“Yakınsama: Fırsatlar ve Tehditler”
Cenk Yapıcı
Fotoğraflar: Baykan Çallı

4. Karadeniz ve Hazar Düzenleyici Konferansı, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu  tarafından 11-12 Haziran 2009 tarihlerinde İstanbul’da Ceylan InterContinental’de düzenlendi.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun düzenlediği bu neredeyse kusursuz organizasyon istenilen düzeyde katılımcının hazır bulunmasıyla çok verimli geçti. Uluslararası düzeyde böyle bir organizasyonu başarıyla gerçekleştiği için Kurum’umuz ile gururlandık. Sektörün tarafsız, ilk aylık telekomünikasyon dergisi Telepati, uluslararası bir konferansı sizlerle yine eksiksiz ve ayrıntılı şekilde paylaşan bir yayın olmaktan da gurur duyuyor.

Konferanstan ilk gün izlenimleri
11 Haziran saat 10.00’da açılış oturumu başlayan konferansın açılış konuşmaları, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu Başkanı Dr. Tayfun Acarer, K.K.T.C Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Hasan Taçoy ve T.C. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım tarafından yapıldı.
Ana teması “Yakınsama” olarak belirlenen konferans, “Düzenleyici Perspektifiyle Yakınsama I-II” ve “İşletmeci Perspektifiyle Yakınsama I-II” başlıklı dört oturum halinde gerçekleştirildi.
Başkanlığını, Mısır Düzenleyici Kurum Başkanı Dr. Amr Badawi’nin yaptığı; ‘Düzenleyici Perspektifiyle Yakınsama-I’ konulu oturumda; Kazakistan Haberleşme ve Enformasyon Ajansı Başkanı Kuanyshbek B. Yessekeyev, Ukrayna Düzenleyici Kurumu Üyesi Volodymyr Zvieriev, Avrupa Düzenleyiciler Grubu Uluslararası Faaliyetler ve Kuruluşlarla Koordinasyon Yöneticisi, Bundesnetzagentur ve Avrupa Düzenleyici Grubu Dr. Annegret Groebel, Azerbaycan Haberleşme ve Bilişim Teknolojileri Bakanlığı, Daire Başkanı Alyar Tamirov, Berlin Teknik Üniversitesi DAI-Laboratuarı direktörü Prof. Şahin Albayrak konuşmacı olarak yer aldılar.

Acarer: “Yakınsama, bilgi toplumu olma yolundaki en büyük destekçi”
4. Karadeniz ve Hazar Düzenleyici Konferansı’nın açılış konuşmasını yapan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu Başkanı Dr. Tayfun Acarer; bugüne kadar kurum olarak yaptıklarını, yeni projelerini ve Türkiye’nin Bilgi Toplumu hedefine ulaşma yolunda sağladıkları destekleri katılımcılara anlattı. “Bilgi Toplumu sıfatını almak isteyen ülkeler için en önemli unsur kuşkusuz ülkede yaşayanların bilgisayar okuryazarı olmalarını sağlamaktır. Bilgi Toplumu olma hedefinde olan bir ülkenin en önemli diğer atılımları ise ARGE, yerli üretim ve dolayısıyla istihdamdır. ARGE, geri dönüşü yüksek bir yatırımdır, ARGE’ye verdiğimiz önemi ve teşviki 3.Nesil platformlara yazılım ya da donanım sağlayacak firmaların belli bir oranın Türkiye tabanlı olma zorunluluğu bunun kanıtıdır. Ayrıca operatörler 3.nesil hizmetlerinin mutfağında üçüncü yılın sonunda 500 Türk ARGE mühendisinin de istihdamını yaratmak zorundalar. 31 milyar Dolar boyutunda bir pazar büyüklüğüne ulaşan Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri sektöründe Türk insanının kaynağı ve dinamizmi büyük önem taşıyor” diyen Acarer, kurum olarak yaptıkları düzenlemelerle ilgili rakamsal bilgiler de verdi. Başkan şöyle devam etti: “Oluşturduğumuz kayıt dışı sistemi ile bugüne dek toplam 108 milyon adet mobil haberleşme cihazı kayıt altına alındı. Sayısal ortamda kullanılacak ulusal özel harf karakterlerimiz uluslararası alfabeye girdi. Dileyen kullanıcılar için gizli numaradan aranma engellendi. Yer tespit ve dinlenme hakkındaki düzenlemelerin kıstasları hukuki çerçevelerle belirlendi. İnternet ortamında özellikle çocuklarımı hedef alan suçlarla ilgili yasal düzenlemeler oluşturuldu ve bir birim kuruldu. İnternet’te işlenen suçlar ve tacizler tüm dünyanın sorunu, tüm tecrübelerimizi komşu ülkelerle paylaşmaya hazırız. Sayısal ortam yayınlarıyla ilgili düzenlemelere gidildi, elektronik imza ile güvenlik sorununa ciddi bir çözüm getirildi. Telekomünikasyon donanım laboratuarı kuruldu ve uluslararası onaylanma sağlandı. IPv4’ten IPv6’ya geçiş için sürdürdüğümüz çalışmalara hız verildi. Türkiye genç ve dinamik nüfus yapısıyla gelişmekte olan ülkelerin hemen hepsinin önünde, bu da beraberinde birçok fırsatı getirecek. İçinde yaşadığımız dünyada insanlar her an her yen bağlı olmak istiyorlar ve dolayısıyla biz farkında olmadan sabit ile mobil iç içe geçiyor ve yakınsama adı verilen kavramla yakında mobil ya da sabitin hangisi olduğunu anlamayacağız.”

Taçoy: “K.K.TC’de bilişim ve haberleşme kalkınması hızla devam ediyor”
K.K.T.C Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Hasan Taçoy, K.K.T.C’de yaşanan bilişim ve haberleşme kalkınması ve uyguladıkları düzenlemeler ile ilgili bilgileri katılımcılarla paylaştı. Avrupa Birliği tarafından tüm düzenleme standartlarını ülkelerinde uyguladıklarını belirten Taçoy, en büyük amaçlarının rekabeti kurallarıyla oluşturup, yatırımcılara yeni imkânlar sağlamak olduklarını söyledi. Tüm K.KT.C vatandaşlarına ölçülebilir, kaliteli ve uygun fiyatlı hizmet vermeyi görev edindiklerini açıklayan Taçoy, santrallardaki yapıyı son nesil teknolojiyle donattıklarını ve geniş bant çalışmalarının da aralıksız devam ettiğini ifade etti. Yeni altyapı projesiyle mevcut ağ omurgasını Terabaytlar seviyesine çıkaracaklarını ve kırsal alanlar için WiMAX projesini hayata geçireceklerini anlatan Taçoy, sağlıklı bir telekomünikasyon altyapısı ile daha güçlü hale geleceklerini belirtti. Geçtiğimiz yıl ülkelerinde başlayan 3.Nesil hizmetlere de değinen Taçoy, mobil geniş bant bağlantılar sayesinde görüntülü konuşma, mobil TV ve mobil İnternet gibi birçok hizmeti vatandaşlarla buluşturmanın gururunu yaşadıklarını belirtti. Ayrıca frekans ayarlamaları ile ilgili ITU ile yoğun çalışmalarına devam edeceklerini söyleyen Taçoy, temiz televizyon yayını için IPTV hizmetlerinin gündemlerinde olduğu sözlerine ekledi.

