İnsan, genellikle, kendisinde olmayanı ister. Benzer durum telekom endüstrisinde de sözkonusu olmuştur.
Kısaltmalar (acronyms veya abbreviation) herhangi bir ifadenin kısaltılmış yazılışıdır. Meslek yaşamımda bu tip kısaltmalarla çok karşılaştım. Hatırladığım ilk kısaltma ISDN... Tümleşik servisler sayısal ağı, 80’li yıllarda telekom operatörlerinin hayali idi. Telefon ağı üzerinde tüm servislerin (ses, veri, video) tek bir hat üzerinde birleştirerek ‘evrensel bir ağın’ kurulumu amaçlanıyordu. Daha sonra ATM eşzamansız taşıma yöntemi, ses ve verinin servis kalitesini de gözeterek B-ISDN ağında iletimini amaçlayan Genişbant-ISDN teknolojisinin temeli olarak geliştirildi. Bu arada, telekomdaki atılımlara bakmadan, IP İnternet protokolü tamamen açık bir ortamda kendi protokollerini geliştiriyordu. Telekom da uzun süre IP dünyasındaki gelişmeleri gözardı etti. IP’de geliştirilen VoIP teknolojisi telekomun esas iş alanı ses iletişimini tehdit eder duruma gelişi ile, başından beri oluşmakta olan yakınsama etkisi daha da hızlandı. Bunun en güzel örneklerini ağda, MPLS çoklu protokol etiket anahtarlama ve erişim ağında sayısal abone hattı DSL alanında ADSL simetrik olmayan abone hattında görüyoruz. Birincisi, telekom dünyasında ATM’in getirdiği servis kalitesi (QoS) teknolojisini IP’ye taşırken, ikincisi telekomun bakır hat ağında erişim hızını yüksek veri hızlarına çıkarmanın yolunu açıyordu. Bir düşünürsek, artık İnternet’te sadece geniş banttan başka bir iletim teknolojisinden bahsedilmiyor. Çevirmeli modem (dial-up) aradan bir on yıl geçmeden unutuldu bile. Bir kısa bilgi olarak, dar bant 64 kbit/sn’den daha düşük veri iletim hızları ve geniş bant 2Mbit/sn tanımları da artık geçerliliğini korumuyor. Geniş bant olarak artık 10Mbit/sn’den daha yüksek hızlar amaçlanıyor.
Mobil haberleşmede 4.Nesil LTE (eltii) uzun vadeli evrim bize 100 Mbit/sn hızlarını vaat ediyor. Geçen yazımızda PSTN’de, IP’nin sağladığı esnekliği ve IP’de PSTN’nin güvenirliğinin, gerçekleştirmek üzere yapılan çalışmaların varlığına değinilmişti. Burada, önümüze bir ‘kısaltma’ daha çıkıyor. IMS, IP çoklu-ortam alt-sistem olarak bilinen bu yakınsama çabası 3GPP (3.cü nesil ortaklık projesi) kapsamında, UMTS ailesi için 3N mobil standartlarını hedeflerken, ETSI’nin TISPAN (telekomünikasyon ve İnternet servisleri ve protokolleri için ileri ağlar) ile NGN (yeni nesil ağ) mimarisinin kurulumunu amaçlıyor. Aslında yeni nesil ağlardan anlaşılan bu ağların IP temelli olması ve geleneksel servisler yanı sıra, yeni servislerin de sunumunu olanaklı kılması. Kısaca IMS:
• Taşıma, kontrol ve uygulamaları ayıran katmanlı mimari (yatay tümleşmiş mimari),
• Erişimden bağımsızlık; servis sağlayıcıların (telko) sabit ve mobil ağlarının yakınsaması,
• Gerçek-zamanlı IP uygulamalarının, servis kalitesi (QoS), güvenlik, ücretlendirme, ve telekom işleticinin diğer temel gereksinimleri ile gerçekleştirilmesi,
• Yeni tür uygulamaların desteklenmesi, örneğin uygulama içinden oyun ve telefon servisleri,
• Düşük maliyetli uygulamaların süratle fakat QoS, tarife esnekliği, ücretlendirme ve gelirlerini koruyarak sağlanması,
• Geleneksel ağlardaki erişim, uygulama ve müşteri tabanlarının korunabilmesi. IMS’e geçişin adım adım yapılması gibi temel özellikleri sağlamalıdır. Artık IMS, bir ‘arzulanan düşünce’ (wishful thinking) aşamasını çoktan geçti. Çeşitli aşamalarda ve biçimlerde telekom işleticileri IMS’e geçişe başladılar bile. Böylece telekom işleticileri:
• Azalan telefon trafik gelirleri yerine alternatifler,
• Geniş bant ağlarına dayalı,
• PSTN teçhizatı yerine ikame edilecek,
• NGN’e geçişte servis saydamlığının korunacağı,
• NGN geçiş risklerini azaltan
bir dönüşüm stratejisini izlemek zorundalar. IMS’i incelemek isteyenlere, yanlarına bir ‘kısaltmalar listesi’ni almalarını tavsiye ederim. Yapılmak istenen ve varılmak istenen hedef çok basit olmasına karşın, geçmişin geleneksel yapısı ve mirası ile bunu gerçekleştirmek karmaşık gibi görünüyor. Basit bir örnekle bunu açıklayayım. Devre anahtarlamalı PSTN ağından paket anahtarlamalı NGN ağına geçişte PSTN’e ne olacak sorusunun iki yanıtı bulunuyor. Bunlar IMS’te PSTN/ISDN taklidi (emulation) ve PSTN/ISDN benzeşimi (simulation) olarak biliniyor. PSTN’i taklit edecek yaklaşımda PSTN/ISDN benzeri servis yetkinliği IP arayüz ve altyapısı üzerinden oturum kontrolü ile desteklenmeye çalışılır. Diğer yaklaşımda PSTN/ISDN servis kabiliyetinin ve arayüzlerinin IP altyapısına uyumlaştırılması amaçlanır. İkisi de zahmetli ve maliyetli. Telefon kullanıcılarını ortadan yok edemeyeceğimize göre, ya birisi veya diğeri izlenecek. Yine IMS NGN’e geçişte yatırım veya servislerin yayılımında adım adım emniyetli (tutucu) geçişi veya radikal tümden geçiş düşünülebilir. Birincisine örnek, Türk Telekom’un Wiro servisi, ikincisine örnek BT’nin 21.YüzYıl Ağı projesi gösterilebilir. IMS artık bir gerçek ve bunun getirdiği yakınsama servislerini artan sayıda göreceğiz.
Telekomda kısaltmalarla başladık bugüne (IMS)’e geldik. Galiba kısaltmalar bize hayal ettiğimiz yere gitmede bir ‘yol haritası’ işlevi görüyor. Her zaman gitmek istediğimiz yere varamıyoruz veya vardığımız yerin gitmek istediğimiz yer olmadığını görüyoruz. Evrim denen şey de bu olmalı!
Gelecek yazıda bir kısaltma da ben icat edeceğim. Bakalım benim öngörüm gerçekleşebilecek mi?