Arasıl: "Düzenlemeleri tarihlerinden önce yapabiliriz"

Fatma Ağaç

Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Dr. Ömer Arasıl; pek çok düzenlemeyi, deklare ettikleri tarihlerden önce gerçekleştirebileceklerini bildirerek, "Ancak bütünlüğü sağlama açısından ve olası olumsuz gelişmelere karşı opsiyonlu tarihleri gündeme getirdik" dedi.

VoIP’yle (Internet Protokolü üzerinden ses iletimi) ilgili Türk Telekom’un tekel hakkı konusunu Kurul’da tekrar ele alacaklarını belirten Arasıl, "Bu konudaki görüşümüzü ilişkili bakanlığımıza ileteceğiz" diye konuştu. VoIP’yle ilgili düzenlemenin hazır bir şekilde ellerinde olduğunu dile getiren Arasıl, siyasi iradenin izin vermesi durumunda bu konudaki düzenlemeyi hemen gerçekleştirebileceklerini kaydetti. Arasıl, kendisinin ve kurul üyelerinin görüşünün VoIP’nin serbest bırakılması yönünde olduğunu ifade ederek, "Biz bunu açık bir biçimde söylüyoruz" şeklinde konuştu.
Ara bağlantı yönetmeliğinin geçtiğimiz yıl sonu itibariyle tamamlandığını hatırlatan Arasıl, en kötü ihtimalle Şubat’ın ilk haftası yönetmeliği Kurul’da görüşerek karar alacaklarını ve elektronik ortamda kamuoyunun bilgisine sunacaklarını, yönetmeliğin en geç Mart başında da yürürlüğe girmiş olacağını bildirdi.
Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin (ITU) gerçekleştirdiği Dünya Radyo Komünikasyon Konferansı’nın daha önce de olduğu gibi 2003’ün Mayıs ve 2004’ün Ocak aylarında Türkiye’de gerçekleştirileceğini açıkladı.
Ulaştırma Bakanlığı’nın bağlı kuruluşlar ile ilgili birimlerinde yeni Telekomünikasyon Yasası ile ilgili çalışma grupları oluşturulduğunu söyleyen Arasıl, kendilerinin de bir çalışma grubu kurduğunu ve bu konuda motor vazifesi göreceklerini söyledi. Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Arasıl, "Telepati"nin çeşitli konulara ilişkin sorularını şöyle cevaplandırdı:

2003 İşPlanı’nı ana hatlarıyla açıkladınız. Sektör plana bakarak, "Umudumuz yine ikinci bahara kaldı" diye eleştiriler getirdi. Takvimi hazırlayan kurum olarak eleştirilere cevabınız nedir?
"Bizim sektörümüz çok dinamik bir sektördür. Eleştiriyi seviyoruz ama eleştirilerin makul ve bilimsel çerçevesinin olması gerektiğini düşünüyorum. İş takvimini, düzenlediğimiz panelde sizlere açıkladım. Kitapçığı da bitti, baskıya vereceğiz. Önümüzdeki günlerde, kamuoyuna, tüm sektöre, ilgili yerlere ve Ulaştırma Bakanlığı’na göndereceğiz. Panelde de belirttim, böyle bir eleştiriyi alacağımızı önceden arkadaşlarıma söyledim.