Ulaştırma Bakanı’ndan yakınsama perspektifi
4. Karadeniz ve Hazar Düzenleyici Konferansı’nın açılış oturumunun son konuşmasını yapan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, yakınsamadan anlaşılanın birçok hizmetin tek platformdan verilmesi olduğunun altını çizdi. Yıldırım sabit ya da mobil işletmeci ve başka tür işletmeci ayrımının ortadan kalktığını söyledi. Ulaştırma Bakanı şöyle devam etti: “Düzenleyici kurumlar ve politika belirleyen siyasi kurumlar vatandaşların erişimini sağlayacak altyapı düzenlemelerini yapmakla mükelleftirler. Tüm dünyada yaşayan 6,5 milyar insanın birbirlerine bağlanması esas hedeftir. Yakınsama konusu hayatımıza yansıdıkça daha önceden tasarlanmış tüm düzenlemeler yetersiz kalmaya başlıyor.

“Sapla saman birbirine karıştı”
Binali Yıldırım, medya, sabit, mobil operatörler ve her türlü geniş bant hizmetlerinin iç içe girdiğini belirterek, asıl amacın haberleşmenin her yere, her zaman aynı kalitede sağlanması için ne gerekiyorsa yapılması olduğunu kaydetti: “Artık sapla saman birbirine karıştı. Sadece sabit ya da mobil olarak bir konuya odaklanma zamanı artık gerilerde kaldı, altyapıyı çeşitlendirerek şekillendirme zamanı geldi. Yakınsama kavramı rekabet yapma şansını azaltıyor, artık rekabeti bırakıp beraber çalışacağız, bunu yaparsak hep birlikte başarılı oluruz. Rekabet bundan sonra sunulacak hizmet kalitesi ve vatandaşa sağladığı katkılar konusunda olacaktır. Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri sektöründe yaptığımız çalışmalar devam ediyor. Erişimi her yerde her zaman esas alan, sayısal uçuruma mahal vermeden vatandaş için yaptığımız çalışmalar sürüyor. 40 bin okulumuzun geniş bant erişimine bazı yerlerde sabit, bazı yerlerde uydu ile kavuşturulması projesi bilgi toplumu olacak Türkiye’nin en önemli gücü haline gelmiştir. Eğitim konusunda çok hassasız, maliyet ikinci ya da üçüncü planda bizim için. Ülkemiz genç ve dinamik bir nüfusa sahip, 14 milyon öğrencimiz geniş bant İnternet’e erişebiliyor, bu durum henüz birçok ülkede söz konusu bile değil. Dalga dalga geniş bant İnternet hizmetini köylerimize ve kasabalarımıza götürmeye devam edeceğiz. Bilgisayar okuryazarlığını en üst seviyelere çekeceğiz ve 2013 Bilgi Toplumu hedefine erişebileceğiz. Zamanla 60 milyon vatandaşımız her türlü işini evinde, arabasında ya da elindeki cihazlarla yapacak. E-devlet, nüfus idaresi, sağlık, alışveriş ve örneklerini çoğaltabileceğimiz birçok hizmeti artık şubelere gitmeye gerek kalmadan yapacak Türkiye için çalışıyoruz. 9 milyar Dolar’lık pazar büyümeye devam ediyor. Klasik iş yapma şekilleri değişiyor ve bu ay başlayacak 3.Nesil hizmetleri ile Türkiye’deki geniş bant erişim kapasitesi yüzde 30 artacak ve çok yoğun bir trafiği yaşanmaya başlayacak.”

“Esas kaynak akıl”
Yıldırım yeni yolların, teknolojilerin devreye girmesinin önemini vurguladığı konuşmasının son bölümünde yolların kendilerinden hizmetin ise, servis sağlayıcıların tarafından verilmesinin esas olduğuna değindi ve şunları belirtti: “7 milyon evde geniş bant İnternet kullanılıyor, neredeyse 30 milyon vatandaşımız İnternet’e ulaşıyor. Avrupa’da Türkiye İspanya ile bilgisayarlaşma konusunda lider durumda ve bunu Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri yatırımlarına da bakarak kolaylıkla söyleyebiliriz. Sektörün büyümesine ve katma değerli servisler kazandırılmasına yardımcı olan her şeyi yapıyoruz. Düzenleyici kuruluşları engelleyen, yol kesen bir mecra olarak görmemek lazım, bilakis onların hayatı kolaylaştırma hedefleri vardır. Yerli ARGE için de çok çalışıyoruz, sektör gelişirken, verilen hizmetler geliştirilirken hem tedarikçi, hem üreten hem de kullanan durumunda olmalıyız. Petrol, gaz yoksa da geçiş ülkesiyiz, ancak haberleşmede kaynak bellidir, o da akıldır. 3-5 gencin harçlıklarıyla kurdukları siteler, bugün dev markalar ve kurumlar haline geldiyse bunun başrol oyuncusu akıldır. Bireysel değil, küresel düşünmeliyiz. Şu an dünyamızda 2,5 milyar insan halen temel haberleşme işlevlerinden yoksunsa, bunda biz dâhil diğer ülkelerinde suçları vardır. Bu yüzden her konuda işbirliği yapmalı ve akıl ile teknolojiyi bir noktada birleştirmeliyiz.
Türkiye, İnternet erişiminde son 5 yılda dünyada 13. ve Avrupa’da 7. Sıraya yerleşti. Bu yeterli değil, daha yapacak çok iş var. Tüm altyapının mükemmel olması yetmez, sen yakınındaki bir ülkeye ulaşamazsan sahip olduğun son sistem teknolojinin hiçbir değeri yok. Gerçek başarı için hem bölgesel hem de küresel işbirlikleri yapmamız gerekiyor.”
Başkanlığını Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Kurul Üyesi Dr. T.Ayhan Beydoğan’ın yaptığı, ‘İşletmeci Perspektifiyle Yakınsama-I’ konulu oturumda; Türksat Genel Müdürü Özkan Dalbay, Türk Telekom Genel Müdürü Dr. Paul Doany, Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. Genel Müdürü Süreyya Ciliv, Vodafone İletişim Hizmetleri A.Ş. İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray konuşmacı olarak yer aldılar.

