Türk Telekom'un özelleştirilmesi için Bakanlar Kurulu karar alacak

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım Türk Telekom'un özelleştirilmesi için yeni bir Bakanlar Kurulu kararı alınacağını bildirerek, özelleştirme ilanının 15 Temmuz 2004 tarihinden önce verileceğini ve ihale için şartname hazırlığının sürdüğünü söyledi.

ÖZELLEŞTİRİLMESİNE adım adım yaklaşılırken, Türk Telekom'un yüzde 51'den fazlasının yabancı yatırımcıya satışının önünü açan yasa tasarısı, 16 Haziran 2004 tarihinde Meclis'ten geçti. Yasanın Meclis'ten geçmesinin Türk Telekom'a ilgiyi daha da artıracağını ve üstelik fiyatın da daha iyi oluşmasına katkı sağlayacağını belirten Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Türk Telekom'un özeleştirilmesi için yeni bir Bakanlar Kurulu kararı alınacağını bildirdi. 2003 Aralık ayında alınan Bakanlar Kurulu kararında da yeni bir Bakanlar Kurulu kararı alınacağına atıfta bulunulduğuna işaret eden Yıldırım, “Fiyat belirlenmesi, muhammen bedel belirlenmesi tekrar bir Bakanlar Kurulu kararına bağlanacak” diye konuştu.

Yıldırım, Türk Telekom'un özelleştirme ilanının15 Temmuz'dan önce verileceğini dile getirerek, “Ancak 15 Temmuz ile şu tarih arasında ilgili firmalar teklif verebilirler denilir” şeklinde konuştu. Özelleştirmeye ilişkin şartname hazırlığının sürdüğünü anlatan Yıldırım, şartname hazırlığında ilgi duyanların makul uyarılarının da dikkate alındığını ifade etti. Yıldırım, şartname hazırlıklarının tamamen Özelleştirme İdaresi bünyesinde faaliyetlerini sürdüren İhale Komisyonu tarafından yürütüldüğünü belirterek, “Biz de onlara destek veriyoruz” dedi.

Türk Telekom'un değeri konusunda hiçbir şey söylemeye gerek olmadığını ifade eden Bakan Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Onun modası geçti zaten. Çok şey söylenip, hiçbir şey yapılmayınca tekrar söylemenin bir mantığı yok. Bir hesap yaparsınız malın değeri ortaya çıkar. Ancak alıcı bulamazsanız bunun bir değeri yok tabi. Alıcı ile satıcı arasında ortak bir nokta bulunursa o zaman bir sonuç çıkar. Ama bunu sadece bir fiyat olarak da görmemek lazım. Özelleştirme ne getirecek? Sosyal fayda olarak, istihdama katkı açısından, pazar büyümesi açısından, teknoloji ve yatırım açısından ne getirecek? Tüm bunları birlikte düşünmemiz lazım. Bu konuda kıskanç olmaya da lüzum yok.”

Ulaştırma Bakanı Yıldırım, Türk Telekom'un özelleştirilmesi ve diğer konulara ilişkin olarak Telepati'nin sorularını cevaplandırdı.

Bakan Yıldırım Türkiye'de telekominikasyon pazarının henüz istenen büyüklükte olmadığını dile getirerek, "Bilhassa telekomünikasyon sektöründeki yatırımcılar, işin kolay sonuç alma tarafına yatırım yapıyorlar" dedi.

Telekomünikasyon sektöründe gerçekleştirilen serbestleşme istenilen düzeyde mi gidiyor? Takvime uyuluyor mu?

Evet, 2003 Aralık ayının son 10 gününde serbestleşmeyle ilgili takvimi açıkladık. Ve o takvim çerçevesinde bu sene 4 alanda serbestleştirme öngörülüyor. İlk çeyrekte uzak mesafe telefon hizmetleri öngörülüyordu, bu halloldu. Lisansları da dağıttık. Programda sapma yok. Gayet normal, kendi seyrinde gidiyor. Bundan sonraki hizmetler için de aynı şekilde devam edeceğiz.

Türk Telekom özelleştirmesi için bilgilendirme süreci başvuruları sona erdi. Bilgilendirme için kaç firma veya gruptan başvuru oldu?

Bununla ilgili koordinasyonu Özeleştirme İdaresi Başkanlığı sağlıyor. Çok sayıda müracaat olduğunu biliyorum. Bu müracaatçılarla karşılıklı detaylı görüşmeler oluyor. Sualleri neyse onlar yanıtlanıyor. Ve bu süreç de Temmuz'a kadar devam edecek. Temmuz'dan itibaren de artık şartnamesiyle, fiyat teklifiyle tam bir teklif alma sürecine girilmiş olunacak.

