Telekomünikasyonda ev ödevlerimiz…
Cenk Yapıcı / Fotoğraflar: Baykan Çallı

Misyonunu, ülkemizin Bilgi Toplumuna geçiş sürecini hızlandırmak olarak belirleyen Türkiye Bilişim Vakfı, Avrupa'nın önde gelen düşünce kuruluşlarından biri olan Avrupa Politika Araştırmaları Merkezi–CEPS ile, Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin desteği ile, 17 Haziran 2008 tarihinde İstanbul Ceylan Intercontinental Otel'de ana teması “Telekomünikasyon: Bilgi Toplumunun Kaldıracı” adında bir konferans düzenledi. Konferansta temel olarak, Türkiye'nin AB yolculuğunda Telekomünikasyon sektörü olarak yapması gereken ev ödevleri değerlendirildi.
TBV ve CEPS tarafından ortaklaşa düzenlenen konferans kapsamında, telekomünikasyon sektörünün geleceğini belirleyecek olan ve halen Avrupa Birliği'nde teklif aşamasında bulunan konuların ele alınması, mevcut durumun ortaya konması ve sektörün karşılaştığı sorunların değerlendirilmesi yapıldı. Türkiye'nin bu tablo içerisindeki konumunun ele alınmasının ardından bilgi toplumu olma konusunda ev ödevlerimiz değerlendirildi Konferansta özellikle telekomünikasyon alanındaki gelişmelerin Türkiye'ye olası etkileri üzerinde duruldu, politika belirleyici ve uygulayıcı kurum yetkililerinin görüşlerine başvuruldu.

“Bilgi toplumu olma yolu düzenlemelerden geçiyor”
Konferansın açılış konuşmasını TBV Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Eczacıbaşı yaptı. Türkiye'de telekomünikasyonun gelişmesinde en büyük rolü siyasilerin oynadığını belirten Eczacıbaşı, yapılan düzenlemelerle Avrupa Birliği ile yolların birçok noktada kesiştiğini ve söz konusu iç hukukun tamamıyla Avrupa Birliği ölçütlerince hazırlandığını vurguladı. Eczacıbaşı konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye bilgi toplumu olma yolunda elinden geleni yapmaya devam ediyor, ancak daha çok yol almamız gerektiğinin de farkındayız. Bant genişliğinin artması ve bunun doğrultusunda bağlantı giderlerinin azalması hem bilgisayar hem de İnternet kullanıcı sayısını gittikçe arttırıyor. Amacımız veri akışını yükseltmek ancak bunu yaparken de siyasi tarafın hukuk yolunu açması gerekiyor. Hukuksal düzenlemelerle özel sektörün önü açılacak ve Türkiye bilgi toplumu olma yolunda büyük işler başaracaktır.”

Avrupa'dan Türkiye görünümü
Açılış oturumunda konuşan Avrupa Politika Araştırmaları Merkezi Düzenleme Bölümü Direktörü Andrea Renda rekabetin gerçekleştirilmesi için doğru düzenlemelerin yapılması konusunda oldukça hassas olduklarını vurguladığı konuşmasında her ülkeye ait pazar analizlerini yerelleştirerek oluşturduklarını ve mevcut altyapıyı değerlendirmeyip, piyasa tanımlamasına gitmediklerinin altını çizdi. Avrupa Birliği ülkelerinde hâkim operatörlere bağımlılığının söz konusu olduğunu ve yeniden satışların çok farklılık göstermediğini kaydeden Renda, Avrupa Birliği'nde yüzde seksenlere varan hâkim operatör saltanatının uzun vadede rekabeti sağlamak adına atılacak altyapı iyileştirme politikalarıyla son bulacağını vurguladı. Piyasa analizlerinde ve çözümlerinde mevcut 18 pazardan 7 pazara ineceklerini, spektrum konusunda eşgüdümlü davranacaklarını ve bantların uyumlaştırılması için çalıştıklarını açıklayan Renda, Avrupa'da bilgi bütünlüğü ve ağ güvenliği sağlayacak e-com birliğini oluşturma projesini parlamentoya bildirdiklerini ifade etti.