“Dalbay: Yakınsamayı göz ardı edemeyiz”
Oturumda konuşan Türksat Genel Müdürü Özkan Dalbay, yakınsamanın kesinlikle gözden kaçırılmayacak bir konu olduğunu ve Türksat olarak yakınsama kavramına dikkatle eğildiklerini vurguladı. Türksat’ın 3 uydusu ile ses, veri, televizyon ve ‘uplink’ hizmetleri verdiğini ve kablo altyapı şebekesiyle 21 ilde 2,7 milyon haneye ulaştıklarını söyleyen Dalbay, Analog televizyon yayını hizmetlerinin yanında Tele Dünya markası altında sayısal televizyon hizmetleri ve 20 Mbit/s hızında İnternet hizmeti verdiklerini anlattı. Yakınsama kavramının temelini oluşturan üçlü oyun hizmetlerini platformlarında kusursuz şekilde vermeyi hedeflediklerini belirten Dalbay, gezginliğin artık vazgeçilmez hale geldiğini vurguladı ve sunumuna şöyle devam etti: “Günümüzde video, neredeyse kullandığımız ekranlı her cihazdan izlenebiliyor, artık görüntüden sese ya da sesten veriye köprüler oluşturulmuş ve hepsi tek bir platformda buluşabilecek ortamlar sağlanmıştır. Sağlıklı bir yakınsama platformunun sağlanması için kritik nokta, kuşkusuz bant genişliği konusunda olacaktır. Hem sayısal televizyon, hem televizyon, hem veri hem de ses hizmetlerini aynı anda almak isteyen kullanıcının evinde en az 3-4 Mbit/s kapasitesinde bağlantının bulunması gerekiyor. Eğer kullanıcı yüksek çözünürlüklü yayın almak istiyorsa, bu bağlantının neredeyse 10 Mbit/s’yi bulması gerekiyor. Sadece geniş bant altyapısı ya da yakınsama platformu tek başına yeterli değildir. Eğer oyun, eğitim, görüntülü kitap, e-gazete gibi örneklerini çoğaltabileceğimiz servisler platformu yoksa gerçek bir yakınsamadan söz edemeyiz. Bu yüzden etkileşimli televizyon, elektronik alışveriş, eğitim gibi geliştirme çalışmaları gerçekleştirip, içerik ve ürün rekabetinin sağlanması gerekiyor.”

Doany: “Ticari ve sosyal sorumluluğumuzun farkındayız”
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından organize edilen 4. Karadeniz ve Hazar Düzenleyici Konferansı’na katılan Türk Telekom İcra Kurulu Başkanı Dr. Paul Doany, konuşmasında, şirket olarak ticari ve sosyal sorumlulukların fazlasıyla farkında olduklarını ve çalışmalarını bu şekilde sürdürdüklerini belirtti. Ses, veri ve görüntü ve diğerlerinin birleşimde parlayan yıldızın eğitim olduğunu vurgulayan Doany, yakınsama yoluyla eğitimin sürdürülebilir hale gelmesinin önemini açıkladı. Doany konuşmasında şunlara değindi: “Daha fazlasını yapabilmemiz için ve sayısal uçurumu ortadan kaldırabilmek için Sebit firmasını satın aldık ve eğitime sayısal ortamda bugüne dek verilen en büyük desteği verdik. Etkileşimli bir eğitim platformu olan Vitamin’i hayata soktuk ve bu sayede 10 milyona yakın öğrenci ve öğretmen bir yandan bilgisayar okuryazarı olurlarken bir yandan da sürdürülebilir bir eğitim platformunda buluştular. Ülkenin tüm kasaba ve köylerine bu şekilde eğitim verilebilirdi ve her yere ulaşabilmek için çalışmalarımıza aralıksız şekilde devam ediyoruz. Vitamin’in özel bir sürümü ABD’de 13 eyalette fen ve matematik dersleri için hizmet veriyor ayrıca önümüzdeki haftalarda İspanyol Vitamin sürümü piyasaya çıkacak. Yine sosyal sorumluluk kapsamında Filistin için tamamen ücretsiz, Arapça bir sürüm için çalışıyoruz. 3-4 yıl içinde tüm dünyada 13-14 milyonluk kullanıcı hedefindeyiz.”

“Yakınsama, sınırları ortadan kaldırıyor”
Doany, yakınsama kavramının hayatımızı nasıl iyi yönde etkilediğini ve geleceğin kişiselleştirmeden geçtiğini de anlattı: “Tüm operatörler için çok fazla imkân var aslında. Örneğin gelişmekte olan, nüfusu fazla ve doktor sayısı az olan ülkelerde doktorun hastasını görebilme olanağı oldukça düşük, yakınsama ile hasta doktorunu arada ne kadar mesafe olursa olsun görebilecek, tedavi konusunda verimli sonuçlar elde edilecek, bu da hem zaman hem de para tasarrufu sağlayacaktır. Artık her yerden çok daha fazla insana saniyeler içinde ulaşabiliyoruz, geniş bant hizmetleri ve servisleri sayesinde güvenlik ve emniyet konusunda da artık daha verimli sonuçlar açığa çıkıyor, çocuklarımızı her an görebiliyor, nerde olduklarını bilebiliyoruz. Şunu da belirteyim, IPPBX’ten görüntü aldığımız bir sistem üzerinde de çalışıyoruz.

Doany: “Gelecek mobil olacak”
Türk Telekom Genel Müdürü Paul Doany, etkileşim ve gezginlik konusunda dedikleri de dikkat çekiciydi: “Eğlence ve oyun şirketi olan SOBE’yi satın aldık. Çocuklara eğitim götürmenin en iyi yolu oyunlardır ve İnternet’i eğitim için kullanılan bir mecra haline getiriyoruz. Çocuklarımızı tüm sayısal tehlikelerden korumak için de var gücümüzle çalışıyoruz.
Müşterilerimiz evlerinden, iş yerlerinden ya da ortak erişim noktalarından geniş bant hizmeti alabiliyorlar ve müşterilerimizin hepsi mobil bir cihaz kullanıyorlar, dolayısıyla her an her yerden bu mobil cihazlarıyla kablosuz olarak erişmek istiyorlar. Gelecek mobil olacak. 3.Nesil, LTE ve WiMAX altyapılarıyla her türlü kablosuz erişim mümkün olacak, bilgisayarlar ve akıllı el terminalleri artık daha önemli hale gelecek. Tüm sayısal içerikler artık İnternet üzerinden paylaşılırken, yeni telif düzenlemeleri gerekecek. Geleceğin de sürdürülebilir olması lazım. Gelecek çok enteresan ve operatörler için oldukça zorlu görünüyor. Türk Telekom grubu 8 şirketten oluşuyor ve sadece teknolojiye yatırım yapıyor. Geleceğin tamamen kişiselleştirmek demek olduğunu biliyoruz.”