Bilgilenme için başvurular önce Özelleştirme İdaresi Başkanlığı'na yapıldı. Oradan da Türk Telekom'a yönlendirildi. Türk Telekom, gerekli bilgi odalarını hazırladı. O bilgi odalarında istenilen bilgiler; Özelleştirme İdaresi'ne usule uygun başvuru yapanlara sunuluyor. Daha sonra da firmalar çağrılarak soruları cevaplandırılıyor, birebir görüşmeler yapılıyor.

Uzak Mesafe Telefon Hizmetleri için lisanslar verilmeye başlandı. Lisans için 71 firma başvurdu, ancak sanıyorum bu firmaların tamamı değerlendirmeye alınmadı.

Başvuran firmalardan 27 tanesine lisans verdik. Diğer firmalar gerekli olan şartları lisansların verildiği güne (17 Mayıs 2004) kadar yerine getirememişlerdi, verilmedi. Ama bundan sonra yerine getirirlerse lisans verilmeyecek diye bir şey yok. Yani süreç kapanmış değil. Bu sınav müracaatı gibi değil. Şu tarihte açılıp bu tarihte kapanmıyor. Her zaman mümkün. Lisanslar 15 yıllığına veriliyor.

Lisans alan kuruluşların geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Bu biraz olayın işletmecilik yönü. Firmaların kendi performansına bağlı. Lisansları biz verdik ama ondan sonra piyasada mutlaka bir derlenip toparlanma olacaktır. Bazıları birleşecektir, bazıları vazgeçecektir, bazıları ilerleyecektir. Kimin ne kadar başarılı olacağını zaman gösterecek.

Türk Telekom'un lisans alan firmalara altyapısını kullandırmada teknik olarak uyum koşulu getirdiği biliniyor. Bu koşulu yerine getiremeyenler gerekli hizmeti veremeyecekler mi?

Firmalarla sözleşmeleri yaptık. Bunun ötesinde ayrıca testlerin yapılması lazım. Yani sistem ticari olarak kamuoyuna takdim edilmeden çalışıp çalışmadığının test edilmesi lazım. Yeni bir sistem getiriyorsunuz. Uyum konusuyla Türk Telekom bunları kast ediyor belki. Uyum zaman alır tabi. Türk Telekom'un ben seninle çalışmam deme lüksü yok.

Telekomünikasyon Kurumu düzenleyici olduğu için müdahale hakkı var. Türk Telekom bu mukayeseli üstünlüğünü kullanmaya kalkarsa; kurumun devreye girip, “Hayır, öyle olmaz böyle yapacaksın” deme hakkı var.

Ara bağlantı yapılması da mutlaka şart. Gayet tabi Uzak Mesafe Telefon Hizmeti (UMTH) için lisans alan firmalar hem Türk Telekom'la hem de mevcut GSM operatörleriyle ara bağlantı sözleşmesi yapacaklar.

Türk Telekom, vatandaşa sen A şirketini arayamazsın B'yi arayacaksın diyemiyeceğine göre, bu hizmet verilmeye başlandı mı herkes her yeri arayacak. Öbür türlü caydırıcı olur. Türk Telekom pazarda beklediği sonuçları alamaz. Bana göre bu konuya ilişkin anormal bir şey yok. Her şey yolunda gidiyor.

Türk Telekom'un özelleştirilmesine ulusal ve uluslararası pazarda ilgi nasıl? Ve bire bir yapılan başvurular var mı? Hazırlık süreci nasıl yürüyor? Özelleştirme için ayrıca bir Bakanlar Kurulu kararı alınacak mı?

Ben Türk Telekom'a bir ilgi olduğunu görüyorum. İlgi olduğu zaten basına da yansıyor. Bizimle de görüşenler oluyor zaman zaman. Biliyorsunuz; yüzde 51'den daha fazlasının yabancı yatırımcıya verilmesi imkânını getiren yasal düzenlemeyi yaptık ve Meclis'ten geçti. Bunun ilgiyi daha da artıracağını, üstelik fiyatın da daha iyi oluşmasına katkı sağlayacağını düşünüyoruz.

Türk Telekom'un özelleştirme ilanı 15 Temmuz'dan önce verilir, ancak “15 Temmuz ile şu tarih arasında ilgili firmalar teklif verebilirler” denilir. Şartname hazırlığı sürüyor, tabi ilgi duyanların makul uyarıları da dikkate alınıyor. Şartnameyi tamamen Özelleştirme İdaresi bünyesinde faaliyetlerini sürdüren İhale Komisyonu hazırlıyor, biz de onlara destek veriyoruz.