Andrea Renda, Türkiye'nin telekomünikasyon dünyasında bulunduğu konum hakkında şunları kaydetti: “Türkiye'de genç nüfus oranın yüksek oluşu ve teknolojide yaşanan gelişmelerin yakından takip edilmesi oldukça sevindirici. Türkiye her konuda gelecek vadeden bir piyasa. Sabit hat penetrasyonu düşük seviyede görünüyor anca,k bu oran Türk topraklarının morfolojisiyle uyumlu. Mobil kısmındaki kullanım oranlarının gittikçe artması rekabetin artmasıyla doğru orantılı şekilde devam ediyor. Türkiye'de 3. Nesil bağlantılara geçilmesi gecikti, ayrıca geniş bant İnternet bağlantı da rekabetin yaşanması için alternatif operatörlerin önlerinin açılması gerekiyor. Birkaç hafta içinde yeni Elektronik Düzenleme Kanunu'nun meclisten geçmesiyle büyük adımlar atılacağını düşünüyorum. Türkiye sabit hattaki tekelin kalkması, mobil geniş bant hizmetlerinin verilmeye başlaması ve vergilerin azaltılması sayesinde bilgi toplumu haline gelecektir.”

2013'e doğru
Telekomünikasyon Kurumu Başkanı Tayfun Acarer telekomünikasyonun birçok sektöre altyapı oluşturduğunu ifade ederek başladığı konuşmasında Avrupa'daki ekonomik durgunluğa rağmen bilişim teknolojilerine yapılan harcamalardaki artışa dikkati çekti. Türkiye'nin 2013 bilgi toplumu olma hedefine ilerken geçtiğimiz yıl kapsama alanın ile ilgili çok önemli ilerlemeler yaşandığını ve mevcut üç GSM operatörünün de görevlerini başarıyla yerine getirdiklerini söyleyen Acarer, 500 ve üzerinde nüfusa sahip tüm yerleşim merkezlerinin şebeke kapsamına dâhil edilme sürecinin tamamlanmak üzere olduğunu kaydetti. Başkan Tayfun Acarer konuşmasına şöyle devam etti: “Numara taşınabilirliği sistemi Mayıs ayından itibaren çalışır duruma geldi, mobilde numara taşıma hizmeti 9 Kasım 2008'den itibaren, bunu takip eden bir yıl içinde ise Türk Telekom başlayacak. Türkiye'nin geniş bant penetrasyonu yüzde 8 ve Avrupa ortalamasının çok aşağısında ancak hanede yaşayan kişi sayısı fazla olduğu için Türkiye'nin yüzde 16'lık dilimlere ulaşmasının çok zor olduğu da ortada. Mobilden mobile, mobilden sabit hatta ve sabit hatta mobile ara bağlantı ücretleri Avrupa Birliği ülkelerinin tamamı göz alındığında dahi an az yüzde 30 oranla daha düşük. İnternet ortamında bulunan sitelerin yüzde 60'lık kısmı Amerikan kaynaklı ve İnternet'te batı dillerinin üstünlüğü tartışılamaz durumda. Ne yazık ki, tüm İnternet içerikleri içinde Türkçe sayfalar sadece binde 2'lik yer kaplıyor. Türkçe kullanımının artması konusunda atılacak her türlü adımı destekliyoruz. Bu konuda yapılan en büyük çalışmalardan birisi ise, Kısa Mesaj Sevisi'nin Türkçeleştirilmesi olmuştu. Telekomünikasyon Kurumu da ismini yakın zamanda ‘BiTİK-Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu' olarak değiştiriyor. Bu arada ARGE yasası ile, BHT-Bilişim ve Haberleşme Teknolojilerinde Türkiye'nin bugünküden daha güçlü bir hale geleceğinden de eminim. 2013'te Türkiye'yi bilgi toplumu olarak göreceğiz.”