Ciliv: “Yeni bir dünya oluşuyor”
Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. Genel Müdürü Süreyya Ciliv konuşmasında sektörü ve gelişmeleri değerlendirdi: “Dünyayı küresel ısınmadan sonra, küresel kriz vurdu. Ekonomilerdeki daralmalar ciddi boyutlara ulaşıyor. Almanya yüzde 6-7, Japonya ise yıl sonunda yüzde 12 küçülecek, Türkiye ise krizi daha hafif atlatacak, bu oran yüzde 3,7’nin biraz üzerinde olabilir. Belki karamsar bir resim var, ancak önümüzde fırsatlar var, bu yüzden heyecan ve umut doluyum. Türkiye doğru bir konumda bulunuyor, ülke olarak en hızlı büyüyen bölgenin lokomotifiyiz. Yeni bir dünya oluşuyor, tarihte ilk kez 4 milyar insan birbirleriyle bağlı hale geldiler ve 3 sene sonra 6 milyar insan birbirleriyle bağlı hale gelecekler; nerde hareket, orada bereket. Artık bilgiye hareket ederken bağlanmak istiyoruz, her an her yerden. İnternet asrın buluşu. Hem mobil olarak hem de sabit ortamlardan sürekli bu platformun içindeyiz. İnternet kullanımı artmaya, büyümeye devam edecek. Nasıl mobil telefon kullanımı yıllar içersinde katlanarak artıysa, mobilden İnternet kullanımı da 3.Nesil ve 4.Nesil uygulamalarıyla artmaya devam edecek. Sadece Alo dediğimiz, kısa metinler gönderip, aldığımız telefonlar birer bilgisayar haline dönüştüler ve kişisel İnternet cihazları ortaya çıktı. Bu durum da hem bireysel hem de iş hayatımızı değiştirmeye yetti de arttı bile. Teknolojiler heyecan verici bir hal aldı ve bu da inanılmaz fırsatları beraberinde getiriyor. Biz bir telekom firması değiliz, taşıyıcı değiliz. Biz servisleri sunan, teknoloji ortamını sunan ve geliştireniz.
İnternet trafiği her sene 2-3 kat artıyor ve bu trafiğin yüzde 60’ını video oluşturacak. Turkcell olarak servislerimizi geliştirmeye, kullanıcılarımıza en iyiyi sunmaya devam ediyoruz. Mobil İmza projemiz ile GSMA kongresinde yılın projesi ödülünü aldık, Vodafone, Microsoft gibi küresel şirketleri geride bıraktık. Turkcell ve İstanbul Büyükşehir Belediye ile birlikte çalışarak mobil ödeme destekleri otopark alanları oluşturduk. Telemetri uygulamalarıyla tarım ve hayvancılığın kalkınmasında etkin rol oynuyoruz, mobil eğitim ve sağlık hizmetleri için çalışmalarımız aralıksız devam ediyor. Teknoloji artık İstiklal Caddesi’nde dolaşırken, cihazına pizza kelimesi yazdığınızda sizi en yakın, bütçenize uygun olan dükkâna yönlendirebilecek bir hal aldı. Hep beraber çalışmamız gerekiyor, pazarı kısıtlı olarak görmemeli, tüm dünya insanlarına faydalı olacak hizmetleri sunmalıyız.”

Timuray: “Yakınsamaya Vodafone yaklaşımı”
Vodafone İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin çiçeği burnunda İcra Kurulu Başkanı Serpil Timuray, Vodafone’un yakınsama kavramına bakış açısını ve sektörel yaklaşımını katılımcılarla paylaştı: “3.Nesil ile ülkemizdeki sayısal uçurum ortadan kalkacak. Yakınsama ile tüm kullanıcılar pek çok uygulama ve hizmetlere mekân ve zaman bağımsız şekilde ulaşabilecekler. Vodafone’un küreselden gelen zengin bir müşteri deneyimi bulunuyor, bu sayede ses ve veri hizmetlerinde her zaman her yerden kesintisiz ve sağlıklı bir haberleşme altyapımız bulunuyor. Vodafone için önemli olan açıklığı, tarafsızlığı, seçme hakkını ve rekabeti destekleyen bir platformu hazırlamada önce ve destekçi olmaktır. Çoğul ortam servislerimizi 3.Nesil ile birlikte geliştirmeye ve kullanıcılarımıza sunmaya devam edeceğiz. Sosyal sorumluluk projelerine her zaman destek verdik, vermeye de devam edeceğiz. 1 milyon öğrenci desteğimizle bilgisayar eğiti aldılar ve okuryazar hale geldiler. Tüm dünyada yakınsama kavramı çerçevesinde birçok özel kullanıcı paketleri sunduk, 3.Nesil ile Türkiye’de de güzel platformlar sunacağız. Bu güzel işleri yapabilmek için düzenleyici kurumların desteği büyük önem taşıyor. Fiyatlandırmanın son kullanıcılar net ve basitleştirilmiş olması gerekiyor, ayrıca geniş kapsamlı dayanışmalı çalışmalar da başarıya götürecek etkenlerin başında yer alıyor.”

‘Düzenleyici Perspektifiyle-Bakış Açısıyla Yakınsama’
‘Düzenleyici Perspektifiyle Yakınsama-I’ konulu oturumda; Kazakistan Haberleşme ve Enformasyon Ajansı Başkanı Kuanyshbek B. Yessekeyev, Ukrayna Düzenleyici Kurumu Üyesi Volodymyr Zvieriev, Avrupa Düzenleyiciler Grubu Uluslararası Faaliyetler ve Kuruluşlarla Koordinasyon Yöneticisi, Bundesnetzagentur ve Avrupa Düzenleyici Grubu Dr. Annegret Groebel, Azerbaycan Haberleşme ve Bilişim Teknolojileri Bakanlığı, Daire Başkanı Alyar Tamirov konuşmacı olarak yer aldılar.

