‘GSM Suçları Yasası' hazır gibi…

Fatma Ağaç

Türkiye'de ilk defa Telepati dergisi tarafından yıllar önce derginin sayfalarından yazılı olarak dile getirilen ve hazırlanan bir rapor ile Telekomünikasyon Kurumu İstanbul Bölge Müdürlüğü aracılığıyla Kurul'a iletilen konu, nihayet son aşamaya ulaştı. GSM operatörleri ve ilgili devlet yetkililerinin katılımı ile gerçekleştirilen çeşitli toplantılar sonunda, Adalet Bakanlığı'nın da devreye girmesiyle teklifimiz neredeyse bire bir yasallaşmak üzere.

TELEKOMÜNİKASYON Kurumu ile Adalet Bakanlığı'nın ortaklaşa yürüttükleri çalışma ile GSM suçlarını düzenleyen bir yasa taslağı hazırlanıyor. AK Parti Muğla Milletvekili Seyfi Terzibaşoğlu'nun GSM gasplarıyla ilgili daha önce hazırladığı yasa teklifinin de çalışmalara hız kattığı belirtiliyor.

GSM telefon cihazlarıyla ilgili cinayet, darp, gasp, hırsızlık, kapkaç ve kaçakçılık gibi suçlarda artış kaydedilmesi, GSM suçları ile ilgili bir yasa hazırlığını gündeme getirdi.

GSM cihazlarının yasal olmayan ticareti, piyasa aktörlerini haksız rekabete maruz bırakırken, oluşan kayıt dışı ekonomi sebebiyle de kamu zararı milyar Dolar'lar seviyesine çıktı. Telekomünikasyon Kurumu ile Adalet Bakanlığı'nın ortaklaşa yürüttükleri çalışma ile, GSM suçlarını düzenleyen bir yasa taslağı hazırlanıyor. AK Parti Muğla Milletvekili Seyfi Terzibaşoğlu'nun GSM gasplarıyla ilgili daha önce hazırladığı yasa teklifinin de konuyu gündeme taşıdığı ve çalışmalara hız kattığı belirtiliyor.

Adalet Bakanlığı'nda yürütülen çalışmalarda yer alan Telekomünikasyon Kurumu Teknik Düzenleme ve Standardizasyon Daire Başkanı Dr. Mehmet Altuner, yasa taslağının 26 Şubat'ta Meclis Ulaştırma Komisyonu'nda görüşüleceğini bildirdi. Taslağın içeriği hakkında sürekli değişiklik yapıldığı gerekçesiyle bilgi vermekten kaçınan Altuner, Mobil Telekomünikasyon İşadamları Derneği'nin (MOBİSAD) de 28 Ocak ve 1 Şubat 2005 tarihlerinde GSM Suçlarıyla ilgili kapsamlı bir basın toplantısı yapacağını belirtti.

Altuner, kamuoyunda tartışılmakta olan Elektronik Haberleşme Yasa Taslağı'nda da bir maddenin elektronik kimlik bilgisine haiz cihazlarla ilgili müeyyideyi düzenlediğine işaret ederek, ancak Elektronik Haberleşme Yasa Taslağı'nın yasalaşmasının zaman alacağı düşüncesiyle yeni bir yasa hazırlığına gidildiğini kaydetti.

İTO'daki toplantıda GSM ticareti tartışıldı

İstanbul Ticaret Odası'nda (İTO) 16 Aralık 2004 tarihinde gerçekleştirilen toplantıda, GSM'lerin ticaretine yönelik haksız rekabet ve ticaret zincirine ilişkin bir düzenleme yapılması istendi. Toplantıya, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Tüketici ve Rekabet Genel Müdürü Özcan Pektaş, Tüketiciler Derneği Başkanı Engin Başaran, Turkcell, Telsim, Siemens, Genpa ve Motorola yetkilileri katıldılar.

17 Aralık'ta Telekomünikasyon Kurumu İstanbul bölge Müdürlüğü'nde yapılan toplantıda ise, GSM bakım-onarım bölge servisleri, GSM sektörüne yönelik dernekler (MOBİSAD, OFİMAD, TÜTED), ithalatçılar ile tüketici derneklerine GSM alanına ilişkin yapılacak düzenlemeler anlatıldı.