Türk Telekom'un özeleştirilmesi için yeni bir Bakanlar Kurulu kararı alınacak. 2003 Aralık ayında alınan Bakanlar Kurulu kararında da yeni bir Bakanlar Kurulu kararı alınacağına atıfta bulunuluyor zaten. Fiyat belirlenmesi, muhammen bedel belirlenmesi tekrar bir Bakanlar Kurulu kararına bağlanacak.

Türk Telekom'un değeri konusunda hiçbir şey söylemeye gerek yok, bunun modası geçti zaten. Bir hesap yaparsınız, malın değeri ortaya çıkar. Ancak alıcı bulamazsanız bu hesabın bir değeri yok tabi. Alıcı ile satıcı arasında ortak bir nokta bulunursa o zaman bir sonuç çıkar. Ama bunu sadece bir fiyat olarak da görmemek lazım. Özelleştirme ne getirecek? Sosyal fayda olarak, istihdama katkı açısından, pazar büyümesi açısından, teknoloji ve yatırım açısından ne getirecek, tüm bunları birlikte düşünmemiz lazım.

Bu konuda kıskanç olmaya da lüzum yok. Özelleşirse alan firma bunu yine Türkiye için işletecek. Neticede burada kazanılan, kaybedilen ne varsa yine Türkiye'nin. Bunun Türk ortakları da olacak, yabancı ortakları da olacak. Sermaye girecek Türkiye'ye. Veya tamamen yerli olursa; özel sektördeki, sokaktaki insan da bizim insanımız, kamuda çalışan da bizim insanımız. Yani kamuda çalışan insanın illa ayrıcalığı olacak diye birşey yok. Sokaktaki insanın koruması mı var? İşi yok, gücü yok, yarın ne kazanacağını bilmiyor. Allah kerim diyor nasibini aramaya çıkıyor sokağa. Bizim gibi değil, burada maaş var, imkanlar var. Hayat dışarıda zor. Her an çok kazanabilirsin. Aylarca hiçbir şey kazanmayabilirsin, sıkıntı çekebilirsin. Onun için gerçek hayat, sokaktaki hayat. Memur biraz fanus hayatı yaşıyor. Herşey steril. Tanımlanmış bir ortamda yaşıyor. Sokaktaki insansa gerçek hayatı yaşıyor. Ayakta kalmak için büyük bir mücadele veriyor.

Türk Telekom'un özelleştirilmesi için danışman firma seçimine ilişkin ihale ne zaman yapılır?

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı; ilk ihalede Kamu İhale Kanunu'ndan kaynaklanan bir sorun yaşanmasının ardından; hazırlıklarını yaparak yasal bir düzenleme gerçekleştirdi. Danışman firma seçimine ilişkin bir yönetmelik de hazırladılar. O da onaylandı. Şimdi artık danışmanı belirleyip, gerekli hazırlığı yapacaklar. Yasada olduğu için gereken bir şey. Bana göre bunların hiçbirisine ihtiyaç yok. Ama yasada var, onun için yapılması gerekiyor. Çünkü Türk Telekom'a ait her türlü hazırlık yıllardan beri yapılıyor. Danışman firmanın çok yeni bir şey getireceğini zannetmiyorum ama yasal bir zorunluluk olduğu için onu da yapıyoruz.

Telekomünikasyon sektörünün dünyadaki ve Türkiye'deki durumunu değerlendirebilir misiniz?

Aklın yolu bir; dünya nereye gidiyor buna bakmak lazım. Telekomünikasyon sektöründe Türk Telekom'un her türlü tekeli vardı. Belki GSM fiili bir durum olarak devam ediyordu ama onun dışında birçok tekelleri vardı. Şimdi bunların hepsi gitti. Türk Telekom bu dönemde bu haliyle daha ne kadar dayanabilir. Eğer bir şeyler yapılmazsa hem Türk Telekom'da kan kaybı devam eder hem de sektörde beklenen gelişme, büyüme, teknoloji sağlam olmaz. Türkiye'de herkesin ortak bir kanaati var. Bana göre de telekomünikasyon pazarı Türkiye'de henüz istenen büyüklükte değil. Bilhassa telekomünikasyon sektöründeki yatırımcılar, işin kolay sonuç alma tarafına yatırım yapıyorlar.

İthalata dayalı ekipmanları getirip, burada tüketiciye direkt pompalama yöntemi kullanıyorlar. Tüketiciye direkt hitap eden ithalata dayalı kısmından ziyade katma değer sağlayan; program üretme, donanım yapımıyla ilgili çalışmaların biraz daha yoğun olması lazım. Teknoparklarda getirilen teşvikler de buna yardımcı olacak. Hindistan 1989'da 700 milyon Dolar'lık yazılım ihracatı yaparken, bugün 13 milyar Dolar'lara çıkmış. Bugün tek başına çok büyük bir kalem.