Ukrayna’da telekomünikasyon sektörü
Ukrayna Düzenleyici Kurumu Üyesi Volodymyr Zvieriev telekomünikasyon servisleri genel gelir grafiklerini katılımcılarla paylaştı. Ukrayna’da 2009’un ilk 3 ayında büyük bir gelir artışı yaşandığını işaret eden Zvieriev, mobil haberleşmedeki artışın gittikçe arttığını ve düzenleyici kurumun çalışmalarından sonra sektörün çok daha iyi bir konuma geldiğini anlattı: “Ukrayna’nın haberleşme gelirlerinin yüzde 64,1’ini mobil gelirler oluştururken, sabit gelir ise yüzde 20,6’sını teşkil ediyor. 3.Nesil hizmeti ülkemizde ne yazık ki, sadece tek bir mobil operatörü sağlıyor, bu yüzden rekabet sağlanamıyor. 100 MHz frekans ihalesi için lisans çalışmalarında sona gelindi ve pazarın oyuncularına en kısa zamanda sunacağız. Telekomünikasyon yatırımlarında yüzde 30’luk bir düşüş söz konusu, operatörler daha çok sundukları hizmetlerin kalitelerini artırmaya yöneldiler. Düzenleyici bir kurum olarak çalışmalarımızın doğru sonuçlar doğurması gerekiyor. Yakınsama kavramı çerçevesinde sabit ve mobil servisleri iyi belirlemek, numaralandırma, adresleme ve bağlantılar konusunda düzenleyici etkisinin görülmesi gerekiyor. Ukrayna Telekom Yasası, tamamen kuralları belirliyor. 155 numaralı karar operatör hak ve yükümlülüklerini ayrıntılı şekilde belirliyor, makul karar prosedürleri ve mahkeme öncesi belirsizlikler bu yasa ile giderilmeye çalışılıyor. Ukrayna’daki eksiklerin başında iç dolaşım eksikliği yer alıyor. Şimdilik bu hizmeti karşılayacak bir altyapı oluşturuldu, ancak hükümsel bir durum söz konusu değil. Ukrtelekom henüz özelleştirilmedi ancak erişim yasamız tamamen AB kıstasları temel alınarak hazırlandı, aktif altyapıya uygun çözümler hazırlıyoruz. Ukrayna’da coğrafi konuma göre olmayan numaralandırma söz konusu, ancak (+38089) kodu ile başarılı bir uygulama yapılacak. Genel olarak gerekli altyapı çalışmaları yetersiz. Teknik konularda başarı için bazı prensipler gerekiyor. Sabit ve mobilde düzenleyici tarafından alınan her türlü karar esastır ve düzenleyicinin de daima tüketicinin yanında olması esastır.

Groebel: “Düzenleyici demek; sınırlandırıcı demek değil, rekabet ve hizmet kalitesini getiren kurumdur”
Avrupa Düzenleyiciler Grubu Uluslararası Faaliyetler ve Kuruluşlarla Koordinasyon Yöneticisi, Bundesnetzagentur ve Avrupa Düzenleyici Grubu Dr. Annegret Groebel, düzenleyici tarafından yakınsama kavramını değerlendirdi. Groebel sunumuna şöyle devam etti: “Düzenleyici demek sınırlandırıcı, engel koyucu demek değildir, düzenleyici kurumlar rekabeti sağlayacak ortamları sağlayan ve son kullanıcıya kaliteli hizmetlerin ulaşmasını sağlayan kurumlardır. Dünyada veri trafiği çok yüksek boyutlarda artmaya ve her geçen gün yeni servisler ve hizmetler peşi sıra gelmeye devam ediyor. 2012 yılında tahmin edilen veri trafiği ayda 20.000 Petabayt’ı bulacak. 2002’de yürürlüğe giren düzenleme çerçevesi geleceğin etkisine karşı bir yapıya sahipti. Bu çerçeve günümüzdeki ses, veri ve medya yakınsamasına mümkün olduğunca uygun hale getirildi. Tüm oyuncuların altyapılarının, sundukları hizmet ve servis kalitelerinin belirli standartlara ulaştırılmasının altında düzenleyicinin etkisi kuşkusuz önemli rol oynuyor. Uygulamaları sınırlamak ve düzenlemek gerçekten oldukça zordur. Yeni bir servis platformu piyasa tanımlanmasını ne hale getirir ya da piyasa dinamikleri nasıl etkilenir gibi soruların daha hizmet başlamadan sorulması ve mukayese edilmesi gerekir. Daha önce de belirttiğim gibi, düzenleyici demek sınırlayıcı demek değildir. Amaç Avrupa Birliği’nin rekabeti teşvik edici ve son kullanıcıya fayda sağlayıcı hizmetlerin ulaştırılması konusunda yardımcı olmaktır. İnternet Servis Sağlayıcılar, telekom operatörleri, uygulama ve servis üreticileri ya da yayıncılar alınan kararlar doğrultusunda hizmet ve servis verecekler ve geliştireceklerdir, o yüzden düzenleyici kurumlar piyasa analizini, müşteri beklentilerini çok iyi analiz etmeli ve doğru hizmetlerin kullanıcılarla buluşmasını sağlamalıdır.

Her yerden, her şekilde erişim
Avrupa Düzenleyiciler Grubu Uluslararası Faaliyetler ve Kuruluşlarla Koordinasyon Yöneticisi, Bundesnetzagentur ve Avrupa Düzenleyici Grubu Dr. Annegret Groebel, yeni eğilimin her yerden her şekilde erişim olduğunu açıkladı: “Yakınsama denilince sadece hizmetler değil, mevcut şebekelerde birbirleriyle iç içe geçer. IP şebeke altyapıları kurulurken verilecek hizmetlerin belirlenmesi ve araştırmaların bu doğrultuda yapılması da kritik önem taşımaktadır. Biz rekabeti devam ettirecek makul her türlü konuya eğilerek, düzenlemesini fayda çerçevesince değerlendiriyor ve uyguluyoruz. Teknolojinin gelişmesiyle tümleşik aygıtlar geliştiriliyor. Farklı hizmetler tüketiciye bir anda sunuluveriyor. Piyasadaki oyuncu sayısı artıyor ve yakınsama kavramı ortaya çıkıyor, bu da rekabeti arttırıyor. Tüketici eğilimleri son yıllarda çok değişti ve sadece yakınsama kavramı çevresinde birleşti. İnsanlar tüm işlerini her ekrandan yapmak istiyorlar; kullandıkları mobil terminalden, masalarındaki bilgisayarlarından ya da televizyon izledikleri şebeke üzerinden. Bu durumda artık tek başına sabit ya da mobilden bahsetmemiz olanaksız bir hal alıyor, rekabet de burada ortaya çıkıyor, yani birbirini yedekleyebilen teknoloji olarak.”