Dikkat ederseniz, konunun ‘telekom-haberleşme' olması dolaysıyla, konuyla direkt alakası olmayan bilişim sektörü yetkilileri ve bilişim sektörü sivil toplum kuruluşları katılmadılar.

Yeni düzenlemeler ve ithalatta nelere dikkat edilmesi gerektiği de şöyle sıralandı:

  • Düzenleme getirilecek orijinal ürünlerin ithal edilebilmesi için uluslararası garanti uygulaması getirilecek,
  • Üretici Türkiye'de merkezi bir bakım-onarım servisi kuracak ya da atayacak,
  • Merkez servislerinin İSO 9001 Belgesi almaları zorunluluğu getirilecek,
  • Cihaz ambalajları üzerinde en az marka, IMEI, model bilgisini içeren çıkartmalı etiket olacak,
  • Uluslar arası Garanti Belgesi'ndeki ülkeler listesine Türkiye'nin adının da konulması sağlanacak.

GSM şikayetleri ‘Çağrı Merkezi'ne iletilecek

MOBİSAD'ın (Mobil Telekomünikasyon İşadamları Derneği) 1 Şubat'ta yapacağı toplantıda; GSM kayıp ve çalıntılarının bundan sora savcılıklar yerine, MOBİSAD tarafından kurulacak olan ‘Çağrı Merkezi'ne iletilmesi istenecek. İngiltere'de olduğu gibi bir sivil toplum kuruluşu tarafından oluşturulan Çağrı Merkezi Kredi Kartları Merkezi gibi çalışacak. GSM üzerinden Çağrı Merkezi'ne mesaj gönderilecek. Çağrı Merkezi GSM'nin kayboldu mu? Gaspedil mi ya da çalındı mı? Diye soracak. GSM bilgileri Çağrı Merkezi'nde önceden kayıtlı olduğu için kimlik doğrulaması yapılacak. Kimlik doğrulamasının ardından da ilgili GSM operatörüne sorulmadan cihaz görüşmeye kapatılacak. Telefonu bulan kişiye bir mesaj gönderilecek ve GSM el terminalini ilgili karakola bırakması istenecek. GSM operatörü de, cihazın sahibine telefonunuz bulundu diye bilgi verecek. Sistem, Kredi Kartları Merkezi'nde olduğu gibi sistem otomatik olarak işleyecek.

Aboneler Çağrı Merkezi'nde ki bilgilerini her hangi bir değişiklik üzerine güncellemekle yükümlü olacaklar. GSM işletmecileri abone bilgilerini sık sık güncelleyecekler. Daha sonraki aşamalarda, İnternet üzerinden de ihbar yapılabilecek.

Uluslararası işbirliği toplantısı

1 - 2 Aralık 2004 tarihinde GSM Telefon Cihazı Kaynaklı Suçlarla Mücadelede Uluslararası İşbirliği Toplantısı Dış Ticaret Müsteşarlığı Toplantı Salonu'nda yapıldı.

Toplantıda, GSM telefon cihazlarıyla ilgili cinayet, darp, gasp, hırsızlık, kapkaç ve kaçakçılık gibi suçlarda artış kaydedildiğine dikkat çekildi. Söz konusu cihazların yasal olmayan ticareti, piyasa aktörlerini haksız rekabete maruz bırakması, oluşan kayıt dışı ekonomi sebebiyle de kamu zararının milyar Dolar'lar seviyesine çıktığı vurgulandı.