“Erişeceksiniz, erişilebileceksiniz”
“Telekomünikasyon: Bilgi Toplumunun Kaldıracı” adlı konferansta söz alan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım bilgi toplu olma yolunda sektör içinde herkese önemli görevler düştüğünü vurguladı. Rekabette büyüğün küçüğü ezmediği, serbestliğin sağlandığı ve erişilebilirliğin herkese aynı anda verilerek sağlanabilmesi konusunda hassas olduklarını belirten Ulaştırma Bakanı sayısal uçurumu ortadan kaldıracak her türlü çalışmanın içinde yer aldıklarını kaydetti.
"Erişeceksiniz. İnsanlara erişemiyorsanız, ayrışmaları, kutuplaşmaları teşvik ediyorsunuz demektir. Bilgi iletişimi küreselleşmeyi öngörüyor, sınırları kaldırıyor, barışı ve küresel dostluğu getiriyor, yüzde yetmişlik erişim potansiyeline sahip bir ülkede henüz yüzde dörde ulaşmamış erişim oranına gelememiş bir kıta varken başarıdan söz etmek yanlış olur. Biz ülkemiz için de aynı şeyleri düşünüyoruz ve bu yüzden de 3.Nesil ihalesini bekletiyoruz. Avrupa Politika Araştırmaları Merkezi Regülâsyon-Düzenleme Bölümü Direktörü Andrea Renda, 3. Nesil bağlantının geciktiğini ve bu gecikmeye anlam veremediğini söyledi. Biz toplumsal hizmet vermenin peşindeyiz, eğer bizim vatandaşımız doğudan batıya, güneyden kuzeye en temel ses ve veri erişiminden mahrumsa 3. Nesil getirmenizin hiçbir anlamı yok. Ancak gelişmiş bölgedeki, büyük şehirlerdeki bir avuç insan bundan yararlanır ve bu da toplumsal bir hizmet anlamına gelmez. Ne zaman ki tüm nüfus mobil anlamda erişilir hale gelir, altyapı güçlendirilir, o zaman mobilde geniş bant aynı anda her yer yerde başlar. Bugün yanınızdan eksik etmediğiniz mobil telefonunuz elinizden alınsa bir anda ortada kalırsınız. Bundan 20 sene evvel mobil telefon yoktu ancak hayat devam ediyordu. Demek ki gelişen teknolojiyle birlikte yaşam tarzımızda değişiklik oluyor. Mobil telefonlar artık o kadar çok işlevi üzerinde barındırıyor ki, size eşinizin ya da dostunuzun yakınlığından başka her şeyi sağlıyor” diye konuşan Binali Yıldırım, CEPS Düzenleme Bölümü Direktörü Andrea Renda'nın Elektronik Haberleşme Kanunu'nun gecikmesi konusundaki söylemine “haklısınız, kanun gecikti, bunun farkındayız ancak Avrupa Birliği de üye olma konusunda bizi bekletip, duruyor. Her defasında yeni bir hikâye çıkarıyorlar, birliğe katılma yolundayken yeni şartlar ileri sürmek ne kadar doğru? O yüzden gecikmeler tek taraflı değil, çift taraflı gerçekleşiyor. Biz bir ortakla yola çıktıysak o ortaklıkta ilkelere ve esaslara baştan nasıl konduysa ona uyarak yolumuza devam etmeliyiz. Neyse, sözüm size değil, sonuçta siz bir sivil toplum kuruluşusunuz. Siz de rastladığınızda bu politikaları yapanlara bunları aktarırsanız memnun oluruz" şeklinde bir cevap verdi.
Bilgisayarlaşmada yapılan faydalı çalışmalarla 3 milyondan 8,5-9 milyona ulaşıldığını, bilgisayar okuryazarlığı oranının ise yüzde 12'den yüzde 45'e ulaştığını belirten Yıldırım, 2012 yılı hedefinin nüfusun 55 milyonunun bilgisayar okuryazarı haline gelmesi olduğunu söyledi. Bütün bunları insanları daha mutlu etmek, yaşam kalitesini yükseltmek, bürokratik devletten elektronik devlete geçmek, verimliliği arttırıp rekabetçi bir ekonomi yaratmak için yaptıklarını anlatan Yıldırım, altyapıyı, yani temel haberleşmeyi yurdun her yanına yaymanın önemine işaret etti.