Groebel: “Uygun piyasa şartlarının hazırlanması gerekir”
“Bütün bu hizmetleri birbirleriyle bütünleştirirken bazı zorlukları da beraberinde görüyoruz.
Asıl gereklilik kullanıcıya fayda sağlayacak tüm hizmetlerin sunulmasını sağlamaktır. Piyasa oyuncularının yeni teknolojilerin piyasaya sokabilmesi için heveslendirilmesi de ayrı bir önem taşımaktadır. Operatörler tarafından bu yeni teknolojilere yapılacak yatırımlarda da sağlanacak teşvik kritik bir konudur. Bir düzenleyici kurum artan veri trafiğini ve çevresinde gelişen teknolojileri asla göz ardı etmemeli, yakından izlemelidir. Biz her türlü teknolojiye nötr olmalı, duygusal ya da ön yargılı yaklaşmamalıyız. Yakınsama sayesinde düzenleyici piyasayı her türlü teknoloji ve yatırıma açık tutacaktır, böylece şeffaflık sağlanacak ve müşteri memnuniyeti üst seviyeye çekilecektir. Tüketiciyi korumak için bol seçenek sunulmalıdır, tüketici kendine uygun olanı kafası karışmadan basit şekilde seçebilmeli, hizmet ya da operatör değişikliklerinde sıkıntı yaşamamalıdır. Mobil numara taşınabilirliği kuşkusuz en önemli kıstastır. IP üzerinden ses gönderimi teknolojisi yani VoIP’in desteklenmesi gerekir ve genel düşük hizmet maliyeti için standartlaşma politikasına önem verilmesi gerekiyor.”  

Tamirov: “Düzenleyici önemli bir güçtür”
Azerbaycan Haberleşme ve Bilişim Teknolojileri Bakanlığı, Daire Başkanı Alyar Tamirov, ülkesinde yaşanan gelişmeleri rakamlara dayandırarak anlattı. Başarılı bir teknoloji altyapısının oluşması için düzenleyici gücün büyük önem taşıdığını ve herkesin üzerine düşen görevleri yapmasıyla güçlü servis ve hizmetlerin ileriye dönük, güçlü bir altyapı üzerinde birleşeceğine inanan Tamirov, Azerbaycan’da bu konuda çok yol katedildiğini ve bilgi toplumu olma yolunda ellerin geleni yaptıklarını vurguladı. Tamirov şöyle devam etti: “Azerbaycan’da 1 milyon 324 bin adet sabit operatör abonesi, 6 milyon 234 bin mobil telefon abonesi, 3 milyon 200 bin İnternet abonesi bulunuyor. Azerbaycan’da mobil telefon aboneleri halen artış eğiliminde. Yeni teknolojilerin ne yöne gideceğinin önceden belirlenmesi o ülkenin geleceğini çok yakından ilgilendiriyor ve yakınsama kavramı sayesinde ana giderlerde mutlak düşüş sağlanıyor. Yakınsama ile müşteriler tek bir pencereden hizmet alacaklar, masraflar azalacak ama ARPU ciddi derecede artacaktır. Ses ve çoğul ortam, geniş bant İnternet’le birleşerek tüm ortamlar mobile taşınacak. Düzenleyici kurum teknolojinin son kullanıcıyla buluşmasını kolaylaştırması ve yatırımlara teşvik edilmesi konusunda çalışmalıdır. Pazar oyuncuları ve operatörler ile kesin mutabakat sağlanmalı, ortak projelere imza atılmalıdır.”

4. Karadeniz ve Hazar Düzenleyici Konferansı’nda ikinci gün izlenimleri
12 Haziran tarihinde saat 09.30’da başlayan konferansın ikinci gününde, başkanlığını Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Kurul Üyesi Ahmet Hamdi Atalay’ın yaptığı ‘Düzenleyici Perspektifiyle Yakınsama-II’ konulu oturuma; Bulgaristan Düzenleyici Kurul Üyesi Vyara Mincheva, Moğolistan Düzenleyici Kurul Üyesi Bazarragchaa Sarantungalag, Arnavutluk Düzenleyici Kurum Direktörü Frederick Kote, K.K.T.C Telekomünikasyon Üst Kurulu Başkanı Doç. Dr.Kadri Bürüncük ve Tacikistan Düzenleyici Kurum Direktörü Safiev Kadamjon konuşmacı olarak katıldılar.

Bulgaristan’ın yaklaşımı
Bulgaristan Düzenleyici Kurul Üyesi Vyara Mincheva düzenleyici ve yakınsama yaklaşımlarını katılımcılarla paylaşırken şunları belirtti: “Telekomünikasyon altyapısına yapılacak yatırımlar önemlidir. Bulgaristan’da yakınsama sayesinde ses, veri, İnternet hizmetlerinin tamamı bir araya getirilmiş ve birbirlerine yakınsanmışlardır. Yakınsama bizim kendi pazarımızda şu şekilde işe yarıyor; yakınsamanın ağlarla, şebekelerle olan birlikteliği analogtan sayısala geçişte büyük kolaylıklar sağlıyor, bu da tüm pazarın ve tüketicilerin yararına oluyor. Mobil telefonlar, sabit hatlar birbirlerine olan yakınlık sayesinde kullanıcılara kesintisiz geniş bant erişim ve İnternet hizmetlerini sağlıyor. Elimizdeki verilere göre, 12,000 kişi ülkemizde yakınsama hizmetlerinden kusursuz şekilde faydalanıyorlar. Bu rakam 2008 yıl sonu itibarıyladır, 2009 yılı sonunda bu sayının katlanarak artacağı düşüncesindeyim. Geniş bant kullanıcılar yakınsamanın kolaylıklarını gördükçe tek bir platformdan hizmet alma eğilimini artıracaklardır. Son kullanıcılara operatörler tarafından sunulan üçlü oyun tarifeleri gün geçtikçe şekilleniyor ve ulaşılabilir bir hal alıyor. İlginin artması ve yatırımların dönmesiyle birlikte operatörler tarafından sunulan yakınsama hizmetlerinin kalitesi artarken, içerikleri de zenginleşiyor. 2007-2013 devlet gelişme planlarımıza sadık şekilde ilerlemeye devam ediyoruz ve 2008-2010 Ulusal Bilgi Toplumu hedefine ulaşmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Yakınsamanın sosyal ve ekonomik faydaları tüketici eğilimlerini pozitif yönde etkilemeye devam ettikçe bilgi toplumu hedefimize kolayca ulaşacağımızı düşünüyorum. Yakınsama duvarları kaldırıyor, yeni yatırımlara ve teşviklere ortam sağlıyor ve her anlamda gelişim ortamı sağlıyor.”