Toplantıda, yürütülmekte olan hukuki ve teknik düzenleme çalışmalarına uluslararası boyutun da dahil edilmesi gerektiği kaydedildi. GSM telefon cihazı kaynaklı suçlarla ilgili yasal düzenlemelerini tamamlayarak, teknik altyapısını kurmuş bulunan İngiltere'nin temsilcileri ile biraraya gelindi. Toplantıya, İngiltere İçişleri Bakanlığı Sokak Suçları Önleme Takımı (SCAT) Başkanı Emma Louise Avery, çalıntı GSM telefon cihazlarının yeniden programlanarak kullanılması ve ihraç edilmesini önlemek amacıyla oluşturulan Ulusal Mobil Telefon Suç Önleme Birimi (NMPCU) Başkanı Eddie Thomson ile GSM sektör temsilcilerinin de üyesi oldukları Mobil Endüstri Suçları Eylem Forumu (MCIAF)Yönetici Sekreterliği ve Telekomünikasyon Dolandırıcılığı Forumu (TUFF) Başkanlığı görevlerini yürüten Jack Wraith ile Telekomünikasyon Kurumu Başkan Yardımcısı A. Hicabi Erdinç, Teknik Düzenleme ve Standardizasyon Dairesi Başkanı Dr. Mehmet Altuner, Telekomünikasyon Kurumu Danışmanı Yrd.Doç.Dr. Refet Ramiz, Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Gümrük Müsteşarlığı ve Dış Ticaret Müsteşarlığı temsilcileri katıldı.

Toplantının açılış konuşmasını yapan Kurum Başkan Yardımcısı A. Hicabi Erdinç; konuşmasında her geçen gün artış gösteren GSM cihazı kaynaklı suçların önlenebilmesine ilişkin İngiltere delegasyonunun ilgisinden ve yapılacak olan çalışmalardan memnuniyetini belirtti. Toplantının ilk bölümünde;

Ms. Emma-Loise AVERY (SCAT) İngiltere Sokak Suçları Önleme Takımı Başkanı: İngiltere'de bu konuda yeni atılımlar yaptıklarını, hırsızlıkların artışında GSM cihazların önemli rol oynadığını belirtti. Bu alanda yapılan çalışmalarda GSM sektörünün görüşlerinin de önemini vurguladı. IMEI numaralarından veri tabanı oluşturulduğunu, ancak alınan önlemlere rağmen asıl suça maruz kalan halka ulaşılmadıkça çözümlenemeyeceğini, 12 – 14 yaş grubunun hedef olması, okuldaki öğrencilere yönelik zorbalıkla, telefonlarının zorla alındığının tespit edilmesiyle bir görüş açısına sahip olduklarını ve bu anlamda eğitim programları yaptıklarını açıkladı.

GSM endüstrisine yönelik 18 aylık bir çalışma yapıldığı, İngiltere'de 60 milyon GSM cihazının kullanıldığı tespit edildi. Uluslararası önlemlerin alınması gerekliliği neticesinde GSM üretici ve operatörleri AB planı çerçevesinde hareket etmeye başladığını, AB Eylem Planının bir parçası olarak güvenli olmayan GSM cihazlarının endüstri içinde bir problem olduğunu iletti. AB içinde her farklı bir ticaret mevzuatına sahip olduğundan GSM sektörüne kendi yasama taslaklarını sunmaları gerektiğini ve 6 ay önce rapor sunduklarını, kat edilen bu ilerlemenin yanı sıra, küresel olarak bir takım çalışmalar yapmak istediklerini açıkladı. GSM ile ilgili yeni bir mevzuat olmadığı, Gümrük Müsteşarlığı bazında bir takım düzenlemeler yapıldığını, kaçakçılığa karşı AB ülkelerinin yeni kararlar aldığını iletti.

Mr. Eddie THOMSON (NMPCU) Ulusal Mobil Telefon Suç Önleme Birimi Başkanı: İngiltere'de suçların yüzde 45'ini GSM suçlarının oluşturduğunu bu anlamda da Hükümet ve Sanayii'nin çalışmalarını birlikte yürütmesi gerekliliğini ve 2003 yılında bu alanda suç oranlarında ciddi artışlar olduğunu vurguladı. Bu alanda 45 polis memurunun görev aldığı ayrıca Hükümet ve Sanayii'nin periyodik görüşmeler yaptığını, yalnızca İngiltere'de son 2 yılda 88.000 GSM çalıntı kaydı bulunduğunu açıkladı.

