Merih IŞIN
Editör'ün karikatürü, 1995 yılında Cenevre telekom fuarında uydu üzerinden gerçekleştirilen videokonferans ile Rusya'daki çizer Vladimir Mochalov tarafından çizilmiştir.

Editör

Komünikasyon diye bir sektör ve Türkçe diye bir dil var mı?

BAKIN geçtiğimiz ay, Konfederasyon Kupası’na katılan A Milli Futbol Takımımız harikalar yarattı. Oynadığımız futbol tüm dünyaya parmak ısırttı. Neydi o Brezilya maçı? Hele maçın ikinci yarısında sahadan sildiğimiz Fransa ile olanı? Bütün dünya medyası ve otoriteler, Takımımızı öve öve bitiremediler. Dünya üçüncüsü A Millilerimiz, topu topu bir beraberlik bir de yenilgi almışlardı sonuçta. Evet, doğru işler yapılmıştı ama önemli olan sonuçtu ve hiç de abartılacak bir durum yoktu. Yani yapılan işin iyi olması, doğru olmasını da birlikte getirmiyor maalesef.

Türk Telekom A.Ş. başta olmak üzere, asli görevi kablosuz telefon operatörlüğü yapmak olan Turkcell, Telsim ve A-Tel, ana faaliyet alanı; insanların haberleşmesi için santral ve terminal (kablolu-kablosuz telefon cihazı) üreten ve/veya satan Ericcson, Netcell, K.V.K., Genpa Telekomünikasyon, Nortel Networks-Netaş, Alcatel Teletaş, komünikasyon alt yapısı ve kablolama tesis işi ile uğraşan Hes Kablo ve burada saymakla bitiremeyeceğim yüzlerce "Telekom Sektörü" kurum ve kuruluşuna buradan soruyorum: "Sizler, hangi sektörde faaliyet gösteriyorsunuz? Dünyadaki adı ile, ülkemizdeki adı farklı başka bir sektör biliyor musunuz? Telekom sektörünün yasa ve yönetmeliklerine göre çalışmak zorunda olduğunuza ve Türkiye Telekomünikasyon Kurumu’nun düzenleyiciliği ile hizmet vermekle yükümlü olduğunuza göre, kendinizi nasıl başka bir sektör içinde görebiliyorsunuz? Otomotiv üretimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na mı bağlı olmalı, yoksa Ulaştırma Bakanlığı’na mı? Artık seçiminizi yapmanın zamanı gelmiş de geçmektedir."
TDK-Türk Dil Kurumu sözlüğünde olsun, geçen yıl gerçekleştirilen "Bilişim Şurası"nda olsun ve yine bu yıl düzenlenen "İletişim Şurası"nda olsun, hiç bir telekom kurum ve kuruluşunun ve/veya sivil toplum örgütünün davet edilmediği ve katılmadığını ve o sektörlerin, ayrı yasa, denetim birimleri ve sivil toplum örgütleri olduğunu buradan tekrar hatırlatmak istiyorum. Sizler, Telekom Sektörü veya dünyadaki yeni adıyla, EKT-Enformasyon ve Komünikasyon Teknolojileri (ICT-Information and Communication Technologies) kuruluşlarısınız. Düşünsenize; haberleşme standartlarını belirleyen dünya devi bir firma, bilgisayar tüketim malzemeleri şirketleri ile aynı sektördeki sıralamada yer almaya razı oluyor. Hatta bu yanlış değerlendirmeyi reklam haline getirip anons ediyor, yeterli eğitim alamamış halkımızı kavram kargaşasına itiyor. Bu, bilgisayar yazılım, donanım ve çevre birimleri sektörü olan "Bilişim Sektörü" kuruluşları için de oldukça can sıkıcı. Öyle ya, bilişim firmaları hak ettikleri pozisyonu başka bir sektörün, dünyaca bilinen bir devine kaptırıyorlar. Uzaktan idare edilebilen, akıllı kombileri veya bilgisayar kontrollü otomobilleri de bilişim sektörüne dahil edelim mi?
Yani, yapılan iş iyi de, sonuçlar yanlış.
Dünya ve Türkiye sıralamasında ilk sırayı alan Nokia, listede niye yok? Yoksa, cevap mı vermedi? Yani, bir finans araştırması yapılıp; İş Bankası, Akbank ve Garanti Bankası gibi devlerin cevap vermemesine rağmen, Türkiye finans listesi yayınlanabilir mi? Yayınlanır diyorsanız, ne kadar inandırıcı ve doğru olur? Hele aynı listede, döviz büfeleri ilk on sırada ise. Eskiler bilirler; bizim ofisimizde, annesi kendisini üç günlükken terk eden ve bir köpek tarafından büyütülen ve hala kendisini köpek zanneden bir kedi yaşamakta.
Bu arada evet! Dünyada komünikasyon konusunda uzman olan kuruluşların oluşturduğu bir "Telekom Sektörü" var.

TDK imla kılavuzunda yer almayan "sayısal" yerine kullanılan "dijital", Türkçe olmayan, ancak Türkçe’mizde karşılığı olmasına ve sıkça kullanılmasına rağmen, "global, trend, lansman, dizayn, konsept, multimedya" gibi yabancı ve uyduruk kelimeleri kullanan kuruluşlara ve medyamıza birşeyler söylemek ister misiniz? Nisan ayında, İstanbul’da dünya "Medya Sponsorluğu"nu yaptığımız Caspian Telecoms Orta Asya ve Hazar Ülkeleri etkinliğinde, organizasyonun ana dili İngilizce’ydi. Neden mi? Türkmen, Kırgız, Azeri, Özbek veya diğer Türk devletleri ile Türkçe anlaşamadığımız için. Ama, onlar birbirleriyle Türkçe konuşabiliyorlardı. Tıpkı filmlerdeki; aynı dili konuştuğu sanılan Amerikalı-İngiliz anlaşmazlığının hicvedildiği gibi. Türkçe’mizi bozan ve yozlaştıranlar utansın. Hala da, inatla devam ediyorlar.
Yine evet! Bizim pek bilmediğimiz ama dünyada yüz milyonlarca insanın konuştuğu bir "Türkçe" var.

Saygılarımla…