Telekomünikasyon Kurumu Internet sektörü için yapılması gerekenleri değerlendirdi

Ceren Moral

Serbestleşmeye kısa bir sürenin kaldığı aylarda Türkiye’de Internet sektörünün ilerlemesi için yapılması gereken çalışmalar en önemli gündem maddeleri arasında.

SERBESTLEŞME ile sağlanacak piyasa koşullarının Internet sektörünü canlandırması hedefleniyor. Bu noktada düzenleyici yaklaşımlar önemli rol üstleniyor.
Bu doğrultuda Telekomünikasyon Kurumu Tarifeler Bölümü Başkanı Müberra Güngör, Internet sektörünün bugüne kadar Türkiye’deki gelişim sürecini ve daha hızlı gelişme sağlayabilmek amacıyla yapılabilecek düzenlemeleri değerlendirdi. Telekomünikasyon sektöründe düzenlemelerin özellikle doğal tekel konumunun geçerli olduğu pazar bölümlerinde söz konusu olduğunun ve marjinal maliyetin üzerinde fiyatlandırmaya giderek tekelci karların kazanılmasını engellemek, tüketici haklarını korumak ve sektörde etkin rekabet ortamının sağlanması amacıyla hakim konumdaki işletmecilerin faaliyetlerinin düzenleyici kurum tarafından kontrol edildiğinin altını çizen Müberra Güngör, sayılan bu düzenlemelerin genellikle kamu sabit telefon şebekelerini işleten firmalar için söz konusu olduğunu ve Internet sektöründe durumun biraz daha farklı olduğunu belirtti ve Internet sektörüyle ilgili bilgiler verdi: “Türkiye, Internet ile ilk olarak TÜBİTAK tarafından desteklenen bir proje kapsamında 12 Nisan 1993 tarihinde ABD ile kurulan 64 Kbit/s hızındaki bağlantı ile tanıştı. Dünyada Internet sektörüne bakıldığında; 1993 yılında toplam kullanıcı sayısı 900 bin dolayında iken bu sayının 2000 yılında 304 milyona çıktığı, 2002 yılında ise 606 milyona ulaştığı görülmekte.
Bölgesel dağılımda en çok kullanıcı Avrupa’da. Avrupa’yı Asya-Pasifik, ABD ve Kanada izliyor. Ancak Latin Amerika, Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde Internet kullanım oranı son derece az. Eylül 2002 tarihi itibariyle Internet kullanıcılarının %36,5’inin ana dili İngilizce. Oysa Şubat 2002’de bu oran % 42 idi. Dolayısıyla İngilizce’nin Internet’teki hakimiyeti azalıyor. Türkiye’de Internet sektörünün diğer ülkelere oranla daha yavaş ilerleme kaydettiğini görüyoruz. Ülkemizde, 1999 yılında 1,5 milyon olan kullanıcı sayısı 2000 yılında 2 milyona, 2001 yılında ise 2,5 milyona yükselmiş durumda. Kişisel bilgisayar sayısı ise benzer oranda bir gelişme ile 1999 yılında 2,2 milyon iken, 2000’de 2,5 milyona, 2001’de 2,7 milyona ulaşmış durumda. Tabii bu durumun en büyük sebebi geniş toplum kesiminin gelir seviyesinin düşük olması. Gelişmiş ülkelerde Internet kullanım oranı ile kişisel bilgisayar kullanım oranı % 40-50 civarında. Türkiye’de 2001 yılı itibariyle Internet kullanım oranı % 3,8. Bu oran ile sadece Çin, Pakistan ve Hindistan’dan daha iyi durumdayız.”