Suçların önlenebilmesi ve azaltılması yönünde her türlü işbirliğine hazır oldukları ve Sanayi'den de çalınması önlenebilir GSM üretilmesini istediklerini, Yasamalarına yeniden programlamayı da programlarına aldıkları ve İçişleri Bakanlığı ile ortak çalışmalar yaparak sorunlara çözüm aradıklarını belirtti.

Sanayii ile yapılan ortak çalışmalar neticesinde ulusal suçlar birimi oluşturulduğu, cihaz sahiplerinin kimlik bilgileri, adresleri, cihaz özellikleri veri tabanına kayıt edilerek cihaz sahipleriyle bağlantı kurulabileceğini açıkladı. Şu anda 18.000 kayda sahip olduklarını ancak, İngiltere'de 60 milyon GSM olduğunu, Sanayi'nde tüketiciyi kayıt için yönlendirdiğini belirtti.

NMPCU'nun 7 ay önce kurulmuş bir birim olduğunu 194 olay, 174 suç, 7220 GSM teslimi, ve 3070 suç duyurusu olduğunu vurguladı. İnternet aracılığı ile insanların 2'inci el GSM'leri, yeniden programlama işlemleri ile ilgilenenlerin bulunduğu ve bunun takibinin yapıldığını açıkladı.

Birlikte yapılacak çalışmalarla GSM'lerin uluslararası kaydının sağlanması, bu konuda faaliyete geçilmesinden memnuniyetini belirtirken, İngiltere'de çalınan GSM cihazın Türkiye'de kullanılmasının servis sağlayıcılara önemli boyutta maliyet getirdiğini ve son 1 yıl içinde öğrendiklerini paylaşmanın sevindirici olduğunu açıkladı. Toplantının ikinci bölümünde;

Mr. Jack WRAITH (MICAF) Mobil Endüstri Suçları Eylem Forumu Sekreteri ve Telekomünikasyon Dolandırıcılığı Forumu Başkanı: IMEI numarası bütünleştirilmesini sağlamak amaçlı tüm üreticilerin anlaşma imzaladığını, GSM hırsızlığının Avrupa'da uyuşturucu, kaçakçılık gibi organize suç olarak kabul edildiğini açıkladı. Medya ile yapılan çalışmalar neticesinde Medya'nın önceki gibi duyarsız olmadığı ve bu olayları araştırma konusunda daha iyi konumda olduğunu ve birim olarak Medya'yı bu konuda yalnız bırakmadıklarını belirtti. MICAF'ın İçişleri Bakanlığı ve polisle işbirliği yaparak hedef kitle olan 12-17 yaş arası gençlerin hem kurban hem de sanık durumuna düştüğünden okullarda bilgilendirme amaçlı 2666'dan fazla eğitim paketleri hazırlandığını ve bunların okullara ücretsiz olarak sağlandığını vurguladı.

Telekomünikasyon Kurumu Teknik Düzenleme ve Standardizasyon Dairesi Başkanı Mehmet Altuner: Bugüne kadar yapılan çalışmalar ve alınan önlemler hakkında açıklamalar ve Yasal Olmayan Mobil Telefon Ticaretine Karşı Yürütülen Faaliyet ve Teknik Alt Yapı Kurulması Çalışmalarının tanıtımı ile ilgili sunum yaptı.

Telekomünikasyon Kurumu Danışmanı Yrd.Doç.Dr. Refet Ramiz: Konuya ilişkin olarak Yasal Olmayan Mobil Cihaz Ticaretini Önleyici Uluslararası Sistem Kurulmasına İlişkin AB Teknik Altyapı Destek Projesi Oluşturulması ile ilgili sunum yaptı.

2 Aralık 2004 tarihinde Mobil Telefonlarla ilgili suçların önlenmesine yönelik delegasyonla yapılan çalışma konularının tespit edilmesiyle varılan mutabakat sonucunda basın mensuplarının da katılımıyla Toplantı Tutanağı (MoM) imzalandı.