Arasıl; Ulaştırma Bakanlığı, bağlı kuruluşlar ve ilgili birimlerde yeni Telekomünikasyon Yasası ile ilgili çalışma grupları oluşturulduğunu ifade ederek, kendilerinin de bir çalışma grubu kurduklarını ve bu konuda motor vazifesi göreceklerini söyledi.
Pek çok düzenlemenin neredeyse tamamı bu yılın son ayına yetişecek gözüküyor. Bunun iki nedeni vardı. Bu tip düzenlemeler birbirleriyle bir zincirin halkaları gibi bağlantılı düzenlemeler. Yani bir yerel ağın kullanıma açılmasıyla geçiş hakkına ilişkin düzenleme, belki bununla ilgili tüketici haklarına ilişkin düzenlemeler aslında ne kadar aynı anda hayata geçirilebilirse o kadar anlamlı olur. Birinin bir diğerinden çok önce olması gerekmiyor. Zaten bu düzenlemelerin mükemmel olması da gerekmiyor. Dünya telekom piyasalarında bütün düzenlemeler; öncelikle hayata geçirilip, aksaklıklar gözüktükçe tekrar yasal çerçeve içinde yeniden düzenlenerek gerçekleştiriliyor. Bu nedenle biz aslında pek çok düzenlememizi deklare ettiğimiz tarihten önce bitirebiliriz, bitireceğiz. Ama bütünlüğü sağlama açısından ve olası bir olumsuz gelişmeye karşı opsiyonlu tarihleri gündeme getirdik. 1.1.2004’te ses ve altyapı tekelinin kalkacak olması nedeniyle amaç; o tarihe kadar olan düzenlemelerimizle, o günün şartları için mükemmeli yakalayabilmek. Bazı düzenlemelerimiz 2003 Nisan ayında da bitebilir. Örneğin, VoIP’yle ilgili düzenleme hazır. Çok güçlü bir siyasi otorite var, VoIP için tamam dediği anda, VoIP’yle ilgili düzenleme elimizde hazır diyebiliriz. Politika ve strateji belirleyen, milletin teveccühü ile gelmiş siyasal karar alma mekanizması hukuki düzenlemesini yaptıktan sonra hayata geçirebiliriz. Bunu sektöre ilgili kesimlere defalarca anlattım ama maalesef bu konuda bizi kaçak güreşiyor gibi bir konumda gösteriyorlar. ‘Hukuka sığınıyor’ diyorlar. Ama biz yasa yapıcı bir konumda değiliz. Benden önceki başkan ve kurul tekelin kalkması gerektiği yönünde görüş bildirmiş zaten. Biz tekrar tekel hakkıyla ilgili kurulu toplayacağız ve kurul gündemini buna ayırarak bu konudaki görüşümüzü ilişkili bakanlığımıza ileteceğiz. Bir avantajımız da ilişkili olduğumuz bakanlığımızın da bizlerle aynı düşüncede olması. Serbestleşmenin topluma deklare edilen süre içerisinde gerçekleşmesi hedefi var. Amacımız; birbiriyle ilişkili olan düzenlemeleri olabildiğince eşzamanlı çıkarabilmek. Biz sıkça bunu siyasi iradeye iletiyoruz, raporlar veriyoruz, iletmeye de devam edeceğiz. Ben kendimi, Kurum ve Kurul Başkanı olarak, bu dinamik sektörde siyasi iradeye en kısa sürede en doğru bilgiyi vermekle mükellef görüyorum. Şu anda birinci görevim bu. İlgilileri ne kadar iyi ve hızlı bilgilendirirsem, bu yasal düzenlemelerin de o kadar çabuk olacağına inanıyorum. Tabii eleştirilmek hoşumuza gidiyor ama bunun bizi kısıtlayan faktörler dikkate alınarak yapılması daha iyi olur."

Ara bağlantı konusunda madem yönetmelik hazır, kurulda da görüşüldü, bundan sonraki aşama ne olacak?
"Ara bağlantı yönetmeliğimiz geçen yıl bitti. Bizler hataları asgariye indirmek için ince eleyip sık dokuyoruz. Kurul üyelerimiz yönetmeliği tek tek inceledi. Aksak gördükleri noktalarla ilgili olarak tekrar aşağıya gönderildi. Hem arkadaşlarımız hem danışmanlık hizmetleri aracılığı ile görüşler alındı, son şekle getirildi. En kötü ihtimalle 2003 Şubat ayının ilk haftası kurula sokacağız, karar alacağız. Bunu elektronik ortamda raporlandıracağız. Sektörün ve kamuoyunun bilgisine sunulacak. Oradan gelen görüş ve önerilerle son şeklini alacak. Hukuki prosedür uygulanacak. En geç 2003 Mart başında yürürlüğe girmiş olur diye düşünüyorum."