Türkiye’de Internet servis sağlayıcılarının durumu
Telekomünikasyon Kurumu’nun, Türkiye’deki Internet sektörüne ilişkin birincil kaynaklardan veri toplamak ve sektörü analiz edebilmek amacıyla Nisan 2002’de Internet servis sağlayıcılarına yönelik yaptığı ankette, Türk Telekom’la sözleşme imzalayan toplam 88 Internet servis sağlayıcısına (ISS) kapasiteleri, fiyatları, maliyetleri ve abone sayılarına ilişkin bilgiler içeren anket gönderildiğini belirten Güngör, bu servis sağlayıcılarının 49’undan aldıkları cevaplar doğrultusunda ulaştıkları bilgileri açıkladı:
“Aldığımız verilere göre Internet servis sağlayıcıların toplam sermayeleri 136 trilyon Türk Lirası ve çalışan sayıları toplam 1995 kişi. 49 ISS’den 34’ü İstanbul, 9’u Ankara, 3’ü İzmir, 2’si Konya ve 1 tanesi de Eskişehir’de bulunuyor. Yine bu servis sağlayıcıların bir kısmının son kullanıcıya hizmet vermek yerine, kendi ofisleri arasında Internet erişimini kullanmak amacıyla sözleşme yapmış olduğu görülüyor. Bu durumda 88 ISS’nin 50’sinin son kullanıcıya hizmet verdiğini görüyoruz. 1993 yılında 2 adet servis sağlayıcımız varken 1996 yılında bu sayıda hızlı bir artış yaşanmış durumda. Ancak uzun vadede daha geniş kapasite sağlayacak ADSL, ISDN, kablo gibi teknolojilerin yaygınlaşması ile bu sayının artacağını düşünüyorum. Yine aynı anket sonuçlarına göre, Internet sektöründe kullanıcı sayıları itibariyle pazar paylarına bakıldığında başı çeken ISS’nin %26 ile Superonline olduğu görülüyor. Onu %25’le TTNet, %19’la Ekolay, %16 ile Vestelnet, %4 ile İşnet ve %3 ile Turk.Net takip ediyor. 49 ISS’den elde edilen veriler ışığında; toplam kurumsal ve bireysel Internet abonesi sayısının 2000 yılı itibariyle 523 bin iken 2001 yılında %30’luk bir artış ile 683 bine çıktığı anlaşılıyor. Bununla birlikte tüm ISS’ler göz önüne alınarak ve ortalama artış oranının aynı olduğu düşünülerek 2000 yılında toplam abone sayısının 610 bin, 2001 yılında ise 797 bin olduğu tahmin ediliyor. Bu rakamlara göre pazardaki konsantrasyon oranı 0,19 düzeyinde. Bu bize pazarda konsantrasyon olduğunu vurguluyor. İlk dört işletmenin pazar paylarının toplamı % 86. Dolayısıyla diğer ülkelerde söz konusu olan birleşim ve çok kutuplu tekel bizim sektörümüz için de geçerli.
Diğer ülkelere baktığımız zaman, tüketiciye yansıyan; saat ücreti, PSTN kullanım ücreti ve servis sağlayıcı abonelik ücreti olmak üzere üç adet ücret söz konusu olduğunu görüyoruz. Bizde Türk Telekom tarafından saat ücretine benzer bir ücret alınıyor. Burada ortalama ücret 13,49 Dolar. PSTN kullanım ücreti, araştırmayı yaptığımız tarihte 10,73 Dolar’dı ve bu rakam OECD ortalamasının biraz altında. Ancak abonelik ücretlerine baktığımızda ortalama olarak 33,79 Dolar’lık bir bedel görüyoruz ve toplamda Türkiye’de Internet’i maalesef pahalı kullanıyoruz.”