Moğolistan’da telekomünikasyon
Moğolistan Düzenleyici Kurul Üyesi Bazarragchaa Sarantungalag, kapalı bir kutu olan ülkesi Moğolistan hakkında ayrıntılı bilgiler verdi: “Moğolistan’ın hem ekonomik hem de sosyal gelişiminin BHT-Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri’ne yapılacak yatırımlar ve verilecek hassasiyet sayesinde sağlanacağının farkındayız. Moğolistan çok büyük bir yüz ölçüme sahip bir ülkedir, buna karşın sahip olunan 2,7 milyonluk nüfus ile dünyanın nüfus yoğunluğu en düşük olan ülkelerin başında yer alır. Başkenti Ulan Batur olan ülkenin kuzeyde Rusya ve güneyde Çin ile sınırı vardır. 21 eyaletten oluşan ülkenin kişi başı milli geliri 2,700 Dolar civarındadır. Devlet olarak radyo frekans tahsisi, elektronik posta hizmetleri, sivil telsiz bantları gibi hizmetler sağlıyoruz. Ülkemizde Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri ürünleri vergiden muaf tutulmaktadır, bu sayede vatandaşlar bilişim ve haberleşme ürünlerine daha uygun fiyatlarla sahip olarak, erişime açık hale gelebiliyorlar. Ülkenin GSMYHİ’nin yüzde 2’si sayısal uçurumun ortadan kaldırılması için kurulan fona ayrıldı. Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri Konseyi kuruldu. 1999’da sektör serbestleşti, 2002’de ise siyasi organizmadan tamamen sıyrıldı. Haberleşme Düzenleme Komisyonumuz ise; genel anlamda piyasa, şebeke, operatör, tarife gibi kavramların buluştuğu ve düzenlendiği mecradır. Ülkemizde bulunan en büyük şebeke devlete ait olan kablo şebekesidir. Ülkenin geleneksel yapısı göçebe bir yaşam tarzını benimsediği için altyapı hizmetlerinin dört bir yana ulaştırılmasında ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Orta Asya platosu coğrafi etmenler göz önünde bulundurulduğunda oldukça zorlu bir yapıya sahiptir. Temel altyapı eksikliklerimiz mevcut. Sadece telekomünikasyon değil, sosyal ve kamu hizmetlerinin ulaştırılması da çok zor. Ülkemizde e-ticaret henüz emekleme aşamasında, ancak e-devlet gibi uygulama çalışmaları devam ediyor. Devlet elektronik bir yapı oluşumu için elinden gelen her şeyi yapıyor, bunun güzel örneklerinden biri de her aileye bir bilgisayar kampanyasıdır. Ayrıca insan kaynaklarında kapasite artırımı için yoğun çalışmalarımız da devam etmektedir.”

Arnavutluk’tan sektör manzaraları
Arnavutluk Düzenleyici Kurum Direktörü Frederick Kote hızlı bir gelişim gösteren telekomünikasyon sektörünün ülkesindeki yansımaları ve yakınsama eğilimlerini katımcılara anlattı. Kote, 2008 yılında Elektronik Haberleşme Kanunu’nu kabul ettiklerini ve AB’ye yakınlaşma sürecinde çerçeve içersinde hareket ettiklerini belirtti. Kote sunumunda şunlardan bahsetti: “Yatırımcı, tüketici ve kullanıcı için kaliteli hizmet verenin daima yanındayız ve kurum olarak da her türlü desteği veriyoruz. Arnavutluk’ta geniş bant İnternet kullanımı ve veri trafiği sürekli bir artış eğiliminde bulunuyor, ancak daha çok çalışmamız lazım, çünkü geniş bantta halen emekleme devrindeyiz. İnternet hizmetleri 10-15 yıl önceki gibi bir hizmet değil, bir ihtiyaçtır. Biz altyapı yatırımları için rekabeti teşvik edici tedbirler alıyoruz. Yaptığımız her şeyin odağında vatandaş vardır. 450 milyon Avro’luk piyasamızda yakın gelecekte yakınsamanın ve yayıncılığın izlerini görmeye başlayacağız. İlerde gelişmiş ülkelerin yaşadığı sorunları yaşamamak adına Radyo Televizyon Üst Kurulu ve Hükümet Tüketici Koruma Kurulu ile sürekli temas halindeyiz. Geniş bant için altyapı düzenlemeleri aralıksız devam ediyor, takdir edersiniz ki mükemmel bir piyasa yok. Sürekli yeni teknolojiler üretiliyor ama, bu yeni teknolojiler tüketicilere fahiş fiyatlarla sunuluyor. Arnavutluk’ta 2008 yılı sonu rakamlarına göre toplan 2,5 milyon GSM abonesi bulunuyor ve mobil penetrasyon oranı yüzde 80’e ulaşmış durumda. ADSL gibi geniş bant hizmetler gelişmeye devam ediyor. Üst kurullar ile her konuda çalışıyoruz ve bunun sonucu da 3,5 GHZ radyo frekans lisanslarını çıkardık. Bugüne kadar kurul olarak aldığımız tüm kararlar işe yaradı ve mevcut düzenlemelerle de yolumuza devam edeceğiz. AB çerçevesi yıllardır olduğu gibi Arnavutluk’ta uyguluyoruz. Tüm uygulama sorunlarını yakından takip ediyor, doğrusunu bulup, mukayese etmeden yürürlüğe koymuyoruz. Çünkü AB düzeyinde karar alınmazsa işbirliği olmuyor.”

Yavru vatandan yansımalar
K.K.T.C Telekomünikasyon Üst Kurulu Başkanı Doç. Dr.Kadri Bürüncük yavru vatandaki çalışmaları ve sektörle ilgili rakamları katılımcılarla paylaştı: “K.K.T.C olarak Avrupa’daki en yüksek mobil kullanma oranına sahibiz. Avrupa’daki mobil kullanma oranı yüzde 110 iken, Afrika’da yüzde 28 seviyesinde. Gözle görülen bu sayısal uçurumu ortadan kaldırmak için çok çalışılmalı. K.K.T.C’de 2. Nesil abone sayısı 400bin, 3. Nesil abone sayısı çok kısa bir zamanda 20 bin dolaylarında. 2.Nesil mobil kullanım oranımız yüzde 151’i buldu, 3.Nesil için mobil kullanım oranı ise yüzde 7,6 seviyesinde. Ülkede Kuzey Kıbrıs Turkcell ve Vodafone operatör olarak hizmet vermekteler. Geçtiğiz yıl sunduğumuz 3.Nesil lisansları ile operatörler de tarifeleri kullanıcılara özel olarak düzenlediler. Geniş bant İnternet çalışmaları tabi ki, 3. Nesil ile sınırlı kalmayacak. Çalışmalarımız devam ediyor ve AB projesi kapsamında 14 milyon Avroluk altyapı ihalesi oluşturduk, WiMAX şebekeler konusundaki çalışmalarımız da sürüyor. K.K.T.C’yi tüm dünyaya bağlayan tek bir deniz altı kablo bulunuyor, bunu en kısa süre içinde yedekleyen yeni bir kablo ile destekleyip erişim kapasitesini artırmayı planlıyoruz. E-devlet konusunda da gelişmeler var, ayrıca çok kısa bir zaman zarfı içersinde Elektronik Haberleşme Kanunumuz yürürlüğe girecek.”