Telekomünikasyon Kurumu'ndan klonlanan GSM telefon cihazlarının IMEI numaraları ile ilgili önemli duyuru

GSM telefon kullanıcılarının tamamına ait GSM telefon cihazlarının marka, model ve IMEI bilgileri Telekomünikasyon Kurumu kayıtlarına aktarıldı. Halihazırda Kurum tarafından onay verilerek bugüne kadar yasal olarak ithal edilen yaklaşık 28 milyon cihazın kayıt bilgileri ile GSM işletmecilerinden temin edilen 33 milyona yakın GSM telefon cihazına dair IMEI ve abone kayıt bilgileri üzerinden yapılan deşifre işlemleri sonucunda 12 milyon kadar cihazın kayıt dışı olduğu ve 500 bin kadar cihazın IMEI numarasının klonlanmış veya değiştirilmiş olduğu belirlendi.

Kamuoyumuzca da bilindiği üzere her bir mobil cihazın müstakil bir seri numarası olmalıdır. GSM telefon cihazlarının “International Mobile station Equipment Identification”, kısaca IMEI (Uluslararası Mobil Cihaz Kod)'u olarak tanımlanan, cihazın ambalajı üzerinde ve arka kapağı içerisindeki etiketler üzerinde yer alan seri numarası, cihazın *#06# tuşlarına sıra ile basılmak suretiyle de öğrenilebiliyor.

Telekomünikasyon Kurumunun Web sayfasında (www.tk.gov.tr/duyurular ve www.tk.gov.tr/tds) adreslerinde duyurulmakta olan klonlanmış IMEI numaralarını gösteren tabloda yer alan numaraları haiz cihaz kullanıcılarının, söz konusu cihazın temin edilişine dair bilgi ve belgeleri, Telekomünikasyon Kurumu Teknik Düzenlemeler ve Standardizasyon Dairesi Başkanlığına ait tds@tk.gov.tr e-posta adresine veya 0312-5505164 no'lu faksa göndermeleri büyük önem taşımaktadır.

Bugüne kadar konuyla ilgili yazdığımız çeşitli yazılardan örnekleri tüm kamuoyunun bilgilendirmek adına tekrar görüşlerinize sunuyoruz.

Telepati yazarsa, doğrusunu yazar... Hemde yıllar önce ve bugüne kadar, ısrarla!

Merih IŞIN

Başka konularda da, aylar öncesinden, yıllar öncesinden, hatta dokuz sene öncesinden yazdığımız doğrular ve haberler var. Sadece, takip edenler bilir. Alın işte, bir yenisi daha.

Tarih: 1 mart 2004. Sabah gazetesi 7.sayfadan, Timur Sırt Cannes'den bildiriyor: Başlık: “Çalıntı telefonla aloya son”.

Konu, gerçekten çok önemli. Haber de doğru. Her yıl Fransa'nın Cannes şehrinde düzenlenen, GSM Kongresinde bu yılın önemli kabul edilen konularından bir tanesi: bütün ‘cep telefonları'nın değil de, sadece GSM telefonlarının operatör firmalar tarafından takip ve kontrolü. Sonuç mu? GSM operatörü firmalar, telefonları EMEI denilen sistem numaraları ile takip ederlerse; GSM telefon hırsızlığı önleniyor, istatistiki bilgiler kesin sonuç veriyor, vergi kaçağı gibi bir sorun kalmıyor, kaçak telefon gibi bir konu ortadan kalkıyor, hatta ve hatta bugünlerde % 70'e yakın olan son kullanıcı üzerindeki vergi yükü azalırken, satılan resmi telefon sayısı gerçek rakamı bulduğu için, satın alma bedeli düşerken teknik servis bakım ücretleri ve aksesuar fiyatları aşağı doğru seyrediyor.

Bunlara ilaveten; bir de devlet, operatör ve resmi telefon dağıtıcı kurumlarımızın toplu ek geliri söz konusu. Kaçak kabul edilen telefonlara bir şekilde bir bedel ödendiğine göre, onlar artık milli servet. Bu durumda, milli servetimizin korunması doğrultusunda harcanan bedelin yeniden ekonomimize kazandırılması için ne yapılabilir? Bir kerelik bir af çıkartılır, belirlenen noktalara ödenecek yasallaştırma bedeli karşılığı, telefonların EMEI numaraları sisteme tanıtılır, ödenen bedel; Devlet, operatör ve resmi dağıtıcılar arasında hakkkaniyetle paylaştırılır. Daha ne olsun?

