Merih IŞIN
Editör'ün karikatürü, 1995 yılında Cenevre telekom fuarında uydu üzerinden gerçekleştirilen videokonferans ile Rusya'daki çizer Vladimir Mochalov tarafından çizilmiştir.

Editör

Hükümet ödevini yaptı. Ya siz?

İş başındaki hükümet göreve yeni geldiğinde, birçoklarının çeşitli talepleri olmuştu. Zaten seçim öncesi verilen sözler de vardı. Haberleşme ve bilişim sektörleri adına, biz de Hükümet’e bir görev yüklemiş ve beklentilerimizi yine bu sayfalardan kendilerine iletmiştik.
Doğrusu bu ya; bunca yıldır dikkate alınmamış ya da alınamamış bu çok önemli konuya, yeni işbaşına gelmiş bir hükümetten beklemek de aslında ne kadar gerçekçiydi?
Ama oldu... En azından bizler tarafından hiç beklenilmedik bir şekilde konuya inanılmaz derece önem verildi. Yıllardır ülkemizin kanayan yaralarında birine parmak basıldı.
Yara iyileşti mi? Hayır ama, en azından ilk müdahale yapıldı ve kanama durduruldu. İlaveten teşhis konulup, tedavi süreci de başlatıldı.
Neydi bu konu?
Elbette ki, ARGE ve inovasyon…
Hint mucizesi, İsrail mucizesi derken bu mucizelerin altında yatan ana konu. Yıllarca, anılan bu ülkelerin nasıl bu kadar başarılı olduklarını konuştuk. O ülkelerden ‘guru’ denilen insanları alıp ülkemizdeki organizasyonlarda konuşmacı yaptık. Tonla para ödedik. Onları yüceltirken, Türk mühendisliğini küçümsedik. Türk konuşmacılara layık oldukları değeri vermedik. Hala da gereken önemi gösterebildiğimizi söyleyemeyeceğim.  
Aslında onlar zaten vardı.
Bankacılık sektörünü ele alırsak; 1970’lerde  bile, bizim bankalarımızın uluslararası bankaların genellikle kullanmakta olduğu yabancı programları değil de, Türk programcıların yazdığı bankacılık yazılımlarını kullandığını görürsünüz. Uluslararası platformlarla da bütünleşik çalışan yazılımlarımızın ne denli etkili ve başarılı olduğunu da, VISA ve Mastercard dünya uygulamalarıyla bir sonraki dönemde hep birlikte izledik. Finans dünyasında, ‘Türk Modeli’ yarattık.
Haberleşme yazılımı da 1980’lerin ortasında itibaren tırmanışa geçti. Donanımın ilkelliğinin yanı sıra, ki şimdilerde belirli bir standarda kavuşmuş durumda, bir yazılım dehası olan ve Karel ile başlayan PBX denilen santral üretimi, bugün bu %100 yerli sermayeli haberleşme şirketimizi dünyanın 30’dan fazla ülkesine ihracat yapar duruma getirdi. Ülkemiz KOBİ pazarında da yaklaşık %70’lik paya sahip olan bu gurur kaynağımız, hiçbir destek-fon kullanmadı, kullanamadı.
Dünyadaki yeni eğilim ise; İnternet Protokolü (IP) üzerinden, bulut bilişim de kullanılarak daha ucuz, etkin ve bütünleşik bir hizmet serisi gerçekleştirebilmek. Ülkemizin birçok mühendisi ve firması ise buna da hazır. Birazcık el verilse, neredeyse yapamayacakları iş yok.
İşte burada Hükümet devreye girdi. İnandıkları ve başlattıkları reform niteliğindeki ARGE destekleriyle sektöre inanılmaz bir itici güç oldular. Başlatmayla yetinmediler, her geçen sene oranları ve destek platform ve konularını artırarak yeni hedefler belirlediler. Belirlenen hedefleri titiz bir inceleme altına alıp, belirli sürelerde revize ettiler ve devam ediyorlar...
Yaptıkları bu atılım sonucu; yazılım ithalatında azalma, ihracatta artış, nitelikli iş gücü istihdamında yükseliş ve dünya markası yaratma konusunda da büyük bir adım atmış oldular. Ülkenin genel ekonomisindeki iyileşmeni temel taşlarından birini oluşturdular. 2023 yılında eğer dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olunması hedefleniyorsa, bu işin ancak böyle gerçekleşebileceğine inandılar. Bütün bunları yaparken de, özel sektörden bir şey istediler: Çözüm üretin. Yanınızdayız…
Tüm AB fonları ve diğer desteklere ilaveten, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, 2012 yılı gelirinden ayrılan yaklaşık 320 milyon liralık desteğin, bu yılın ilk ayından itibaren hak sahiplerine dağıtılmaya başlanacağını açıklamıştı. Yetmedi; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı yaptığı yeni bir duyuru ile, 2013 yılında 3 dönem halinde gerçekleşecek olan yeni bir destek daha açıkladı: Proje başına 10 milyon liraya kadar hibe-destek. Birincisi, Ocak döneminde başvurulacak bu inanılmaz destek projesine toplamda 205 adet proje sunulmuş ki, Bakan Binali Yıldırım neredeyse çıldırmanın eşiğine gelmiş durumda. “Yanınızdayız, çözüm üretin” demiştik, “Bu mudur?” diyor.
Yazımın başlığına dönersek; Ödevini yapan Hükümet’e teşekkürler, ya siz? Diyorum. 
Saygılarımla.