Yıldırım, “ulaşamadığın yol senin değildir” sözünü hatırlatarak, önce yolu yapmanın önemli olduğunu vurguladı. “O zaman anlaştık, şimdi altyapı yapılıyor. Bitince, 3. Nesli de vereceğiz. Elektronik Haberleşme Kanunu da iyi ki gecikti. Bir sürü gelişmeler oldu, ona göre düzelttik, ettik. Elektronik Haberleşme Kanunu yok diye, memlekette bu gelişmeler olmuyor değil” diye konuştu.

“AB'de neler oluyor? Zorluklar ve fırsatlar”
Açılış panelinin başkanlığını yapan ve ilk söz alan konuşmacı TÜSİAD AB Temsilcisi Bahadır Kaleağası oldu. Avrupa Birliği'nin Lizbon 2000 kıstaslarına ulaşmaya çalıştığını ve bu süreçte ekonomik sıkıntılarla boğuştuğunu ifade eden Kaleağası, bilişim temelli rekabetçilik hedefinden asla dönülmediğini, yapılacak siyasal düzenlemelerin gelişim için oldukça önemli olduğunu kaydetti. Türkiye'nin AB'ye tam üyelik yollarının açık olduğunu dile getiren Bahadır Kaleağası, Avrupa Birliği'nin nereye koştuğunu ve ne yapmaya çalıştığının iyi kavranması gerektiğini vurguladı ve sözü Deutsche Telekom AG Genel Müdür Yardımcısı Reinhard Wieck'e bıraktı. Deutsche Telekom'un geniş bantta Lizbon 2000'de alınan kararlar doğrultusunda başarılı işler yapmaya devam ettiğini söyleyen Wieck, alternatif operatörlerin pazarlara girerken çektikleri zorlukları anlattı. Halen hâkim operatörlerin üstünlüklerini devam ettirdiğini belirten Wieck, aşırı düzenleyici kurallar yüzünden yeni operatörlerin kurulmasına fırsat tanınmadığına ve yıllık 18,1 milyar Dolar gibi ciddi bir yatırım kaybının yaşandığına dikkat çekti.
WIK Danışmanlık Düzenleme ve Rekabet Direktörü Ulrich Stumpf her geçen gün yeni rekabetçi pazarların oluştuğuna ve tutarlılığa bir adım daha yaklaşıldığına işaret ederek, erişim ve mevzuat düzenlemelerinde sonlandırmaya uyumlu bir yaklaşımın sağlanamadığını vurguladı. Darboğazları geçmek için uyum çalışma planlarının yapılması gerekliliğini, özellikle kırsal alanlardaki sorunların bölgesel uygulamalarla çözüleceğini belirten Stumpf, birliğin uyumlaştırma, tutarlılık ve komisyon işbirliklerine büyük önem vermesi gerektiğini söyledi. Maliyet modellemenin bölgesel faaliyetlerde kullanılmasının öncelikle toptan fiyatlarda daha sonra da perakende ücretlerinde olumlu etkiler yaratacağını kaydeden Stumpf, Türkiye'nin de bu tartışma içinde yer almasının ve diğer ülkelerin ne yaptıkları konusunda fikir sahibi olmasının birliğe katılım sürecinde dev adımlar atmasını sağlayacağını dile getirdi.
Warvick Üniversitesi Düzenleyici Ortamda İş Yönetimi Direktörü Martin Cave, geniş bant konusunun ilerleme sağlanabilmesi için en önemli faktör olduğunu ifade ederek, mobil geniş banda olan ilginin gittikçe arttığını ve 3. Nesil bağlantıların mobil operatörlerin girişimleriyle daha güçlü hale geleceğini vurguladı. Avrupa'da mobil sonlandırma fiyatlarının 2-27 Cent arasında değiştiğini söyleyen Cave, sonlandırmadaki amacın oranların azaltılması yönünde olduğunu ve uygun maliyetlerin sağlanarak operatörlere fırsatlar sağlanması gerektiğini söyledi.