2003 İş Planı ne zaman yayınlanacak?
"İş planıyla ilgili arkadaşlarımızdan bütün dokümanlar geldi. Tüm başkan yardımcılıkları ile ilgili daire başkanlarından bilgiler alındı. Bu sene yapacaklarımız, süreklilik arzedenler. Çok kapsamlı bir iş planı olarak açıklıyoruz. Çünkü tüm düzenleme ve yetkilendirme çalışmalarımızda, devam eden uluslararası anlaşmalar çerçevesinde de bir bağlantımız var. Yani AB’ye uyum yasaları doğrultusunda çalışmalar yapılacak. Bunlar hep devam eden faaliyetler. Dünya Bilgi Toplumu Zirvesi var, Dünya Radyo Komünikasyon Konferansı’nın hazırlıkları var, dolayısıyla sektöre bunları, ayrıntılı olarak duyurursak onların katılımlarını da sağlayabiliriz. Plan 10 gün içinde baskıya verilecek. 2003 Şubat içinde iş planımız herkesin eline geçmiş olacak."

Dünya Radyo Komünikasyon Konferansı’nın organizasyonuna bu yıl da talip olacak mıyız?
"Konferansı Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin (ITU) Haberleşme Komitesi düzenliyor. Radyo Komünikasyon Düzenlemeleri Çalışma Grubu’nun toplantıları var. Bunların her ikisini de biz 2003 ve 2004’te Türkiye’de yapacağız. Daha önceki ikisini de biz yapmıştık. Bize mali külfeti olmayan sadece 200’e yakın ülkeden katılımcıların; telefon, faks, Internet, bilgisayar ihtiyaçlarının giderildiği bir organizasyon. Aksine, ülkenin tanıtımı açısından çok önemli. ITU konsey üyeliğine seçilmemizde bu organizasyonların tanıtım ve ilişkiler açısından çok büyük önemi olmuştur. Hakikaten de öyle. Bu toplantıları hem sektörümüzün tanıtımı hem ülkemize turizm geliri sağlanması hem de ileriki ilişkilerde daha sağlam temellerin oluşması faaliyeti olarak görüyoruz. 2003 Mayıs ve 2004’ün Ocak ayında her ikisini de düzenleyeceğiz."

Daha önce VoIP’yle ilgili bir rapor hazırlanıp Ulaştırma Bakanlığı’na gönderilmişti. Bahsettiğiniz rapor, aynı rapor mu?
"Benden önceki dönemde VoIP’yle ilgili Kurul görüşü Ulaştırma Bakanlığı’na gönderilmiş. Bundan sonraki süre içinde pek çok gelişme oldu. Benim ve Kurul üyelerinin görüşü bunun serbest bırakılması yönünde. Biz bunu açık bir biçimde söylüyoruz. Sayın Bakanımıza ve tüm kamuoyuna da söylüyoruz. Brifingde de söyledik. Ancak bütün mesele yasadan kaynaklanıyor. Bir hakimin, savcının karşısında geçtiğiniz zaman, VoIP’ye haklı olarak ses değil de ne denebilir? Neticede duyulan bir sestir. Biz bunun veri olduğunu, şu ölçümler dahilinde bunun ses olmadığına ilişkin hem üniversitelerden, hocalardan aldığımız görüşler doğrultusunda hem de dünyada gelişmiş ülke uygulamaları doğrultusunda bütün ekleriyle beraber bir Kurul görüşü olarak Bakanlığımıza da ileteceğiz. Zaten tüm verilerimiz hazır fakat bunu iki ayrı gündem maddesi olarak düşünüyoruz. Yani bir VoIP’yle ilgili enine boyuna bütün hazırlıkları, bir de bu tekel hakkıyla ilgili boyutunu ele alacağız. Tekel hakkının ne olduğu, ne olması gerektiği ayrı bir yasal boyut olarak ortaya çıkıyor. Kurum ve Kurul görüşü olarak arkadaşlarımız bu konuda bütün hazırlıklarını yaptı. Süreç, Kurul’da görüşülüp tartışılarak bir karar haline getirmek şeklinde olacak. Burada hiçbir görüş ayrılığımız yok. Basına yanlış yansıyor. VoIP’nin insanlarımıza, devletimize katkıları olacağına inanıyoruz. Türk Telekom’un zararına gibi gözüken durumu, bir avantaj halinde kullanabileceğine de inanıyoruz. Görüşümüz hazır, dayanaklarımızla birlikte raporu Bakanlığa ileteceğiz. Biz yeni siyasi yapıya haksızlık etmeyelim, bir tanıma süreci verelim, diye böyle yaptık. Siyasi iradenin kararına göre VoIP’yle ilgili düzenleme takvimini öne de çekebiliriz."

