Sanal okuryazarlığın artması büyümeyi de beraberinde getiriyor

Alper Uygun

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) için Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştiren CA Technologies EMEA Başkanı Marco Comastri, ‘CA Profesyonel Sanal Okuryazarlık Araştırması’ sonuçlarını Türkiye’ deki şirketler için değerlendirdi.
Sayısal ortamın gün geçtikçe yaygınlaştığı ve önem kazandığı günümüzde, artık sanal okuryazarlığın önemi artıyor. Şirket yöneticilerinin daha nitelikli araştırmalar yapabilmesi ve bunun sonucunda alınan verimliliğin artırılabilmesi açısından önem taşıyan sayısal okuryazarlık oranı, CA Technologies’in yaptığı araştırma ile gözler önüne seriliyor. Dünya çapında 615 teknoloji başkanı ile yapılan araştırma ile yönetim kurulu seviyesinde sanal okuryazarlığın yetersiz olduğunu ortaya koydu. CA Technologies EMEA Başkanı Marco Comastri, Türk iş dünyası liderlerinin dikkatini “teknolojinin işletmelerdeki önemini ve değerini kavrama” konusuna çekti. Yapılan araştırmaya göre şirketlerin üst yönetiminde sayısal okuryazarlık eksikliğinin, şirketlerin daha hızlı büyümesine ve gelişmesine engel teşkil ettiği tespit edildi.

Peki, bu araştırma nasıl yapıldı?
CA technologies, araştırma için bağımsız bir pazar araştırma şirketi olan Vanson Bourne’u görevlendirdi. Rapor telekom, finans perakende ve üretim sektörlerinde 500 ya da daha fazla çalışanı olan kurumların teknoloji başkanları arasında gerçekleştirildi. 615 telefon görüşmesi ile sağlanan verilerle gerçekleştirilen araştırmada; İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Benelux ülkeleri, Avusturya, İsviçre, İsrail, İskandinav ülkeleri, Avustralya, Çin, Hong Kong, Hindistan, Malezya, Singapur, Kore, Tayvan, Tayland, Kanada ve ABD’den 30’ar, Portekiz’den ise 15 başkan ile görüşme gerçekleştirildi. “Dünyanın Halka Açık 2000 En Büyük Şirketi” listesinden araştırma için seçilen 685 başkanın kariyer adımları, şirketler üzerinden takip edilerek gerçekleştirildi.
Gerçekleştirilen basın toplantısında Marco Comastri Türkiye’deki durumu şu sözlerle değerlendirdi: “Türkiye’deki teknoloji başkanları, sayısal stratejik düşünme yaklaşımları ve karar verici düzeyindeki müzakere avantajları nedeniyle yönetim kurulunda güçlü bir pozisyonları bulunuyor. Buna rağmen, başkanların yarısından fazlası, üst düzey iş stratejilerinin oluşmasında katılımcı olarak yer almıyor. Kıdemli profesyonel yöneticiler seviyesinde sanal okuryazarlıkta yetersiz kalma durumu, pazardaki gelişmelere karşı atak davranamama, iş ve yatırım fırsatlarının kaçırılabilmesi, zayıf bir rekabetçilik anlayışı ve pazara anında müdahale edememek gibi sorunları da beraberinde getiriyor.”
Yönetim takımlarının BT’yi kurma çeviklik ve rekabet kazandıracak, organizasyonları büyütecek, süreçleri iyileştirecek bir değer olarak görmeleri gerektiğini söyleyen Comastri, bunun böyle yapılmadığını, tam tersine iş yapmanın bir maliyeti olarak gördüklerini belirtti. Comastri, şirketlerinin bu anlamda teknoloji başkanlarıyla daha yakın çalışarak, onların işin kendisiyle etkili bir iletişim kurabilen araçlara olan gereksinimini karşılamaya çalıştığını ifade etti.