Namur Üniversitesi'nden Prof. Alexander de Streel, düzenleyici çerçevenin gözden geçirildiğini, parlamentonun komisyon düzenlemelerini yaptığını ve Brüksel'den bu yıl çıkacak olumlu kararların 2011 yılında yürürlüğe konulması için çalışıldığını söyledi. Komisyonun tekerleği yeniden keşfetmediğini, mevcut uygulamaların kullanımını desteklemesi için yeni çözümler üretmeye çalıştığını ve yeni yapılan serbest dolaşım düzenlemesinin Kısa Mesaj Servisi ve veri aktarımına da uyarlanmasının önemine değinen Streel, düzenleyici kurumların kamuoyuna net cevaplar vermesi gerektiğini ve her konuda bağımsız, şeffaf bir yapıya sahip olmaları gerektiğini bildirdi.

“AB'den çıkaracağımız dersler: Yol haritası”
Başkanlığını Ali Akurgal'ın yaptığı “AB'den Çıkaracağımız Dersler: Yol Haritası” isimli panelde söz alan Telekomünikasyon Kurumu Kurul Üyesi Galip Zerey, son ilerleme raporlarına dikkat çekti. Evrensel hizmet yükümlülüklerin Avrupa Birliği direktiflerine uygun olarak yapılmasındaki en önemli kıstasın Elektronik Haberleşme Kanunu'nun kabul edilmesiyle gerçekleşeceğini vurgulayan Zerey, sabit şebeke rekabeti, numara taşınabilirliği, mobil sanal operatörlerin oluşumu, 3. Nesil ve WiMAX lisanslamalarında yapılacak yasal düzenlemeler sayesinde ciddi görevlerin yerine getirileceğini belirtti. Zerey konuşmasına şöyle devam etti: “Serbestleşme ve rekabette henüz istediğimiz yerde değiliz. Mayıs ayı sonu itibariyle mobilde 63 milyon abone bulunuyor ve geçtiğimiz yıl mobilde 9,5 milyar Dolar gelir sağlandı. Sabitte sağlanan gelir ise 6,1 milyar Dolar seviyelerinde oldu. Özellikle mobil gelirlerinde sağlanan artışın Türkiye'nin ne denli canlı ve cazip bir Pazar olduğunun da göstergesidir. Telekomünikasyon Kurumu bilindiği gibi Ağustos 2000'de kuruldu ve geçtiğimiz 8 yıl içinde birçok olumlu düzenlemeye imzasını attı. Mevzuatımız Avrupa Birliği ile yüzde 90 uyumlu hale geldi ancak kısa vadede hedefimiz bu uyumu yüzde 99 seviyesine ulaştırmaktır. Yapacak çok iş ve alınacak çok yol var.”
Ulaştırma Bakanlığı Haberleşme Genel Müdürü Cabir Bilirgen, sayısal uçurumun son bulması gerekli uygulamaların ve düzenlemelerin üzerinde aralıksız çalıştıklarını dile getirerek başladığı konuşmasında serbestleşme hareketinin en önemli destekçisi olduklarını söyledi. Serbestleşme hareketi çerçevesinde 250 lisanslı işletmeye ulaşıldığını kaydeden Bilirgen, Elektronik Haberleşme Kanunu'nun çıkmak üzere olduğunu ve içerdiği düzenlemelerin birçok Avrupa Birliği üyesi ülkenin önünde olduğunu belirtti. Sosyal sorumluluk projelerini başarıyla yerine getirdiklerini, bugüne dek 1800 okula teknoloji sınıfı, 18200 okula da bilgisayar sınıfı kurduklarını açıklayan Bilirgen, bilgisayar okuryazarlığını artırarak bilgi toplumu olma yolunda daha büyük adımlar atılacağını vurguladı.
