Panasonic Türkiye Ofisi açıldı

Cenk Yapıcı

20 Ocak 2010 tarihi itibariyle faaliyetlerine başlayan Panasonic Elektronik Satış A.Ş. (PTR) en yeni tüketici elektroniği ve işletme sistemlerini Türkiye pazarına sunacak.
Panasonic Elektronik Satış A.Ş. (PTR) faaliyete geçiyor. Panasonic Europe Ltd., Panasonic Denizaşırı Operasyonlar Kıdemli Direktörü Hitoshi Otsuki, Panasonic Avrupa Yönetim Kurulu Başkanı Laurent Abadie ve Panasonic Elektronik Satış A.Ş. Ülke Müdürü Shigeo Suzuki’nin katılımı ile gerçekleştirilen basın toplantısında, İstanbul’da yeni bir ofis açarak Avrupa satış operasyonunu genişlettiğini açıkladı. Faaliyetlerine resmi olarak 20 Ocak 2010 tarihinde başlayan PTR, firmanın çeşitli ürünlerinin Türkiye’deki tüketici ve kurumsal müşterilere satışında ve pazarlamasında etkin rol oynayacak.

Panasonic için Türkiye önemli bir pazar
Panasonic, İstanbul’daki yeni satış ofisinin açılışı ile büyüme stratejisini daha da hızlandırmayı hedefliyor. PTR, VIERA düz ekran televizyonlar, LUMIX fotoğraf makineleri ve DECT telefonları da kapsayan şirket ürünleri portföyünün satışından ve desteklenmesinden sorumlu olacak. PTR, uluslararası satış ve yönetim alanında uzun yıllara dayanan tecrübesi ile Ülke Direktörü Shigeo Suzuki’nin liderliğinde, firmanın Türkiye pazarı için öncelikli ürünlerine yönelik bölgesel stratejiler geliştirecek ve tüm Türkiye’de dağıtım kanalları kuracak. Düzenlenen basın toplantısında söz alan Suzuki, Avrupa’da en hızlı büyüyen pazarlardan biri olan Türkiye’de, Panasonic’in sahip olduğu potansiyel konusunda son derece heyecanlı olduklarını belirterek, “Ürün ve hizmetlerimizle Türk tüketicilerin yaşamlarına değer katmayı hedefliyoruz,” dedi.
Panasonic Europe Ltd. Yönetim Kurulu Başkanı Laurent Abadie ise, Türkiye’nin Panasonic operasyonlarının gelişmesi ve büyümesi için büyük fırsatlar sunduğuna değinerek, “Bir yandan Türkiye’ye ürün ve hizmetlerimizi sunarken diğer yandan da müşterilerle ve dağıtım ortaklarıyla ilişki kurmayı heyecanla bekliyoruz.” şeklinde konuştu.

Panasonic ile baş başa
Panasonic’in hazırladığı özel sunum odasında 3B teknolojileri 3B gözlük ve dev plazma televizyon eşliğinde film fragmanları ve özel videolarla tecrübe ettiğimiz etkinliğin bitiminde Panasonic Europe Ltd. Yönetim Kurulu Başkanı Laurent Abadie ve Panasonic Elektronik Satış A.Ş. Ülke Müdürü Shigeo Suzuki ile bir röportaj yapma şansı da bulduk. Sorularımıza içtenlikle cevap veren ikiliden 2010 stratejileri, Türkiye’ye bakışları ve şirket vizyonu üzerine cevaplar aldık.

Panasonic Europe Ltd. Yönetim Kurulu Başkanı Laurent Abadie’ye geride bıraktığımız 2009 yılını ve krizin etkilerini sorduk?
Avrupa için konuşmam gerekirse, krizin etkilerini çok fazla hissetmedik. Avrupa piyasalarında sunduğumuz ürünler genelde yükselişte olan ürünler. Örneğin, düz ekran televizyonlar, Blu-ray oynatıcılar, sayısal kameralar gibi ürünler. Avrupa’da görünen o ki, tüketiciler teknolojik ürünlerin üzerine odaklanmaya devam ediyorlar ve öncelik olarak görüyorlar. Güzel bir düz ekran televizyon alarak evinde küçük kendi kozasını oluşturuyorlar. Güzel vakit geçirmek öncelikli olarak önem kazanıyor. Diğer taraftan Avrupa tüketiciler, gıda, seyahat, giyim gibi harcamalara daha az yatırım yapıyorlar. Bu sebeplerden ötürü krizden fazla etkilenmedik. Geçtiğimiz Haziran ayından itibaren hem satış miktarı hem de değer anlamında önemli ölçüde artış kaydetmiş durumdayız. Ama kurumsal anlamda müşterileri hedefleyen firmalar bize oranla krizden daha çok etkilendiler. Tabi ki Avrupa’daki bütün ülkelerin krizden eşit miktarda etkilendiği söylenemez. Doğu Avrupa ülkelerinin daha çok etkilendiğini söyleyebiliriz.

Sayın Suzuki, Türkiye pazarı için biraz geç kalınmadı mı?
Belli firmalarla kıyasladığınız zaman bizim Türkiye’ye geç geldiğimiz söylenebilir. Ama bizim için mühim olan doğru zamanda doğru yerde olmaktır. Biz şu anda Türkiye pazarına girmenin doğru olduğunu düşünüyoruz. Çünkü büyük bir büyüme potansiyeli görüyoruz. Türkiye nüfus büyüklüğü olarak geniş bir demografiye sahip. Ayrıca AB tarafında da teknolojik yenilikler devam ediyor. Dolayısıyla bütün bunlara bakıldığında, Türkiye pazarında bizim için fırsatlar söz konusu. Bizim Japonya’da her zaman söylediğimiz gibi, “Kriz zamanlarında her zaman fırsat vardır ve adımlar atılabilir”. Biz şu anda bu ilkemizi gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Özellikle 3B gibi heyecan verici ürünlerin olduğu bir dönem, Türkiye’ye gelmek için mükemmel bir dönem bizim açımızdan.