Kaybeden yok! Yabancıların deyişiyle, “Win-win / Kazan-kazan” projesi.

Ve bütün bunlar için hiç bir kuruluş ilave bir harcama yapmıyor, sadece eldeki mevcut olanakları kullanıyor. Yani, diğer ülkelerde de olduğu gibi, Türkiye'de de zaten mevcut olan; her satılan GSM telefonun, EMEI denilen seri numarasına karşılık gelen telefon ve seri numarası kayıt altına alınıyor.

İyi de, bugüne kadar neredeydiniz? Sizleri bilmeyiz ama Telepati buradaydı. Yıllardır söylüyoruz ve yaklaşık iki senedir yazıyoruz. Yazmakla da kalmıyoruz, Telekomünikasyon Kurumu nezninde girişimlerimizi sürdürüyoruz. Kaç toplantı yapıldı bugüne kadar, yeni kuruluş aşamasında görev verdik AKP Hükümetine ama, hala aynı yerdeyiz.

Bakın hangi tarihte neler yazmışız:

Tarih: Eylül 2002, Telepati, Sayı:84, sayfa:8

GSM telefonların IMEI numarası çok mu önemli?

Belki birçok kişi konuyu yeniden gündeme getirmiş olmama sinirlenecek ama, seçim arifesinde işbaşı yapacak yeni Hükümetimize bir hatırlatma olur düşüncesiyle tekrar kaleme almak istedim.

GSM sektörü, telekom sektörünün bir alt sektörü ve henüz çok genç. Sürekli ve hızlı bir büyümenin içindeki bu 2.5 kuşaklık sektörün en gözle görülür elle tutulur ürünü ise, telefonlar. IMEI, yani (International Mobile Equipment Identifier) denilen seri numarası ile takip edilen bu teknolojik oyuncaklar, ülkemizde ilk görüldüğü 1994 yılından bu yana, 9 milyon Lira ile 2000 Dolar arası bedellerle son kullanıcıya teslim edildi.

GSM sisteminin ilk başlatıldığı günlerde, vatandaşın elinde daha önceden temin ettiği tek telefon veya tek hat olmadığı için, hatsız telefon ya da telefonsuz hat satılmıyordu. Ayrıca, yasalar gereği de sistem böyle pazarlanıyordu. İlaveten, GSM operatörlerinin geçerli ve mevcut lisans sözleşmesinin ilgili maddesinde bugüne kadar herhangi bir değişiklik de yapılmadı. Bu pazarlama tekniğinin altında çok önemli birkaç neden yatıyordu.

Birincisi; yasal yollardan ithal edilenler dışında, pazara telefon girişi engelleniyordu. İkincisi; ithal edilen telefon miktarı tam olarak takip edilebiliyor, istatistik bilgilerde en ufak bir yanılma payı bile olmuyordu. Üçüncüsü; yasal yollardan ithal edilen telefonlar, GSM operatörü firmalar tarafından da kayıt altına alınıyor, kayıt ve yer tespiti konularında kullanılabiliyordu. Her telefon kayıtlı olduğu için, vergilendirme sorunu olmuyor, devlet ithalattan olsun KDV'den olsun vergilerini daha kaynakta tahsil ediyor, herhangi bir kayba uğramıyordu.

Zaman geçtikçe ve sistem yaygınlaştıkça, çok ucuz satılan çalıntı, ikinci el ve kaçak telefonların pazarda yerini aldığını gördük. Türk'ün pratik zekasına dayanamayan sistem çökmüş, tek hat veya tek telefon satışları hızla artmıştı. Bu da istatistik verileri güvenilmez hale getirdiği gibi, gerekli olması halinde bile telefonların takibini olanaksız kılıyordu. Fakat bunlardan çok daha önemli ama, açıkça görülemeyen başka bir sonuca kimse dikkat etmiyordu: Vergi kaçağı.