Turkcell Genel Müdür Yardımcısı İlter Terzioğlu, esas amacın bilgiyi hızlı aktarmak olduğunu ve ürün hedeflerinin 7.2 Mbit/s ile bugünün 70 kat hızına ulaşmak olduğunu söyleyerek, yeni teknolojilerin mobil geniş bant hizmetlerinin sağlanmasıyla daha seri şekilde hayata geçeceğini belirtti.
Türk Telekom Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Candan Toros; serbestleşmenin ciddi bir süreç olduğunu söyleyerek, İngiltere ve Fransa'da serbestleşme sürecinin halen devam ettiğini kaydetti. Mevcut fiber optik kablo ağlarını bu yıl sonuna kadar 10.000 km daha genişleteceklerini ifade eden Toros, hedeflerinin geniş bant kapasitesini mümkün olabildiğince üst seviyelere taşımak olduğunu kaydetti.
Tellcom Genel Müdür Yardımcısı Olgu Dinçoğlu, kırsal alanda WiMAX projelerini hayata geçirmek niyetinde olduklarını, hem telli hem de telsiz operatör olarak çalışmak istediklerini belirtti ve bu konuda yetkili mercilerden cevap alamadıklarından yakındı.

Ev ödevleri
“Telekomünikasyon: Bilgi Toplumunun Kaldıracı” adlı konferansın son paneli olan “Ev Ödevlerimiz” CEPS Kurumsal İlişkiler Direktörü Staffan Jerneck başkanlığında yapıldı. Panele Türk Telekom Genel Müdürü Paul Doany, Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, Avea Genel Müdürü Cüneyt Türktan, Vodafone Türkiye Kurumsal İletişim ve Düzenleme İşleri Genel Müdür Yardımcısı Alp Sevindik ve Avrupa Komisyonu Bilgi Toplumu Genel Müdürlüğü Türkiye Masası Temsilcisi Olivier Pascal konuşmacı olarak katıldılar.
Mobil geniş bantın Türkiye'ye gelmesi ve sabitteki etkin rekabet ortamının acilen tesis edilmesi konularına dikkat çekilen panelde söz alan Türk Telekom Genel Müdürü Paul Doany, 18 milyon sabit hat abonelerinin bulunduğunu ve son dönemde yapılan fiyat düzenlemeleriyle uzun mesafe ve uluslararası görüşmelerde artış sağlandığını belirterek, geniş bant yaygınlığının da giderek arttığını kaydetti. Yıl sonunda 113.600 kilometrelik fiberoptik kablo ağına ulaşacaklarını söyleyen Doany, Türkiye'nin Avrupa'da en ucuz ADSL hizmeti alan ikinci ülke olduğuna dikkat çekti. Sonlandırma fiyatlarının yüzde 60 oranında düştüğünü ifade eden Doany, Türk Telekom'un sosyal sorumluluk projelerine de aralıksız devam ettiklerini vurguladı.
Vodafone Türkiye Kurumsal İletişim ve Düzenleme İşleri Genel Müdür Yardımcısı Alp Sevindik, Vodafone'un Türkiye'ye gelen üçüncü büyük yabancı yatırım olduğunu söyleyerek, amaçlarının Türkiye'ye çok daha fazla yatırım yapmak, haberleşme ve bilgi iletişiminde teknoloji çeşitliliği yaratarak rekabet ortamının hazırlanmasında katkı sağlamak olduğunu kaydetti. Kapsama alanının nüfusun yüzde 98,3'üne ulaştığını söyleyen Sevindik, 2008 yılı sonunda yüzde 99,3'e çıkarma hedefinde olduklarını söyledi.
Avea Genel Müdürü Cüneyt Türktan'da rekabetin önemine değinerek bunun faydasını en çok tüketicinin yaşaması için çalıştıklarını ifade etti. Sayısal uçurumun giderilmesi için vergi ve çağrı sonlandırma düzenlemelerinin daima arkasında olduklarını ifade eden Türktan, 3. Nesil lisanslarının dağıtılmasından önce tüm nüfusun kapsama alanı içine alınacağını kaydetti.
