Medyasör

550 bin Dolar gitti. Turist gitmedi...

GEÇEN ay, Anavatan Türkiye’den Yavruvatan KKTC’ye turist çekmek için, 550 bin Dolar’lık muhteşem bir reklam kampanyası yapıldı. Mutlaka görmüşsünüzdür. Yalnızca Hürriyet Gazetesi’nde yayımlanan ve tam sayfayı kaplayan ilanın başlığı, aynen,
“Kalbiniz Kıbrıs’ta Kalacak,”
biçiminde idi. Altta bir resim; açık bir pencereden uzaktan deniz ve dağlar görülüyor. Pencerenin önünde bir masa, üzerinde bir kadeh şarap, bir meyve sepeti, içinde üç adet ıstakoz bulunan bir tabak ve de metal bir kayık tabakta pişmemiş bir balık...Ben en çok reklamın metnini sevdim “Paris’te aç kalıp Afrika’da zengin olan.

Şair Arthur Rimbaud’un, 1880’lerde bohem yaşamını Kıbrıs’ta sürdürmesini Kıbrıs’ta sürdürmesinin nedenleri arasında Akdeniz’in leziz yemekleri ve şarabının önemli bir yeri vardı.
Yaşam artık bohem olmasa da...”
Bu romantik paragrafın altında müthiş bir de parantez;
(Ertuğrul Özkök’ün de seveceğine eminiz)
Bu isim kampanya boyunca değişti ve Bekir Coşkun, Ayşe Arman, Mehmet Yaşin ve Ali Atıf Bir oldu.
Aslında olan oldu. 550 bin Dolar Anavatandan Yavruvatana turist çekmek için feda oldu.
Gelgelelim T.C.’den KKTC’ye hiç de öyle beklenilen turist akımı gerçekleşmedi. Gerçekleşemezdi de. Kıbrıs’a gidilmeyecek iki ay vardır. Temmuz ve Ağustos. Bu iki ayda Kıbrıslılar bile Türkiye’ye tatile gelirler.
Bir kere, Türkiye’de tatil olanakları KKTC’den yüz bin kat daha iyi. Fiyatlar ucuz. Fiziki şartlar ve servis mukayese edilemez. Geriye kala kala tarihi doku kalıyor ki, o da zaten her coğrafyada bir şekilde bulunuyor.
KKTC’ye ilginin 1974’den bugüne azalmasının çok çeşitli nedenleri var. Bunları bilenler biliyor. Bilmeyenler de, işte böyle 550 bin Dolar’lık kampanya düzenliyor. Ama onlar da merhum Turgut Özal’ın dediği gibi, işi biliyorlar.
Bakalım 550 bin Dolar’lık müthiş kampanya Türiye’den KKTC’ye turist girişini ne kadar arttırmış.
Bir açıklasalar da öğrensek. Kıbrıslı otel sahibi ve turizmci bazı dostlarımızla telefonla görüştük. Onlar da bu kampanyanın neye yaradığını pek anlayamadıklarını söylediler.
Bizce kampanya mutlaka bazı işlere ve bazı kişilere yaramıştır. Onun dışında ada orada, giden gider, gitmeyen gitmez. Ama umutlar hiç bitmez. Bir keresinde turizmden de Sorumlu Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş kardeşimiz, bir grup Almanı (Basın mensubu niyetine) davet edip, Dipkarpaz’da günlerce (Herşey Dahil) ağırlamıştı.
Beklenti, Alman medyasının da çarşaf çarşaf methiyeler çıkacak ve adaya akın akın Alman gelecek, biçimindeydi. Anlaşılan, Almanlar’dan ümit kesilince, rota Türkiye’ye çevrildi.
Ne demiş şair?
“Geçti Bor’un pazarı, sür eşşeği Niğde’ye, selvi gibi umutlar, döndü birer iğdeye...”

LAF OLA
“Atina Belediye Başkanı Dora Bakoyannis ve bizim Baba”