Yeni Telekomünikasyon Yasası nasıl hazırlanacak? Sizin katkılarınız ne olacak?
"Sayın Bakanımız bu konuları çok çabuk kavrıyor. Kendileri bakan olduktan sonra verdiğimiz brifingde telekomünikasyon mevzuatının değişmesi gerektiğini, müstakil bir telekomünikasyon yasasına ihtiyaç olduğunu iletmiştik. Dolayısıyla Telekomünikasyon Kurumu’nun şemsiye kurum olduğunu, bu çatı altında toplanarak, düzenleme, yetkilendirme ve denetim sağlanması gerektiğini belirttik. Bakanlıkta bağlı kuruluşlar ve ilgili birimlerde Telekom Yasası ile ilgili çalışma grupları oluşturuldu. Biz motor vazifesini görüyoruz. Hemen Başkan Yardımcımız Mustafa Algan başkanlığında bir çalışma grubu oluşturduk. Hem dışarıdaki hem içerideki hukukçulardan hem de danışmanlık hizmeti aldığımız üniversite hocalarımızdan yararlanarak çalışmaları başlattık. Çalışmaları dört hafta içinde bitirmiş olacağız. Bu çalışmalarımızı koordinasyon içinde götürüyoruz. Önce bir taslak haline gelecek, sonra tartışılacak. Bir tarafta kamu, bir tarafta özel sektörüyle biz burada motor vazifesi görmek istiyoruz. Bu konularda çağın gerekleri hatta öngörülebilir gelişmeleri de dikkate alarak bir düzenleme yapma gayreti içindeyiz."

Ulaştırma Bakanı’nın sektör temsilcileriyle yaptığı toplantıda siz de bulundunuz mu?
"Sayın Bakanımıza tanıştığımız günlerde sektör temsilcilerini dinlemesinin, hatta bizim bir organizasyon yapmamızın yararlı olacağını söylemiştim. O da sıcak baktı. Bazı derneklerimiz var, sektörün diğer aktörleri var. Yoğun tempomuz içinde gidip sektör temsilcilerine söyledik, kendileri Bakan Bey’e gitmişler. Sektörün sorunlarını anlatmışlar, çok faydalı olmuş.
Haklı olarak kimileri Kurumumuzu eleştirmiş. Her yerde olduğu gibi, birini memnun etseniz, bir başkasını edemiyorsunuz. Bakan Bey’e sürekli bilgi veriyoruz. Tüm bağlı ve ilgili kuruluşların da Bakan Bey’e bir brifingi oldu. Bakan Bey bizi en sona bıraktı. Müdahil olarak görüşlerimizi beyan ettik. Bakanımızın görüşleri de Kurumumuzun ne kadar nitelikli olduğu yönündeydi. Çok verimli oldu. Biz sektörel sıkıntıları; münferit olabilir, genel olabilir, anında iletiyoruz. Konuların her bir sektör temsilcisinin veya tüm sektörün birarada olduğu platformda tartışılması çok faydalı. Hatta telekomünikasyon meclisi oluşturulmasını düşünüyoruz. Orada bizim yargılandığımız, sayın Bakanımızın da bulunduğu, tüm sektör temsilcilerinin bir şekilde söz alarak tartışıldığı bir platformu gerçekleştirmek istiyoruz. Yoğun tempomuzdan fırsat bulup, bu tip organizasyonlara vakit ayırabilirsek telekomünikasyon meclisini biz düzenlemek istiyoruz."