Adaletli bir yarış için numara taşınabilirliğini desteklediklerini ve 2010 Avrupa hedeflerine ulaşacaklarını kaydeden Turkcell Genel Müdürü Süreyya Ciliv, vergilerin düşmesi beklentisinde olduklarını ve yapılacak vergi indirimleri sayesinde katma değerli hizmetlerin oluşturulmasında ivme yakalanacağını vurguladı. Türk Telekom'u sert bir dille eleştiren ve sabitte rekabetin şu anda söz konusu dahi olamayacağını katılımcılarla paylaşan ve sabit hatta herhangi bir rekabetin olup olmadığını izleyicilere soran Ciliv, Türk Telekom'un rekabete alışkın olmadığı için yüzde 97'lik pazar payına ilişkin yorum yapmadıklarını, 3. Nesil ihalesine de çekindikleri için kendilerinin ve Avea'nın pazar payını geliştirmek uğruna yola taş koyduklarını söyledi. Türk Telekom Genel Müdürü Paul Doany, rekabet konusunda hassas olduklarını ve Turkcell ile Türk Telekom'un arasında hiçbir zaman tartışma olmaması gerektiğini söyleyerek gergin olan havayı yumuşattı.
Konuşmasında Türkiye'nin telekomünikasyonda zirveye oynaması için yapması gerekenleri sıralayan Avrupa Komisyonu Bilgi Toplumu Genel Müdürlüğü Türkiye Masası Temsilcisi Olivier Pascal, yerel ağda rekabetin olmadığını, alternatif operatörlerin numarasını alıp müşteriye gidemediğini ve ortada ciddi bir problem olduğunu söyledi. Pascal panelde şunları söyledi: “Türkiye genç, dinamik ve bu yüzden de teknolojiyi iyi kavrayıp yoğun kullanan bir nüfusa sahip. Sabit hatlarda ve geniş bantta olmayan rekabet yüzünden büyük fırsatlar kaçıyor ve dolayısıyla Türkiye'nin yurtdışı imajı oldukça kötü durumda. Pascal, Türkiye'nin telekomünikasyon alanında içinde bulunduğu yasa ve yönetmeliklerde AB'nin mevcut düzenlemelerinden farklı olmasını eleştirirken, Telekomünikasyon Kurumu'nun bağımsız ve kendi finansal yapısını doğru biçimde sağlamış olmasından da övgüyle bahsetti. Pascal yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: “Avrupa Birliği yolundaki aday ülke Türkiye'nin kendi mevzuatını AB'ye paralel düzenlemesinden hareketle, Telekom sektörüne özel düzenlemelerde de AB Telekom Düzenleyici Çerçevesiyle uyumlu bir kanunun hayata geçirilmesi, toptan geniş bant erişiminin tüketici tarafından makul karşılanacak fiyatlarla herkese sunulması ve geniş bant hizmetlerinin sadece Türk Telekom altyapısı üzerinden verilmesindeki popülerliğin Türksat Kablo İnternet'e de kazandırılması gerekiyor. Şehir içi görüşmelerde artık alternatif operatörlerin de rol alması ve sabit telefon hizmetleri, mobil sanal operatörlük, FWA, IMT-2000/UMTS lisanslarının bir an önce verilmesi başlıca amaçlar olmalı. Sektörün düzenlemesini sağlayan vergilerin dışında kalan her tür iletişim vergisinin düşürülmesi ve yeni nesil teknolojiler için geçiş hakkı altyapısının tamamlanması da Türkiye'nin önemli gündem maddeleri arasında yer alması gerekiyor.”
Türkiye'de 3. Nesil bağlantı teknolojisinin neden bu kadar geciktiğine anlam veremeyen Pascal, bilgi toplumu hedefinde olan ve genç nüfusa sahip ülkede mobil geniş bant bağlantının bir an evvel hayata sokulmasının sektör adına büyük faydalar sağlayacağına işaret etti.