Numan AYDINOĞLU

@ktör

Tezatlar

Bir tezatlar yığınıdır yaşamımız, dünyamız. Her sabah uyanırken bile geceden çıkar, gündüze geçiş yaparız. İşte böyle başlar yaşamımızda tezatlar her sabah. Gece ve gündüz. Geride geceyi bırakırız ve gündüzü karşılarız. Geceden kurtulmuş olmanın verdiği cesaretle başlarız yeni güne. Birbirini kovalar gündüzün getirdiği olaylar ve mücadeleler. Yine onlarca tezat içinde yaşarız koca günü ve gündüz bizi bırakıp gitmeye karar verince yeniden geceye sığınırız. Saklanırız gecenin koynuna, sabahı bekleriz.
Gece ile Gündüz
Siyah ile Beyaz,
Uzun ile Kısa
Güzel ile Çirkin
İyi ile Kötü
Akıllı ile Aptal
Cahil ile Aydın
Daha onlarcasını, belki de yüzlercesini eklemek mümkündür bunlara. Birşeyi unutmamak gerek aslında, biri olmadan da diğeri olmaz bu zıtlıkların. Düşüncelerimizde de vardır bu yaklaşım ve buna hemen bir bilimsel yaklaşım da geliştirimişizdir: Tez ve antitez...
Şimdi içinizden nerden çıktı bunlar diye soruyorsunuzdur diye düşünüyorum. Tabi bunu demek için; öncelik olan şeyin, bu yazıyı okuyor olmanız esasını bir kenara bırakmıyorum. Evet ya okuyorsunuzdur ya da okumuyor.
Geçtiğimiz ay, yani Hazıran ayının ilk haftası dergimizin 200 üncü sayısı yayımlandı. Sevgili Merih ve tüm Telepati ailesi bu özel günü; önce bir açış konuşmaları serisi, sonra bir panel, ödül töreni ve son olarak da çok keyifli bir manzarada bir kokteyl ile kutladı. Çok seçkin davetliler vardı. Ben de bu sayede uzun zamandır görmediğim dostlarımla karşılaşma fırsatı buldum. Hem çok keyif aldım hem de çok önemli bir gerçeği yakaladım. O eski dostlarımdan bazıları da dahil olmak üzere, orada tanıştığım önemli mevkileri işgal ettiklerini öğrendiğim bu insanlar bir çoğu, orada olmalarının sebebi olan dergiye yazı gönderen sayfa yazarlarının pek farkında değiller. Belki de en doğru olanı; on yıldır yazmaya çalıştığım bu dergideki yazılarım hiç ilgilerini çekmemiş. Benim on yıldır o dergide yazdığımın farkında bile değiller. Siz bundan ne anlarsınız? İşte bir tezatlar silsilesi ile dolu cevaplar oluşturacak soru size...
Aslında benim bu toplantıdan aldığım en önemli mesaj ise; sektörü temsil eden tüm üst düzey yönetici arkadaşlarımın, sektörün en önemli sorununun haberleşme özgürlüğü olması gerektiğinin farkında olmadıklarıdır. Herkes sektörün mali sorunlarından bahsetti. Bir tek Sayın Yurtsan Atakan konuya ucundan değinmeye çalıştı. Hepsi o kadar.
Unutmayalım haberleşme özgürlüğü olmadığı takdirde, konuşacak ve iletişim kuracak kimseyi bulamayacaksınız. O zaman da, sektör olmayacak.
Kim bilir, belki de en doğrusu da o...
Eğer okudu iseniz teşekkürler.
Sevgiler