Düzenleyici kurumların yeniden düzenlenmesiyle ilgili bir takım tartışmalar var. Konuşulan kurumların başında da Telekomünikasyon Kurumu geliyor. Bu konudaki düşünceleriniz neler?
"Kurumlarla ilgili tartışma kamuoyunda çok farklı algılandı. Kamuoyuna bu konuda yüzde yüz hak veriyorum. 2002 yılının başlarında genel olarak kurumların harcamalarındaki denetimsizlik, toplumu çok rahatsız eden boyuttaki mal ve hizmet alımlarıyla gündeme geldi. Diğer kurumlarla ilgilenmiyorum, ben sadece temsilinden büyük onur duyduğum telekomünikasyon ve bilişim sektörünü temsil eden Kurumumuzun haksızlığa uğradığını düşünüyorum. Bu da bizim suçumuz. Yeteri kadar anlatamamışız demek ki. Çok yeni bir kurumuz. Türkiye’nin doğru yetişmiş işgücünü barındıran bir kurumuz. Çok duygulanıyorum. 25-30 yaş arasındaki gençlerin artık sadece bilgiyi taradığı değil bilgiyi ürettiği, pazarladığı bir sektörün kurumu burası. Bu yüzden bilişim ve telekomünikasyon bu yüzyılın sektörleri. Enerjinin de önemi var tabii, o yüzden ikisi vazgeçilmez kurumlar olarak karşımızda duruyor. Bu siyaset açısından da kabul edilebilir bir şey. Siyaset belli haklarını bize devrederek büyük fedakarlık yapıyor. Eğer bu kurumlar başarılı olursa büyük bir prim kazanacak. Eğer başarısız olursa suçlanacak. İkinciyi hiç düşünmek istemiyorum. Bizim gibi kurumlara zaman tanınması gerekiyor. Kamuoyunda tartışıldığının tam aksine bizim kurumumuz ben geldiğim günden beri ‘Lütfen bizi denetleyin, gerekirse her ay denetleyin, herşeyimiz açık’ diyorduk. İşimizin yarısı yurtdışında olmasına rağmen sınırlamalar getirdik. Yani bir kontrol mekanizması geliştirerek, toplantıların yararını ölçüp sayı azaltarak ve araştırma yaparak bir düzene soktuk. Tasarruf yaparken boş tüketim yapmamak gibi bir düşüncemiz var. Kirada yaşıyoruz. Kamuoyunda sapla saman karıştırılıyor. Denetime açığız. Biz neticede bu kaynakların, devletin kullandığımız kaynaklarının kuruşunun hesabını vermekle mükellefiz. Sanırım kurumların tartışıldığı en önemli noktası bu. Yani harcamaların yeteri kadar kontrol edilememesi, millette rahatsızlık uyandıracak bazı mal ve hizmet alımlarının gerçekleştirilmesi. Ama biz bunlarla hiç ilgilenmiyoruz, çünkü böyle bir şeyimiz yok. Eski koalisyon döneminden gelen tasarruf genelgelerine yüzde yüz riayet ediyoruz. Vermemiz gereken hizmetleri de ilişkili olduğumuz bakanlığın izniyle yapıyoruz, bundan da gocunmuyoruz. Bu kurumların böyle devam etmesi de istenen bir durum değil. Yani bizim işimiz gereği, belirli serbestilerin ki bu harcama anlamında değil, işimizin gereği olan bazı kolaylıkların sağlanması gerekir. Nitekim hükümetimizde kurum tartışmaları gündeme geldi. İlişkili olduğum Bakanım açısından bunu rahatlıkla söyleyebilirim, bu kurumun önemine, yapısına vakıf oldukça, kamuoyunda anlatılanların tek bir bakış açısıyla değerlendirildiği sonucuna vardığını düşünüyorum. Bizim endişemiz yok. Telekomünikasyon ve bilişim sektörleri, bu ülkenin dünyada rekabet gücü avantajını elde edebileceği yegane sektördür.
Biz seçilmişlerin meclis bünyesinde yetki verdiği her denetime açığız. Bu Sayıştay olabilir, Başbakanlık Denetleme Kurulu olabilir, her türlü denetleme kurulu olabilir. Milletin iradesini temsil eden her denetleme kuruluşunun denetimine tabiyiz. Performans denetimi olarak da ben kendi adıma sektörümüzün, ortaklarımızın bizi değerlendirmesini isterim. Performansımızın onlar tarafından değerlendirilebileceğine inanıyorum."

