Elektronik dönüşümde yapılacak çok iş var

Ceren Moral

Türkiye Internet sektörü bu yıl onuncu yaşını dolduruyor. Ülke olarak dünya ile aynı anda bu konuda yola çıkmış olmamıza karşın ilerleme konusunda başta Avrupa ve Amerika olmak üzere dünyanın oldukça gerisindeyiz.

TÜRKİYE Internet sektörü bu yıl onuncu yaşını dolduruyor. Ülke olarak dünya ile aynı anda bu konuda yola çıkmış olmamıza karşın ilerleme konusunda başta Avrupa ve Amerika olmak üzere dünyanın oldukça gerisindeyiz. Diğer yandan özellikle Avupa Birliği’nde söz konusu olan e-Avrupa yapılanması ve dünya çapında gerçekleşen benzeri projeler, Türkiye’nin de bu yol da ilerlemeye başlamasının gerekliliğini ortaya koyuyor. O halde bu noktada eksiklerimiz neler ve bu eksikleri gidermek için neler yapılmalı?
Aralık ayı sonunda düzenlenen ‘8. Türkiye’de Internet Konferansı’nda Türkiye’de Internet sektörünün durumu, bu konuda alınan yol ve yapılması gerekenler irdelenmiş, Ocak sayımızda sizlere ana başlıklarıyla bu etkinlikte dile getirilenleri iletmiştik. Internet sektörü ve e-dönüşüm farklı açılardan uzmanlar tarafından ele alınmıştı. Bu soruların cevaplarını, Inet-tr Yürütme Kurulu Başkanı Doç. Dr. Mustafa Akgül konferans sırasında yapılan ‘eTürkiye: Nasıl bir eylem planı?’ başlıklı oturumda yaptığı konuşma ile verdi. Şimdi sizlere bu konuşmada iletilen ipuçlarını detaylarıyla iletiyoruz.
Eylem planı konusunda çeşitli önceliklerimiz olduğunu ancak bu konuda yeterli ilerlemenin kaydedilemediğini vurgulayan Mustafa Akgül, bu öncelikleri şöyle sıraladı:
“Birincisi; sivil toplum örgütleri enformasyon ve telekomünikasyon sektörüyle işbirliği içinde olmalı. Bence kilit nokta burada ve bu konuda daha fazla çalışmamız gerekir. İkincisi; Internet ve e-Türkiye konusunda toplum gündemine girmemiz gerekiyor. Üçüncüsü; ulusal boyutta örgütlenme sağlamamız gerekiyor. Gerek sektör gerekse sivil toplum kuruluşları olarak bu konuda kafamız çok berrak değil. Birtakım mekanizmaların artık kurulması ve bir eylem planı yapılması gerekli. Siyasal kadroların bu konuya bir mega proje olarak yaklaşması gerekiyor. Bunu bir seferberlik haline dönüştürebilmemiz gerekiyor.”
Toplumun Internet’i yeteri kadar iyi tanımadığını ve çoğu zaman sohbet, e-posta ya da en fazla e-ticaretten ibaret görüldüğünü söyleyen Akgül, “Bence Internet, sanayi devriminden çok daha büyük bir gelişimi temsil ediyor. Bu noktada bilim, teknoloji ve araştırma-geliştirme boyutları çok önemli, ancak bu maddeleri topluma yeterince anlatabildiğimize inanmıyorum. Oysa Internet stratejik bir gelişme ve ona bu boyutlardan yaklaşmamız lazım. Bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanmadan bir firmanın ya da sektörün dünya çapında rekabet edebilmesi mümkün değil. Hangi sektörde olursanız olun, bu teknolojileri çok iyi kullanmak ve iş süreçlerini bu ortama aktarmak zorundasınız. Bu durum, kişiler, kurumlar ve ülkeler için geçerli. Bunu anlatabilmiş durumda değiliz. E-Türkiye, bilgisayar okur yazarlığının belli boyutlara taşınması değil, bu teknolojiler doğrultusunda ülkenin yeniden yapılanmasıdır. E-devlet sadece üç tane otomasyon projesiyle sağlanamaz. Bu noktada devletin yeniden yapılanması gerekir. Bu teknolojiler dünya ile bütünleşmek için vazgeçilemez bir araç. E-devlette Internet yaşamın her boyutunu etkileyen önemli bir kavram” dedi.

