleri arasında düzenlenen “HediyeCELL Kampanyası”nda ise, 6 ya da 12 aylık ücretsiz konuşma veya kısa mesaj (SMS) paketlerinden birini alan Turkcell aboneleri, “abonelik yaşı” kadar ek ücretsiz konuşma ve kısa mesaj kazanacak. Kampanya süresi içinde paketlerden birini talep eden abonelerin ek süreleri, aldıkları hediyenin sonuna eklenecek. Böylece Turkcell, uzun süredir kendisiyle birlikte olan abonelerine bu uygulama kapsamında güzel avantajlar sağlıyor. Turkcell’in HediyeCELL kampanyası ile, örneğin 5 yıllık bir abone HediyeCELL’den “6 ay boyunca 45’er dakika ücretsiz konuşma” paketini talep etmiş ise, bu süreye 5 yıl karşılığı 5 ay eklenerek hediye “11 ay boyunca 45’er dakika ücretsiz konuşma”ya çıkarılacak.
Turkcell’in HediyeCELL kampanyasına şu paketler dahil: 45 dakika x 6 ay, 60 kısa mesaj x 6ay, 90 kısa mesaj x 6 ay, 15 dakika x 12 ay, 45 dakika x 12 ay, 30 kısa mesaj x 12 ay, 60 kısa mesaj x 12 ay, 90 kısa mesaj x 12 ay.
Kampanyadan, HediyeCELL’den hediye talep etme kriterlerine uygun olan ve en az 1 yıldır Turkcell abonesi olan faturalı hat sahibi şahıs aboneleri yararlanabiliyor.
Aboneler, kampanyaya dahil olan 6 ve 12 aylık ücretsiz konuşma ve kısa mesaj paketlerinden diledikleri kadar talep edebilecek, ancak abonelik yaşları kadar ek süreyi, sadece ilk talep ettikleri paket için kazanabilecekler.
Hazır Kart için de “KontörBizden” uygulamasını sunan Turkcell, uzun süredir Hazır Kart kullanıcısı olan müşterilerine de aynı şekilde avantajlar sağlamaya devam ediyor. Kaç yıldır Hazır Kart’lı olduğunuza ve bir ay içinde kaç kontör yüklediğinize paralel olarak ek kontör kazanmanızı sağlayan bu uygulama da, HediyeCELL gibi, Turkcell’in uzun süredir kendisiyle olan müşterilerine jesti.
HediyeCELL hakkında detaylı bilgi için: www.turkcell.com.tr/hediyecell/hediyecellkampanya.html
KontörBizden hakkında detaylı bilgi için: www.turkcell.com.tr/hazirkart/kontorbizden.html
Dileyen aboneler, abonelik yaşlarını 4440532 TURKCELL sesli yanıt merkezinden öğrenebilir.


Cell bebekler Turkcell Satış Noktaları’nda

7’den 70’e herkesin hoşlandığı ama özellikle çocukların ilgi gösterdiği “Cell” bebekler artık aile boyu Turkcell Satış Noktaları’nda satışta. Sevimli beş adet bebekten oluşan (Cellzi, Celly, Cellita, Cell JR., Cell Dede) “Cell Ailesi” bireyleri şimdilik tek tek alınabiliyor.
Mobil iletişimin gücünün, kullanışlığının ve imkanlarının simgesi olarak bir kurgu çerçevesinde yaratılan, “Sevgi ve bilgi gezegeninden Cell Ailesi”nin bireyleri, gerçek bir ailenin bireyleri gibi tanıdık ve sempatik özelliklere sahip.
Cellzi: Teknoloji delisi, şakacı, iyi kalpli, vizyon sahibi.
Celly: Evhamlı, çok tutumlu, burçlara meraklı, hem süper bir iş kadını hem de harika bir anne.
Cellita: Geveze, çevreci, modaya meraklı, özgürlüğüne düşkün.
Cell JR: Internet hastası, futbol fanatiği, obur, girişken.
Cell Dede: 70’lik delikanlı, maceraperest, çapkın, gönlü zengin.


Beş Kıtada Türk Seyyahları

Yapı Kredi Yayınları’nın Turkcell için hazırladığı “Beş Kıtada Türk Seyyahları - 20. Yüzyıl Gezi Edebiyatımızdan Seçmeler” kitabının tanıtım kokteylinde kültür-sanat, basın ve iş dünyası buluştu.
Yapı Kredi Yayınları tarafından Enis Batur'un editörlüğünde Turkcell için hazırlanan önemli bir araştırma - derleme çalışması 25 Aralık 2002 tarihinde Esma Sultan’da düzenlenen bir kokteylde kültür-sanat, basın ve iş dünyasından konuklara tanıtıldı.
“Beş Kıtada Türk Seyyahları - 20. Yüzyıl Gezi Edebiyatımızdan Seçmeler” adlı kitapta Cenap Şahabettin’den Yahya Kemal Beyatlı’ya, Ahmet Rasim’den Peyami Safa’ya, Hasan Âli Yücel’den Çetin Altan’a, Ara Güler’den Nasuh Mahruki’ye, Türk yazarların, gazetecilerin,