Baz İstasyonları Yönetmeliği’nin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin Danıştay’a itirazda bulunuldu. Sonuç var mı?
"Bugün itibariyle sonuç yok. Biz yürütmeyi durdurma kararından hemen sonra yasal süre içinde, sürenin dolmasını beklemeden, karşı müracaatımızı yaptık. Çok tartışmalı bir konu. Danıştay’da ilk genel kurulda görüşülerek bir karara bağlanacak. Umudumuz o ki, bağımsız yargı bilimsel ölçütler ve hukuk ölçütleri içerisinde yürütmeyi durdurma kararını kaldıracaktır. Böyle düşünüyoruz, bekliyoruz, istiyoruz. Belki az şey yapabildik ama çok iyi yaptığımız şeylerden biri de Baz İstasyonları Yönetmeliği. Pek çok ülke bizim yönetmelik değerlerimize atıfta bulunarak örnek gösteriyor. Üstelik bilimsel açıdan değerlendirildiğinde baz istasyonlarının sağlığa zararlı olduğuna yönelik bir ampirik, bilimsel kanıt da yok, olmadığına yönelik de yok. Eğer Baz İstasyonları Yönetmeliği için yürütmeyi durdurma kararı alınabiliyorsa; İstanbul’da havayı solumak da yürütmeyi durdurma kararı gerektirebilir. Bu konu, pırıl pırıl gençlerimize, çocuklarımıza belirli bir görüşün enjekte edilerek karşı çıkıldığı bir duruma dönmez umarım. Bu yüzden ideolojik boyutlu tartışmalarla çok zaman kaybettik. Her gecikme bu ülkenin fakirleşmesinin nedenlerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Ocak ayı içerisinde ilk genel kurulun yapılacağı bilgisini hukuk müşavirliğimizden aldım, o genel kurul gündeminde baz istasyonları da var. Bu kavga daha küçük ölçekli operatörlerimiz olan Aycell başta olmak üzere Aria açısından çok önemli. Çünkü yatırım planları var. Aynı şey Turkcell, Telsim için de geçerli ama aslen rekabeti sağlama yönüyle bu operatörler açısından özel bir önem taşıyor."