Ulusal örgütlenme gerçekleşmeli
Bu noktada Türkiye’nin Internet kullanım oranı açısından oldukça geride olduğunun altını çizen Akgül, Internet’in başlangıcından bu yana birtakım çalışmaların gerçekleştirildiğini belirterek, bu projeleri Türkiye gündemine taşıyacak ve onlara sahip çıkacak bir siyasal kadronun eksikliğine dikkat çekti. Ulusal örgütlenmenin gerçekleşemediğini söyleyen Akgül şöyle devam etti:
“Düzgün çalışan mekanizmalarımız yok. Internet Kurulu, Kamunet gibi birimler var ama bunlar yeterli değil. Birşeyler üretmeye çalışıyorlar, bu hiç yoktan iyidir. Hepsine destek veriyorum. Ancak herşey çok yavaş gelişiyor. Doğru düzgün neyi nerede yapacağımızı gösteren bir eylem planı söz konusu değil. E-Avrupa kriterleri açısından kendimize dönüp bakacak olursak hiç iyi durumda değiliz. Rekabeti arttırma konusunda şimdi ciddi girişimlerimiz var ancak bu anlamda da gecikmiş durumdayız. E-seçim konusunda meseleye doğru yaklaşmıyoruz ve ilerleme kaydedemiyoruz. E-Türkiye çalışmalarını da bu anlamda somut bir proje olarak göremiyorum. Orada da büyük çabalar harcanıyor ama objektif yaklaşacak olursak, e-Türkiye projesinin bir kaynağı ve profesyonel bir kadrosu yok. Bu konuda iyi raporlar çıkıyor, Türkiye’nin gündemine girmesinde önemli katkılar var ama ilerleme kaydettiğimizi söylemek için erken. Bence yöntem sorunumuz var. Denetleme mekanizmaları diğer önemli bir nokta. Biz kendimize bile ‘nerede hata yaptık’, ‘hata yapmamak için neler yapmalıyız’ diye sormuyoruz. Kurumlar ve sektör olarak kendi öz denetimimiz söz konusu değil. Örneğin, Mernis projesini ele alalım. 1974 senesinde başladı ve geçtiğimiz yıl tamamlandı. Ama hala kayıtlarla ilgili ciddi problemler var. Proje bitti, ağ ihalesine çıkıldı. Oysa bu en başta yapılmalıydı. Süreçler yanlış işliyor. Internet Bildirgesi ve Bilişim Şurası kararlarını yayınladık ama bunlara sahip çıkılmadı. Biraraya gelip birşeyler yapıyoruz, sonra unutuyoruz ve herşeye sıfırdan başlamaya çalışıyoruz. Bir süreklilik ve kararlılık söz konusu değil. Ulusal boyutta örgütlenmeye baktığımızda, en azından kaliteli iş gücü çalıştıran, müsteşarlık düzeyinde özerk bir yapının olması lazım.”