AB ve dünya standartlarının çok üzerinde bir vergi yükü ile çalışan ülkemiz sistemi, neredeyse %50'lere ulaşan bir vergi kaçağı yaratmıştı.

Şimdi aklımıza şu soru geliyor: Acaba yeni Hükümet yasalara göre olması gerektiği gibi, mobil telefonların IMEI numarası ile takip edilmesini sağlayıp, pazara kaçak telefon girişini engelleyebilir ve hatta buradan elde ettiği vergi kazancını GSM sistemine aktararak, sistem üzerindeki vergi yükünü dünya ülkeleri seviyesine indirebilir mi? Sistemin ucuzlaması ile, kullanımı yaygılaştırarak hem telekom pazarına, hem makro ekonomiye hem de toplanan vergiye olumlu bir katkı sağlayabilir mi?

Hükümet kim olacaksa, bu da telekom sektörünün kendilerine verdiği ilk “Ev ödevi” olsun.

Tarih: Eylül 2003, Sayı:96, sayfa:8

GSM telefonların IMEI numarası işe yarıyormuş...

Geçen yıl Eylül 2002, 84.sayımızın yine bu sayfasında konuyu gündeme getirmiş, ‘GSM telefonların IMEI numarası, ne işe yarar?' başlığını atmıştık. Yapılacak yeni seçimler sonrasında kurulacak hükümete, telekom sektörünün ilk “ev ödevi”ni vermiştik.

1994 yılında oluşan GSM sektörünün, son kullanıcılarını direkt olarak ilgilendiren bölümü olan GSM telefonlarının yasalar ve yönetmelikler gereği GSM telefonların hatsız, GSM hatlarının telefonsuz satılmadığı günlerden bugüne gelirken, nasıl gelişmeler yaşamıştık sektörümüzde?

Dokuz sene önce; GSM telefon satış bedelleri yaklaşık 2.000 Dolar, vergi oranı da toplam yüzde 40'lar seviyesindeydi. Bir ara 9 milyon Lira'ya kadar düşen bedellerle satılan GSM el terminalleri, bugünlerde alt-orta ve üst sınıf modeller olarak belirli aralıklarla fiyat istikrarını yakaladı. Ancak, yaşanılan deprem felaketinden sonra başta ‘geçici' olduğu söylenen fakat kalıcı hale getirilen ve oranları artırılan diğer çeşitli vergiler ile sektörün üzerindeki vergi yükü dünyanın en yüksek ve inanılmaz oranlarına vardı. Yüzde 70'lere varan vergi yüküyle birlikte telekom sektörü, ülkemizin altın yumurtlayan lokomotifi haline geldi. O tarihlerde her hat karşılığı bir telefon satıldığı için, kaçak telefon diye birşey yoktu. Tabii ki vergi kaçağı da oluşmuyordu. Satış rakamları gerçek pazarı yansıtıyor, istatistik değerler de yüzde yüz doğruyu veriyordu. Ülkemize yatırım yapmak isteyen yabancı sermaye de, kolaylıkla erişebildiği güvenilir ve doğru bilgilere göre karar verebiliyordu. GSM operatörlerimizin kullandıkları teknoloji sayesinde de, IMEI numarası belli olan telefonların yer tespiti kolayca gerçekleşiyor, telefon gasp ve çalıntı olayları minimumda gerçekleşiyordu.

Bugün GSM telefonda kaçak oranı (kaçak ve hediye); çeşitli yerlerde dile getirildiği gibi yüzde 30'larda değil, yüzde 70'ler seviyesindedir. Herşey bir yana, Avrupa'da yaşayan Türk nüfus üç milyonun üzerindedir ve ortalama yılda bir kez ülkeyi ziyaret etmektedir. 1980'lerin başında kalkan yasaklar sonrasında, parasını verdiğiniz sürece dilediğiniz herşeyin kolayca bulunabildiği ülkemizde, vergi oranlarındaki aşırı yükseklik nedeniyle GSM telefon, ‘tek hediye' haline gelmiştir ki, Avrupa'dan her gelen en az birkaç hediye telefonla memleketine gelmektedir. Geçtiğimiz yıl ülkede satılan resmi telefon sayısı, üç milyon yüz bin adet olup, yurtdışında yaşayan vatandaş sayımız kadardır. Her birinin yılda bir kez bir telefon getirdiğini düşünseniz, kaçak oranı zaten yüzde 50 olur. Gerisini anlatmama gerek yok. Uygulama böyle devam ederse; ülkede satılan telefon sayısı da bilinmez, vergi kaçağı da oluşur, resmi ithalat olmayan telefonlara hizmet verilmesi sonucu elde edilemeyen vergi geliri de resmi kullanıcılar üzerine yüklenir, gasp ve hırsızlık da olur ve yakalanamaz, resmi rakamlar düşük olduğu için yabancı sermayenin gelişi de gecikir veya düşük kalır, olur da olur.