“Biz Türkiye’de bu anlamda daha şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Özellikle finans ve telekom sektöründe üst düzey yöneticiler, teknolojinin işlerine katkısını görüp, Teknik Başkan’lara hem yatırım imkanı veriyor hem de onları karar süreçlerine dahil ediyor.” (İlkem Özar)
Toplantıya katılan bir diğer isim olan CA Türkiye Genel Müdürü İlkem Özar: Dünya çapında 30 ülkeden 500’ün üzerinde çalışanı olan şirketlerde görevli 615 teknik başkanın katılımıyla gerçekleştirilen bu araştırma sonuçlarının, özellikle verimliliğini artırma ve kendine büyüme hedefleri koymuş şirketler tarafından daha dikkatle incelenmesi gerektiğini belirtti. İlkem Özar teknik başkanların şirketlerin büyümesine olan katkıları ile ilgili olarak şunları söyledi:
“Biz Türkiye’de bu anlamda daha şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Özellikle finans ve telekom sektöründe üst düzey yöneticiler, teknolojinin işlerine katkısını görüp, teknik başkanlarına hem yatırım imkanı veriyor hem de onları karar süreçlerine dahil ediyor. Türkiye’deki bankaların Avrupa ve Amerika’daki rekabetine göre daha avantajlı olmasında da bu anlayışın önemli etkenlerden biri olduğunu düşünüyorum. Ancak tabi ki Türk şirketleri arasında da bu konuya daha fazla önem vermesi gereken yöneticiler de halen var. Teknolojinin otomasyonla sınırlı kalmayıp, şirketlerin yaratıcı ve daha verimli yöntemler ve iş yapış şekilleri geliştirebilmelerine olanak tanıyan bir araç olduğunun üst yönetim tarafınca görülmesi her geçen gün önem kazanmaktadır. Bunu fark edip, teknoloji imkânlarından daha etkili şekilde yararlanan yöneticiler, firmalarının performansını ve rekabet gücünü arttırmak konusunda avantaj sağlayıp, bir kaç adım öne geçmektedirler.”
Özar, Türk insanının yapısı olarak, müşteriye farklı hizmetler sunmak için sürekli yeni arayışlarda olan bir iş kültürü olduğu için Türkiye’de kurumsal sektörde BT-Bilişim Teknolojileri anlayışının daha yüksek çıkacağını düşündüğünü belirtti. “Türkiye geneline baktığımız zaman, yine BT’yi anlamayan üst yönetici sayısı yüksek çıkacaktır” diyen Özar, ancak İstanbul’da kurumsal ve büyük firmalar diye baktığımız zaman, çok ciddi anlamda teknolojinin pek çok olanağını rekabet için kullandıklarını bu nedenle bu oranın çok daha düşük çıkacağını ifade etti.
Şirketlerin BT’yi daha iyi anlamaları için ne yapılması gerektiğine değinen Özar, yapılanların özetle anlaşılabilir raporlar halinde sunulmasının, kullanılan bilgi işlem altyapısının doğru bir şekilde yönetilmesinin gerekliliğinden ve öneminden bahsetti. Özar konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bizim çözümlerimiz tam olarak bunları hedefliyor. Var olan platformu doğru yönetmek, var olan platformdaki müşteri hizmet seviyelerini doğru ölçümlemek, şikâyet yönetimini doğru yapmak ve güvenliği doğru yönetmek. Bu karmaşık gözüken teknoloji üstünde bir şemsiye şeklinde özetlenerek, buradan çıkan raporun da üst yönetimle paylaşıldığı takdirde, üst yöneticiler ve işi BT olmayanlar için çok daha anlaşılır kılınabilir.”
Özar ayrıca; “Teknolojiyi hem daha anlaşılır kılabilecek hem de ellerindeki imkânı en verimli şekilde kullanabilecekleri yeni yaratıcı yöntemler geliştirebilecekleri, ellerindeki kapasiteyi doğru analiz etmelerini ve böylelikle doğru yerlerde kullanabilmelerini sağlayacak çözümlerimiz var” dedi.
Özar, orta ölçekli firmalarda özellikle teknik başkanların veya şirket sahiplerinin “ya sen yap işte, bizi de çok bulaştırma” gibi bir tavırları olduğunu gözlemlediklerini, bu anlayıştan biraz daha çıkabilmeleri gerektiğini söyledi. Özar, artık medya, sosyal medya, haberleşme ve Telekom sektörünün tüketici ile iç içe olduğunu ve günün sonunda bütün firmalar, tüketicinin bu alanlarda geçirdiği vakitten nasıl yararlanabilmeleri gerektiğini, tüketiciye buradan nasıl en etkili şekilde ulaşabileceklerini firma verimliliğini arttırabilmek adına anlamaları gerektiğinden bahsetti.
Toplantıda Marco Comastri’ ye genellikle yönetim kurulundaki insanların yaşlarının çok yüksek olması konusunda ne düşündüğü soruldu. Comastri, bu çıkarımın kesinlikle doğru olduğunu, kendi fikrine göre bunun değişmesi gerektiğini, gençlerin daha çok fırsatlar doğuracağını düşündüğünü belirtti. Comastri ayrıca, kendi ülkesi İtalya’da da ne kadar yükseğe bakılırsa insanların yaşlarının o kadar yükseldiğini ifade etti. Comastri ayrıca, Türkiye deneyimi olmasının Türkiye’yi anlamada çok büyük yarar sağladığını belirtti. Türkiye’de büyük bir pazar ve yatırım alanı olduğunu ve tecrübesi sayesinde bunları tespit etme ve yerinde yatırımlar yapma konusunda kolaylık yaşadığını ifade etti.