Dönüşümde örgütlenme şartı
E-devlet ve e-Türkiye’nin birbirine karıştırılmaması gerektiğini ifade eden Mustafa Akgül, e-devlet kavramının devlet/kamu tarafındaki yapılanmayla gerçekleşeceğini, e-Türkiye tarafında ise özel sektörün ve sivil toplum örgütlerinin üzerine önemli görevler düştüğünü söyledi. E-devlet yapılanması için öncelikli ihtiyaçların, politika belirlenmesi konusunda örgütlenme sağlanması ve kamu bilgisayar ağlarını çalıştıran çekirdek bir teknik kadronun kurulması olduğunu söyleyen Akgül, “Projeleri izleyecek ve koordinasyon sağlayacak bir ekip şart. Aynı zamanda yasa ve düzenleme tarafında bu alanda uzmanlaşmış kişilerin yer alması gerekir” dedi. Farklı konularda birden fazla mekanizma olmasının gerektiğini söyleyen Akgül, bu mekanizmalara yetkili kişilerin uzmanlık konularına göre dengeli bir şekilde dağıtılmasının ve kurulan mekanizmaların birer sekreterya ile çekirdek kadroya sahip olmasının önemine değindi. “E-devlet tarafında yasamaya yönelik çalışma grupları olabilir ama bunlar, e-Türkiye’deki çalışma gruplarından farklı olmak zorunda” diyen Mustafa Akgül, e-Türkiye çalışma gruplarını destekleyenlerin olduğunu ama bu tarafta da düzenli bir kadronun yer almadığını söyledi. Bu tarafta da özel sektör, üniversite, toplum ve sivil toplum kuruluşlarının katkı sağlayacağı bir düzenlemenin yapılabileceğini belirtti. E-Türkiye’ye yönelik projelerin incelenerek, bu konuda yeni düzenlemelerin yapılması gerektini vurgulayan Akgül, bu çalışmaların şu anki halleriyle yeterli olmadığını söyledi ve şöyle devam etti:
“Çalışmaları sürekli denetlemek, gelişmeleri kamuoyu ile paylaşmak ve uzmanları biraraya getirerek bilgi alışverişi yaptırmanın yanı sıra işin teknik boyutuna eğilmek lazım. Bu tip çalışmalar, pilot bölge çalışmalarıyla başlanıp aşama aşama genişletilebilir.”
Yasa yapma süreçlerinin gözden geçirilmesini şart koşan Akgül, bu aşamada katılımcı ve saydam bir anlayışın önemine dikkat çekti.
Türkiye’nin, e-Avrupa projesini benimseyerek bu yönde genel bir eylem planı ortaya koyduğunu ancak bunun yeterli olmadığını ifade eden Mustafa Akgül, Türkiye’nin koşullarının irdelenerek, ortaya çıkan detaylar sonucunda bir eylem planının ortaya konması gerekliliğini savundu ve ekledi:
“Ne yaparsak yapalım bunu çok sık gözden geçirmeliyiz. Eylem planı, küçük ve birbiriyle uyumlu projelerden oluşmalı. Pilot uygulama kavramı ne yazık ki ülkemizde yerleşmiş değil. Birtakım uygulamaların çalıştığına emin olduktan sonra büyütülmesi gerekir.”

Internet kültürü yaygınlaştırılmalı
“e-Türkiye ve e-devlet birer yeniden yapılanma süreci. Bunlar 2-3 yılda bitecek projeler değiller. Ayrıca dönüşüm her bölgede eşit olmayacak. Bunu bilerek hareket etmemiz gerekir. Öncelikle bu kültürü sindirmemiz lazım ki biz bunun maalesef farkında değiliz. Mesela yüksek seçim kurulunda kimse e-posta kullanmazken, e-seçim hayal etmek yanlış birşey. Bunu paranız olsa da yapamazsınız. İnsanları ikna etmeden, kullanıcıları kazanmadan bu proje yürümez. Internet kültürünün yaygınlaştırılması için sivil toplum örgütlerine, çalışmalar gerçekleştirmek anlamında büyük görevler düşüyor. Toplum bu konuda eğitilmeli” diyen Mustafa Akgül, bu süreçten sonra devreye otomasyon, Web ve geri besleme aşamalarının geleceğini söyledi. Toplumun eğitilmesi kadar önemli olan diğer bir noktanın sayısal uçurum olduğunu belirten Akgül, Internet’in yol, su, elektrik gibi algılanarak ve konuya özel fon ayrılarak yurt çapında yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti.

“Serbestleşme konusunda yapılması gereken çok şey var”
Sektörü rekabete açma konusunda 2004’ü beklemeden bazı şeylerin yapılabileceğini belirten Akgül, serbestleşmeye az bir sürenin kaldığının ve bu noktada sektörün biraraya gelip çalışmak zorunda olduğunun altını çizdi. Her yönüyle problem yaratan bir konu olan kablonun rekabete açılmasıyla daha ucuza daha kaliteli hizmet sağlanarak Internet kullanım oranında ciddi bir yükselme yakalanabileceğini belirten Akgül, DSL konusunda gelişme sağlanmasının, RTÜK ve tüketici haklarının yeniden incelenmesinin şart olduğunu söyledi.