Türkiye'de de bu yapılabilir. Türkiye'de hala İnternet kullanımı çok düşük. Bunu geliştirmemiz lazım. Bugün enformasyon ve komünikasyon teknolojilerine ağırlık vermemiz lazım. Türkiye telefon işinde ve GSM'de istenilen sabit bir noktaya geldi. Hatta Avrupa'yı yakaladı ama hala bilişim tarafımız çok zayıf. Niye Türkiye'de hala bilgisayar sahibi olmak çok zor? Çok pahalı. İnsanların gelirleri ile giderleri arasındaki tabloya baktığınız zaman bilgisayara ayıracak bir bütçe yok. Ya bu gelirler ile giderler arasındaki farkı aşağıya düşürmemiz lazım ya da insanların gelirlerini artırmak lazım.

Büyük bir çoğunluğun bilgisayar sahibi olabileceği metotları geliştirmemiz lazım ki bilgisayar sahibi olan İnternet'e de girsin. Sektör büyüsün. Topyekün e-ticaret gelecek, e-devlet gelecek. Böylece bilişim teknolojileri günlük hayatımıza daha çok girmiş olacak. Ve bürokrasiden de bu oranda biraz daha kurtulmuş olacağız.

Bakanlığınız bünyesinde faaliyet gösteren İnternet Kurulu daha önceki yıllardaki aktif konumundan pasif bir konuma geldi. Atıl durumda. Kurulun çalışmaları canlandırılacak mı?

İnternet Kurulu'nun resmi bir yapısı olmadığı için ne onların çalışmalarını biz takip edebiliyoruz ne de bizim ne düşündüğümüzü onlar arayıp soruyor. Doç. Dr. Mustafa Akgül birşeyler yapıyor. Ama benim fikir üretmem gerekmiyor ki, İnternet Kurulu'nun beni harekete geçirmesi lazım. Ne zaman toplantı düzenleyip, beni çağırdılarsa, ben hepsine gittim. Bu noktada bence fikir üretecek olan onlar, katkı yapacak olan biziz. Ben teknisyen, uzman ve bilim adamı değilim. Bana bir proje getirildi de ben geri mi çevirdim? Arkadaşlarımız akademik alandan geldikleri için bu işin planlamasına, neyi nerede nasıl yapmak gerektiğine çok fazla ehemmiyet vermiyorlar.

İnternet Kurulu'na belki yarı resmi kimlik kazandırılabilir, bunların getirilip, tartışılması lazım. Bana bir proje getirsinler. Ben heyecan duyarım. Desinler ki herkesi bilgisayar sahibi yapacağız, böyle bir projemiz var. Ben gece uyku uyumam. E-dönüşüm Türkiye Projesi çalışmalarını sürdüren İcra Kurulu'nun çalışmaları ayrı, İnternet Kurulu'nun çalışmaları ayrı. İnternet topyekun. E-devletin de, e-ticaretin de, e-sağlığın da, e-eğitimin de İnternet'e ihtiyacı var. E-dönüşüm de Türkiye İcra Kurulu'nun çalışmaları iyi düzeyde ancak biraz yavaş ilerliyor. Çalışmalar daha da hızlandırılabilir. Strateji belirlemek için bir ihaleye çıkma kararı alındı. Bu konuda Devlet Planlama Teşkilatı'na yetki verildi.

PTT'nin bazı hizmetlerinin; özellikle de nakliye hizmetlerinin özelleştirilmesi için bazı çalışmaların yapıldığı belirtiliyor.

PTT'nin bazı hizmetlerinde; hizmet alımı veya gelir bölüşümü şeklinde koli-kargo, koli-kurye şirketleriyle nasıl işbirliği yapılabilir, bu yönde çalışmalar yapılıyor. Bunların ötesinde PTT Bank da yaygın olarak devreye sokuldu. Hizmet süratle yaygınlaştırılıyor. Bu hem PTT'ye ciddi gelir sağlıyor hem de yurt çapında banka şubesi olmayan yerlerde ciddi rahatlık getirdi.

Telsim'in satışıyla ilgili bir gelişme var mı?

Kamunun eline geçen şirketler; sonradan orada çalışanlar tarafından nedense çok sevilmeye başlanıyor. Hiç ellerinden çıkmayacakmış gibi dört elle sarılıp, büyümeye çalışıyorlar. Bence bu yanlış bir anlayış. Bir an önce; “Bu geçici bir durumdur, sorunları çözüp bunu halletmek lazım” demek gerek. Madem devlet olarak böyle şirket işletecektik Aycell'i niye sattık diye sorarlar o zaman. O kadar iddialı olmaya gerek yok. Sorunlarını tespit edip, alacak-verecek hesabını yapıp, ondan sonra çözüme süratle gitmek lazım.