Numan AYDINOĞLU

@ktör


Toplumun aynası

BEN üniversiteden yeni mezun olmuş İstanbul'da ayakta kalmaya çalışan pırıl pırıl bir idealist iken tanıdım onu. Askerden geleli çok olmamıştı ve halen çalışmakta hatta yönetmekte olduğu bankaya memur olarak girmişti. Lise terk olarak gittiği askerlik hizmetini, Anadolu'nun en ücra yerlerinde tamamlamış ve tekrar İstanbul'a dönmüştü. Hayat onu hiç korkutmadı, zaten bu güne gelene kadar hayatın ona öğreteceği pek bir şey kalmamıştı. Şimdi, bu öğrendikleri ile hayata karşı savaş açabilirdi artık. Hayatı iyi tanıyordu artık ve onu yeneceğinden emindi.

İşe, önce lisedeki takıntılarını temizlemekle başladı. İlk imtihan döneminde dışardan imtihanlara girerek liseyi bitirdi. Onun için imtihana girmek ve imtihandan başarı elde etmek alışkanlıktı artık. Daha önceki girdiği Üniversite Giriş İmtihanlarında Tıp Fakültesini bile kazanacak puanlar almıştı.

Hukuk Fakültesini düşündü önce ama sonra vazgeçti. Ne de olsa bankacı idi o. İktisat okumaya başladı bir yandan da çalışarak. Dedim ya, artık imtihanlar hobisi olmuştu onun. Tüm imtihanlara giriyordu banka tarafından açılan. Her girilen imtihan başarılıyor ve kariyer için yeni bir sayfa açılıyordu.

Sürekli yeni unvanlar ve pozisyonlar öneriliyordu kendisine. Her yeni görevde bir değişim, bir liderlik örneği gösteriyor ve görev yaptığı yerlere imzasını atıyordu.

Kazanmıştı artık hayata karşı savaşını. Şimdi hayat ona boyun eğiyor, önünde saygı duruşunda duruyor artık. Kartvizitine her geçen gün yeni unvanlar kaydediliyor, her yeni unvan onu yeni bir başarıya taşıyordu.

Ancak tüm bu yeni başarı ve unvanlar, bir konuda başarısız oluyordu bu insana karşı. Onu şımartamıyor, ona benliğini unutturamıyorlardı. O, hala bankaya ilk girdiği günkü gibi mütevazı ve olgun. Ve kendisine arkadaşlarının ve çevresinin ve daha sonra tüm mesai arkadaşlarının alkışlayarak verdiği “güzel insan olma” unvanını tüm unvanların üstünde tutuyor ve bunun onurunu hem yaşıyor hem de yaşatıyordu artık.

Aslında bir roman özeti ya da bir masaldan alınan kısa bir bölüm tüm bu yazdıklarım. Bu bir başarı öyküsü, içinde daha birçok detayın gizli olduğu, belki de iyi bir yazarın elinde roman bile olabilecek. Hatta ders olarak bile okutulabilecek bir hikaye.

Peki neden mi yazıyorum tüm bunları? Şimdiki iletişim araçlarının etkisiyle elbette. Çoğunun sanatçı olduğunu tartışmayacağımız, ama maalesef sanatçı unvanını kullanan bir sürü insan kalabalığının kiminle ne yapmış, nasıl yaşamış, gece hangi bara gitmiş gibi bir sürü saçma sapan konular içeren programların hayatımızı doldurduğu ve gençlerimizi yanlış yönlendirdiğini düşünüyorum.

Sanatçı olmak bir ayrıcalıktır ve toplumun aynası olmak gibi bir önemli yükümlülüğü vardır. Benim seyrettiklerim bu toplumun aynası ise, ben bu toplumdan değilim. Eğer ben bu topluma aitsem, onlar benim aynam olamazlar.

Eğer bugün Avrupa Toplumu'na el açmış gelip bizi düzeltmesini bekliyorsak, hep böyle yanlış aynalara baktığımız içindir. Bu değil midir, bizi medeni olma ya da kültürlü olma veya bir başka deyişle, aydın olma sıfatı altında benliğimizi unutmamıza, kendi değerlerimizi kaybetmemize sebep olan.

İşte aynam olmasını istediklerimden bir örnek verdim yukarda. Alkışlayarak gururlanarak.

Emin olun sizde başarırsınız.

Yeter ki, çalışınız!

Saygılarımla,