Internet alanında düzenlemeler
Internet’in başlangıçta akademik amaçlarla kurulması ve gelişmekte olan bir alan olması nedeniyle herhangi bir yasal düzenlemeye tabi tutulamadığını ifade eden Müberra Güngör, sektörün ticari hale dönüşmeye başlamasıyla arabağlantı, içerik ve Internet protokolü üzerinden ses aktarımı gibi konularda düzenlemeler olabileceğine dair görüşlerin ortaya çıkmaya başladığını söyledi. “Genelde sektördeki düzenlemelere baktığımızda gerçekleşen olaylar üzerine düzenlemeler yapıldığını görüyoruz. Başka bir ifadeyle, sektör içerisinde öldürücü fiyat, fiyat ayrımcılığı ve benzeri uygulamalarla rekabetin ihlal edildiği bir durum gerçekleştiğinde, Telekomünikasyon Kurumu ve Rekabet Kurumu’nun müdahalesi söz konusu oluyor” diyen Güngör, aynı zamanda, rekabet ihlalinin araştırılması için, sektördeki bu hakim güç konumuna dikkat edildiğini vurguladı.
“Hakim güçle rakiplerinden, tedarikçilerinden ve son kullanıcılardan bağımsız hareket gücüne sahip işletmeciler tanımlanmış durumda. Bu durumda dikey bütünleşme içinde olan şirket mercek altına alınıyor. Türk Telekom hem omurga sağlayıcısı hem de son kullanıcıya Internet hizmeti veren bir şirket olması nedeniyle, burada dikey bütünleşme olgusundan söz etmek mümkün. Aynı zamanda servis sağlayıcılar son kullanıcıya ancak Türk Telekom şebekelerine erişebilmeleri durumunda hizmet verebileceklerinden, Türk Telekom omurga pazarında fiili tekel olmasının yanı sıra Internet erişim pazarında da hakim güce sahip durumda” diyen Müberra Güngör, bu durumun rekabeti ihlal eden bir durum olmadığını ancak hakim güçteki işletmecinin yaptığı uygulamaların rekabet şartlarına uyumluluğu hususunda yükümlülük altında olduğunu belirtti ve ekledi:
“Bu noktada ara hizmet sattığı ISS’lerin son kullanıcılara ulaşma şartlarıyla, Türk Telekom’un aynı hizmetle son kullanıcıya ulaşma şartlarında ayrımcılık olmaması gerekiyor.”
Müberra Güngör düzenlemeler hakkında ise şu bilgileri verdi:
“Düzenlemeler, tarife ve lisans düzenlemeleri olarak ikiye ayrılıyor. 28 Ağustos 2001 tarihinde, tarife yönetmeliğimizi yayınladık. Tarife yönetmeliği özellikle hukuki/fiili tekeli olan, hakim konumda bulunan işletmecilere uygulanıyor. Bu işletmelerin tarifelerinin izlenmesi ve denetlenmesine ilişkin usül ve ve esasları belirliyor. Tarife yönetmeliğinde iki onay yöntemi belirledik. Bunlardan bir tanesi maliyet esaslı ki bu yöntemde, geçmiş maliyetlerden ziyade hizmetin etkin olarak verilmesi maliyetini kullanıyoruz. İkinci onay yöntemi ise tavan fiyat yöntemi. Tavan fiyat tebliği 11 Ocak 2002 tarihinde Türk Telekom’a uygulanmak üzere çıkarıldı. Burada, A ve B olmak üzere iki sepet söz konusu. A sepetinde görüşme ücretlerinin yanında ISDN tarifeleri var. B sepetinde ise kiralık devre tarifeleri var. Bu A ve B sepetindeki hizmetler Türk Telekom’un hizmetlerinin yaklaşık % 85’ini temsil ediyor. Bu tavan fiyat tebliği ile aynı zamanda bir kural getirildi. 1 Ocak 2003’ten itibaren kiralık devrelerin ücretleri maliyet esasına göre belirlenecek. 2. Tip Telekomünikasyon Ruhsatı ve Genel İzin Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ, 4 Şubat 2002 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi ve bu doğrultuda Internet hizmetleri yine izin kapsamında değerlendiriliyor. Internet sektöründe rekabet oluşmuş durumda. Buradaki amacımız, düzenlemeden çok kayıt altına almak. Daha önce ISS’ler Türk Telekom’dan izin alarak servis veriyorlardı. Hem bu ilişkinin düzenlenmesi hem de kayıt altına alınması amacıyla biz izin veriyoruz. Şu anda kurumumuzdan izin alarak hizmet veren 66 tane servis sağlayıcı var. Genel İzin Belgesi 1 yıllık bir süre için düzenleniyor, bu bir yıllık sürenin sonunda hizmet sunmaya devam etmek isteyen işletmecilerin 15 gün içerisinde Kurum’a başvurarak belge geçerlilik süresini bir yıl daha uzatması gerekiyor. Genel İzin alabilmek için bir defaya mahsus başvuru ücreti olarak 1.000 ABD Doları ve her yıl başına ayrıca 1.000 ABD Doları ücret alınıyor.”

Pazarın gelişimi için neler yapılmalı?
Kurum olarak altyapı hizmetlerinin maliyet esaslı olarak belirlenmesi gerektiğini düşündüklerini ifade eden Güngör, bu konuda çalışmalarının sürdüğünü vurguladı. Güngör pazarın ilerleme kaydedebilmesi için gerekli olan diğer düzenlemeleri ve bu konudaki hedeflerini ise şöyle sıraladı:
“Diğer ülke uygulamalarına baktımız zaman, PSTN işletmecisi ile ISS’ler arasında bir trafik hesaplaşmasının yapıldığını görüyoruz. Servis sağlayıcıların en büyük gelir kaynağı da bunlar. Dolayısıyla o ülkelerde bedava Internet erişim hizmeti verilebiliyor. Türkiye’de de Türk Telekom’la Internet servis sağlayıcılar arasında böyle bir anlaşmanın yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Son kullanıcıya erişim düzenleme dışı tutulmalı ki Türkiye’de de bu şekilde uygulama söz konusu. TTNet dahil son kullanıcıya Internet erişim hizmetinin tarifeleri belirlenmiyor ve düzenleme dışı tutuluyor. Ancak hakim piyasa gücünün kötüye kullanımı durumunda sonradan duruma müdahale ediliyor. ADSL hizmetinin şu anda 3.072 abonesi var. Oysa diğer ülkelere baktığımızda bu hizmet son derece yaygın. Bu hizmetin Türkiye’de de yaygınlaştırılması ve ISS’ler tarafından da kullanılması gerektiğini düşünüyorum. Öte yandan kablo üzerinden Internet erişimi şu anda çok sınırlı. Gelir paylaşımlı bir model söz konusu ve bu modelin birçok aksaklıkları var. Bu konuda kurumumuz tarafından çalışmalar sürdürülüyor. Bu servisler de lisans sistemi içerisine alınacak. Bu şekilde Internet erişiminin yaygınlaştırılmasını hedefliyoruz.”