Tacikistan’da BHT
Daha önce 21-22 Nisan’da İstanbul’da 8. kez düzenlenen Caspian Telecoms Konferansı’nda da bir sunum gerçekleştiren Tacikistan Düzenleyici Kurum Direktörü Safiev Kadamjon, daha güncel bir sunumu katılımcılarla paylaştı. Pazar ilişkilerini geliştirmenin, yatırım desteği ve rekabetin sağlanmasının önemini vurgulayan Kadamjon, haberleşme alanında 1996’dan bu yana liberal bir yapıya sahip olduklarını ve tekelleşmeyi önleme sürecinde lisanslar verilmeye başlandığını anlattı. Kadamjon şunlardan bahsetti: “Dünyadaki tüm gelişim eğilimlerini yakından takip ediyoruz. Gelişmeler sonucunda Tacikistan’da etkilendi ve önemli gelişmeler yaşandı. Lisans, sertifikasyon, düzenleme ve her türlü faaliyet kararları Devlet Haberleşme ve Enformasyon Kurumu tarafından gerçekleştiriliyor. Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı kurum sayesinde verilen lisanslar sonucu elde edilen tüm gelir devlet kasasına kondu. Kurum tüm işletmecilere eşit erişim hakkını verdi ve son kullanıcıyı düşünen bir yapı oluşturuldu, ayrıca şebekeler arası bağlantı imkânı da sağlandı. Her zaman güvenilir ve yüksek kalitede haberleşme için çalışıyoruz. Ancak halen yolun başındayız ve çok genciz. Gerek geniş bant hizmetlerinde, gerekse sayısal yayıncılık konusundaki tüm projelerimizi ülkemiz insanı yararına hayata sokmayı düşünüyoruz.”

Azerbaycan’da gelişen telekom eğilimleri
Aztelekom Genel Müdürü Muhammad Mammadov sunumunda, BHT-Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri’ndeki yeni fırsatlara dikkat çekti. Mammadov, BHT programının geliştirildiğini ve yerel şebekenin yüzde 82’sinin sayısallaştığını söyledi ve şöyle devam etti: “Sayısal şebeke altyapısı sayesinde kaynaklara daha rahat erişebiliyorsunuz, ancak her zaman yeni hizmetlere ihtiyaç var. Geniş bant İnternet ve yeni nesil NGN-Yeni Nesil Ağ şebekeleri çalışmaları Bakü’de yapıldı. Elektronik Azerbaycan Devlet Programı 24 merkezden aralıksız uygulanmaya devam ediyor. Yeni teknoloji üçlü oyun 12 bin abone tarafından kullanılıyor ve aboneler hem VoIP hem de IPTV hizmetlerinden faydalanıyorlar. Yakın gelecekte yakınsama hizmetlerinde 200 bin aboneye ulaşılacağını düşünüyoruz. Kırsal kesimde ise elektronik haberleşmeye daha çok odaklıyız. Nüfusun yüzde 50’sine kablosuz erişim desteği verme çabasındayız. İnternet bilgi toplumunun olmazsa olmazıdır ve bu nimeti yayabilmek için çok yoğun uğraş veriyoruz. Çok önem verdiğimiz Elektronik Azerbaycan Projemiz ile gelişmiş bir telekomünikasyon altyapısı ile gelişmiş ülkelerle sağladığımız erişim daha da güçlenecek.”
Başkanlığını İran Düzenleyici Kurumu Başkan Yardımcısı Lotfollah Sabouhi yaptığı ‘İşletmeci Perspektifiyle Yakınsama-II’ konulu oturumda, Aztelekom Genel Müdürü Muhammad Mammadov, TTNet A.Ş. Genel Müdürü Tahsin Yılmaz, Ericsson Genel Müdürü Anders Lindblad katılımcılarla fikirlerini paylaştılar.

Yılmaz: “TTNET daima yenilikçiliğin peşinde”
Oturumda konuşan TTNET Genel Müdürü Tahsin Yılmaz, Türkiye’nin lider geniş bant hizmet sağlayıcısı TTNET hakkında bilgiler verdi. Yılmaz aynı zamanda IPTV’nin yıl sonunda ülkemizde de hizmete girerek üçlü oyunu başlatacaklarını vurguladı: “Artık insanlar her an her yerden çevrimiçi olmak istiyorlar, bunu da tek cihazdan yapmayı yeğliyorlar. Türk Telekom grup olarak 2009 yılını Yakınsama Yılı ilan etti. Biz yeni ürün ve servisleri ‘nasıl satarız’ sorusunun cevabının peşindeyiz. Bir Wi-Fi şebekemiz var ve güçlü bir ADSL ve VDSL altyapımız mevcut. Bu altyapı üzerinden yakınsama hizmetlerini abonelerimizle kavuşturacağız. Yıl sonunda sunacağımız IPTV platformu sayesinde birçok yayıncılık modeli kullanıcılarla bulaşacak ve gerçek yakınsama platformu kurulmuş olacak.”

Ericsson kalitesi ile yakınsama
Ericsson Genel Müdürü Anders Lindblad, insanların geniş anlamda hayatlarını paylaşmak istediklerinin altını çizerek ve Facebook’un buna en güzel örneği olduğunu belirterek başladığı sunumunda, Bilişim ve Haberleşme Teknolojileri sektörünün medyayla bir araya gelen yegâne sektör olduğunu açıkladı. Lindblad sabit ve mobil operatörlerin bir arada olduğu bir durumun oldukça uygun olduğunu belirtti ve şunları söyledi: “Paket fiyat uygulaması eğilimi devam edecek, yeni teknolojiler pahalı fiyatlardan makul fiyatlara çekilmesi bir süreç, biz de şu an bunun içindeyiz. Şu sıralar hiç birimiz kısa mesajsız bir dünya dahi hayal edemiyoruz, genç nesil ise MSN’siz bir hayat düşünemiyor. Yakınsamada IPTV’nin önemi çok büyüktür. Çünkü IPTV üzerinden her türlü hizmet verilebilir ve en önemlisi IPTV kaliteli bir geniş bant altyapısına ihtiyaç duyar. Ericsson bu altyapıyı oluşturan her türlü hizmet ve servisin her aşamasında kalitesi ve tecrübesi ile yer alacak. Ericsson teknolojiyi ilerletmeye ve üretmeye devam edecektir.”