Telekomünikasyon Kurumumuz konuyu ele almış ve gerekli düzenlemenin yapılması için çalışmalarını başlatmıştır. En kısa sürede sonuçlanacağına inandığımız çalışma; öncelikle güvenilir bir ortama ve daha düşük bedelli görüşme ve telefon edinim olanağına kavuşacak tüketicimize, geliri artacak devletimize ve işi azalacak güvenlik güçlerimizin işine yarayacaktır. Sonucu heyecanla bekliyor, cesur kararlarından ötürü tebrik ediyor ve çalışmalarında Kurumumuza başarılar diliyoruz.

Hükümetimizin, operatörlerimize siyasi nedenli olduğunu düşündüğümüz çeşitli engellemeler yaparak olumlu bir noktaya varamayacağını düşünüyor, hatta dozunu artırması halinde önce lokomotif sektörü ve çalışanını, sonra da makro ekonomiyi müthiş bir bunalıma iteceği endişesini taşıyoruz.

Sektörümüz, ülke ekonomisinin neredeyse yarı vergisini ve günlük nakit akışını sağlamaktadır. Ricamız, elbette olması gereken düzenin ve hakkaniyet ortamının yaratılması, ancak bunlar gerçekleştirilirken de, olabilecek olumsuzluk ve sıkıntılar dikkate alınarak ılımlı bir yol uygulanmasının sağlanmasıdır. 2004 yılı itibariyle, Türk Telekomünikasyon A.Ş.'nin tekel konumunun ortadan kalkmasıyla başlayacak olan serbest rekabet ortamı telefon görüşme bedellerini düşüreceğine ve AB'ye girmemiz durumunda da; uygulanan vergi oranlarını diğer Avrupa ülkeleri seviyesine indirmek zorunda kalacağımıza göre, bunun önlemini şimdiden alarak, haberleşme ücret ve vergi sistemini de derhal gözden geçirmek durumundayız.

Telepati'nin teşhiş ve ısrarları boşuna değilmiş!

Telekomünikasyon Kurumu İstanbul Bölge Müdürlüğü vasıtasıyla yapmış olduğumuz başvurular değerlendirilerek, Sayın Mehmet Altuner başkanlığında yapılan toplantılar henüz bir sonuca ulaşamadı. Ancak, bizler eminiz ki, son GSM kongresinin ardından Kurum'umuz konuya gereken önemi verecek ve Hükümet'imize ve operatörlerimize uygulamayı kabul ettirecektir.

Timur Sırt'ın ilgili haberinde; dünyanın ikinci büyük GSM 900 operatörü olan İngiliz O2'nin başı çektiğini ve sadece geçtiğimiz yıl bir milyon ikiyüz bin hattın ‘çalıntı' olduğu için iptal edildiğini belirtilmiş. Gönül isterdi ki, bu başarı Türk GSM operatörlerinden birine ait olsun. Neyse ki, çok geç kalmış sayılmayız. Biz, Türkiye olarak zaten hazırız. İş, sadece derhal uygulamaya geçmekte.

GSM Birliği, ülkemizde de faaliyet gösteren Dünya devlerinden; Alcatel, Motorola, Panasonic, Sagem, Simens ve Sony Ericsson ile ortak hareket etme kararı almış. Bu karara, diğerlerinin de katılacağını ümit ediyor, seviyeli ve doğru bir rekabet ortamı diliyoruz.