Türk Telekom’a yaptığı kampanyaya ilişkin 3,6 trilyon para cezası verdiniz. Bu konudaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz?
"Bu konu tartışılmayacak konuların başında geliyor. 3,6 trilyonluk bir ceza verdik Türk Telekom’a ama vermemiz gerekenin yanında sembolik bir ceza diye düşünün. Neden derseniz, sağolsun Türk Telekom’daki arkadaşlarımız, kendi ifadeleriyle, böyle bir promosyon ya da kampanya faaliyetine 2002 Eylül ya da Ekim ayında karar vermişlerdi, o zaman Hazine’den onay alamamışlardı. Şu kadar trilyonluk bir kayıp olacak diye. Bize hiç müracaat etmemişlerdi. 20 Kasım 2003 itibariyle böyle bir promosyona başlayacaklarını bize 13 Kasım’da bildirdiler. Biz de hemen kendilerine, ‘Görüşelim, bu faaliyet bir tarife onayı gerektirir’ dedik. Türk Telekom ise, kamuoyuna böyle bir kampanyanın açıklanıp vazgeçilmesi nedeniyle bir prestij kaybına uğrayacaklarını, bunu yapmak zorunda olduklarını söylediler. Sorun şu; bizim tavan fiyat tebliğimiz uyarınca bir tarife onayı verilmesi gerekiyor. ‘31 Aralık 2002 itibariyle bu kampanyayı yapın, Ocak 2003’te yeni tarifenizi uygulayarak, kampanyanıza devam edebilirsiniz’ dedik. Onlar da bizim söylediklerimizin aksine 20 Şubat 2003’e kadar eski fiyatlarla kampanyayı yürüteceklerini söylediler. Yani yasadışı kampanya yaparak, tarife onaylanmadan. Buna rağmen Aralık 2002 sonuna kadar bekledik. Bu arada dedik ki; ‘Bu kadar süre geçti, bu kampanya dediğiniz pilot uygulamanın sonuçlarıyla ilgili bir bilgi verin. Geliriniz mi arttı ne oldu, trafiğiniz mi arttı’. ‘Biz bunu tespit edemiyoruz’ dediler. Niye edemediklerini anlayabilmiş değilim. Biz de Kurum olarak yasa ve yönetmeliklerin gereği ve sadece tarife onaylatılmadığı için değil, bize istediğimiz bilgi ve belgeleri vermemeleri nedeniyle ceza kestik. Bu cezayı da bir önceki yılın cirosunun belli bir yüzdesi kadar kestik. Bizim temel görevlerimizden biri tüketicinin haklarını korumak. ‘Kampanyanın devlete kaybı ve kazancı nedir’ diye sorduk. Bunun için varız. Bu ilk anda tepki oluşturdu ama sanırım tüm tüketicilerimiz, derneklerimiz bizim ne kadar haklı, iyi niyetle onların menfaatlerine çalıştığımızın bilincinde. Üstelik bu 3,6 trilyon devletten devlete gidiyor. Yani Telekom’dan Hazine’ye gidecek bir para. Sadece bizim hesabımıza girecek. Bizim için Türk Telekom da, Turkcell de, Telsim de, Aria da, Aycell de eşit durumda.
Diğer operatörlerle de ilgili bu tür kararlar veriyoruz. Açıklamak doğru bir şey değil. Biz Telekom kararını da kamuoyuna açıklamadık, kendilerine tebellüğ ettirdik. İstersek bunu kamuoyuna da açıklayabilirdik ama ceza kesmekten mutlu olmuyoruz. Bu bir hukuk düzeni, tüketici menfaati kavramı içerisinde bizim görevimiz. Hangi operatör yaparsa yapsın, en son nokta olarak, dediğim gibi hukukun bize tanıdığı süreleri bile zorlayarak, onun da üstünde bir müsamaha göstererek ve diyalog içinde bir sonuç almaya çalışıyoruz. Olamazsa son çare olarak ceza uyguluyoruz."

Rekabet Kurumu’nun Türk Telekom’a kestiği bir ceza var. Bu karar alınırken, Telekomünikasyon Kurumu’ndan görüş alınmadığı iddiası var. Bu konuda söylemek istedikleriniz var mı?
"Biz bir sektörde otorite oluşturuyoruz. Ayrıca Rekabet Kurumu’yla işbirliği protokolünü yeni imzalamıştık. Bu konuda serzenişlerimi Kurul Başkanı ve ilgili arkadaşlarımıza illettik, ‘Bizim de görüşümüz alınırdı’ dedik, fakat onlar uzmanlar düzeyinde bu kararın alındığını ve bir eski Kurul görüşüne binaen bunun yapıldığını söylediler. Oysa böyle değil. Şunu kendilerine de söyledik: Rekabet ve telekomünikasyon otoriteleri arasında işbirliği olmak zorunda. Dünyada hep düzenleme ve rekabet çatışan konumda. Nereye kadar düzenleme, nereden sonra rekabet iyi açıklanması gerekir. Bizim sektörümüzde tam rekabetçi bir ortam mevcut değil. Üstelik rekabetin olduğu bir ortamda da düzenleme olmak zorunda. İşbirliğini de bu yüzden yaptık. Gerek teoride gerek uygulamada, başka ülkelerde çıkan tartışmaları örnek olarak alıyoruz. İyi de işliyor. Her konuda görüş alışverişinde bulunuyoruz. Sadece ISS’lere yönelik bu karar alma sürecinde bizden bilgi alınmadı. Bundan böyle işbirliği artarak devam edecek. Rekabet Kurumu ile İstanbul’da yarım günlük bir panel düzenleyeceğiz. Konularında uzman kişilerin katılımıyla gerçekleşecek bir panel."