devlet görevlilerinin, fotoğraf sanatçılarının çeşitli ülkelerle ilgili izlenimleri yer alıyor. 1909’un Kahire’sinden 1936’nın Paris’ine, 1959’un Cakarta’sından 1995’in Üsküp’üne kadar, 20. yüzyıl içindeki farklı zaman kesitleri ve ülkelerden izlenimlerin bir araya getirildiği kitap, geçen yıl yine Yapı Kredi Yayınları tarafından Turkcell için hazırlanan “Avrupa Güneşinin Doğduğu Yere Yolculuk” başlıklı kitabın tamamlayıcısı olma niteliğini de taşıyor.
Tanıtım kokteylinde bir konuşma yapan Yapı Kredi Yayınları Genel Müdürü R. Ömer Kükner, “Beş Kıtada Türk Seyyahları”nın ulusal kimlik ve dünya vizyonuna ilişkin bilgi ve düşünce birikimine katkıları açısından içerdiği değeri vurguladı. “Bu çok değerli çalışmayı gerçekleştiren Yapı Kredi Yayınları’na ve bu çalışmayı yöneten ve Beş Kıtada Türk Seyyahları’nın ortaya çıkmasını sağlayan Sayın Enis Batur’a teşekkür borçluyuz. Çalışmada emeği geçen herkese teşekkür ederiz. Böyle bir çalışmayı Turkcell olarak desteklemekten büyük mutluluk ve onur duyuyoruz” diyen Turkcell Genel Müdürü Muzaffer Akpınar ise sözlerini şöyle sürdürdü: “Yapı Kredi Yayınları geçen yılın son günlerinde de ‘Yabancıların gözüyle Türkiye’ temalı bir kitabı bizlere sunmuştu. Aynı ekip tarafından iki yıl içinde gerçekleştirilen bu iki çalışma, yıllar geçtikçe daha büyük değer kazanacak; hızlı hayatımızın ayrıntıları arasında boğuşurken bir hayat vizyonuna sahip olmamıza katkıda bulunacaktır.”
Kokteylde kitapta yer alan fotoğraflar dev panolarda sergilenirken, gece boyunca Ece Berker şarkılarıyla konuklara hoş dakikalar geçirtti.
Enis Batur tarafından derlenen gerçekten çok hoş olduğuna inandığımız çalışmanın, yine kendisi tarafından yazılmış tanıtıcı önsözünü sizlere iletiyoruz:
“Herşey, aslında, bir dil sürçmesi ile başlamış. Türk kültürünün gelmiş geçmiş en büyük ‘yolcu’su, Evliya Çelebi, gençliğinde gördüğü bir rüyada Peygamber ile karşılaştığında ondan ‘sıhhat’ dileyecekken ağzından ‘seyahat’ sözcüğü kaçmış: Bizim gezi edebiyatımız oradan harekete geçmiştir.
Evliya Çelebi’den Yirmisekiz Mehmet Efendi’ye ondokuzuncu yüzyılın gönüllü ve zorunlu (çünkü sürgün yollarına düşmüş) yolcularına, Türk’ün dünya ile alışverişi geniş çapta tek yönlü olmuş, pusula hemen hep Batı’yı göstermiştir. Gezi edebiyatımızın yaygın bir coğrafyaya sıçraması için, yirminci yüzyılın sahne alması beklenmiştir.
Bu konudaki ilk toparlayıcı çalışma, Türk Dili Dergisi’nin 1973 yılında günışığına çıkan ‘Gezi Özel Sayısı’nın sonunda yer alan, üstad Orhan Şaik Gökyay’ın hazırladığı kaynakçadır. Önemlice bir bölümü eski yazıda kalmış, pek çoğu tek bir kez basılabilmiş ve kütüphanelerin tozlu raflarında unutulagelmiş seyahatname kitaplarının dökümüne göz atıldığında, ortaya beklenmedik bir görünüm çıktığını belirtmek gerekir: Türk seyyahları, sanılanın tersine, kısıtlı bir harita içinde hareket etmiş değildir; antolojinin başlığını seçerken ‘beş kıta’yı vurgulamamın nedeni, gerçekten de, hiç değilse son yüzyıl içinde, Alaska’dan Yeni Zelanda’ya, Güney Amerika’dan Japonya’ya uzanan uçsuz bucaksız bir coğrafyanın katedilmiş olmasıdır. Karayolu, deniz yolu, hava yolu sınırı tanımaksızın her bölgeye sefer düzenlemiş seyyahlarımız. Mesafeler, güçlükler, iki dünya savaşının yarattığı zorlu koşullar engellememiş gezginlerimizi: Yabancı diyarlar, kentler, uzak uygarlıklar mıknatıs gibi çekmiş onları.
Antoloji, seçki, seçme yapmanın ilk temel güçlüğü sayfa sınırından başlar. Önünüzde yüzbinlerce sayfadan oluşan bir blok vardır, heykeli oradan yontmak zorunda kalacaksınızdır. Belli tercihler yapılması kaçınılmazdır, en doğrusu size en uygun görünen ölçütleri koymak, sınırlarınızı öyle tayin etmeniz olur-bende bunu yaptım: 1900’lerin başından sonuna uzanan zaman diliminden, bir kaçı bildik tanıdık, ezici çoğunluğu gözden kaçmış, unutulmuş örnekleri ayırdım, yan yana geldiklerinde farklı bakış açılarını, tasaları, gezme anlayışlarını sergilesinler diledim. Seçmeler genellikle eksikleri nedeniyle yargılanır, oysa seçmek ve bir araya getirmek öznel bir çaba olsa bile, dayandığı ölçütlere bağlı olarak nesnel kaygıları da öne çıkarır; doğrusu, buna dikkat kesilmek olur.
Gezginleri, ayrı dönemlerden, ayrı meslek gruplarından seçmeyi yeğlediğimi söylemek isterim; özellikle edebiyatçıları, gazetecileri toplamak, ‘gezmek’ fiilinin boyutlarını törpülemek anlamına gelecekti. Yakın coğrafyaya özel bir yer ayırdığımı gizleyecek değilim: Bir ülkenin yurttaşlarının komşu ülkeleri hangi gözle görüp değerlendirdiği başlı başına önemli bir konu bana kalırsa. Öteki uçta, ‘serüvenci’ yanımızın açılımlarını gösterebilecek ürünlere ağırlık verdim. Yazma teknikleri açısından özgün çizgiler çeken kimi örneklere yer vermeye özen gösterdim. Kimi parçaları, fotoğraf destekleri nedeniyle ayrıca önemsedim.
‘Beş Kıtada Türk seyyahları’, benim gözümde panoramik bir belgesel. İleride hazırlanabilecek geniş oylumlu bir antolojinin çekirdek kaygılarını taşıyor. Çalışmamı yürütürken başta Sermet Çiftler Kütüphanesi’nin engin arşivi olmak üzere çeşitli kaynaklardan, konuyla ilgili dostlarımın birikimlerinden yararlandım, ama asıl teşekkürü ağır bir yükü üstlenen yardımcım Burak Şuşut’a borçluyum.
Turkcell, 2001 yılı sonunda, gene benim yayına hazırladığım, altbaşlığı ‘İstanbul’da ve Anadolu’da Batılı Gezginler’ olan bir seçkiyi okurlara sunmuştu: Avrupa Güneşinin Doğduğu Yere Yolculuk. Bu ikinci seçki, ilkiyle ters yüz ilişkisi oluşturarak, sanırım, anlamlı bir bütünlüğe ulaşmasını sağlayacak.