 “…Stratejinin oluştuğu komitede aslında BT’yi bilen bir kişinin de mutlaka oturuyor olması lazım.” (İlkem Özar)
İlkem Özar toplantıda BT’yi bilen bir kişinin yönetim kurulundaki gerekliliği ile ilgili şöyle konuştu: “Bir karar alınırken ‘Pazara nasıl gideceğiz?’, ‘Yeni ne yapmalıyız?’, ‘Duyurusunu nasıl yapabiliriz?’ gibi belli kararlar verilirken stratejiler oluşturulurken o stratejinin oluşturulduğu komitede aslında BT’yi bilen bir kişinin de mutlaka oturuyor olması lazım. O da fikirlerini paylaşabilsin ve nereye gidildiğini anlayarak ona uygun alt yapıyı önerebilsin. Firmaların sadece finans kökenli olmayıp tek yönlü bir bakış açısından, çok yönlüye geçmesi lazım. Bunun bir kişi bünyesinde toplamak çok zor zaten. En azından bilgi işlemden anlayan ve bunun yönüne karar verebilecek, stratejik olarak davranabilecek bir kişinin firmada bulunup karar verme durumlarında, karar verme kurullarında, firmanın açılım yapmayı istediği zamanlarda, fikir paylaşımı sırasında BT’nin de olması gerekmektedir.”
“Bizim çözümlerimiz, özellikle son zamanlarda satın aldığımız çözümler, özellikle işlem olarak değil bir servis olarak görülmesi gerekmektedir. Örneğin, İnternet bankacılığını böyle görmeye başladık. Aslında müşteri İnternet sitesine girdiğinde veya alışveriş yaptığında aslında orada işini 3 dakika içinde veya 1 dakika içinde bitirmek istiyor ve 30 saniyeden fazla beklemek istemiyor. Benim bunu sağlamak için arkada bir çözüm oluşturmam lazım” Diyen Özar konuşmasını şöyle devam ettirdi: “Günümüzde artık satışları arttırmak çok önemli ama her karşılaştığımız yerde de ‘Maliyetlerimizi nasıl indirebiliriz?’ diye düşünülüyor. Örneğin, geçmişte bunu daha çok yapıyorduk. Eskiden problem olmasın diye gerekenden daha büyük bir sistem kuruyorduk, kapasite dolmasın diye. Hâlbuki o kapasiteyi doğru hesaplayabilirsem, ben de doğru ölçüde kapasiteyi koyarak, ne kadar zaman sonra bu kapasiteyi arttırmam gerektiğini hesaplayarak yapabilirim. Bütün bunların hesaplanması çok mümkün. Artık bunu yapan araçlar, iyileştirme ve benzetimler, bunu yöneten yazılımlar var. Bir yazılım geliştirelim bir uygulama geliştirelim, şunu yapsın; ama o uygulama ne kadar zamanda geliştirilebilir? Eldeki imkanları az kullanmak değil, doğru kullanabilmek önemli olan. CA Technologies olarak bizde bunların hepsinin çözümü var. Uygulamayı doğru yönetecek, sorun çıktığı zaman çözüm üretecek, müşteriye nasıl ulaştığını ölçebilmeyi sağlayacak çözümlerimiz var.”