Sayın Abadie, konuyla ilgili olarak siz neler söylemek istersiniz?
Teknoloji çok hızlı gelişiyor. Dolayısıyla bu tür teknolojilerden faydalanan herhangi bir şirket hemen piyasada aktif olabilir ve pazar payı elde edebilir. Bunun en somut örneği bizim tümleşik sayısal kamera ürünümüz olan “Lumix”. Bu ürünümüzle Avrupa piyasalarına girdik ve 2-3 yıl içerisinde birinci sırayı kaptık. Dolayısıyla, özellikle 3B teknolojileri ve artı gelecekte bu alanda devam edecek olan teknolojiler ile şirketler piyasadan hızlı bir şekilde pay elde edebilirler. Bizde uzun vadeli olarak ama bu pazardan pay elde edebilen şirketler arasında yerimizi almak istiyoruz.

Sayın Suzuki, Türkiye’deki dağıtım kanalı ve satış stratejiniz nasıl olacak?
(Sunumumda da bahsettiğim gibi şu anda Türkiye’de tüketici elektroniğinin perakendesi anlamında çok dinamik değişikliklerin yaşandığı bir dönem söz konusu. Türkiye’ye baktığımızda piyasada çok güçlü perakendeciler bulunmakta. Türkiye piyasası şuanda Avrupa tabanlı birçok perakende zincirlerinin ilgisini çekiyor. Hatta ABD temelli bazı zincirleri de çektiğini söyleyebiliriz. Dolayısıyla Türkiye’de odaklanmak istediğimiz dağıtım kanalları bu perakendeciler. Biz Türkiye’de bu perakendeciler ile beraber büyümek istiyoruz.

Bay Abadie, Panasonic’in yeşil teknolojiler ile ilgili çalışmaları ve 2010’dan beklentiler nelerdir?
Bizim ARGE harcamaları için ayırdığımız bütçemiz 5 milyar Dolar. 5 milyar Dolar’lık ARGE faaliyeti gerçekleştiriyoruz ve bu çalışmaları gerçekleştirirken yeşil teknolojiler üzerinde odaklanıyoruz. Yeşil teknolojiler konusunda öncelikli olarak enerji tasarrufu sağlayan ürünler sunmak istiyoruz. Önümüzdeki baharda piyasaya sunacağımız yeni düz ekran televizyonlarımız %40 daha az enerji tüketiyor olacak. Önceki ürünlerimizde de tabi ki enerji tasarrufu üzerinde duruyoruz. Bu teknolojilere ek olarak ürün tasarımı ve geliştirmesi konusunda geri dönüşümü mümkün olan ürünler üretmeye çalışıyoruz. Japonya’da bu ürünleri üretebilmemiz için bir fabrikamız bulunmakta. Kullanım ömrünü bitirmiş olan ürünler bu tesisimize gönderilip, burada metal, plastik ve benzeri şekilde ayrıştırılıp kullanılabilir hale getiriliyor. Avrupa’da da bu işi yapabilmek için bir takım firmalarla anlaşmalarımız mevcut.

“Kendi enerjimizi üreteceğiz”
Yeşil teknolojilerdeki genel vizyonumuz kendine özgü bir sistem getirebilmek. Ön gördüğümüz kadarıyla yaklaşık 10 sene sonra kullanıcılar evlerinde kendi enerjilerini üretiyor olacaklar. Herkes kendi enerjisini depolayıp evinde kendi enerji yönetimini gerçekleştirebilecek. Solar paneller, güneş panelleri ya da yakıt hücrelerinden kendi enerjinizi üretebilecek ve bu enerjinin bir bölümünü evdeki elektrikli aletler için kullanacaksınız. Geriye kalan bölümünü ise depolayıp ihtiyaç duyduğunuzda kullanıyor olacaksınız. Bu sayede kendi ev enerji yönetim sisteminizi geliştireceksiniz. Bizim öngörümüz budur ve bu alana katkıda bulunulmasıdır. Bu çalışmalarımızı gerçekleştirebilmek için Sanyo’yu satın almış bulunuyoruz. Çünkü Sanyo ile Panasonic birbirini tamamlar nitelikte. İlerlediğimiz alan bizim için anlamlı olduğu için bu girişimlerimizi gerçekleştiriyoruz. Kısa vadede ise, daha çok enerji tasarrufu sağlayan ve kullanım ömrü bittiğinde yeniden kullanılabilir hale gelen ürünleri üretmek temel hedefimiz. Yeşil teknoloji fabrikaları da bizim için çok önemli. Şu anda Çek Cumhuriyeti’nde bulunan fabrikamız hiç atık üretmeden üretimini sürdürüyor ve karbondioksit salımı da belli bir limitin altında tutuyor.

Suzuki: “Türkiye de bu teknolojinin içinde olacak”
Genel olarak Panasonic’in bu konudaki politikaları Türkiye için de geçerli. 2010 yılında %40’a varan enerji tasarrufu sağlayan ürünlerimizi sunacağız. Ama sadece televizyon olarak değil, bütün ürünlerimize bu açıdan yaklaşıyoruz ve dikkat ediyoruz. Evde kullanılan ses ve görüntü ürünlerin hepsini bir ağ üzerinde tasarlamaya çalışıyoruz ki, evdeki enerji tüketimini uyumlaştırabilelim. Dolayısıyla Türkiye’yi de bu yaklaşımımızın bir parçası olarak görüyoruz.