Çok gezen iyi yaşar.
İletişimde bugün artık bir şey çok zor: Bilgiye değer biçmek. Yani bir önem sıralaması yapabilmek. Çünkü çok fazla kanalda çok fazla bilgi var. Bu bilgi bulutunun içinde ‘hedef belirleyebilmek’, ‘seçebilmek’, en az bilgi bulutuna erişmek kadar, hatta belki daha da önemli.
Elektronik iletişim, bilgiye erişimde ulaşılabilecek hızın ve esnekliğin sınırlarını zorluyor. Ama belki hiçbir iletişim teknolojisinin sahip olamayacağı güç, ‘seyyah’ın kararlığında gizli. O karanlıkta ya belirlenmiş hedefler, ya da –en azından- hedefe yönelten o çok güçlü merak duygusu var.
Bir kültürün insanını, bir ‘seyyah’ olarak bambaşka kültürlerin içine dalan bizim seyyahlarımızın kendi kalemleriyle kağıda döktükleri ‘karşılaşma anları’nı, büyük bir koleksiyon olarak bir araya getiriyor.
Bazıları neredeyse tam bir yüzyılı geçip şimdi bu kitabın okuruna ulaşmış metinler, sonunda vardığı adreste, belki yazıldığı günlerdekinden de özel bir bilgiye yol açacak.
‘Mazhar Osman bundan 87 yıl önce Avustralya’ya ayak bastığında, binlerce yıllık bir kültürün insanlarına, insan doğası üzerine kendi ülkesinden ta oralara taşıdığı sorularla bakmamış mıdır?’ diye düşünmeden edemezsiniz. 1919’un Çin’inde Kemal İlkul, kendi halkının kaderi üstüne ne bulmuş, ne keşfetmiş olabilir?
İletişimde hız rekorları kırılan, ‘veri’ye erişimde mekana bağımlılığın tarihe karıştığı günümüzde, insanların hangi bilgi için yaşadığını hissetmek, ‘Ben hangi bilgi için yaşıyorum?’ sorusuna cevap verebilmek, sınırları aşan teknolojinin ‘veri’yi ‘bilgi’ye dönüştürebilmesi için tek şart.
Herşey sormakla başlıyor. Bizim seyyahların 100 yıllık sorularında, belki aradığınız cevapları bulacaksınız.”