Sanal mobil operatörlerle ilgili düzenleme yapılacak mı?
"Mobil sanal işletmeciliği bu seneki gündemimizde yok. Bunun nedeni şu. Bu çok önemli bir yıl. Biz önceliklerin önceliğini tespit ettik neredeyse ve ona fırsat kalmadı. Ama biz Bakan Bey’e mobil sanat işletmeciliği ile ilgili raporumuzu sunduk. Bizim çalışma gruplarımızda bu alanda yapılmış çalışmalar var, bir taraftan onlar devam ediyor. UMTS için de bu geçerli tabii. Her ne kadar sektörün belli aktörleri şu anda önemi yok dese de bu sektör öngörülemeyen farklı bir gerçeğin uygulamaya konduğu bir sektör. Ama haklı olarak onların önceliklerine ağırlık verdiğimiz için ki bizde çok sınırlı bir uzman kadrosu ile bu işleri yürütüyoruz, şu andaki acil ilk düzenlemelerimizde yok. Doğrusu o konuda sektörden de bir teklif gelmiş değil."

Türk Telekom yurtdışı trafikle ilgili olarak size Turkcell’i şikayet etti mi?
"Evet, bu ara bağlantı ile ilgili olarak bir Alman firmasıyla ilintili etti. 2000 yılı veya 2001 Ulaştırma Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürü ile Kurul Eski Başkanı’nın imzasıyla bu hizmetin Turkcell aracılığı ile yapılacağı söylenmiş.
Burada Turkcell’in hiçbir suçu yok. Burada sadece imtiyaz sözleşmesinden kaynaklanan bir imkan var. Mevzuatın bakanlığa verdiği yetki saklı kalmak kaydıyla, "İşletmeci, yabancı mobil telekomünikasyon işletmecileriyle doğrudan ilişki kurma yetkisine sahiptir" deniliyor, 12’inci maddede. Mevzuatın yeni halinde de; bakanlığa ve kuruma verilen yetkiye dayanarak ‘İşletmeci diğer ülkelerdeki telekomünikasyon kurumlarıyla doğrudan ilişki kurma yetkisine sahiptir’ deniliyor. Bununla birlikte, ‘İşletmeci diğer ülkelerdeki işletmecilerle imzaladığı uluslararası dolaşım ve ara bağlantı sözleşmeleri hakkında kuruma bilgi verecektir. İşletmeci diğer ülkelerde aldığı lisans ve izinler de dahil kurumu bilgilendirecektir’ deniliyor. Önceden bu maddeler doğrultusunda dönemin Ulaştırma Bakanı’na ve Kurul’a görüş sormuşlar. Kurul Başkanı Fatih Mehmet Yurdal ile Ulaştırma Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürü Hasan Tüfekçi, Bakan adına, ‘Uygundur’ demiş. Telekom burada ‘Tekel hakkım istismar ediliyor ve gelir kaybına uğruyorum’ diyor. Biz bu bilgiyi Bakan Bey’e de ilettik."

Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?
"Size teşekkür ediyorum. Konuştuklarımızı aynı şekilde yazıyorsunuz. Hedefimiz sektörün önünü açmak. 2003 yılını önemsiyoruz. Sektör haklı olarak bunların ilk yarı yılda bitmesi gerektiğini söylüyor. Biz verdiğimiz sözleri yerine getiririz. Siyasi ağırlığın da bu yönde Kurumumuza yardımcı olduğunu görüyoruz. Bizim sektörümüzün de bize destek vermesini bekliyoruz. Çok yoruluyoruz. Büyük gayretler sarf ederken bazı haksız eleştirilere uğruyoruz. Hepimiz etkileniyoruz. Eleştirilere açığız ama anlattığımız konuların farklı boyutta algılanması bizim dayanaklarımızın, cesaretsizlik şeklinde algılanması bizi üzüyor. Biz sektör sayesinde varız."